100000 aboneye 100000 teşekkür

Bir işi yaparken kendime hedef koymayı seviyorum. Bundan 11 ay önce YouTube’daki bu video kanalıma düzenli içerik üretmeye başlarken de kendime bir kaç hedef koymuştum. Mesela bir yıl içinde tam 1000 aboneye ulaşmak!

12 Mayıs 2015’te “2025’teki 5 teknolojik gelişme”yi tahmin etmeye çalışan bir videoyla başladım düzenli olarak haftalık içerik üretimine. Toplam 133 video olmuş ama bırakın 2025’i, 2016 yılını bile tahmin etmekte başarısız olduğumu görüyorum şimdi. Her zaman dediğim gibi büyük konuşmamak lazım. Hele gelecek hakkında…

Çünkü az önce 100000’inci kişi kanalıma abone oldu. Daha 1 yıl bile dolmadan kendime koyduğum hedefin 100 katı! Bunlar sadece sayısal hedefler. Bu hedeflere benden çok daha hızlı ulaşan ya da bundan çok daha büyük hedeflere koşan arkadaşlarım var YouTube’da. Hepsini tebrik ediyorum, çünkü yaptıkları iş kolay bir iş değil.

DEVAMI ▷

#40sabahErkenKalk

Sabah baş ucundaki saat çalınca onu susturup uyumaya devam edenlerden misin? Erken kalkmanın faydalarını bilsen de bir türlü uyanamayanlardan mısın? O halde senin için bir projem var.

Arkadaşlar yeni projemizi açıklıyorum: #40sabahErkenKalk Arka arkaya 40 sabah boyunca erken kalkacağız. Saat kaçta? Onu bilemem. Bu biraz da şu anda kaçta kalktığınızla alakalı bir soru. Eğer sabah 7:00’de uyanıyorsanız 6:30’da kalkmayı deneyin. Ama ben sizin yerinizde olsam daha eğlenceli saatler seçerim. Mesela 5:55

Peki neden 40 sabah diyorum? Çünkü yeni bir alışkanlık geliştirmek için bunu sürekli tekrar etmek gerekir. Özellikle faydalı bir alışkanlık için çok sayıda tekrar şarttır. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama şu hayatta faydasız olan şeyleri yapmak genelde çok daha kolaydır. Mesela sağlıksız yiyecekler daha çok hoşunuza gider. Eğer #40sabahGecKalk gibi bir proje başlatsaydık bunu çok kolay hayata geçirirdik. Alışkanlık haline getirmek için iki sabah geç kalkmak yeter de artar bile. Üçüncü günün sabahı yepyeni bir alışkanlık kazanmış olursunuz.

DEVAMI ▷

Çok gezen ne bilir?

Hayatımızın 15-20 yılını okullarda, sınıflarda ders çalışarak, “okuyarak” ve “oturarak” geçiriyoruz. Peki tüm bu okulları bitirip mezun olduktan sonra hayata hazır mıyız? Yoksa sadece sudan çıkmış balık mıyız? Bir şeyleri öğrenmek için bu kadar oturmak yeter, biraz da kalkıp gezmeye ne dersiniz?

Kendimizi geliştirmek için yapabileceğimiz en güzel faaliyetlerden biri gezmektir, seyahat etmek. Yeni yerler görmek, insanlarla tanışmak. Gezmek bize neler kazandırır biliyor musunuz?

Her şeyden önce yeni bir dil öğrenirsiniz. Hem de yaşayan halini. Sokakta konuşulan gerçek bir dil. Tamamını öğrenmek zorunda değilsiniz. Buna gerek de yok. İnsanlarla anlaşabilmek için vücudunuzla yapacağınız bir jest, yüzünüzdeki bir gülümseme çoğu zaman yeterli olacaktır.

Özellikle İngilizce öğrenmeye çalışanlara sesleniyorum. Bir dili konuşabilmek için önce onun bütün kurallarını mükemmel bir şekilde öğrenmeye çalışırsanız çoğu zaman yarı yolda sıkılıp  bırakırsınız. Seyahat etmek bu anlamda işinizi kolaylaştırır. Ana dili İngilizce olan insanların bile hiç de mükemmel konuşmadığını fark edersiniz ve kendinize olan güveniniz yerine gelir.

DEVAMI ▷

Japonya hakkında ilginç bilgiler

Japonya en çok merak ettiğim ülkelerden biri. Oraya yapacağım bir seyahat öncesinde ülke hakkında enteresan bilgileri araştırdım. Bulduklarım gerçekten çok şaşırtıcı.

