Kuantum bilgisayar kullanmaya hazır mısınız?

Teknoloji ve bilgisayar dünyasında yeni bir bebek doğuyor. Kuantum bilgisayarlar geliyor. Onun doğum sancılarını bir süredir hissediyorduk. Ama bu kez karşımızda elimize alamasak da uzaktan sevebileceğimiz bir bebek var. Kuantum bilgisayar kullanmaya hazır mısınız?

Kuantum bilgisayarlarını ve bunların çalışma mantığını artık duymayan bilmeyen kalmadı. Hatta siyasiler bile bu konuyu çok güzel tanımlayabilecek hale geldiler (bkz: Kanada Başbakanı). Durun kendinizi hemen kötü hissetmeyin. Herkesin bu kadar iyi bildiği bir konu değil bu. Hatta Kanada başbakanının bile önceden hazırlık yaptığı ortaya çıktı. Ama hazırlık yapmaya değer bir konu bu ve bugünlerde tekrar gündeme geldi. Çünkü IBM, geliştirdiği bir kuantum bilgisayarı, herkesin kullanabilmesi için bulut servisi şeklinde hizmete açtı. DEVAMI ▷

Kumanda kimde?

Bugünkü videoya biraz daha farklı başlamaya ne dersiniz? Önce başka bir video izleyin. Eğer 8 dakikanız varsa hemen şimdi bu videoyu durdurun ve önce şu linkteki diğer videoyu bir izleyin. Sonra kaldığımız yerden devam ederiz.

Hala burada mısınız? Neden? Diğer videoyu izlemek için vaktiniz mi yoktu yoksa kumanda bende mi diyorsunuz? Neyi istersem onu izlerim. Elbette benim söylediklerimi yapmak zorunda değilsiniz. Ama yine de size göstermek istediğim bir şeyler var. İzleyin…

İzlediğiniz görüntüler “Kanıt” adında 8 dakikalık deneysel bir kısa filmdendi. Bundan 21 yıl önce Mart 1995’te çekildiği sırada sizin bir kısmınız belki de bu dünyada yoktu, bir kısmınız da filmdeki çocukların yaşındaydı. DEVAMI ▷

Takım olan Mikrorobotlar

Robot deyince hayalinizde nasıl bir şey canlanıyor? Mesela oğlumun aklına Transformers, eşimin aklına da mutfak robotu geliyor. Bense çok daha küçük şeyler düşünüyorum.

Stanford Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, kendi ağırlığının binlerce katı yükü taşıyabilen robotlar üzerinde çalışıyor. Nasıl mı? Oldukça kompleks gibi görünen bazı problemleri çözmek için kopya çekerek. Bu araştırmacıların biyomimetik uzmanı olduğunu söylemiş miydim? “Biyo-mimetik” yani “Biyoloji” ve “Taklitçilik.” Yaptıkları şey doğadaki modelleri ve sistemleri inceleyerek insanlığın karmaşık problemlerine çözüm üretmek. Bahsettiğim örnekte çözülmesi gereken problemimiz: Kendi ağırlığının binlerce katı yükü taşıyabilmek. Doğada bunu taklit edebileceğimiz bir örnek var mı? Tabiki var! En favori hayvanlarımdan karıncalar. DEVAMI ▷

Camların içinden

Günde kaç defa bir cama bakıyorsunuz? Ve neden? Dijital bir dünyaya yolculuk yapmak için. Analog dünyamızda bulamadıklarımızı orada aramak için…

Günlük hayatınızı bir düşünün. Evimizde, okulumuzda, iş yerimizde bir şeyleri görmek için hep camların arkasına bakıyoruz. Ben zaten sürekli bir camın arkasından bakıyorum da gözlük takmayanlar bile televizyon seyrederken, bilgisayar kullanırken, cep telefonuyla mesajlaşırken hatta pencereden dışarı bakarken hep bir camın içinden bakıyor. Muhtemelen şu anda beni bir camın arkasından izliyorsunuz.

