İyi Uykular, Kaliteli Uykunun Sırları

40 sabah erken kalkmaya devam ediyor muyuz? Bugün tam ortasını geçtik. 21.gün. Bazılarınız alışkanlık kazanmaya başladınız bile. Ama bazılarınız ne kadar denese de olmuyor öyle değil mi? Yeni bir alışkanlık kazanmak kolay değil. Boşuna mı size acı içinde uyanan insanları gösterip duruyorum.

Bana en çok sorduğunuz sorulardan biri “Kaçta yatalım? Kaç saat uyuyalım?” sorusu. Bu soruyu bana sormayın. Çünkü ben bir uyku uzmanı değilim. Kime sorun biliyor musunuz? Kendinize. Denemeler yapın. Sizin için ideal olan yatış ve kalkış saatlerinizi bulmaya çalışın.

Bir kısmınız benim kaçta yatıp kaçta kalktığımı sormuş. Hani size eğlenceli saatlerde kalkmanızı önermiştim ya, benim için en eğlenceli saatlerden biri 4:44. Normalde o saatte kalkardım ama #40sabahErkenKalk projesine ben de katıldığım için biraz daha erken kalkmaya başladım. Son 3 haftadır 22:30 civarında yatıp 04:30’da kalkıyorum. Yine size tavsiye ettiğim gibi sosyal medyada proje kapsamındaki paylaşımımı yapıyorum, bu etiketi paylaşanları desteklemeye çalışıyorum. Ama bu hep aynı şekilde devam etmeyecek. Örneğin proje bittikten sonra yani alışkanlığı kazandıktan sonra sabah uyanır uyanmaz internete, sosyal medyaya girmeyi düşünmüyorum. Belki bir selam verip kaçarım. Günün en verimli saatlerini çok daha üretken geçirmeye çalışmak lazım.

DEVAMI ▷

100000 aboneye 100000 teşekkür

Bir işi yaparken kendime hedef koymayı seviyorum. Bundan 11 ay önce YouTube’daki bu video kanalıma düzenli içerik üretmeye başlarken de kendime bir kaç hedef koymuştum. Mesela bir yıl içinde tam 1000 aboneye ulaşmak!

12 Mayıs 2015’te “2025’teki 5 teknolojik gelişme”yi tahmin etmeye çalışan bir videoyla başladım düzenli olarak haftalık içerik üretimine. Toplam 133 video olmuş ama bırakın 2025’i, 2016 yılını bile tahmin etmekte başarısız olduğumu görüyorum şimdi. Her zaman dediğim gibi büyük konuşmamak lazım. Hele gelecek hakkında…

Çünkü az önce 100000’inci kişi kanalıma abone oldu. Daha 1 yıl bile dolmadan kendime koyduğum hedefin 100 katı! Bunlar sadece sayısal hedefler. Bu hedeflere benden çok daha hızlı ulaşan ya da bundan çok daha büyük hedeflere koşan arkadaşlarım var YouTube’da. Hepsini tebrik ediyorum, çünkü yaptıkları iş kolay bir iş değil.

DEVAMI ▷

Kelimeler arasında

Bir kitabı okurken hep kelimelere odaklanırız değil mi? Kelimeler ve onların çağrıştırdığı anlamlar. Bu çok doğal. Peki hiç kelimelerin arasındakilere dikkat ettiniz mi? Anlamların oluşmasına yardım eden minik, mütevazi işaretlere?

Noktalama işaretleri. Her gün görüp de varlığına alıştığımız nesneler gibi. Yokluğunda fark ettiğimiz güzellikler gibi. Bazı yazarlar bunu bize hatırlatmak için bilinçli olarak onları yok ediyor.

Mesela James Joyce. Ünlü eseri Ulysses’in son bölümünde sadece iki tane nokta kullanmış. Demek ki kısa bir bölümmüş diye düşünebilirsiniz ama öyle değil. Bu bölümde İngiliz dilinde yazılmış en uzun cümlelerden biri var. Cümleye başlıyorsunuz ve 4391 kelime sonra noktayı görüyorsunuz. Böyle bir cümleyi okumak ne kadar sürer biliyor musunuz? Ben denedim, yaklaşık 45 dakika. Peki en uzun cümle hangi kitapta? Jonathan Coe’nun “The Rotters’ Club” adlı kitabında. Bu kitaptaki bir cümle 13955 kelime uzunluğunda. Okumadım ama okusaydım 2 saat filan sürerdi. Cümleler genellikle noktayla biter ve bir nefeste okunması beklenir. Böyle bir cümleyi bir nefeste okuyabilmek pek de kolay olmasa gerek 🙂

DEVAMI ▷

Beni uçabildiğine inandır Superman ya da Batman!

Batman ve Superman’in neden aynı filmde göründüğünü bilmiyorum. Çünkü henüz filmi izlemedim. Ama süper kahraman filmlerinin eskisi gibi görünmediğinin farkındayım. Bunun sorumlusu galiba bilgisayarlar. Yoksa onu kullanan tasarımcılar mı?

