Herkes nerede? Neden uzaylılarla karşılaşmadığımızı açıklayan 17 hipotez

Herkes nerede?

1950’de Los Alamos Laboratuvarı’nda çalışan fizikçi Enrico Fermi sordu bu soruyu. Çok basit bir soru gibi görünebilir. Ama hikayesini dinleyince hiç de basit olmayan ve hala cevabı verilemeyen bir soru olduğunu anlayacaksınız.

Big Bang Theory dizisini izleyenler genç bilim insanlarının kafeteryada yaptıkları “geyik muhabbetleri”ni iyi bilirler. İşte buna benzer şekilde Fermi ve arkadaşları da sıcak bir yaz günü öğle yemeği yedikleri masanın etrafında bir karikatür hakkında konuşuyorlardı. Çünkü o günlerde uçan daire gördüğünü iddia eden insanların sayısında artış vardı ve alakasız gibi gözükse de New York’taki çöp kutuları ortadan kayboluyordu. İşte bu karikatür kaybolan çöp kutularını yağmacı uzaylıların çaldığını gösteriyordu. Turhan Selçuk’un da dediği gibi karikatürün güçlü bir sanat olmasının nedenleri var ve sadece bu olay bile bize neden güçlü olduğunu gösteriyor. Çünkü bu bilim insanları konuya güldükten hemen sonra gerçek olup olamama ihtimali hakkında konuşmaya başladılar. Gerçekten de uzaylılar var mı? Daha da önemlisi bunlar yeryüzünü ziyaret edebilecek kadar gelişmiş bir teknolojiye sahip mi? DEVAMI ▷

Teknoloji bizi ölümsüzleştirecek mi?

Ölümsüzlük! Hayatta en çok istediğimiz şey. Aradaki ilişkiyi ve çelişkiyi fark ettiniz mi? Dinlediğimiz hikayelerden anladığımız kadarıyla insanlık var olduğu müddetçe insan da hep var olmak istemiş. Ab-ı hayat, hayat suyu ya da bengi su kavramını bir düşünün. Hemen her kültürde var bu. Fountain of youth. İçenlere sonsuz bir hayat veriyor. Efsanelerde bu suyun “Zulmet” diye tanımlanan karanlık ve bilinmeyen bir dünyada gizli olduğu söyleniyor.

Acaba insanlık bu karanlık dünyayı yavaş yavaş keşfediyor olabilir mi? Elindeki teknoloji feneriyle? Yani teknoloji sayesinde bu bengi suyunu bulabilir miyiz? Bu hayatta ölümsüz olabilir miyiz? DEVAMI ▷

Neden meslek tercihi yapmak resim yapmak kadar zordur?

Okul seçmek, meslek tercihi yapmak ne kadar zor değil mi? Çünkü bu aynı zamanda bir hayatı seçmek anlamına geliyor gibi bir noktaya gelmenizi istemem. Böyle düşünürseniz gerçekten çok gerilirsiniz. Hayat sizin seçtiğiniz okuldan ya da meslekten ibaret değil ki!

Bakın ben size hayatı nasıl gördüğümü anlatayım. Onu boş beyaz bir tuval gibi görüyorum. Doğuyoruz ve tuvalimizi boyamaya başlıyoruz. Başlangıçta her şey toz pembe. Çocukluk hayallerinizde ne kadar özgür ve dolayısıyla ne kadar özgün olduğunuzu bir düşünün. Gökyüzünün mavisi gibi. Tüm bu renkler yumuşak bir şekilde iç içe geçmiş bizi kucaklıyor.

Sonra okula gitmeye başlıyoruz. Hayat tuvalimize daha koyu renkler, daha sert çizgiler eklenmeye başlıyor. Çünkü bir şeyler öğrendikçe hayatın acı gerçekleriyle karşılaşıyoruz. Dünyanın kaç bucak olduğunu fark ediyoruz. Bizim gibi milyonlarcası daha var ve onlardan daha yüksek puanlar almamız gerekiyor. Paletimizdeki renkler A, B, C ve D seçenekleriyle sınırlanıyor. Kim olduğumuzsa bu seçeneklerden kaç tanesini doğru yanıtladığımıza bağlı olarak değişiyor. En çok doğruyu yapan en güzel üniversiteye gidiyor ve dolayısıyla da en güzel hayata sahip oluyor. Öyle mi? DEVAMI ▷

Neden yeni bir kanal?