İçinde yaşadığımız bu fiziksel/analog dünyamızdan dijital dünyaya yolculuk yapmak için bir çeşit geçiş portali bu camlar, pencereler. Dünyanın en yaygın işletim sistemine boşuna Windows dememişler! DEVAMI ▷

Pijamayla çalışmak – Başka bir şey

Bazı işleri yapmak için neden belli bir yere, belli bir saatte ve belli bir kıyafetle gitmek zorundayız? Evimizde, sıcak yatağımızda, pijamalarımızla çalışsak olmaz mı? Eğer doğru ve uygun işi seçersek neden olmasın?

Hani size daha önce “İş Görüşmesinde Sorulabilecek En İlginç 11 Soru“yu anlatmıştım ya. “Dört fil bir arabaya nasıl sığar?” tarzı sorular. Gerçi şimdilerde böyle sorulmuyor. Daha çok “Bir Boeing 747’ye kaç tane pin pon topu sığar?” tipi sorularla karşılaşıyoruz. Şimdi size bu tip sorular sormayan bir şirketten bahsedeceğim. Bu şirket size iş görüşmesinde soru sormuyor çünkü doğrudan işi veriyor. Şirketin bir ofisi yok ve 230 kadar çalışanı dünyanın 170 farklı şehrinde yaşıyor. Aralarındaki iletişim için e-posta bile kullanmıyorlar. Peki ne mi yapıyorlar? Gerçek hayattakine benzer şekilde sohbet ediyorlar, chatleşiyorlar ya da blog üzerinden haberleşiyorlar. Bunlar zaten bloggerların blog yazabilmesini sağlayan WordPress’i geliştiren şirket. Yani internetteki her 4 web sitesinden birinin çalışmasını sağlayan WordPress’i. DEVAMI ▷

Açık Kaynaklı Evler

Açık kaynak fikrinin öncülerinden Linus Torvalds “Tilki gibi tembel ol” demişti. Her seferinde tekerleği yeniden icat etmeye hiç lüzum yok. Zaten mevcut olan şeyleri al ve kendi ihtiyaçlarına göre bunları uydur. Açık kaynak felsefesi. En temel ihtiyaçlarımızdan biri olan barınmak için de açık kaynak kullanabilir miyiz?

İnternette ziyaret ettiğiniz her 5 siteden biri WordPress içerik yönetim sistemiyle yapıldı. Benim web sitem de buna dahil. WordPress bir açık kaynaklı yazılım. Yani kodları ve tasarımı herkes tarafından görülüyor ve yapılıyor. İnternetten indiriyorsunuz. Kendi ihtiyaçlarınıza göre düzenliyorsunuz, tasarlıyorsunuz ve kendi sitenizi inşa ediyorsunuz. 

Bir yazılımın kaynağının açık olması, ondan herkesin faydalanabilmesi ya da herkesin katkı sağlayabilmesi fikri o kadar işe yaradı ki artık fiziksel dünyaya da sıçradı. Açık kaynaklı donanımlar ortaya çıkmaya başladı. Bunlar, herkesin indirip kendi kendine yapabileceği bedava paylaşılan planlardan oluşuyor. Bu planları internetten indirip 3B yazıcıdan bastırabiliyoruz. Açık kaynaklı 3B yazıcı planları bile var. Yani internetten 3B bir yazıcı planı indirip bunu 3B bir yazıcıdan bastırabiliriz. Makine yapan bir makine yapabiliriz. DEVAMI ▷

Geleceğe hoşgeldiniz

Bu videoyu yayına verdiğim şu an saat 4:29. Tarih 21 Ekim 2015. Geleceğe dönüş filminde Marty McFly tam bu ana yolculuk yapıyordu. Geleceğe hoşgeldiniz.

Geleceğe dönüş filmlerinin evreninde olaylar 1985 yılında başlıyor. Kahramanımız önce 1955 sonra da 2015 yılına yolculuk yapıyor. Yani 30 yıl geçmişe ve 30 yıl geleceğe. Zamandaki bu 30 yıllık atlamalar tesadüf değil. Kahramanımızı tam bir nesil öncesine gönderiyorlar. Kendi yaşındaki anne – babasıyla karşılaştırmak için özellikle böyle bir aralık seçilmiş. Ama benim daha çok geleceğe yaptığı yolculuk ilgimi çekiyor. Yani bir nesil sonrasıyla, kendi çocuklarıyla karşılaşmak için yaptığı yolculuk. DEVAMI ▷