Mavi hap mı, kırmızı hap mı?

Bu senin son şansın. Bundan sonra geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin ne kadar derinlere gittiğini gösteririm. Unutma, sana vadettiğim tek şey hakikat, fazlası değil…

Seçim. Her gün yapmak zorundayız. Yaptığımız bazı seçimler bizi cahilliğin mutluluğunda bırakırken, bazıları hakikatin çölüne götürür. Ama neyi seçersek seçelim, bunun geri dönüşü yoktur.

Ya içinde yaşadığımız simülasyonda kalmaya yani uyumaya devam ederiz ya da uyanır ve gerçeklerle yüzleşiriz.

Matrix’de Morpheus’un Neo’ya sunduğu seçim, kötülük ve iyilik arasında. Gerçek kötülük olan cahillikle, gerçek iyilik olan bilgelik arasında.

DEVAMI ▷

Geleceğe hoşgeldiniz

Bu videoyu yayına verdiğim şu an saat 4:29. Tarih 21 Ekim 2015. Geleceğe dönüş filminde Marty McFly tam bu ana yolculuk yapıyordu. Geleceğe hoşgeldiniz.

Geleceğe dönüş filmlerinin evreninde olaylar 1985 yılında başlıyor. Kahramanımız önce 1955 sonra da 2015 yılına yolculuk yapıyor. Yani 30 yıl geçmişe ve 30 yıl geleceğe. Zamandaki bu 30 yıllık atlamalar tesadüf değil. Kahramanımızı tam bir nesil öncesine gönderiyorlar. Kendi yaşındaki anne – babasıyla karşılaştırmak için özellikle böyle bir aralık seçilmiş. Ama benim daha çok geleceğe yaptığı yolculuk ilgimi çekiyor. Yani bir nesil sonrasıyla, kendi çocuklarıyla karşılaşmak için yaptığı yolculuk.

DEVAMI ▷

Gölgelerin gücü silüetler

“Gölgelerin gücü adına!” diye bağıran bir çizgi film kahramanı vardı eskiden. Ben bunu “görünmeyenin gücü adına” diye çeviriyorum. Çünkü sanatta bir şeyi gölgede bırakmak, silüet haline getirmek, en az onu göstermek kadar güçlü olabilir.

Barisozcan-siluet

Paris’e yaptığım bir seyahatte hatıra olsun diye siyah fon kağıdından portremi kestirmiştim. Çünkü o yıllarda cep telefonundan selfie çekilemiyordu. Ama insanlardaki motivasyon hep aynıdır. Güzel bir an yakaladığında o anı ve içinde kendisini dondurmak, kaydetmek, adeta ölümsüzleştirmek ister. Bu 300 yıl önce de aynıydı. O zamanlar henüz fotoğraf makinesi icad edilmediği için kendi “selfie”sini çektiremeyen insanlar resim veya heykelini yaptırırdı. 18. yüzyılda çok sert ekonomik yaptırımlar uygulayan Fransız maliye bakanı yüzünden resmini yaptıramayan halk, bu işi ucuz yoldan çözmenin yolunu buldu. Siyah bir kağıdı keserek profil portrelerini yaptırmaya başladı. Mecburen seçtikleri bu ucuz yönteme de “silüet” dediler çünkü onları bu duruma sokan maliye bakanının adı Étienne de Silhouette idi.

DEVAMI ▷

Mr. Robot’la kuralları yıkmak

Matrix filminden yola çıkarak fotoğrafçılıkta kullanılabilecek 9 kompozisyon kuralını incelemiştik. Kuralları öğrenip yerli yerinde kullanmaya başladıktan sonra yapılması gereken şey nedir? Onları yıkmak! Bunun için Mr.Robot dizisini kullanacağız.

Mr. Robot dizisinde Elliot ve Tyrell'in ilk karşılaşması

Mr. Robot’daki baş karakterimiz bir siber güvenlik firmasında çalışıyor. Bu plandaki kompozisyona bakarak hemen onun kravatlı / takım elbiseli yani beyaz yakalı adam olduğunu zannetmeyin. Bizim adamımız çekingen, utangaç, antisosyal. O yüzden baskın karakter ayakta durup elleri cebinde konuşuyorken o çerçevemizin alt tarafında adeta ezilmiş durumda. Buraya kadar kompozisyon kuralları açısından hiç bir problem yok. Üçler kuralı uygulanmış. Her iki karakter de olması gerektiği gibi çizgilerin üzerine yerleştirilmiş.

