Daha iyi öğrenmek için SODTİ tekniği

İstesek de istemesek de sürekli bir şeyler öğreniyoruz. Beynimiz hiç durmuyor. Ayrıca durmak da istemiyor. Geçenlerde sevdiğim YouTuber’lardan biri olan Vsauce bir deney yapmak için kendisini üç gün boyunca bir odaya kapattı. Dış dünyayla ilgisini kesti. Bunun için kullandığı oda tamamen beyazdı. Bembeyaz.

Amacı bu odada beynine gelen tüm sinyalleri, uyarıları engellemekti. Bir çeşit beynini durdurma çabası. Sonucunu kendiniz izlersiniz. Bizim konumuzla olan ilgisi şu: böyle bir şeyi sakın evde denemeyin. Çünkü beyni durdurabilmek mümkün değil. Sürekli öğrenmek zorunda. “Beynim almıyor” diye onu suçlayamayız.

DEVAMI ▷

Mükemmel olmak için kahverengi şeker yemeyin!

Mükemmel olmak için kahverengi şeker yemeyin! Aslında hiç şeker yemeyin. Neyse “şekersiz hayat” konusunu başka bir gün konuşuruz. Bugün mükemmellik yolundaki pürüzlere bakacağız. Ve o yolda gördüğümüz tüm kahverengi şekerlerin aslında işe yaradığını göreceğiz. Ama siz yine de yemeyin.

Ünlü şarkıcıların konser organizatörlerinden istedikleri garip şeyleri duymuşsunuzdur: az bulunan egzotik yiyecek-içecekler isteyenleri mi ararsınız (Katy Perry), sahne arkasında çıplak ayakla üzerinde dolaşmak için özel halılar sipariş ettirenleri mi (Rihanna), yoksa berber koltuğunu (Kanye West) ülke ülke dolaştıranları mı? Hepsini de bir dereceye kadar anlayabilirim. Sonuçta insanların belli standartları olabilir ve bunları korumak isteyebilir, hemen “şımarıklık” mı diyelim şimdi bu isteklere? Ama öyle bir müzik grubu var ki kendilerine “isteklerimizde sınır yoktur” adını verseler yakışır. “İsteklerimizde sınır yoktur’un yeni albümü çıktı, tüm müzik marketlerde” şeklinde bu adı cümle içinde kullanınca çok garip durduğu için onun yerine kendilerine “Van Halen” demişler. Bu grubun iki önemli özelliği var, 80’lere damgasını vuran Rock albümleri ve konser organizatörlerine gönderdikleri sözleşmeleri.

DEVAMI ▷

Stresle başa çıkmanın en iyi yolu

Stresle başa çıkmanın en iyi yolu nedir? Pek çoğunuzdan, özellikle öğrenci olanlarınızdan sıkça gelen bir soru bu. Cevabını birlikte aramaya ne dersiniz?

İtiraf edelim. Hepimiz stresteyiz. Günlük hayatımızda, okulda, evde, işyerinde, trafikte… Bütün bu karşılaştığımız zorluklar yetmezmiş gibi bir de bunlara ülke olarak yaşadığımız problemler eklenince iyice bunalıyoruz. Eskiden iki arkadaş oturup konuşurken ülkeyi kurtarırdık, artık bu da yetmiyor bize. Dünyayı kurtarmaya çalışıyoruz. Evdeki tırnak makasının körelmesinden tut, Trump’ın başkan olmasına kadar her şey bize dert! Stres kaynağı.

DEVAMI ▷

Soluk Mavi Nokta

Şairler astronot olsaydı neler hisseder, dünyayı nasıl tarif ederlerdi diye düşünürüm bazen. Bunu anlamanın en kolay yolu şairleşen astronotların sözlerine kulak vermek herhalde.

Size bir kaç fotoğraf göstermek istiyorum. İlki bu. Nasıl? Modern bir sanat eseri gibi değil mi? Aslında bu bir havaalanı. Sıradakini tahmin edebilir misiniz? Bir kömür madeni. Bu bir kasaba ve bu da bir yol kavşağı. Yüz yıl önce aynı yere aynı açıdan baksaydınız bu karelerdeki tasarımları göremeyecektiniz. New York’un ortasındaki Central Park’ta da, Kamboçya’daki Angkor Wat tapınağında da hep aynı şeyi fark ediyoruz. Doğal bir tasarımı şekillendirmeye çalışan insan tasarımları. Bir şeylere hükmetmek, ona sahip olmak ve şekillendirmek… Nedense bizim için çok önemli.

