Featured Video Play Icon

Mandela Etkisiyle Haritaların Ne İlgisi Var?

Bugün sizlerle haritalar hakkında konuşacağız. Haritaları neden değiştirmeliyiz, hiç düşündünüz mü? Bu ne? İstek konu mu? Mandela etkisini anlatır mısınız?

Bu kanalda genelde “istek video” almıyorum ama “Mandela Etkisi” hakkında o kadar çok mesaj geldi ki konuya kayıtsız kalamadım. Öncelikle “Mandela Etkisi” nedir, bunu anlayalım.

(Gizemli bir müzik eşliğinde) Monopoly oyununun üzerindeki maskotun gözünde bir monokl tek gözlük merceği var mıydı, yok muydu? Peki ya Mickey Mouse’un pantolon askısı? Volkswagen’in logosundaki V ve W harfleri birleşik mi değil mi?

Mandela etkisini internette araştırdığınızda bu ve buna benzer 15-20 tane çarpıcı örnekle karşılaşıyorsunuz. Doğru hatırladığınızı zannettiğiniz ama gerçekte farklı olan örnekler. Peki ya bu etkiye neden “Mandela” denmiş?

(Gizemli bir müzik eşliğinde) Nelson Mandela 80’li yıllarda tutsak olduğu Güney Afrika’daki hapishanede ölmemiş miydi? “Evet doğru, hatta öldükten sonra meydana gelen olayları daha dün gibi hatırlıyorum, televizyonda gösterilen cenazesini, bazı şehirlerde çıkan olayları, dul kalan eşinin yaptığı yürek burkan konuşmayı…” diyen bir yazar var. Oysa Mandela -toprağı bol olsun- daha 3 yıl önce 2013’de vefat etti. Yoksa hepimizin içine girmek üzere olduğu gizemli bir tavşan deliği mi var karşımızda?

Ya da içine bir delinin taş attığı devasa bir cehalet kuyusu. Ama nasıl olur? Ben de öyle hatırlıyorum. Mandela’nın ölümünü değil belki ama şuna ne demeli? Star Wars’da “Luke, I’m your father!” repliği hiç söylenmemiş. “No, I’m your father!”

Yani Mandela etkisiyle ilgili verilen örneklerde sadece bir kaç kişi değil, pek çok insan aynı yanlışı hatırlıyor. Bu kadar çok insan bir şeyleri yanlış hatırlıyor olabilir mi? Bu fenomeni nasıl açıklayabiliriz?

(Gizemli bir müzik eşliğinde) Paralel evrenler. Neredeyse tümüyle birbirine benzeyen ancak küçük ayrıntılarla birbirinden farklılaşan bu evrenler çakışınca ortaya böyle anomaliler çıkıyor. Teorilerden biri bu. Diğeriyse tahmin edebileceğiniz gibi zamanda yolculuk. Geçmişe giden birisi olayların akışını değiştirdi ve bunun sonucunda olaylar daha farklı gelişti. Ama bir kısmımız alternatif tarihi hatırlamaya devam ediyor.

Bu kadar eğlence yeter! Paralel evrenler ya da zamanda yolculuk gibi konular bir gün gerçekten ispat edilebilir ama bu konuyu başka bir şekilde üstelik çok daha kolaylıkla izah edebiliriz.

Şimdi sıkıcı gerçeklerden bahsedelim. Korsakov adında Rus bir bilim insanı 19. Yüzyılın sonlarında bir sendroma adını verdi: Korsakov Sendromu. Olmamış olayları sanki olmuş gibi hatırlayan insanların bu psikoza yakalandığı söylenir. Psikolojide bu fenomenle ilgili komple bir kategori var: konfabülasyon. Gerçekmiş gibi anlatılan asılsız şey! Yanlış anlaşılmasın, böyle hatırladığını söyleyen kişiler yalan söylemiyor, gerçekten de öyle hatırlıyor. Yani hafızamız tıpkı duyu organlarımız gibi… Bizi yanıltabilir. Hatta hafıza aşılama tekniğiyle hayali anı sendromu bile oluşturulabilir.

Bunu ispat etmek için yapılan bir çalışma var: “Alışveriş merkezinde kaybolma” deneyi. Bu deneyi siz de kendi ailenizle evinizde yapabilirsiniz. Geçmişte yaşadığınız 4 anıyı yazın ve ailenizden bu anılara ilişkin hatırladıkları şeyleri 1 hafta boyunca not etmelerini isteyin. Anıların üçü gerçek olsun. Dördüncü anıyı uydurun. Mesela kardeşinizin küçükken alışveriş merkezinde kaybolması gibi bir hikaye. Hani sonrasında yaşlı bir amca onu bulup getirmişti. Bu deney yapıldığında aile bireyleri sadece gerçek anılara değil sahte anıya da bazı ayrıntıları ekliyorlar. Alışveriş merkezinde yaşadıkları başka anılarla sizin söylediğiniz konuyu birleştiriyorlar. Yani bildiğiniz uyduruyorlar. Ya da bazı şeyleri unuttuklarını unutuyorlar.

(Gizemli bir müzik eşliğinde) Belki de hepimiz Matrix gibi bir simülasyonda yaşıyoruz ve tüm bunlar yazılımdaki küçük hatalar…

Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki insanlara yaşamış olabilecekleri bir konuda yanlış bilgi aktardığınız zaman onların anılarını çarpıtabilir, bozabilir veya değiştirebilirsiniz.

Gerçek hayatta yanlış bilgilendirme her yerde. Bize kasıtlı ya da kasıtsız yalan yanlış bilgi veren insanlar, o insanların kurduğu medya ve tabiki internet bunlarla dolu.

Güya bugün haritalardan bahsedecektim. Mandela etkisiyle haritaların ne ilgisi var? Aslına bakarsanız çok var. Mandela etkisine inanan ve bu sebeple mesela Sri Lanka’nın haritadaki yerinin değiştirildiğini iddia ederek “alternatif coğrafya” tezini ileri sürenlerden bahsetmiyorum. Zihnimizdeki haritadan söz ediyorum.

Dünyaya ve olaylara baktıkça zihnimizde oluşturduğumuz haritadan. Algı ve hafıza tarafından sürekli olarak çizilen bir harita bu. Üstelik siz bir şeyler çiziyorsunuz, başkası onu bozup yerine alternatif bir şeyler koyuyor.

Beyniniz bir çeşit kara tahta gibi. Tebeşirle çiziyorsunuz o haritayı. Sonra bazı şeyler siliniyor. Ali yazar, Veli bozar durumları… Zaman geçtikçe sildikten sonra hala tahtada kalan tebeşir izleriyle, yeni çizdikleriniz birbirine karışmaya başlıyor.

Sırf biri size bir şey diyor diye ve bunu kendine güvenerek, detaylandırarak, duygularını da işin içine katarak söylüyor diye, ona inamak zorunda değilsiniz. Düşünün! Sonra yeniden düşünün!

Unutmayın! Biz insanız. İnsan. Bu kelimenin anlamını biliyor musunuz? Unutan kökünden geliyor. Yani biz unuturuz. Hafızamız bizi yanıltabilir. Harita arazinin kendisi değildir.

“Mandela Etkisiyle Haritaların Ne İlgisi Var?” üzerine bir yorum

  1. “Zihnimizdeki harita arazinin kendisi değildir.” videoda bu şekilde geçiyor. Metin kısmında unutmuşsunuz galiba. 🙂 Güzel çalışmanız için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın