Yıldız Savaşları – Hiç Bitmeyecek Bir Hikaye

Hayatımda sinemada izlediğim ikinci film Star Wars’tur. Yıl 1980. Film üç yıl gecikmeyle Türkiye’de gösterimde. Artık olmayan Üsküdar Sunar Sineması’nın karanlık salonunda 6 yaşında bir çocuğun gözlerini hayal edin ve o gözlerden yansıyan filmin ilk görüntülerini…

star-wars-illustration

Konuyu hala bilmeyen insanlığın %1’i için kısa bir özet. Filmin adı Yıldız Savaşları. Alternatif bir evrende geçiyor; çok çok uzun zaman önce, unutulmuş zamanlarda, uzak bir galakside. Tüm iyi hikayelerde olduğu gibi iyiler ve kötüler arasındaki mücadeleyi anlatıyor. Tüm iyi filmlerde olduğu gibi (bkz: Godfather) bir ailenin başından geçenlere tanık oluyoruz. Bu kez ailenin babası Godfather değil Darth Vader. Filmdeki kötülüğün neredeyse cisimleşmiş bir sembolü. Aslında eskiden en iyilerdenmiş ama sonradan bozulmuş, karanlık tarafa geçmiş. Zaten hep böyle olur en iyiler bir bozuldu mu, ortalama biri olarak kalamaz en kötüye dönüşüverir. En iyilere Jedi deniyor. Galakside korunması gereken en önemli şeyleri, barışı ve adaleti koruyorlar. Bunun için gerektiğinde savaşmaktan çekinmiyorlar. Kullandıkları temel silah ise ışın kılıcı.

DEVAMI ▷

Dünyanın en ünlü aslanı

Dünyanın en ünlü aslanı: Leo. Yüzlerce filmde oynadı. Kükrediğinde sizin için zaman duruverir. Gerçekliğe ara verirsiniz. Macerayı, güzelliği, sanatı buyur edersiniz.

Görür görmez tanıdınız değil mi? Metro Goldwyn Meyer – MGM film şirketinin maskotu Aslan Leo. Aslında bu logoda farklı dönemlerde bir değil tam yedi farklı aslan görev yapmış.

MGM Aslanı

Neredeyse 100 yıl önce aslan maskotu ilk kez kullanıldığında yapım şirketi henüz sadece Goldwyn’den ibaretti. Üstelik Slats adındaki bu aslan öylesine etrafı seyrediyordu. Kükremiyordu bile. Buna gerek yoktu. Çünkü sessiz sinema dönemiydi. 1917’lerden bahsediyorum. Dünyanın bu tarafında 1. Dünya Savaşı devam ediyor. Henüz Türkiye Cumhuriyeti kurulmamış. Diğer taraftaysa adamlar bir film yapım şirketinin logosunu tasarlayıp, maskotunu aslan yapma fikirleri üretiyor. Biz savaşmayı bitirip, Cumhuriyeti kurduğumuz dönemde, onlar haftada en az bir tane uzun metrajlı film üretebilmek için üç ayrı yapım şirketini birleştirip Metro Goldwyn Meyer haline gelmiş. Metro ve Meyer şirketleri aslan fikrini çok sevmişler. Hatta bu fikri alıp geliştirelim, artık sesli film dönemi başlıyor, bu aslanı kükretelim demişler. Bunun için de kükremesi etkileyici ikinci bir aslan bulmuşlar: Jackie. Sesini o zamanın en gelişmiş kayıt teknolojisi olan gramofonla kaydetmişler. Yani hayatında hiç gerçek bir aslan görmeyen insanlığın %99.9’unun duyduğu ilk aslan sesi Jackie’ye ait. Neden dünyanın en ünlü aslanı dediğimi anladınız mı?

DEVAMI ▷

Mavi hap mı, kırmızı hap mı?

Bu senin son şansın. Bundan sonra geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin ne kadar derinlere gittiğini gösteririm. Unutma, sana vadettiğim tek şey hakikat, fazlası değil…

Seçim. Her gün yapmak zorundayız. Yaptığımız bazı seçimler bizi cahilliğin mutluluğunda bırakırken, bazıları hakikatin çölüne götürür. Ama neyi seçersek seçelim, bunun geri dönüşü yoktur.

Ya içinde yaşadığımız simülasyonda kalmaya yani uyumaya devam ederiz ya da uyanır ve gerçeklerle yüzleşiriz.

Matrix’de Morpheus’un Neo’ya sunduğu seçim, kötülük ve iyilik arasında. Gerçek kötülük olan cahillikle, gerçek iyilik olan bilgelik arasında.

DEVAMI ▷

Geleceğe hoşgeldiniz

Bu videoyu yayına verdiğim şu an saat 4:29. Tarih 21 Ekim 2015. Geleceğe dönüş filminde Marty McFly tam bu ana yolculuk yapıyordu. Geleceğe hoşgeldiniz.

