Featured Video Play Icon

Neden yeni bir kanal?

Bu videonun sonunda sizleri bence büyük bir sürpriz bekliyor. Tabi videonun başlığı “neden yeni bir kanal?” olduğu için fazla ipucu vermeme gerek yok herhalde. Ama nolur şimdi bunları dedim diye hemen ileri sarıp ne olduğuna bakmayın çünkü arada söyleyeceklerim bu sürprizi daha anlamlı hale getirecek. Biraz sabredin, size önce büyük resmi göstermek istiyorum.

Son yıllarda çok büyük bir hızla teknolojik gelişmeler yaşıyoruz. Bazı gelişmeler o kadar hızlı ki daha biz yeni bir teknolojik icada doğru düzgün alışamadan onun da yeni bir versiyonu çıkıyor.

Önceden oda büyüklüğünde yer kaplayan hantal bilgisayarlar artık küçülüp cebimize girmeye başladılar. Ve bu yenilikler, gelişmeler bitmedi, bitmeyecek. Bütün bunlar niye yapılıyor? Biz insanların problemlerine çözüm üretebilmek için. Peki biz insanların tek problemi bilgisayarlarımızın yeterince hızlı olmaması mı? Cep telefonlarımız yeterince küçük ya da ince değil mi?

Yanlış anlaşılmasın. Kanalının adında bile “teknoloji” kelimesi geçen birisi olarak bu tür yeniliklerden en çok heyecan duyan kişilerden biriyim. Ama bazen bu süslü püslü konular bizi bazı başka problemlerden, daha gerçek problemlerden uzaklaştırabiliyor. Neyse ki beni heyecanlandıran bir kelime daha var. Bu problemlerin pek çoğuna çare olabilecek bir kelime bu: “Kimya.”

Aslında “simya” demek isterdim ama içinde yaşadığımız şu modern dünyada kaç tane simyacı kaldı ki? Ayrıca bu kavram parçalanarak kimya, metalurji, fizik, tıp, astroloji, semiotik, mistisizm, spiritüalizm ve sanat adı altında pek çok farklı alana ayrıldı. Bölünerek çoğaldı. O yüzden biz bunlardan şimdilik sadece birini seçelim ve “kimya”yla devam edelim.

İnsanlık tarihinde pek çok ilerlemenin kilit taşıdır kimya. Binlerce yıldır fenomenlerin dilinden düşmez. Demokritus “atom”dan, Plato “element”lerden söz eder. Aristo meşhur “5 element” tezini geliştirmiştir. Bu isimlerin hepsini önceden duymuş  olabilirsiniz. Şimdi size muhtemelen hiç duymadığınız bir isim vereyim: Ebû Mûsa Câbir bin Hayyân. 9. Yüzyılda yaşamış bir simyacı. Bu alanlarda yani Eczacılık, Metalürji, Astroloji, Felsefe, Fizik ve Müzik gibi konularda 400’den fazla kitap yazmış. En çok da “kimya” alanında çalışmış. Deneyler yapmış ki biliyorsunuz deneyler “bilimsel yöntem”in temel yapı taşlarından biridir. Tabi başkaları o zamanlar bunun “kimya” olduğunu bilmiyormuş. Ta ki “Kitab al-Kimya” adlı eserini yazana kadar. 12. Yüzyılda Latince’ye çevrilen bu eser sayesinde bilim dünyası “kimya” kavramını, İngilizce sözlüğü de “chemistry” kelimesini kazanmış. Kazanmış ve sonrasında bu alanda yapılan daha pek çok çalışmayla insanlığın problemlerine çözüm üretmeye devam etmiş.

Mesela soy adını elektrik enerjisiyle sıkça ilişkilendirdiğimiz Alessandro Volta çeşitli deneyler yaparak ilk kimyasal pili icad etmiş. Bugün kullandığımız teknolojik araçların olmazsa olmaz bir parçası. Peki istediğimiz noktaya gelebildik mi? Pek sayılmaz.

Her yıl yeni bir cep telefonu çıkıyor. Daha ince, daha zarif. Çok daha yüksek çözünürlüklü. Bu kanalda yayınlanan 4K çözünürlüğündeki videoları bile oynatabilecek seviyede ekranlara sahip cep telefonları. Daha o çözünürlükteki televizyonları evimize alamadık ama cebimizde taşıyabiliyoruz. Gelgelelim iki video izleyince pili bitiyor. Teknolojik problemler çözülmüş ama kimyasal problemler hala ortada.

Son 30 yılda bilgisayarların ve cep telefonlarının dünyasının en popüler figürü Steve Jobs’dı. Gerçekten çok büyük inovasyonlarla tüm endüstriyi bir noktadan başka bir noktaya getirmeyi başardı. Misyonunu tamamladı ve öldü. Şimdi yaşasın yeni kral! Elimizde ne var? Elon Musk. Hani şu Mars’a gitme hayalleri kuran, ulaşımda devrimsel fikirleri olan kişi. En çok uğraştığı konulardan biri ne biliyor musunuz?