Her şeyden önce Japonlar kendi ülkelerine Japonya demiyor. “Nihon” veya “Nippon” diyorlar. Bunun anlamı “güneşin yükseldiği yer.”

Japonya bir adalar ülkesi. 6852 ada var ama bunların 430 tanesinde insan yaşıyor. Toplam 127 milyon insan. Nüfus bakımından dünyanın 10. ülkesi. Tokyo etrafındaki alanlarla birlikte 35 milyon nüfusa sahip ve dünyanın en büyük metropol alanı. Ayrıca dünyanın en pahalı ikinci kenti.

Dünyadaki robotların yarısı Japonya’da. Japonlar teknolojinin pek çok alanında olduğu gibi robotlar konusunda da öncüler ve ASIMO gibi insana benzeyen robotlar yapma konusunda çalışıyorlar.

DEVAMI ▷

Sevgililer gününe mektup

Sevgili sevgililer günü. Bu satırları okuduğunda senin günün çoktan gelmiş, hatta belki de geçmiş olacak. En son ne zaman birinden mektup aldın bilmiyorum. Bak e-posta demiyorum. Mektup. Hani kağıtların üzerine kalemle yazılıp bir zarfa konulan türden gerçek bir mektup. Ben almayalı çok uzun zaman oldu.

Madem artık kimseden mektup alamıyorum, bari ben bir mektup yazayım dedim. Hem de hiç tanımadığım birisine. İşte okuduğun şu satırların yazılma nedeni bu. Senin gerçek olup olmadığını bile bilmiyorum. En son bu duyguyla İtalya seyahatimde karşılaşmıştım. Verona’da. Orada Juliet’in yaşadığı söylenen bir ev vardı. E sen sevgililer günü olduğuna göre Juliet’i kesin tanırsın. Evinin önü o kadar kalabalıktı ki. Dış kapıdan avluya zorlukla ilerlerken evinin duvarlarında binlerce ismin yazılı olduğunu gördüm. Sevgililerin isimleri. Söylenene göre bu duvara sevgilinin ismini yazmak şans getirirmiş. Şans getirdiği söylenen bir şey daha var ama senin yaşını bilmediğim için onu burada yazmayayım. Orada aşkını ölümsüzleştirmek isteyenlerin yaptığı başka bir şey daha var. Juliet’e mektup yazmak. Yani hiç tanımadıkları birine.

DEVAMI ▷

Zinciri Kırma

Hayatta uyguladığım en verimli prensiplerden ikisini paylaşmak istiyorum. İkincisini ben uydurdum, ama ilkini bir komedyenden öğrendim. Seinfeld’den. Kendisi der ki: “Zinciri Kırma!”

“2017’de Zinciri Kırma” takvimine şuradan ulaşabilirsiniz.

Seinfeld 90’lı yılların en önemli komedyenlerinden biri. Kendi adıyla yaptığı televizyon şovu bana göre gelmiş geçmiş en iyi sitcom – komedi dizisidir: “Hiç bir şey hakkında bir show.”

seinfeld

2007 yılında sevgili eşim Devletşah, Seinfeld’le ilgili bir makale okuyup bunu blogunda yazdı. Zinciri Kırmayın! O günden beri eşimle birlikte kendi hayatlarımızda bu kuralı pek çok alanda uygulamaya çalıştık ve işe yaradığını gördük. Uygulaması son derece basit bir prensip bu.

DEVAMI ▷

İş görüşmesinde sorulabilecek en ilginç 11 soru

Hayatta en az bir kere iş görüşmesi yapmışsınızdır. Henüz yapmadıysanız gelecekte yapacaksınız. İster masanın işveren tarafında ister başvuran tarafında oturun, bir iş görüşmesinin özü sorulardır. Birisini gerçekten tanımak için ona ne sorardınız?

Kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz? En klasik mülakat sorularından biridir. Ne bileyim nerede? Kısmetse burada görmek istiyorum 🙂 Şaka bir yana böyle bir sorudaki amaç açık bir kariyer hedefinizin olup olmadığını öğrenmektir. Ben bu klasik soruların değil de farklı soruların hayranıyım. Onların peşine düştüm. Mesela “Ne kadar tuhafsınız?” sorusu. Evet bu gerçek bir mülakat sorusu ve bir online alışveriş sitesinde çalışmak isteyen adaylara soruluyormuş. Buna nasıl cevap verilebilir ki? İşte bir başkası “Kendinizi tek bir kelimeyle tanımlayabilir misiniz?”

DEVAMI ▷