Featured Video Play Icon

Geleceğin müziğini geçmişin gözlerinde görmek

Geleceğin müziğini geçmişin gözlerinden görebilmek ister misiniz? O halde hem teknolojiyi hem de tasarımı kullanabilen bir sanatçının hayat hikayesine bir göz atalım.

Jean Michel Jarre. Öncü bir elektronik müzik sanatçısı. Bestelerinde çok fazla söz kullanmıyor. Çünkü sözler olmadan müzik, daha tanımlayıcı, daha açık olabilir. Bize daha iyi hikayeler anlatabilir.

Jarre gençliğinde resimle ilgilenmiş, sattığı resimlerle kendine müzik aletleri almış. Çünkü müzikle de bir ressam olabilirsiniz. Tuvalinize frekansları, sesleri yerleştirip, kulakları doyurabilirsiniz. Şimdi gözlerinizi kapatıp şunu dinleyin.

Duyduğunuz bu sesler analog bir ses sentezleyicisinde -bir syntheseizer’da- oluşturuluyor. Bir ressamın elektronik paleti. Boşluğa vurulan fırça darbeleri gibi. Evren genişliğinde bir tuvali boyuyor. Bu sesler, 1976’dan geliyor, Jean Michel Jarre’ın ilk popüler albümü Oxygène’in birinci bölümünü duydunuz. Ama size tanıdık gelecek olan kısım 4.bölüm. Bu melodiler çocukluğumun da ilk hatıraları. Uzay, evren, bilim, teknoloji gibi konuların fon müziği…

80’lerde bu tarz bir “sound” çok yaygın değildi. O yüzden kimileri Jean Michel Jarre için elektronik müziğin Mozart’ı diyor. Şimdi de şunu dinleyin. Klasik barok müzikten etkilenmediğini kim söyleyebilir?

Çin Halk Cumhuriyeti’ne konser vermek için davet edilen ilk Batılı müzisyen kim dersiniz? Burada da enteresan hikayeler var. 1981’de Pekin’de verdiği ilk konserde tüm hazırlıklar yapılıyor. Spor salonunun ortasına enstrümanlar yerleştiriliyor. Kablolar bağlanıyor. Önde protokol var, çünkü salonu çoğunlukla kamu görevlileri doldurmuş. Tam konsere başlayacaklar. Salonun elektrik tesisatının yeterli olmadığı anlaşılıyor. Tüm enstrümanlar elektronik olunca haliyle daha fazla güce ihtiyaç var. Neyse ki protokoldeki yöneticilerin de yardımıyla çevre mahallelerin elektriği kesilip salona güç takviyesi yapılıyor ve nihayet konser başlıyor. Başlıyor başlamasına da problemler bitmiyor. Konserin ortasında salonun yarısı birden bire boşalıyor. Çünkü o dönemde Pekin’deki belediye otobüsleri saat 10’a kadar çalışıyor. Neyse bu konserdeki katılım azlığı sizi şaşırtmasın. Birazdan durumun tam tersine döneceğini göreceksiniz.

Şu gördüğünüz albümün dünyada sadece bir kopyası var ve kimde olduğunu kimse bilmiyor. “Süpermarketler için müzik” adlı bu albüm bir sanat etkinliğinde alışveriş çılgınlığına vurgu yapmak için bestelenmişti ve açık artırmayla satışı yapıldıktan sonra bizzat Jarre tarafından tüm orjinal kayıtları yok edildi. Peki biz nasıl dinleyebiliyoruz? Yok edilmeden önce sadece bir kez Lüksemburg radyosunda yayınlandı ve Jarre hayranları bu radyo yayınını kaydeden kişilerden parçaları toplayıp YouTube’da neredeyse tüm albümü yayınladılar. Ses kalitesi çok düşük çünkü radyo kanalı o zamanlar FM değil AM bandından yayın yapıyormuş.

Şimdi size belki de hayatınızda duyabileceğiniz en dramatik etnik müzik parçalarından birini dinleteceğim: Zoolook. Hayvanların gözünden dünyaya bakış.

1985 Jarre ve Teksas’lılar için önemli bir tarih. Eyaletin 150. ve Houston’da bir fırlatma merkezi olan NASA’nın da 25. kuruluş yıldönümü. Houston’ın bir özelliği var. Kentte yeni bir gökdelen yapılabilmesi için daha öncekilere benzememesi gerekiyor. Dolayısıyla şehrin etkileyici bir silüeti oluşmuş. Bundan da faydalanıp tüm şehri bir sanat eserine çevirmek için ne gerekir? 2000 adet projektör, 370 metre yüksekliğinde dev ekranlar, havai fişekler, lazerler ve tabiki Jean Michel Jarre. Ha bir de 1,5 milyon civarında izleyici. Houston’daki bu konser o tarihte Guinness Rekorlar Kitabı’na en çok izleyicisi olan konser şeklinde kaydedildi ve bu rekor daha başlangıçtı.

Jarre konser hazırlıklarında Houston’lu astronotlarla da çalıştı. Bunlardan biri eski bir saksafoncu olan astronot Ronald McNair idi. Ron ve Jarre konserde çalınacak Rendez-vous isimli parçalardan sonuncusunu birlikte hazırlamaya karar verdiler. Canlı yayında Jarre synthesezier çalarken Ron da uzay mekiğinden saksafonuyla ona eşlik edecek, böylelikle bir yandan da yerçekimsiz ortamda bir deney yapılmış olacaktı. Olacaktı diyorum çünkü bu deney hiç bir zaman yapılamadı. Çünkü Ron’un bindiği uzay mekiğinin adı Challenger’dı ve fırlatmadan az sonra patlayarak parçalara ayrıldı. Son randevu gerçekleşememişti.

Konserler ve bunların ilginç hikayeleri devam etti. İngiltere rıhtımlarında, buz gibi bir havada yüzen platformların üzerinde… Mexico’da Teotihuacan piramitlerinin yanında güneş tutulması sırasında… Gerçi bu konser gerçekleşemedi, çünkü ekipmanları taşıyan kargo gemisi Atlantik okyanusunda battı. Paris’te verdiği konsere 2 milyon, Moskova’da verdiği konsere 3,5 milyon izleyici katılınca iki kez daha dünya rekorunu yinelemiş oldu.

İlginç zamanlarda, ilginç mekanlarda konser veren bu adamın bir konserine katılmayı hep istedim. En çok da 31 Aralık 1999 gecesi konserini vereceği yeri duyduğumda… Yeni milenyuma girerken vereceği konserin mekanı olarak Mısır’da piramitleri seçmişti. Maalesef bunu da kaçırdım. Ama 10 yıl sonra İstanbul’a geldiğinde ben de oradaydım ve şu görüntüleri kaydettim.

Jarre’ın yaşamında müziğin, sanatsal performansların yanı sıra teknolojiyi de bulabiliyorsunuz. Mesela telleri lazerden olan bir enstrüman hayal edin: Laser Harp. Ya da iki antene hiç dokunmadan ellerinizle oluşturduğunuz titreşimlerle çalabildiğiniz bir enstrüman: Theremin.

2004’de dünyanın ilk 5.1 çevresel ses sistemlerine uygun müzik albümünü piyasaya çıkardı. DVD formatında kaydedilmiş bu albümü bir yandan dinlerken bir yandan da Nikita filminin başrol oyuncusunun gözlerini izleyebiliyorsunuz. 1 saat 12 dakika boyunca… Geleceğin müziğini geçmişin gözlerinden görebiliyorsunuz.

 

 

 

Bir Cevap Yazın