Gelin sizi bir inşaata götüreyim. Biliyorum her yerde inşaat görmekten sıkıldınız ama bu, şehrin orta yerinde içinizi karartacak bir inşaat değil. Çölün ortasında, gözlerden ırak bir noktada yükselen bir inşaat. Dünyanın en büyük fabrikalarından biri. Elon Musk bu fabrikayı tek bir şey üretmek için yaptırıyor. Pil.  

Evet doğru duydunuz. Elektronik cihazlarımızda kullandığımız türden “Lityum iyon” piller. Yine kimyasal bir terim. Çünkü geleneksel enerji kaynaklarımız hızla tükeniyor ve gelecekte fosil yakıtlarla çalışan arabalar kullanmak yerine Elon Musk’ın “Tesla”sı gibi elektrikli araçlar kullanacağız. Bu konuyla ilgili çözülmesi gereken asıl meseleyse o enerjinin nasıl depolanacağı. Yani yine kimya yardımıyla karşılanabilecek bir ihtiyaç var karşımızda.

Enerji üretiminde kullanılan bir başka araç doğal gaz. Şu anda dünyadaki tüm ülkeler Alman kimyagerler Fritz Fischer ve Hans Tropsch tarafından bulunan bir kimyasal reaksiyonla doğal gazları sıvıya dönüştürme işlemini yapıyor. Ama bu neredeyse 100 yıllık eski ve pahalı bir yöntem. Daha etkili bir şekilde bu çevrim yapılamaz mı? Kimya alanında yapılacak yeni gelişmeler bize bunun cevabını verecek.

Gelişmekte olan başka bir alan: DNA bilgisayarları. Geleneksel silikon temelli yapı bileşenleri veya bilgisayar teknolojileri yerine; DNA, biyokimya ve moleküler biyoloji kullanarak yapılan bir hesaplama biçimi kullanan yeni nesil bilgisayarlar.

Bütün bunları yan yana koyunca geçmişte olduğu gibi günümüzde ve gelecekte de kimyanın çok önemli bir uzmanlık alanı olduğunu görüyoruz. Ama itiraf edeyim lisedeyken “kimya dersleri” benim en sevdiğim dersler kategorisinde değildi. Belki de Walter White gibi bir kimya öğretmenim olsaydı durum çok daha farklı olurdu. Bir şekilde kimyayı geniş bir perspektifle değerlendirme şansını o yaşlarda elde edemedim. O yüzden kendi oğluma başta kimya olmak üzere tüm bilim dallarında ilgi çekici şeyler göstermeye çalışıyorum. İleride bilim insanı olmayı seçmese bile en azından meraklı olmayı, soru sormayı, deney yapmayı sevdirmek istiyorum.

Kendim için, kendi oğlum için istediklerimi sizler için neden istemeyeyim ki? Bu kanalı takip edenlerin çok büyük bir çoğunluğu hala öğrenci. Okullarında fizik, kimya gibi fen bilimleri derslerini görüyor.  Pırıl pırıl zekalar. Ve eminim şu anda bu zekaların pek çoğu bir Aziz Sancar gibi kimya alanında ya da bilimin herhangi bir alanında Nobel ödülü alabilecek potansiyel bir kapasiteye sahip.

İşte bu kapasiteyi en iyi şekilde nasıl değerlendirebiliriz diye düşünürken aklıma yepyeni bir YouTube kanalı fikri geldi. Kimyayı, fiziği, genel olarak fen bilimlerini eğlenceli bir şekilde nasıl anlatabiliriz? Bilimsel metodu, deney yapmayı nasıl sevdirebiliriz? Bu soruların cevapları üzerinde uzun uzun düşündükten sonra nihayet yeni kanal huzurunuza çıkmaya hazır. Bu kanalda ben perde arkasında sadece sesimle yer alacağım. Perdenin önündeyse kimyayı çok seven, deney yapmaya pek meraklı yeni bir karakter duracak: Basfi. Kanalın adı da “Basfi ile eğlenceli bilim.”

Kimyayla ilgili daha yapılacak çok şey var, bilim alanında geliştirilebilecek pek çok proje var derken size büyük resmi göstermeye çalıştım. Amacım geçmişin Ebû Mûsa Câbir bin Hayyân’ları ya da günümüzün Elon Musk’larına bakıp geleceğin Aziz Sancar’larının ortaya çıkmasına bir nebze de olsa destek vermek. Yeni kanal bu iş için atılmış çok küçük bir adım. En azından deney yapmayı, meraklı olmayı, soru sormayı sevdirmek için yapılmış küçücük bir resim. Umarım siz de Basfi’yi seversiniz ve onun bilim dünyasında yapacağı yolculuğa katılırsınız. Hadi durmayın. Basfi, ilk videosuyla kendi kanalında sizi bekliyor.

“Neden yeni bir kanal?” üzerine 3 yorum

  1. Barış abi meraba ben üniversite öğrencisiyim senin kanalını ve yeni açtığın kanalı üniversitede arkadaşlara sunum şeklinde anlatmak istiyorum bunun için senden izin istiyorum, ayrıca bu sunum için bir video hazırlayabilirmisin. Seni ve videolarını tanıtan

Bir Cevap Yazın