Neden yeni bir kanal?

Bu videonun sonunda sizleri bence büyük bir sürpriz bekliyor. Tabi videonun başlığı “neden yeni bir kanal?” olduğu için fazla ipucu vermeme gerek yok herhalde. Ama nolur şimdi bunları dedim diye hemen ileri sarıp ne olduğuna bakmayın çünkü arada söyleyeceklerim bu sürprizi daha anlamlı hale getirecek. Biraz sabredin, size önce büyük resmi göstermek istiyorum.

Son yıllarda çok büyük bir hızla teknolojik gelişmeler yaşıyoruz. Bazı gelişmeler o kadar hızlı ki daha biz yeni bir teknolojik icada doğru düzgün alışamadan onun da yeni bir versiyonu çıkıyor.

Önceden oda büyüklüğünde yer kaplayan hantal bilgisayarlar artık küçülüp cebimize girmeye başladılar. Ve bu yenilikler, gelişmeler bitmedi, bitmeyecek. Bütün bunlar niye yapılıyor? Biz insanların problemlerine çözüm üretebilmek için. Peki biz insanların tek problemi bilgisayarlarımızın yeterince hızlı olmaması mı? Cep telefonlarımız yeterince küçük ya da ince değil mi?

DEVAMI ▷

Yabancı dil öğrenmenin en hızlı yolu: KO-KO Tekniği

Yabancı dil öğrenmek konusunda sizlerden pek çok soru geliyor. “Nasıl öğrenebilirim? Hangi teknik daha iyidir?” gibi sorular. Bu işin yani yabancı dil eğitiminin uzmanı olduğumu söyleyemem. Bununla birlikte Türkiye’deki pek çok insanın bir dili öğrenmek için yaptığı şeylerin hemen hepsini ben de yaptım. Çeşit çeşit teknikler denedim. Bunların bir kısmında boşa kürek çektiğimi düşündüm. Bazıları fena değildi. Bir tanesiyse gerçekten işe yaradı. İşte bugün sizlere benim için gerçekten işe yarayan bu teknikten ve onu uygulama yöntemlerinden bahsetmek istiyorum.

DEVAMI ▷

Akıllı şehirler için 13 proje fikri

Büyük bir şehirde mi yaşıyorsunuz? O zaman derdiniz de büyük. Siz de her trafik keşmekeşinde, yağmur yağıp seller aktığında, otobüste dolmuşta sıkışıp kaldığınızda bildiğiniz tüm… fikirleri yanınızdakiyle paylaşıyor musunuz? “Böyle iş mi olur, ben olsam şöyle yapardım, şuradan bir hat geçireceksin, falan filan…”  Vatanı, memleketi kurtarmayı çok seviyoruz değil mi? Ama lafla. Lafla peynir gemilerini yürütmeye çalışıyoruz. Bildiğim kadarıyla atalarımız o gemileri karadan sadece lafla yürütmediler. Çağın gerektirdiği teknolojiler her neyse alıp kullandılar. Şimdi sıra bizde. “Yıl olmuş 2017, biz hala…” diye başlayan cümleleri kurmak kolay. Önemli olan fikir geliştirebilmek, çözüm önerisinde bulunmak. Belki bir şeyleri değiştirmek için teknoloji bize bu konuda yardımcı olabilir.

DEVAMI ▷

Kara Aynadan Yansıyan Korku – Black Mirror S03E05

Zenofobi. Kişinin yabancılardan ya da bir şekilde kendisinden farklı olan insanlardan korkmasına ve nefret etmesine verilen isim. Değişik olanın tehlikeli olduğu düşüncesiyle oluşan bir korku bu. Bir topluluğun içinde olan ama o topluluğun bir parçası sayılmayan bir gruba karşı duyulan korku. Irkçılıktan tutun ta bilimkurguda dünya-dışı varlıklardan korkmaya kadar gider bu.

O yüzden bugün sizlerle çok sevdiğim bir dizinin 3. Sezonunun 5. Bölümü hakkında konuşmak istiyorum. Black Mirror – Kara Ayna dizisinin. Bir dizi incelemesi ya da eleştirisi yapmayacağım. Konuşacağım şey genel olarak dizinin ve özel olarak bu bölümün ahlaki duruşu. Teknolojiye ve hayatımıza bakış açısı. Yine de “Spoiler” hassasiyeti olanlar burada bizden ayrılıp, bölümü izledikten sonra geri gelebilirler. Çünkü çok sıkı detaylara girmeyi düşünüyorum. Bu kaygıyı taşımayanlar için şimdi her şeyi en baştan anlatayım.

DEVAMI ▷

Gelecekte hangi mesleği seçmeliyim?

