Geleceğe hoşgeldiniz

Bu videoyu yayına verdiğim şu an saat 4:29. Tarih 21 Ekim 2015. Geleceğe dönüş filminde Marty McFly tam bu ana yolculuk yapıyordu. Geleceğe hoşgeldiniz.

Geleceğe dönüş filmlerinin evreninde olaylar 1985 yılında başlıyor. Kahramanımız önce 1955 sonra da 2015 yılına yolculuk yapıyor. Yani 30 yıl geçmişe ve 30 yıl geleceğe. Zamandaki bu 30 yıllık atlamalar tesadüf değil. Kahramanımızı tam bir nesil öncesine gönderiyorlar. Kendi yaşındaki anne – babasıyla karşılaştırmak için özellikle böyle bir aralık seçilmiş. Ama benim daha çok geleceğe yaptığı yolculuk ilgimi çekiyor. Yani bir nesil sonrasıyla, kendi çocuklarıyla karşılaşmak için yaptığı yolculuk. DEVAMI ▷

Apple Watch alalım mı? Almayalım mı?

Bir zamanlar Casio saatler vardı. Estetikten nasibini alamamış bu küçük Japon harikalarını hesap makinesi olarak da kullanırdık ama onlara asla “akıllı saat” demedik. Şimdi “Apple Watch”la akıllı saatler devri resmen başladı. Peki bunlar gerçekten Casio’dan daha mı iyi?

Eylül 2014’te her zamanki gibi etkileyici bir sunumla Apple Watch tanıtıldı. O zaman bu sunum hakkındaki yorumlarımı “Apple Watch, but don’t taste” videosuyla anlattım. Şimdi de artık piyasaya çıktığına göre Apple Watch hakkında konuşabiliriz.

Teknoloji perspektifinden bakınca Apple’ın “kişisellik” ilkesinden yola çıktığını görüyoruz. Önce “kişisel bilgisayarlar” personal computers PC vardı. Sonra cep telefonlarıyla teknoloji daha bir kişisel hale geldi. Akıllı saatlerle “en kişisel” şeklini buldu. Bu noktadan sonra insan acaba daha kişisel bir teknoloji nasıl olacak diye düşünmeden edemiyor. DEVAMI ▷

Ex Machina ya da makineler düşünebilir mi?

Hepimizin cebinde yapay bir zeka var. İnternette yaptığımız her arama aslında kişiliğimizle ilgili önemli bir ipucunu da karşıdaki arama motoruna veriyor. Yani bir bilgisayara, yani hesap yapabilen ve yavaş yavaş düşünmeyi öğrenen bir makinaya içimizi açıyoruz. Bu makina günün birinde insan kadar zeki olursa ne yapar? exMachina filminin hikayesi bu sorunun etrafında dönüyor.

Son yıllarda izlediğim en iyi bilimkurgu filmlerinden biri. Film ilk bakışta Her, AI, Matrix, Pinokyo, Metropolis, Ghost in the Shell, Blade Runner gibi filmlere benziyor. Felsefi sorulara kapı açan, bir kaç kez izlenmesi gereken, çok katmanlı bir film.

Hikayemiz -anlayabildiğim ya da tahmin edebildiği kadarıyla- “singularity” yani tekillik zamanında geçiyor. Yakın gelecekte yapay zekanın insan zekasının ötesine geçeceği varsayımsal bir nokta, bir zaman adeta teknolojik bir milat. Varsayımsal yani farazii. Bu kelimenin altını çiziyorum. Peki bu nokta geldiğinde robotların bizden daha zeki olduğunu nasıl anlayacağız? Öncelikle “makinalar düşünebilir mi?” Aslında felsefi arka planını Dekart’a kadar götürebileceğimiz bu soru 1950’de Alan Turing tarafından da soruldu ve Turing testi ortaya çıktı. DEVAMI ▷

iPhone 6 mı, iPhone 6 Plus mı almalıyım?

İnsanlar kendilerine “yeni bir telefon almalı mıyım?” ya da “nasıl bir cep telefonuna ihtiyacım var?” sorularını sormak yerine “iPhone 6 mı, iPhone 6 Plus mı almalıyım?” sorusunun cevabını arıyorlar. Aslında ben de kendime bu soruyu sordum, ama tam bir yıl önce. Cevabını videomun sonunda bulabilirsiniz.