Geleceğe dönüş filmlerinin evreninde olaylar 1985 yılında başlıyor. Kahramanımız önce 1955 sonra da 2015 yılına yolculuk yapıyor. Yani 30 yıl geçmişe ve 30 yıl geleceğe. Zamandaki bu 30 yıllık atlamalar tesadüf değil. Kahramanımızı tam bir nesil öncesine gönderiyorlar. Kendi yaşındaki anne – babasıyla karşılaştırmak için özellikle böyle bir aralık seçilmiş. Ama benim daha çok geleceğe yaptığı yolculuk ilgimi çekiyor. Yani bir nesil sonrasıyla, kendi çocuklarıyla karşılaşmak için yaptığı yolculuk.

DEVAMI ▷

Gölgelerin gücü silüetler

“Gölgelerin gücü adına!” diye bağıran bir çizgi film kahramanı vardı eskiden. Ben bunu “görünmeyenin gücü adına” diye çeviriyorum. Çünkü sanatta bir şeyi gölgede bırakmak, silüet haline getirmek, en az onu göstermek kadar güçlü olabilir.

Barisozcan-siluet

Paris’e yaptığım bir seyahatte hatıra olsun diye siyah fon kağıdından portremi kestirmiştim. Çünkü o yıllarda cep telefonundan selfie çekilemiyordu. Ama insanlardaki motivasyon hep aynıdır. Güzel bir an yakaladığında o anı ve içinde kendisini dondurmak, kaydetmek, adeta ölümsüzleştirmek ister. Bu 300 yıl önce de aynıydı. O zamanlar henüz fotoğraf makinesi icad edilmediği için kendi “selfie”sini çektiremeyen insanlar resim veya heykelini yaptırırdı. 18. yüzyılda çok sert ekonomik yaptırımlar uygulayan Fransız maliye bakanı yüzünden resmini yaptıramayan halk, bu işi ucuz yoldan çözmenin yolunu buldu. Siyah bir kağıdı keserek profil portrelerini yaptırmaya başladı. Mecburen seçtikleri bu ucuz yönteme de “silüet” dediler çünkü onları bu duruma sokan maliye bakanının adı Étienne de Silhouette idi.

DEVAMI ▷

Mr. Robot’la kuralları yıkmak

Matrix filminden yola çıkarak fotoğrafçılıkta kullanılabilecek 9 kompozisyon kuralını incelemiştik. Kuralları öğrenip yerli yerinde kullanmaya başladıktan sonra yapılması gereken şey nedir? Onları yıkmak! Bunun için Mr.Robot dizisini kullanacağız.

Mr. Robot dizisinde Elliot ve Tyrell'in ilk karşılaşması

Mr. Robot’daki baş karakterimiz bir siber güvenlik firmasında çalışıyor. Bu plandaki kompozisyona bakarak hemen onun kravatlı / takım elbiseli yani beyaz yakalı adam olduğunu zannetmeyin. Bizim adamımız çekingen, utangaç, antisosyal. O yüzden baskın karakter ayakta durup elleri cebinde konuşuyorken o çerçevemizin alt tarafında adeta ezilmiş durumda. Buraya kadar kompozisyon kuralları açısından hiç bir problem yok. Üçler kuralı uygulanmış. Her iki karakter de olması gerektiği gibi çizgilerin üzerine yerleştirilmiş.

DEVAMI ▷

Daha iyi fotoğraf çekmek için… Film izleyin! Matrix’ten 9 kompozisyon kuralı

Hepimiz daha iyi fotoğraflar çekmek istiyoruz. Bunun için daha iyi görmeyi öğrenmemiz lazım. Peki gözümüzü nasıl eğitebiliriz? Bugüne kadar pek çok farklı yöntem duymuş veya denemiş olabilirsiniz ama ben size gözünüzü eğitmek için bambaşka bir yol önereceğim: bol bol film izleyin! Gelin size filmler yardımıyla nasıl daha iyi görebileceğinizi göstereyim.

Evet, bol bol film izleyin. Ama gerçekten, görmeye çalışarak izleyin. Biz film diyoruz ama İngilizce’de “motion picture” da deniyor, yani hareketli resimler. Aslında her saniye bize 24 tane fotoğraf karesi gösteriliyor. E bundan iyi eğitim mi olur? Hem de hızlandırılmış eğitim.

Şimdi size çok sevdiğim klasik bir bilim kurgu filminden, 99 yapımı Matrix’ten bir sahne göstereceğim ve bu sahne üzerinden fotoğrafta kompozisyon tekniklerini inceleyeceğiz.

İlk kuralımız “Rule of thirds (üçler kuralı)”

DEVAMI ▷