Camların içinden

Günde kaç defa bir cama bakıyorsunuz? Ve neden? Dijital bir dünyaya yolculuk yapmak için. Analog dünyamızda bulamadıklarımızı orada aramak için…

Günlük hayatınızı bir düşünün. Evimizde, okulumuzda, iş yerimizde bir şeyleri görmek için hep camların arkasına bakıyoruz. Ben zaten sürekli bir camın arkasından bakıyorum da gözlük takmayanlar bile televizyon seyrederken, bilgisayar kullanırken, cep telefonuyla mesajlaşırken hatta pencereden dışarı bakarken hep bir camın içinden bakıyor. Muhtemelen şu anda beni bir camın arkasından izliyorsunuz.

İçinde yaşadığımız bu fiziksel/analog dünyamızdan dijital dünyaya yolculuk yapmak için bir çeşit geçiş portali bu camlar, pencereler. Dünyanın en yaygın işletim sistemine boşuna Windows dememişler!

DEVAMI ▷

Başlangıçlar ve Sonlar

“Bir varmış, bir yokmuş” diye başlar bizde masallar. Bir şeyin başlangıcına ve sonuna dikkat eder misiniz? Benim çok dikkatimi çeker. Başlangıçlar ve sonlar önemlidir.

Hani bazen bir kitabı elinize alırsınız ve sabırsızlıkla acaba sonunda ne olacak diye düşünürsünüz ya. Hatta dayanamayıp sayfalarını çevirip en sonunu okursunuz. İşte bunu yapmayın. Onun yerine kitabı yavaş yavaş bile olsa okuyun, bitirin. Bitince başını tekrar okuyun. Başlangıcıyla bitişi arasındaki farka ya da benzerliğe dikkat edin.

Gelin bunu film şeklinde anlatılan bir hikayede inceleyelim. Daha önce seyretmediyseniz bile “spoiler yok” merak etmeyin! “Gone Girl – Kayıp Kız” filminin başlangıcını görelim. Adı “Kayıp Kız” olan bir filmin başlangıcında ne görmeyi beklersiniz?

DEVAMI ▷

Pijamayla çalışmak – Başka bir şey

Bazı işleri yapmak için neden belli bir yere, belli bir saatte ve belli bir kıyafetle gitmek zorundayız? Evimizde, sıcak yatağımızda, pijamalarımızla çalışsak olmaz mı? Eğer doğru ve uygun işi seçersek neden olmasın?

Hani size daha önce “İş Görüşmesinde Sorulabilecek En İlginç 11 Soru“yu anlatmıştım ya. “Dört fil bir arabaya nasıl sığar?” tarzı sorular. Gerçi şimdilerde böyle sorulmuyor. Daha çok “Bir Boeing 747’ye kaç tane pin pon topu sığar?” tipi sorularla karşılaşıyoruz. Şimdi size bu tip sorular sormayan bir şirketten bahsedeceğim. Bu şirket size iş görüşmesinde soru sormuyor çünkü doğrudan işi veriyor. Şirketin bir ofisi yok ve 230 kadar çalışanı dünyanın 170 farklı şehrinde yaşıyor. Aralarındaki iletişim için e-posta bile kullanmıyorlar. Peki ne mi yapıyorlar? Gerçek hayattakine benzer şekilde sohbet ediyorlar, chatleşiyorlar ya da blog üzerinden haberleşiyorlar. Bunlar zaten bloggerların blog yazabilmesini sağlayan WordPress’i geliştiren şirket. Yani internetteki her 4 web sitesinden birinin çalışmasını sağlayan WordPress’i.

DEVAMI ▷

Filografikler

Tasarım karmaşadan sadelik çıkartma sanatıdır. Karmaşa deyince aklınıza sadece görsel bir karmaşıklık gelmesin. Soyut kavramları da sadeleştirebilirsiniz. Fikirleri görselleştirmekten bahsediyorum. Felsefeyle grafiği buluşturmak…

