Sessizliğin sesindeki beyaz boşluk

4’33”

larger_2dd7923587d2bf9a229329ee78075d36

4 dakika 33 saniyelik sessizliğimin bir anlamı var. Videonun sonunda açıklayacağım. Farklı türden bir müzik icra ettim. Size sessizliğin sesini dinlettim. Beyaz bir gürültü gibi, boşluğun sesini. Beyaz boşluğun.

Müziği müzik yapan notalar kadar, onların arasındaki bu boşluklardır. Bir an coşkuyla dinlediğiniz müzik başka bir anda yavaşlar ve bazen tamamen durur. Bir süreliğine sessizliğin sesini dinletir size. Sonra tekrar yükselir. Az önce yaşadığınız sessizlik anı, şimdi dinlediğiniz melodiyi daha iyi duymanızı sağlar. DEVAMI ▷

Dünyanın en ünlü aslanı

Dünyanın en ünlü aslanı: Leo. Yüzlerce filmde oynadı. Kükrediğinde sizin için zaman duruverir. Gerçekliğe ara verirsiniz. Macerayı, güzelliği, sanatı buyur edersiniz.

Görür görmez tanıdınız değil mi? Metro Goldwyn Meyer – MGM film şirketinin maskotu Aslan Leo. Aslında bu logoda farklı dönemlerde bir değil tam yedi farklı aslan görev yapmış.

MGM Aslanı

Neredeyse 100 yıl önce aslan maskotu ilk kez kullanıldığında yapım şirketi henüz sadece Goldwyn’den ibaretti. Üstelik Slats adındaki bu aslan öylesine etrafı seyrediyordu. Kükremiyordu bile. Buna gerek yoktu. Çünkü sessiz sinema dönemiydi. 1917’lerden bahsediyorum. Dünyanın bu tarafında 1. Dünya Savaşı devam ediyor. Henüz Türkiye Cumhuriyeti kurulmamış. Diğer taraftaysa adamlar bir film yapım şirketinin logosunu tasarlayıp, maskotunu aslan yapma fikirleri üretiyor. Biz savaşmayı bitirip, Cumhuriyeti kurduğumuz dönemde, onlar haftada en az bir tane uzun metrajlı film üretebilmek için üç ayrı yapım şirketini birleştirip Metro Goldwyn Meyer haline gelmiş. Metro ve Meyer şirketleri aslan fikrini çok sevmişler. Hatta bu fikri alıp geliştirelim, artık sesli film dönemi başlıyor, bu aslanı kükretelim demişler. Bunun için de kükremesi etkileyici ikinci bir aslan bulmuşlar: Jackie. Sesini o zamanın en gelişmiş kayıt teknolojisi olan gramofonla kaydetmişler. Yani hayatında hiç gerçek bir aslan görmeyen insanlığın %99.9’unun duyduğu ilk aslan sesi Jackie’ye ait. Neden dünyanın en ünlü aslanı dediğimi anladınız mı? DEVAMI ▷

Yeni video serisi: OKU

Yeni bir video serisi başlatıyorum: OKU
Kitapların sevdiğiniz bölümlerinin fotoğrafını çekip #okurmusun @barisozcan yazarak Instagram’da paylaşın, birlikte okuyalım. İlk bölümde kendi yazdığım bir öyküyü okuyorum. Bakalım beğenecek misiniz?

Dünyanın en ünlü ve en şanslı uçan aslanı

Benim adım Leo.
Dünyanın en ünlü ve en şanslı uçan aslanıyım.

Aslanlar hiç uçar mı diye soran gözlerle bakmayın bana öyle. İnsanların uçması artık sizi nasıl şaşırtmıyorsa, bizim uçmamızı da kabullenmelisiniz. Afrika düzlüklerinde ava çıkan ormanlar kralı aslan mı kaldı bu devirde? Ben Dublin doğumluyum. İlk uçuşumu da şu an çalıştığım yer olan San Diego’ya gidebilmek için oradan yapmıştım. O zamana kadar hayatımda bırakın yabancı bir ülkeye gitmeyi, doğduğum hayvanat bahçesindeki kafesimden dışarı adımımı bile atmamıştım. Doğuştan tembel bir kediyim galiba ben. Neyse, nasıl uçtuğumu anladınız. Şimdi neden dünyanın en şanslı aslanı olduğumu anlatayım. İşim gereği San Diego’ya geldikten sonra bu kez New York’a uçmam gerekti. Bana uygun bir uçak bulamayınca, çalıştığım şirket sağolsun özel kafesli bir uçak imal etti. Tek motorlu “Spirit of St. Louis” tarzı bir uçak ama daha kısa kanatlı. İçine de yakıtını, suyu, sütü doldurdular. Onlar için ne kadar değerli olduğumu anlamışsınızdır. Şimdi düşünüyorum da ben aynı zamanda dünyanın özel uçağa sahip tek aslanıyım galiba. Uçak havalandıktan kısa bir süre sonra motoru teklemeye başladı, Arizona’nın üzerinden geçerken de tamamen durdu. Düşüşümüzü hayal meyal hatırlıyorum, hayvanat bahçesinde geçen çocukluk yıllarım gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçivermişti. Ölmedik. Ne ben, ne de pilotum. Kafesim bile sapasağlam duruyordu. Sanırım pilotun yüzündeki mutluluk ifadesinin bir sebebi de buydu. Bu ıssız yerde yardım istemek için yollara düşmeden önce bana bir kaç gün boyunca yetecek yemek ve su vermeyi ihmal etmedi. O gittikten tam dört gün sonra yardım ulaştı. Sonradan öğrendiğime göre, pilotumun telefonuna çıkan şirket görevlisinin ilk sorusu benim iyi olup olmadığımmış. İyiydim. Hem de çok iyi, aslan gibiydim. Atlattığım bu uçak kazası, ünvanlarıma bir de “en şanslı”yı eklemiş oldu. Ünüme ün kattı. Kısa bir tedavi sürecinin ardından toparlanmış ve tekrar iş başı yapmıştım. Boğazımı temizledim, sesimi kaydedecek gramofonun yanına yaklaştım. Kameranın hemen yanında duran yönetmenimin “ışıklar, ses, motor” komutunu duyunca kafamı önümdeki çemberden çıkardım ve olanca heybetimle kükredim! DEVAMI ▷

