Neden meslek tercihi yapmak resim yapmak kadar zordur?

Okul seçmek, meslek tercihi yapmak ne kadar zor değil mi? Çünkü bu aynı zamanda bir hayatı seçmek anlamına geliyor gibi bir noktaya gelmenizi istemem. Böyle düşünürseniz gerçekten çok gerilirsiniz. Hayat sizin seçtiğiniz okuldan ya da meslekten ibaret değil ki!

Bakın ben size hayatı nasıl gördüğümü anlatayım. Onu boş beyaz bir tuval gibi görüyorum. Doğuyoruz ve tuvalimizi boyamaya başlıyoruz. Başlangıçta her şey toz pembe. Çocukluk hayallerinizde ne kadar özgür ve dolayısıyla ne kadar özgün olduğunuzu bir düşünün. Gökyüzünün mavisi gibi. Tüm bu renkler yumuşak bir şekilde iç içe geçmiş bizi kucaklıyor.

Sonra okula gitmeye başlıyoruz. Hayat tuvalimize daha koyu renkler, daha sert çizgiler eklenmeye başlıyor. Çünkü bir şeyler öğrendikçe hayatın acı gerçekleriyle karşılaşıyoruz. Dünyanın kaç bucak olduğunu fark ediyoruz. Bizim gibi milyonlarcası daha var ve onlardan daha yüksek puanlar almamız gerekiyor. Paletimizdeki renkler A, B, C ve D seçenekleriyle sınırlanıyor. Kim olduğumuzsa bu seçeneklerden kaç tanesini doğru yanıtladığımıza bağlı olarak değişiyor. En çok doğruyu yapan en güzel üniversiteye gidiyor ve dolayısıyla da en güzel hayata sahip oluyor. Öyle mi? DEVAMI ▷

Geleceği Unutma: Damızlık Kızın Öyküsü’nü…

“In the desert there is no sign that says, Thou shalt not eat stones. Sufi proverb”
“Çölde, Taş Yememelisin diye emreden bir levha yoktur. Sufi Atasözü”

Distopik sanat eserlerini sever misiniz? Bu konuda ilk akla gelen, romanlar. George Orwell’ın 1984’ü, Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sı türün en önemli örneklerinden. Filmlerden V for Vandetta, Brazil ve Blade Runner benim favorilerimden.  Bunların hepsinde kötü, hastalıklı, anormal bir toplum anlatılır. O yüzden okunması ya da izlenmesi kolay olmayan, dolayısıyla herkese göre olmayan bir türdür. İnsanı gerçeklerle yüzleştirir. Sorular sordurtur. Eskiden çoğunlukla romanlarda ve filmlerde gördüğümüz bu türü artık dizilerde de görmeye başladık. Bugün size böyle bir diziden bahsetmek istiyorum: Damızlık Kızın Öyküsü’nden… DEVAMI ▷

İki ayda iki yıl tatil yapmış gibi yapmak

Çocukluğumda yaz tatilinde okumayı en çok sevdiğim kitaplardan biri Jules Verne’in İki Yıl Okul Tatiliydi. Tam bir çocukluk fantazisi. Yaşları 8 ila 14 arasında değişen 15 çocuk ıssız bir adada mahsur kalınca iki yıl zorunlu tatil yapıyorlar. Tabi onlarınkine tatil denebilirse. Gerçi yaşadıkları maceraları düşünürsek kelimenin tam anlamıyla bir tatil olduğunu söyleyebiliriz. Daha önce hiç yapmadığın şeyleri yapmak. Bana göre tatilin en güzel tanımlarından biri bu. DEVAMI ▷

Yaz için 7 kitap önerisi

Yaz geldi. Okullar kapandı. Üstüne üstlük bayram. Tabi siz bu videoyu bundan altı ay sonra da izliyor olabilirsiniz. O zaman öyle hayal edin. Bir simülasyon olsun sizin için. Yapmak zorunda olduğunuz işlere bir süreliğine ara verdiğinizi düşünün. Hayatınızın ıssız adasına gidiyorsunuz. İşte size yanınızda götürmek isteyebileceğiniz 7 tane kitap önerisi.

Huzursuzluk – Zülfü Livaneli

Bundan 33 yaz önce yaz tatilimi Mardin’de geçirmiştim. Zülfü Livaneli’nin son romanı “Huzursuzluk”da  bu kentle ilgili yazılmış şu satırlar beni yakaladı önce… DEVAMI ▷

Neden herkes farklı şekilde daire çiziyor?

Gelin sizinle bir deneme yapalım. Bu deneme için bir kağıt ve kaleme ihtiyacınız var. Bir daire çizeceksiniz. Hazırsanız hemen deneyin. Fazla düşünmenize gerek yok. Şöyle bir daire.

Çizime yukarıdan mı başladınız, yoksa aşağıdan mı? Saat yönünde mi çizdiniz, yoksa tersi yönde mi? Peki bu neden önemli? Belki de basit bir daireyi çizerken kullandığınız bu yöntem, dünyanın neresinden olduğunuzun, nasıl bir kültür ortamında yetiştiğinizin ipuçlarını verebilir. DEVAMI ▷

Dünyanın en çok animasyonu yapılan karakteri

Geçenlerde çok güzel bir animasyon izledim. Güzel kelimesi tam olarak ifade etmiyor aslında. Farklı. Çünkü sadece bilgisayardaki basit karakterler kullanılmış. ASCII tablosundaki karakterler. Yeni Zelanda’lı Simon Jansen tek başına oturmuş bilgisayarının başına ve başlamış basmaya klavyesindeki dikey çizgilere, yatay çizgilere, eşittir işaretine, parantez, diyez gibi sembollere. Star Wars’un ilk yayınlanan filmi olan Episode 4’ün 19 dakikasını sadece bu karakterleri kullanarak yapmış. DEVAMI ▷

Zamanı ve hayatı yönetmenin Japoncası: Kanban Tekniği

Yapacak bir sürü işiniz var değil mi? Çok meşgulsünüz, çok yoğun! Kafanız türlü şeyle dolu. Yapılması gerekenleri yazdığınız ve oraya buraya yapıştırdığınız tüm post-it’ler daha yazılmadan beyninizde birikmeye başlamış. Yarın sabah bunu yapmam lazım, sonra yarım kalan şu işi bitiririm, akşama da e-postalarıma, mesajlarıma cevap veririm, ooo Barış Özcan yeni video atmış, neyse onu sonra izlerim.

Üstüne üstlük herkes sizden bir şeyler bekliyor. Aileniz, arkadaşlarınız… Öğretmenleriniz, patronlarınız… İyi de kafalar çoktan çöp sepetine döndü bile. İnsanın daha hiç birine başlayamadan gidip dökesi geliyor. Çünkü kafanız bir çöp tenekesine döndüğünde her şey karmakarışıktır, birbirine girmiştir. Yapacağınız şeyleri doğru düzgün göremezsiniz bile. DEVAMI ▷