Benim için süper kahraman filmleri içinde Superman’in bambaşka bir yeri vardır. Superman serisinin ilk filminden bahsediyorum. Afişinde “bir insanın uçabileceğine inanacaksınız!” diyordu. Sadece bu söz bile bence çok şey vaat ediyor. Yapımı 5 yıl sürmüş bu filmin. Çünkü bir insanın uçabileceğine inandırmak teknolojik olarak çok zordu o yıllarda. Bilgisayarlar görsel efektler üretebilecek kadar hızlı değildi. O yüzden film yapımcıları ve yönetmenler “pratik efektler” üretmek zorundaydı. Minyatürler, maketler kullanmak, arka planı boyamak (matte painting) ya da oraya görüntü yansıtmak gibi çözümler üretiyorlardı. Bu çözümler bize ilkel gözüküyor olabilir. Çünkü şimdilerde hemen her şey bilgisayarlarla yapılıyor. CGI denilen “Computer Generated Images” yani bilgisayar tarafından üretilen görüntüleri izliyoruz. Süper kahramanları süperleştirmenin daha kolay bir yolu var mı? Açıkçası ben kolaycı bir insan değilim. O yüzden cevabını merak ettiğim asıl soru şu: yeni nesil görsel efektler daha mı inandırıcı?

DEVAMI ▷

#40sabahErkenKalk

Sabah baş ucundaki saat çalınca onu susturup uyumaya devam edenlerden misin? Erken kalkmanın faydalarını bilsen de bir türlü uyanamayanlardan mısın? O halde senin için bir projem var.

Arkadaşlar yeni projemizi açıklıyorum: #40sabahErkenKalk Arka arkaya 40 sabah boyunca erken kalkacağız. Saat kaçta? Onu bilemem. Bu biraz da şu anda kaçta kalktığınızla alakalı bir soru. Eğer sabah 7:00’de uyanıyorsanız 6:30’da kalkmayı deneyin. Ama ben sizin yerinizde olsam daha eğlenceli saatler seçerim. Mesela 5:55

Peki neden 40 sabah diyorum? Çünkü yeni bir alışkanlık geliştirmek için bunu sürekli tekrar etmek gerekir. Özellikle faydalı bir alışkanlık için çok sayıda tekrar şarttır. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama şu hayatta faydasız olan şeyleri yapmak genelde çok daha kolaydır. Mesela sağlıksız yiyecekler daha çok hoşunuza gider. Eğer #40sabahGecKalk gibi bir proje başlatsaydık bunu çok kolay hayata geçirirdik. Alışkanlık haline getirmek için iki sabah geç kalkmak yeter de artar bile. Üçüncü günün sabahı yepyeni bir alışkanlık kazanmış olursunuz.

DEVAMI ▷

Kumanda kimde?

Bugünkü videoya biraz daha farklı başlamaya ne dersiniz? Önce başka bir video izleyin. Eğer 8 dakikanız varsa hemen şimdi bu videoyu durdurun ve önce şu linkteki diğer videoyu bir izleyin. Sonra kaldığımız yerden devam ederiz.

Hala burada mısınız? Neden? Diğer videoyu izlemek için vaktiniz mi yoktu yoksa kumanda bende mi diyorsunuz? Neyi istersem onu izlerim. Elbette benim söylediklerimi yapmak zorunda değilsiniz. Ama yine de size göstermek istediğim bir şeyler var. İzleyin…

İzlediğiniz görüntüler “Kanıt” adında 8 dakikalık deneysel bir kısa filmdendi. Bundan 21 yıl önce Mart 1995’te çekildiği sırada sizin bir kısmınız belki de bu dünyada yoktu, bir kısmınız da filmdeki çocukların yaşındaydı.

DEVAMI ▷

Takım olan Mikrorobotlar

Robot deyince hayalinizde nasıl bir şey canlanıyor? Mesela oğlumun aklına Transformers, eşimin aklına da mutfak robotu geliyor. Bense çok daha küçük şeyler düşünüyorum.

Stanford Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, kendi ağırlığının binlerce katı yükü taşıyabilen robotlar üzerinde çalışıyor. Nasıl mı? Oldukça kompleks gibi görünen bazı problemleri çözmek için kopya çekerek. Bu araştırmacıların biyomimetik uzmanı olduğunu söylemiş miydim? “Biyo-mimetik” yani “Biyoloji” ve “Taklitçilik.” Yaptıkları şey doğadaki modelleri ve sistemleri inceleyerek insanlığın karmaşık problemlerine çözüm üretmek. Bahsettiğim örnekte çözülmesi gereken problemimiz: Kendi ağırlığının binlerce katı yükü taşıyabilmek. Doğada bunu taklit edebileceğimiz bir örnek var mı? Tabiki var! En favori hayvanlarımdan karıncalar.

DEVAMI ▷