Neden herkes farklı şekilde daire çiziyor?

Gelin sizinle bir deneme yapalım. Bu deneme için bir kağıt ve kaleme ihtiyacınız var. Bir daire çizeceksiniz. Hazırsanız hemen deneyin. Fazla düşünmenize gerek yok. Şöyle bir daire.

Çizime yukarıdan mı başladınız, yoksa aşağıdan mı? Saat yönünde mi çizdiniz, yoksa tersi yönde mi? Peki bu neden önemli? Belki de basit bir daireyi çizerken kullandığınız bu yöntem, dünyanın neresinden olduğunuzun, nasıl bir kültür ortamında yetiştiğinizin ipuçlarını verebilir. DEVAMI ▷

Dünyanın en çok animasyonu yapılan karakteri

Geçenlerde çok güzel bir animasyon izledim. Güzel kelimesi tam olarak ifade etmiyor aslında. Farklı. Çünkü sadece bilgisayardaki basit karakterler kullanılmış. ASCII tablosundaki karakterler. Yeni Zelanda’lı Simon Jansen tek başına oturmuş bilgisayarının başına ve başlamış basmaya klavyesindeki dikey çizgilere, yatay çizgilere, eşittir işaretine, parantez, diyez gibi sembollere. Star Wars’un ilk yayınlanan filmi olan Episode 4’ün 19 dakikasını sadece bu karakterleri kullanarak yapmış. DEVAMI ▷

Zamanı ve hayatı yönetmenin Japoncası: Kanban Tekniği

Yapacak bir sürü işiniz var değil mi? Çok meşgulsünüz, çok yoğun! Kafanız türlü şeyle dolu. Yapılması gerekenleri yazdığınız ve oraya buraya yapıştırdığınız tüm post-it’ler daha yazılmadan beyninizde birikmeye başlamış. Yarın sabah bunu yapmam lazım, sonra yarım kalan şu işi bitiririm, akşama da e-postalarıma, mesajlarıma cevap veririm, ooo Barış Özcan yeni video atmış, neyse onu sonra izlerim.

Üstüne üstlük herkes sizden bir şeyler bekliyor. Aileniz, arkadaşlarınız… Öğretmenleriniz, patronlarınız… İyi de kafalar çoktan çöp sepetine döndü bile. İnsanın daha hiç birine başlayamadan gidip dökesi geliyor. Çünkü kafanız bir çöp tenekesine döndüğünde her şey karmakarışıktır, birbirine girmiştir. Yapacağınız şeyleri doğru düzgün göremezsiniz bile. DEVAMI ▷

Murphy Kanunlarını Yanlış mı Anladık?

Düşürdüğün ekmeğin yağlı yüzünün halıya gelme olasılığı, halının yeniliğiyle doğru orantılıdır. Yani hayatında ters gidebilecek her şey, ters gidecektir. Gelin bugün biraz Murphy kanunlarından bahsedelim.

Murphy kanunları deyince aklınıza hep olumsuz durumlar geliyor değil mi? Mesela benim sık sık karşılaştığım bir durum. Ne zaman arabayı yıkatsam o gün yağmur yağar. Sonra yola çıkarım, trafik sıkışır. Şerit değiştiririm. Değiştirdiğim şerit akmaya başlarken yeni geçtiğim şerit tıkanır. Böyle durumlarda hemen “Murphy iş başında!” Kim bu Murphy? Gerçekten böyle biri var mı? DEVAMI ▷

Asansörlerin Sessizliği

Yüksek binaların yapılabilmesini sağlayan iki şey vardır: çelik iskelet ve asansörler. Okumak için kağıt ne kadar vazgeçilmezse modern şehirler için de asansörler o kadar vazgeçilmezdir. Kelime oyununda saklı gerçeği fark ettiniz mi? Neyse devam edelim asansör güzellememize. Zaten bir ara dünyanın en ilginç merdiven tasarımlarıyla ilgili bir video yapınca asansörler konusu içimde kalmıştı. Her ne kadar daha sonra düğmeleriyle ilgili bir video yapmış olsam da bu kez daha farklı bir özelliğine değineceğim.