Gelin birlikte bunu yapmaya çalışalım. Benim kendime göre olaylara bir bakış açım var. Şöyle bir noktadan bakıyorum. Bana göre “doğru” bu noktadır. İşin doğrusu budur. Ama sana göre böyle olmayabilir. Sen de şu noktadan hareket ederek kendine bir dünya görüşü oluşturmuş olabilirsin. İkimizin aynı fikirde olduğu alanlar da var, farklı olduğu yerler de… Başka bir kişi başka bir noktadan bakar. Herkesin bakış açısı, değer yargıları birbirinden farklıdır. Bilgi dediğimiz şey göreceli olabilir. Sadece insandan insana değil, zamandan zamana, toplumdan topluma değişebilir. İşte genel olarak bu söylediklerim felsefe tarihinde Relativizm – Görecilik olarak adlandırılıyor. Felsefeciler tarafından ortaya konan bu düşüncenin fizikte de karşılığını görebiliyoruz. Kuantum fiziğine bağlı bilimsel ve kuramsal gelişmeler bu felsefi akımın da gelişmesine sebep olmuş. İşte üzerinde konuştukça derinleşebileceğiniz böylesine karmaşık bir konuyu görselleştirmek istiyorsunuz. Diyelim ki “Relativizm” üzerine bir konferans için poster tasarlayacaksınız. Nasıl yaparsınız? Bu karmaşının içinde sadeliği nasıl yakalarsınız? Aslında bunu yaptık bile.

DEVAMI ▷

İçinde her şey olan bir resim

Evinizin, odanızın duvarına sadece tek bir resim asmak durumunda kalsaydınız, nasıl bir resim seçerdiniz? Bu soru uzun zamandır zihnimi meşgul ediyordu. Geçenlerde kendi cevabımı galiba buldum.

Baktıkça bana ilham veren görselleri hep sevmişimdir. Geçenlerde bulduğum ve duvarıma asmak istediğim resim tam da böyle. İlham verici. Neden biliyor musunuz? Çünkü içinde her şey var. Her şey derken, gerçekten her şey. 13.8 milyar yaşında olduğu tahmin edilen evrendeki her şey. Dünya, güneş sistemi, yıldızlar, galaksiler, gök adalar. Bugüne kadar insanoğlunun gördüğü her şeyin bir araya toplandığı bir resim.

Bu da hemen aklıma dünyanın en iyi film açılış sahnelerinden birini getirdi. Filmlerde sahneler genellikle olayların geçtiği mekanı ve zamanı göstererek başlar. Bu filmde de böyle. Olaylar işte tam burada başlıyor. Bu gördüğünüz yerde. Yoksa bu duyduğunuz yerde mi demeliydim? Çünkü evreni gerçekten görebilmek için ona sadece bakmak yetmez. Aynı zamanda onu dinlemelisiniz. Duyduğunuz gürültü ve müzikten de anlayacağınız üzere modern zamanlardayız. Şimdi yavaş yavaş uzaklaşmaya başlıyoruz. Mesafeler arttıkça daha eski zamanlarda çıkarttığımız sesleri de işitiyoruz. Sadece mekanda değil zamanda da geriye doğru gidiyoruz. Contact – Mesaj filminin açılış sahnesi biraz uzun bir uzay/zaman yolculuğu olacağı için biz bu arada resmimize geri dönelim.

DEVAMI ▷

Hayat gibi oyun

YouTube’da video yapmaya başladıktan sonra fark ettiğim bir şey var. Buraların raconu oyun videosu yapmak. O yüzden ben de bir oyun videosu hazırlamaya karar verdim. Size hayat gibi bir oyundan bahsedeceğim.

Şimdiki oyunlarda hikaye çok önemli biliyorsunuz. Benim seçtiğim oyunun hikayesi oldukça eski. Yaklaşık 1500 yıl kadar önce bir alimle bir zalimin karşılaşmasıyla başlıyor. Zalim olan tahmin edebileceğiniz gibi bir kral. Hindistan’da yaşıyor ve savaşı çok seviyor. Halkı da bundan çok çektiği için artık dayanamayıp barışı çok seven alimden yardım istiyor. Alim düşünüyor taşınıyor. Sonunda en cahil ve zalim birinin bile hoşuna gidecek şahane bir çözüm buluyor. Bir oyun!

DEVAMI ▷

Zinciri Kırma

Hayatta uyguladığım en verimli prensiplerden ikisini paylaşmak istiyorum. İkincisini ben uydurdum, ama ilkini bir komedyenden öğrendim. Seinfeld’den. Kendisi der ki: “Zinciri Kırma!”

Seinfeld 90’lı yılların en önemli komedyenlerinden biri. Kendi adıyla yaptığı televizyon şovu bana göre gelmiş geçmiş en iyi sitcom – komedi dizisidir: “Hiç bir şey hakkında bir show.”

seinfeld

2007 yılında sevgili eşim Devletşah, Seinfeld’le ilgili bir makale okuyup bunu blogunda yazdı. Zinciri Kırmayın! O günden beri eşimle birlikte kendi hayatlarımızda bu kuralı pek çok alanda uygulamaya çalıştık ve işe yaradığını gördük. Uygulaması son derece basit bir prensip bu.

DEVAMI ▷