Japonya hakkında ilginç bilgiler

Japonya en çok merak ettiğim ülkelerden biri. Oraya yapacağım bir seyahat öncesinde ülke hakkında enteresan bilgileri araştırdım. Bulduklarım gerçekten çok şaşırtıcı.

Her şeyden önce Japonlar kendi ülkelerine Japonya demiyor. “Nihon” veya “Nippon” diyorlar. Bunun anlamı “güneşin yükseldiği yer.”

Japonya bir adalar ülkesi. 6852 ada var ama bunların 430 tanesinde insan yaşıyor. Toplam 127 milyon insan. Nüfus bakımından dünyanın 10. ülkesi. Tokyo etrafındaki alanlarla birlikte 35 milyon nüfusa sahip ve dünyanın en büyük metropol alanı. Ayrıca dünyanın en pahalı ikinci kenti.

Dünyadaki robotların yarısı Japonya’da. Japonlar teknolojinin pek çok alanında olduğu gibi robotlar konusunda da öncüler ve ASIMO gibi insana benzeyen robotlar yapma konusunda çalışıyorlar. DEVAMI ▷

Davullar kimin için çalıyor?

Dinle! Davullar kimin için çalıyor?

Mükemmeldi değil mi? Hayır. Değildi. Zaten o yüzden beğendik.

Şimdi sizinle bir deney yapacağız. Sizlere aynı ritmin iki farklı versiyonunu dinleteceğim. Hazır mısınız? İlki geliyor.

Bu da ikincisi.

Ritmi tanımışsınızdır. Popun kralı Michael Jackson’ın Billie Jean adlı parçasının girişindeki bas ve davul ikilisi. Peki sizce hangi versiyon daha güzeldi? Arada bir fark mı vardı ki der gibi bakmayın öyle bana. Her iki versiyon da bilgisayarla “düzenlenmiş” müzik parçalarıydı ama birinde diğerinden farklı bir “insanileştirme yöntemi” kullanıldı. DEVAMI ▷

Sevgililer gününe mektup

Sevgili sevgililer günü. Bu satırları okuduğunda senin günün çoktan gelmiş, hatta belki de geçmiş olacak. En son ne zaman birinden mektup aldın bilmiyorum. Bak e-posta demiyorum. Mektup. Hani kağıtların üzerine kalemle yazılıp bir zarfa konulan türden gerçek bir mektup. Ben almayalı çok uzun zaman oldu.

Madem artık kimseden mektup alamıyorum, bari ben bir mektup yazayım dedim. Hem de hiç tanımadığım birisine. İşte okuduğun şu satırların yazılma nedeni bu. Senin gerçek olup olmadığını bile bilmiyorum. En son bu duyguyla İtalya seyahatimde karşılaşmıştım. Verona’da. Orada Juliet’in yaşadığı söylenen bir ev vardı. E sen sevgililer günü olduğuna göre Juliet’i kesin tanırsın. Evinin önü o kadar kalabalıktı ki. Dış kapıdan avluya zorlukla ilerlerken evinin duvarlarında binlerce ismin yazılı olduğunu gördüm. Sevgililerin isimleri. Söylenene göre bu duvara sevgilinin ismini yazmak şans getirirmiş. Şans getirdiği söylenen bir şey daha var ama senin yaşını bilmediğim için onu burada yazmayayım. Orada aşkını ölümsüzleştirmek isteyenlerin yaptığı başka bir şey daha var. Juliet’e mektup yazmak. Yani hiç tanımadıkları birine. DEVAMI ▷

Camların içinden

Günde kaç defa bir cama bakıyorsunuz? Ve neden? Dijital bir dünyaya yolculuk yapmak için. Analog dünyamızda bulamadıklarımızı orada aramak için…

Günlük hayatınızı bir düşünün. Evimizde, okulumuzda, iş yerimizde bir şeyleri görmek için hep camların arkasına bakıyoruz. Ben zaten sürekli bir camın arkasından bakıyorum da gözlük takmayanlar bile televizyon seyrederken, bilgisayar kullanırken, cep telefonuyla mesajlaşırken hatta pencereden dışarı bakarken hep bir camın içinden bakıyor. Muhtemelen şu anda beni bir camın arkasından izliyorsunuz.