Bu videonun sonunda sizleri bence büyük bir sürpriz bekliyor. Tabi videonun başlığı “neden yeni bir kanal?” olduğu için fazla ipucu vermeme gerek yok herhalde. Ama nolur şimdi bunları dedim diye hemen ileri sarıp ne olduğuna bakmayın çünkü arada söyleyeceklerim bu sürprizi daha anlamlı hale getirecek. Biraz sabredin, size önce büyük resmi göstermek istiyorum.

Son yıllarda çok büyük bir hızla teknolojik gelişmeler yaşıyoruz. Bazı gelişmeler o kadar hızlı ki daha biz yeni bir teknolojik icada doğru düzgün alışamadan onun da yeni bir versiyonu çıkıyor.

Önceden oda büyüklüğünde yer kaplayan hantal bilgisayarlar artık küçülüp cebimize girmeye başladılar. Ve bu yenilikler, gelişmeler bitmedi, bitmeyecek. Bütün bunlar niye yapılıyor? Biz insanların problemlerine çözüm üretebilmek için. Peki biz insanların tek problemi bilgisayarlarımızın yeterince hızlı olmaması mı? Cep telefonlarımız yeterince küçük ya da ince değil mi? DEVAMI ▷

Yabancı dil öğrenmenin en hızlı yolu: KO-KO Tekniği

Yabancı dil öğrenmek konusunda sizlerden pek çok soru geliyor. “Nasıl öğrenebilirim? Hangi teknik daha iyidir?” gibi sorular. Bu işin yani yabancı dil eğitiminin uzmanı olduğumu söyleyemem. Bununla birlikte Türkiye’deki pek çok insanın bir dili öğrenmek için yaptığı şeylerin hemen hepsini ben de yaptım. Çeşit çeşit teknikler denedim. Bunların bir kısmında boşa kürek çektiğimi düşündüm. Bazıları fena değildi. Bir tanesiyse gerçekten işe yaradı. İşte bugün sizlere benim için gerçekten işe yarayan bu teknikten ve onu uygulama yöntemlerinden bahsetmek istiyorum. DEVAMI ▷

Akıllı şehirler için 13 proje fikri

Büyük bir şehirde mi yaşıyorsunuz? O zaman derdiniz de büyük. Siz de her trafik keşmekeşinde, yağmur yağıp seller aktığında, otobüste dolmuşta sıkışıp kaldığınızda bildiğiniz tüm… fikirleri yanınızdakiyle paylaşıyor musunuz? “Böyle iş mi olur, ben olsam şöyle yapardım, şuradan bir hat geçireceksin, falan filan…”  Vatanı, memleketi kurtarmayı çok seviyoruz değil mi? Ama lafla. Lafla peynir gemilerini yürütmeye çalışıyoruz. Bildiğim kadarıyla atalarımız o gemileri karadan sadece lafla yürütmediler. Çağın gerektirdiği teknolojiler her neyse alıp kullandılar. Şimdi sıra bizde. “Yıl olmuş 2017, biz hala…” diye başlayan cümleleri kurmak kolay. Önemli olan fikir geliştirebilmek, çözüm önerisinde bulunmak. Belki bir şeyleri değiştirmek için teknoloji bize bu konuda yardımcı olabilir. DEVAMI ▷

Kara Aynadan Yansıyan Korku – Black Mirror S03E05

Zenofobi. Kişinin yabancılardan ya da bir şekilde kendisinden farklı olan insanlardan korkmasına ve nefret etmesine verilen isim. Değişik olanın tehlikeli olduğu düşüncesiyle oluşan bir korku bu. Bir topluluğun içinde olan ama o topluluğun bir parçası sayılmayan bir gruba karşı duyulan korku. Irkçılıktan tutun ta bilimkurguda dünya-dışı varlıklardan korkmaya kadar gider bu.

O yüzden bugün sizlerle çok sevdiğim bir dizinin 3. Sezonunun 5. Bölümü hakkında konuşmak istiyorum. Black Mirror – Kara Ayna dizisinin. Bir dizi incelemesi ya da eleştirisi yapmayacağım. Konuşacağım şey genel olarak dizinin ve özel olarak bu bölümün ahlaki duruşu. Teknolojiye ve hayatımıza bakış açısı. Yine de “Spoiler” hassasiyeti olanlar burada bizden ayrılıp, bölümü izledikten sonra geri gelebilirler. Çünkü çok sıkı detaylara girmeyi düşünüyorum. Bu kaygıyı taşımayanlar için şimdi her şeyi en baştan anlatayım. DEVAMI ▷