DEVAMI ▷

Daha iyi fotoğraf çekmek için… Film izleyin! Matrix’ten 9 kompozisyon kuralı

Hepimiz daha iyi fotoğraflar çekmek istiyoruz. Bunun için daha iyi görmeyi öğrenmemiz lazım. Peki gözümüzü nasıl eğitebiliriz? Bugüne kadar pek çok farklı yöntem duymuş veya denemiş olabilirsiniz ama ben size gözünüzü eğitmek için bambaşka bir yol önereceğim: bol bol film izleyin! Gelin size filmler yardımıyla nasıl daha iyi görebileceğinizi göstereyim.

Evet, bol bol film izleyin. Ama gerçekten, görmeye çalışarak izleyin. Biz film diyoruz ama İngilizce’de “motion picture” da deniyor, yani hareketli resimler. Aslında her saniye bize 24 tane fotoğraf karesi gösteriliyor. E bundan iyi eğitim mi olur? Hem de hızlandırılmış eğitim.

Şimdi size çok sevdiğim klasik bir bilim kurgu filminden, 99 yapımı Matrix’ten bir sahne göstereceğim ve bu sahne üzerinden fotoğrafta kompozisyon tekniklerini inceleyeceğiz.

İlk kuralımız “Rule of thirds (üçler kuralı)”

DEVAMI ▷

Ex Machina ya da makineler düşünebilir mi?

Hepimizin cebinde yapay bir zeka var. İnternette yaptığımız her arama aslında kişiliğimizle ilgili önemli bir ipucunu da karşıdaki arama motoruna veriyor. Yani bir bilgisayara, yani hesap yapabilen ve yavaş yavaş düşünmeyi öğrenen bir makinaya içimizi açıyoruz. Bu makina günün birinde insan kadar zeki olursa ne yapar? exMachina filminin hikayesi bu sorunun etrafında dönüyor.

Son yıllarda izlediğim en iyi bilimkurgu filmlerinden biri. Film ilk bakışta Her, AI, Matrix, Pinokyo, Metropolis, Ghost in the Shell, Blade Runner gibi filmlere benziyor. Felsefi sorulara kapı açan, bir kaç kez izlenmesi gereken, çok katmanlı bir film.

Hikayemiz -anlayabildiğim ya da tahmin edebildiği kadarıyla- “singularity” yani tekillik zamanında geçiyor. Yakın gelecekte yapay zekanın insan zekasının ötesine geçeceği varsayımsal bir nokta, bir zaman adeta teknolojik bir milat. Varsayımsal yani farazii. Bu kelimenin altını çiziyorum. Peki bu nokta geldiğinde robotların bizden daha zeki olduğunu nasıl anlayacağız? Öncelikle “makinalar düşünebilir mi?” Aslında felsefi arka planını Dekart’a kadar götürebileceğimiz bu soru 1950’de Alan Turing tarafından da soruldu ve Turing testi ortaya çıktı.

DEVAMI ▷

Hikayede duygu, Wall-e, robotlar ve kalbe dokunmak

Ne anlatırsanız anlatın, tüm ruhunuzu açarak, karşınızdakinin kalbine dokunmaya çalışın

İnsanlar binlerce yıldır birbirlerine hikayeler anlatıyorlar. Hikaye anlatma tekniklerimiz çok değişti. Yaklaşık 100 yıllık bir geçmişiyle henüz çok genç olan sinema bile kendi tekniklerini doğurdu, geliştirdi ve sürekli olarak değiştirmeye devam ediyor. Bütün bu değişimler içerisinde temel kalan ve belki de hiç değişmeyecek olan bir şey var. Hikayenin kahramanlarıyla dinleyenler arasındaki duygusal ilişki. Bunu hikaye anlatımında sürekli yeni teknikler deneyen Peter Jackson da itiraf ediyor. Film yapımının hiç bir zaman temelli değişmeyeceğini söylüyor: “Çünkü bu, oyuncuların söylediği sözler ya da o anı yaşamaları esnasında izleyicinin kalbine dokunup dokunmamalarıyla ilgili bir şey”.

DEVAMI ▷