İçinde yaşadığımız bu fiziksel/analog dünyamızdan dijital dünyaya yolculuk yapmak için bir çeşit geçiş portali bu camlar, pencereler. Dünyanın en yaygın işletim sistemine boşuna Windows dememişler! DEVAMI ▷

Başlangıçlar ve Sonlar

“Bir varmış, bir yokmuş” diye başlar bizde masallar. Bir şeyin başlangıcına ve sonuna dikkat eder misiniz? Benim çok dikkatimi çeker. Başlangıçlar ve sonlar önemlidir.

Hani bazen bir kitabı elinize alırsınız ve sabırsızlıkla acaba sonunda ne olacak diye düşünürsünüz ya. Hatta dayanamayıp sayfalarını çevirip en sonunu okursunuz. İşte bunu yapmayın. Onun yerine kitabı yavaş yavaş bile olsa okuyun, bitirin. Bitince başını tekrar okuyun. Başlangıcıyla bitişi arasındaki farka ya da benzerliğe dikkat edin.

Gelin bunu film şeklinde anlatılan bir hikayede inceleyelim. Daha önce seyretmediyseniz bile “spoiler yok” merak etmeyin! “Gone Girl – Kayıp Kız” filminin başlangıcını görelim. Adı “Kayıp Kız” olan bir filmin başlangıcında ne görmeyi beklersiniz? DEVAMI ▷

Pijamayla çalışmak – Başka bir şey

Bazı işleri yapmak için neden belli bir yere, belli bir saatte ve belli bir kıyafetle gitmek zorundayız? Evimizde, sıcak yatağımızda, pijamalarımızla çalışsak olmaz mı? Eğer doğru ve uygun işi seçersek neden olmasın?

Hani size daha önce “İş Görüşmesinde Sorulabilecek En İlginç 11 Soru“yu anlatmıştım ya. “Dört fil bir arabaya nasıl sığar?” tarzı sorular. Gerçi şimdilerde böyle sorulmuyor. Daha çok “Bir Boeing 747’ye kaç tane pin pon topu sığar?” tipi sorularla karşılaşıyoruz. Şimdi size bu tip sorular sormayan bir şirketten bahsedeceğim. Bu şirket size iş görüşmesinde soru sormuyor çünkü doğrudan işi veriyor. Şirketin bir ofisi yok ve 230 kadar çalışanı dünyanın 170 farklı şehrinde yaşıyor. Aralarındaki iletişim için e-posta bile kullanmıyorlar. Peki ne mi yapıyorlar? Gerçek hayattakine benzer şekilde sohbet ediyorlar, chatleşiyorlar ya da blog üzerinden haberleşiyorlar. Bunlar zaten bloggerların blog yazabilmesini sağlayan WordPress’i geliştiren şirket. Yani internetteki her 4 web sitesinden birinin çalışmasını sağlayan WordPress’i. DEVAMI ▷

Filografikler

Tasarım karmaşadan sadelik çıkartma sanatıdır. Karmaşa deyince aklınıza sadece görsel bir karmaşıklık gelmesin. Soyut kavramları da sadeleştirebilirsiniz. Fikirleri görselleştirmekten bahsediyorum. Felsefeyle grafiği buluşturmak…

Gelin birlikte bunu yapmaya çalışalım. Benim kendime göre olaylara bir bakış açım var. Şöyle bir noktadan bakıyorum. Bana göre “doğru” bu noktadır. İşin doğrusu budur. Ama sana göre böyle olmayabilir. Sen de şu noktadan hareket ederek kendine bir dünya görüşü oluşturmuş olabilirsin. İkimizin aynı fikirde olduğu alanlar da var, farklı olduğu yerler de… Başka bir kişi başka bir noktadan bakar. Herkesin bakış açısı, değer yargıları birbirinden farklıdır. Bilgi dediğimiz şey göreceli olabilir. Sadece insandan insana değil, zamandan zamana, toplumdan topluma değişebilir. İşte genel olarak bu söylediklerim felsefe tarihinde Relativizm – Görecilik olarak adlandırılıyor. Felsefeciler tarafından ortaya konan bu düşüncenin fizikte de karşılığını görebiliyoruz. Kuantum fiziğine bağlı bilimsel ve kuramsal gelişmeler bu felsefi akımın da gelişmesine sebep olmuş. İşte üzerinde konuştukça derinleşebileceğiniz böylesine karmaşık bir konuyu görselleştirmek istiyorsunuz. Diyelim ki “Relativizm” üzerine bir konferans için poster tasarlayacaksınız. Nasıl yaparsınız? Bu karmaşının içinde sadeliği nasıl yakalarsınız? Aslında bunu yaptık bile. DEVAMI ▷