DEVAMI ▷

Palyaçolardan neden korkarız?

Bu yazı/video bazı izleyicileri rahatsız edecek ya da korkutacak bilgiler/görüntüler içerebilir. İhtiyatlı olunması tavsiye edilir.

Son bir kaç aydır ABD’nin farklı bölgelerinde palyaço kostümüyle dolaşan insanlar görülmeye başladı. Yollarda, parklarda ansızın beliren palyaçolar. Olayların sayısı o kadar artmış durumda ki sadece Ağustos ve Eylül döneminde saptanan 100’den fazla vakayla ilgili interaktif bir harita yapılmış. Gördüğünüz gibi sanki bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan esrarengiz bir akım. Neden böyle bir fenomenin ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. Bilinen şey hepimiz olmasa da bazılarımız palyaçolardan korkuyoruz. Hem de çok.

DEVAMI ▷

YouTube’un seçtiği 12 değişim elçisinden biri oldum #CreatorsforChange

YouTube tarihinde ilk kez “sosyal değişim için bir zirve toplantısı” düzenledi ve tüm dünyadan 150 kişiyi, Türkiye’den de beni davet etti.

Çok heyecan verici bir şey ama ayrıntıları duyunca daha da heyecanlanmaya başladım. Çünkü o 150 kişiden 12 kişiye de diğerlerine ilham verebilecek, örnek projeler yaptıkları için “değişim elçisi” ünvanını vermişler ve bunlardan birinin de ben olduğumu söylediler. Bu da yetmiyormuş gibi o 12 kişiden 3 kişiyi sahneye davet edip yaptıklarını diğer davetlilere anlatmalarını rica ettiler. Ve o 3 kişiden biri olarak da yine beni seçmişler.

Etkinliğin kamera arkasını kaydettim ve ayrıca yayınlamayı planlıyorum. Bu heyecanı her ne kadar anlık olarak Instagram.com/BarisOzcan Facebook.com/BarisOzcan ve Twitter.com/BarisOzcan adreslerinden aktarmaya çalıştıysam da buradan video olarak sıcağı sıcağına sizlerle paylaşmak ve teşekkür etmek istedim.

DEVAMI ▷

İyi Uykular, Kaliteli Uykunun Sırları

40 sabah erken kalkmaya devam ediyor muyuz? Bugün tam ortasını geçtik. 21.gün. Bazılarınız alışkanlık kazanmaya başladınız bile. Ama bazılarınız ne kadar denese de olmuyor öyle değil mi? Yeni bir alışkanlık kazanmak kolay değil. Boşuna mı size acı içinde uyanan insanları gösterip duruyorum.

Bana en çok sorduğunuz sorulardan biri “Kaçta yatalım? Kaç saat uyuyalım?” sorusu. Bu soruyu bana sormayın. Çünkü ben bir uyku uzmanı değilim. Kime sorun biliyor musunuz? Kendinize. Denemeler yapın. Sizin için ideal olan yatış ve kalkış saatlerinizi bulmaya çalışın.

Bir kısmınız benim kaçta yatıp kaçta kalktığımı sormuş. Hani size eğlenceli saatlerde kalkmanızı önermiştim ya, benim için en eğlenceli saatlerden biri 4:44. Normalde o saatte kalkardım ama #40sabahErkenKalk projesine ben de katıldığım için biraz daha erken kalkmaya başladım. Son 3 haftadır 22:30 civarında yatıp 04:30’da kalkıyorum. Yine size tavsiye ettiğim gibi sosyal medyada proje kapsamındaki paylaşımımı yapıyorum, bu etiketi paylaşanları desteklemeye çalışıyorum. Ama bu hep aynı şekilde devam etmeyecek. Örneğin proje bittikten sonra yani alışkanlığı kazandıktan sonra sabah uyanır uyanmaz internete, sosyal medyaya girmeyi düşünmüyorum. Belki bir selam verip kaçarım. Günün en verimli saatlerini çok daha üretken geçirmeye çalışmak lazım.

DEVAMI ▷