En korktuğum sorulardan bir tanesi ne biliyor musunuz? Bir berbere gittiğinizde ya da bir taksiye bindiğinizde ortamı ısıtmak için sorulan ilk soru: “Abi ne işle iştigal ediyoruz?” Bu soruyla karşılaşınca içimden “abesle iştigal ediyoruz” demek geçiyor ama öyle demiyorum. Şimdilerde “YouTuber”ım demek istiyorum ama anlaşılır mı bilemiyorum. O yüzden 3 yıl önce uğraştığım işi söyleyesim geliyor: “multidisipliner dijital bir medya ajansının kurucusu ve kreatif direktörüyüm” de diyemiyorum. 5 yıl önce uğraştığım iş zaten hiç bir şey ifade etmeyecek: “kreatif profesyonellere yönelik tasarım yazılımları üreten bir şirkette teknoloji evangelisti.” O yüzden 10 yıl önce kullandığım stratejiye dönesim geliyor. O zamanlar uğraştığım işlerin hepsinin de ortak paydası bilgisayar olduğu için “bilgisayarcıyım” diye kestirip atıyordum. Tabi bu sefer de ikinci soruya hazırlıklı olmanız gerekiyor: “abi bizim yeğen geçen bir CD taktı bilgisayara virüs mü ne bulaşmış, şimdi açınca bir sürü pencereler doluyor ekrana rezil oluyoruz konu komşuya, nasıl yaparız?” Tabi yeğen bulaştırmıştır kesin! Neyse ben o bildiğin bilgisayarcılardan değilim demek için uğraş dur bu sefer. Ben tüm bu “mesleğimi tanımlama” çabaları içerisinde boğulmamak için çırpınırken karşımdaki kişi bana bir can simidi olur belki düşüncesiyle “abi sen nereden mezunsun onu söyle hele” diye sorunca dananın kuyruğu orada kopuyor ve beni belirsizlikler okyanusunun ortasına bırakıyor: “Hukuk Fakültesi’nden mezunum.” Karşımdakinin donuk bakışlarına dayanamayıp ekliyorum: “20 sene önce YouTube Fakültesi yoktu.”

DEVAMI ▷

Mandela Etkisiyle Haritaların Ne İlgisi Var?

Bugün sizlerle haritalar hakkında konuşacağız. Haritaları neden değiştirmeliyiz, hiç düşündünüz mü? Bu ne? İstek konu mu? Mandela etkisini anlatır mısınız?

Bu kanalda genelde “istek video” almıyorum ama “Mandela Etkisi” hakkında o kadar çok mesaj geldi ki konuya kayıtsız kalamadım. Öncelikle “Mandela Etkisi” nedir, bunu anlayalım.

(Gizemli bir müzik eşliğinde) Monopoly oyununun üzerindeki maskotun gözünde bir monokl tek gözlük merceği var mıydı, yok muydu? Peki ya Mickey Mouse’un pantolon askısı? Volkswagen’in logosundaki V ve W harfleri birleşik mi değil mi?

Mandela etkisini internette araştırdığınızda bu ve buna benzer 15-20 tane çarpıcı örnekle karşılaşıyorsunuz. Doğru hatırladığınızı zannettiğiniz ama gerçekte farklı olan örnekler. Peki ya bu etkiye neden “Mandela” denmiş?

DEVAMI ▷

Daha iyi hissetmek için düğmeye basın!

İster inanın ister inanmayın, tüm teknolojik araçların tek bir amacı vardır: sizi daha iyi hissettirmek. Bazıları bunu hayatınızı kolaylaştıran gerçek çözümlerle sağlar, bazıları ise sadece sizi kandırarak. Gerçekte hiç bir şey yapmadan. Şimdi bu videoyu izlemeye devam etmek için lütfen şu düğmeye basın. İşe yaramazsa basmaya devam edin.

Her ne kadar merdivenleri çok sevsem ve hatta sadece onlarla ilgili videolar yapsam bile -bkz. dünyanın en ilginç merdiven tasarımları videosu- asansör teknolojisine karşı değilim. Ofisimiz 46. kata taşındıktan sonra daha sık kullanmaya başladığımı da itiraf etmeliyim. Benim derdim asansörün düğmeleriyle.

Kendisine bastıktan sonra tekrar tekrar basınca daha hızlı gelmesini sağlayamayan asansör çağırma düğmesi değil. Asansöre bindikten sonra kapıların kapanmasını sağlayamayan düğmeyle. Basıyorsunuz. Sonra bir daha basıyorsunuz. Bir daha, bir daha derken kapı kapanıyor ama siz bastığınız için mi kapanıyor yoksa zaten kapanacaktı da siz tam zamanında mı bastınız? Adamlar 46. kata 32 saniyede çıkan asansör teknolojisi geliştirmişler, içine koydukları kapı kapama düğmesi bozuk olacak değil herhalde diye düşünürken merak edip bu konuyu biraz araştırdım. Gerçekten de işe yaramıyormuş. Hepsi olmasa bile çoğu asansörde kapının kapanma süresi özel kurallara tabi olduğu için bundan daha kısa sürede kapatabilmek mümkün değil. Ama yine de orada bir düğme var.

DEVAMI ▷