Asansörler olmadan şehirler ve insanlar dikey olarak yükselemez. En azından fiziksel bir yükselmeden söz edemeyiz. Dünyada insan nüfusunun en yoğun olduğu yerler şehirlerdir ve şehirlerde insan nüfusunun en yoğun olduğu yer de asansörler. Tabi metroları ve metrobüsleri saymazsak… Bir de 500T efsanesi var. Ama onlar bugün için konumuzun dışında, ayrıca bizi dikey olarak yükselten taşıma araçlarından sayılmıyorlar.

Senaryo yazarları yazdıkları karakterleri buluşturup zorla konuşturmak istediklerinde ne yaparlar? Asansörlere sığınırlar. İlginç olan şeyse gerçekte asansörlerde bu kadar çok konuşulmaz. Tam tersine çoğu zaman derin bir sessizlik vardır. Derin demeyelim de daha çok tuhaf bir sessizlik. Adeta yazılmamış bir kural gibidir bu. Asansöre girince otomatik olarak yüzünüzü kapıya döner ve sessizce beklemeye başlarsınız. Eğer başkaları binmeye başlarsa herkes kendine yine otomatik olarak bir yer bulur. Araştırmalara göre asansörün içine bir zarın üzerindeki noktalar gibi yerleşme eğilimindeyiz. Bir kişi binince genellikle tam ortaya geçer. Sayı arttıkça aradaki mesafeleri maksimum tutacak şekilde -adeta ilkel bir kutu dansı yapar gibi- o daracık alanda kendimize bir yer bulmaya çalışırız. DEVAMI ▷

Arrival – Bu Dünyaya Neden Geldiler?

Bu dünyaya neden geldiniz? Arrival yani “Geliş” filminin görünüşte cevabını aradığı soru bu. Afişinde bile görüyoruz bu soruyu. Neden buradalar? Uzaylılar. “Arrival” uzaylılarla ilgili yapılmış sayısız bilim kurgu filmlerinden biri. Ama onu diğerlerinden ayıran en önemli özelliği sorduğu sorulara yüzeysel cevaplar aramaması. Bu cevapları biz de arayacağız ama önce kısaca filmin konusunu anlatayım.

Dünya’nın 12 farklı bölgesine UFO’lar yani tanımlanamayan uçan nesneler inmiştir. Dolayısıyla da bu durum dünyanın pek çok yerinde paniğe yol açmıştır. Çünkü biz insanlar böyleyizdir. Bir şeyi tanımlayamayınca hemen paniğe kapılırız. Tabi hepimiz değil. Mesela bu hikayenin kahramanı Dr. Louis. Kendisi dünyanın önde gelen dilbilimcilerinden biridir. Bundan sonrasını tahmin etmek zor değil. Evinize dilini bilmediğiniz misafirler gelince doğal olarak bir tercümana ihtiyaç duyarsınız. İşte filmimizde insan dışındaki bu akıllı canlı türüyle iletişim kurma görevi Dr. Louis’in de dahil olduğu bir grup bilim insanına verilir. Bu bilim insanları uzaylıların dilini çözüp onlara herkesin merak ettiği o önemli soruyu sormaya çalışacaktır: “Bu dünyaya neden geldiniz?” DEVAMI ▷

Dünyanın en popüler emojisi

Arkadaşlar size bir sorum var. Şu işaretin ne olduğunu biliyor musunuz? ~
Peki ya bunun 🙂

Her iki sembolü de özellikle seçtim. İlkini en sona bırakıp ikincisinden başlayayım. Bilmeyen yoktur herhalde… Bu bir emoji. Gülmekten gözünden yaş gelmek anlamına geliyor. Emoji sözcüğü uydurulmuş olmakla birlikte 2013 yılında Oxford Sözlüğü’ne girdi. Girmekle kalmadı 2015’de yılın kelimesi olarak bir kelime değil de bir emoji seçildi: az önce size gösterdiğim “gülmekten gözünden yaş gelmek” emojisi. DEVAMI ▷