Açık Kaynaklı Evler

Açık kaynak fikrinin öncülerinden Linus Torvalds “Tilki gibi tembel ol” demişti. Her seferinde tekerleği yeniden icat etmeye hiç lüzum yok. Zaten mevcut olan şeyleri al ve kendi ihtiyaçlarına göre bunları uydur. Açık kaynak felsefesi. En temel ihtiyaçlarımızdan biri olan barınmak için de açık kaynak kullanabilir miyiz?

İnternette ziyaret ettiğiniz her 5 siteden biri WordPress içerik yönetim sistemiyle yapıldı. Benim web sitem de buna dahil. WordPress bir açık kaynaklı yazılım. Yani kodları ve tasarımı herkes tarafından görülüyor ve yapılıyor. İnternetten indiriyorsunuz. Kendi ihtiyaçlarınıza göre düzenliyorsunuz, tasarlıyorsunuz ve kendi sitenizi inşa ediyorsunuz. 

Bir yazılımın kaynağının açık olması, ondan herkesin faydalanabilmesi ya da herkesin katkı sağlayabilmesi fikri o kadar işe yaradı ki artık fiziksel dünyaya da sıçradı. Açık kaynaklı donanımlar ortaya çıkmaya başladı. Bunlar, herkesin indirip kendi kendine yapabileceği bedava paylaşılan planlardan oluşuyor. Bu planları internetten indirip 3B yazıcıdan bastırabiliyoruz. Açık kaynaklı 3B yazıcı planları bile var. Yani internetten 3B bir yazıcı planı indirip bunu 3B bir yazıcıdan bastırabiliriz. Makine yapan bir makine yapabiliriz. DEVAMI ▷

Mavi hap mı, kırmızı hap mı?

Bu senin son şansın. Bundan sonra geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin ne kadar derinlere gittiğini gösteririm. Unutma, sana vadettiğim tek şey hakikat, fazlası değil…

Seçim. Her gün yapmak zorundayız. Yaptığımız bazı seçimler bizi cahilliğin mutluluğunda bırakırken, bazıları hakikatin çölüne götürür. Ama neyi seçersek seçelim, bunun geri dönüşü yoktur.

Ya içinde yaşadığımız simülasyonda kalmaya yani uyumaya devam ederiz ya da uyanır ve gerçeklerle yüzleşiriz.

Matrix’de Morpheus’un Neo’ya sunduğu seçim, kötülük ve iyilik arasında. Gerçek kötülük olan cahillikle, gerçek iyilik olan bilgelik arasında. DEVAMI ▷

Kasım’da roman yazmak başkadır

Arkadaşlar, 1 Kasım’dan itibaren roman yazmaya başlıyoruz. Hepimiz! Çünkü dünyanın bizim yazacağımız romanlara ihtiyacı var…

Kasım. Ulusal roman yazma ayı. Orijinal adıyla National Novel Writing Month. Kısaca: NaNoWriMo.

Böyle bir etkinlik var. Tıpkı spor müsabakaları gibi her yıl tekrarlanıyor. 1999’dan beri her yıl Kasım ayında binlerce roman yazılıyor. Maraton koşmak gibi. Bacaklarınızla değil aklınızla, hayal gücünüzle koşuyorsunuz.

Adında “Ulusal” geçiyor ama çok kısa bir sürede “Uluslararası” bir kimliğe kavuşmuş. Antarktika dahil tüm kıtalardan ve neredeyse dünyadaki tüm ülkelerden katılım var. Ekim 2015 tarihi itibariyle NaNoWriMo.org web sitesine Türkiye’den kayıtlı 970 üye var. Çok az 🙁 2014’de tüm dünyadan 81 bini öğrenci olmak üzere toplam 325 bin kişi bu aktiviteye katılmış. Tabi katılan herkes roman yazamıyor ya da yazmaya başlasa da bitiremiyor. Ama bitirenlerden bazıları romanlarını çoktan bastırıp yayınlatmış bile. DEVAMI ▷