Featured Video Play Icon

Sherlock’un hafıza sarayı nasıl yapılır? Mekan Metodu

Hiçbir şeyi doğru düzgün hatırlayamıyorum diyenlerdenseniz kendinize biraz haksızlık ediyorsunuz. İnsan beyni hiçbir şeyi değil bazı şeyleri kolayca hatırlayamaz. Mesela benim en çok söylediğim şeylerden biri: “isim hafızam hiç yok ama görsem kesin hatırlarım.” Çünkü görsel hafızamız daha iyidir. Aslına bakarsanız duyu organlarımızla ilişkili pek çok şeyi daha iyi hatırlarız. Yıllar önce dinlediğiniz şarkıları o yüzden kolayca söylemeye başlarsınız. Ya da bir koku ansızın sizi alıp ta çocukluğunuzun en derin hatıralarına götürebilir.

Ama isimler siliniverir aklımızdan. Telefon numaralarını ya da bir grup sayıyı, formülleri ezberlemekte güçlük çekeriz. Soyut kavramlar beynimizde çok zor yer eder. Çünkü bu tür şeyler beynimizin binlerce yıldır duyu organlarıyla topladığı görsel, dokunsal, tadsal, işitsel, kokusal bilgilere göre çok daha modern kavramlar. Yine de bir şekilde bu yeni kavramları da öğrenmek zorundayız.

Hukuk Fakültesi’ndeyken en ince ders kitabım bileğimden daha kalındı ve içindekileri hafızama yerleştirebilmek için her türlü yöntemi denemiştim. Ve bunlardan bir tanesi çok işe yaradı. Sherlock’un da kullandığı bir yöntem.  

Sherlock’un “hafıza sarayı” dediği şey aslında binlerce yıldır bilinen bir hafıza geliştirme yöntemi. Latince “method of loci” deniyor. Buradaki “loci” İngilizce’deki “location” yani “mekan.” Dolayısıyla biz buna “mekan metodu” diyebiliriz. Çünkü işin sırrı sarayda değil herhangi bir mekanda.

Hani demiştim ya beynimiz bazı şeyleri hatırlamakta çok iyidir diye. Özellikle üç boyutlu mekan algımız çok gelişmiştir. O yüzden bu yöntemi kullanmak için tıpkı daha önce sözünü ettiğim derin çalışmak için de gerekli olan bir mekana ihtiyacımız var.

Şimdi birlikte bir deney yapalım. Gözlerinizi kapatın ve en iyi bildiğiniz mekanı hayal etmeye başlayın. Mesela evinizdeki odanız. Orada bir sandalye görüyorum. Ve siz şu anda tam orada oturuyorsunuz. Her zaman gittiğiniz bir yere mesela okula ya da işe gitmek üzere bir yolculuğa çıkalım şimdi.

  1. Sandalyemden kalktım.
  2. Odamın kapısını açıp sağa döndüm.
  3. Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım.
  4. Salondan geçtim.
  5. Mutfakta bir şeyler atıştırdım.
  6. Girişteki dolaptan ayakkabılarımı giydim.
  7. Merdivenlerden aşağıya indim.
  8. Sokağa çıktım.
  9. Otobüs durağına yürüdüm.

Tüm bu hikayeyi ezberlemenize gerek yok, çünkü zaten biliyorsunuz. En ince ayrıntısına kadar hiçbir çaba sarf etmeden beyniniz bu mekanları, bu haritayı çoktan ezberlemiş durumda.

Şimdi ezberlemekte güçlük çektiğimiz şeyleri bu haritaya yerleştirmeye çalışacağız. Deneyimiz devam ediyor. Size 9 saniye boyunca 9 kelime göstereceğim ve ezberlemenizi isteyeceğim.

  1. Güçlü
  2. Sevmek
  3. Duvar
  4. Korku
  5. Bilgi
  6. Öfke
  7. Takıntı
  8. Üst
  9. Yabancı

Süreniz bitti. Kelimelerden kaç tanesini hatırlıyorsunuz? Hile yapmak, videoyu geriye almak yok. Eminim pek çoğunuz en azından bir kelimeyi hatırlıyordur. Tahmin edeyim. “Duvar” kelimesi. Görselleştirmesi çok kolay. Ama soyut kavramları hatırlamak daha zor.

Şimdi “mekan metodu”yla bu kelimeleri ezberlemeye çalışalım. Mekanımızı hatırladık mı? Kelimelerimizi oraya yerleştireceğiz.

Güçlü kelimesini sandalyeye koyarak başlayalım. Ezberleyeceğimiz kelimeyi zaten hafızamızda olan görsel bir kavramla ilişkilendiriyoruz. Bu ilişkilendirmeyi yaparken abartabilirsiniz. Mesela sandalyeyi kaldırıp bütün gücünüzle yere çarpıyorsunuz. O kadar şiddetli vuruyorsunuz ki çok güçlü bir ses çıkıyor. Elleriniz acıyor. Ama sandalyeye bir şey olmuyor. Çünkü o da çok sağlam, çok güçlü.

İşte bu şekilde sırasıyla tüm kelimeleri hafızanızdaki mekanla ilişkilendirin. 9 saniyede 9 kelime için bunu yapmak mümkün mü? Başlangıçta değil elbette. Ama biraz üzerine giderseniz 9 saatte öğrenemediğiniz şeyleri 9 dakikada öğrenebileceğinizi fark edeceksiniz.

İlişkilendirme yaparken görselleştirmek, mümkünse sesini, kokusunu, tadını hayal etmek çok önemli. Önemli olan bir başka şey de sıralama. Mesela öğrenmeniz gereken duvar kelimesi zihninizdeki mekanda sokakla daha uyumlu gibi görünebilir. Ama sırf uyumlu olduğu için oraya yerleştirilemez. Duvar üçüncü sıradaydı. Bizim mekanımızda üçüncü sırada banyo var. Nasıl abartılı bir ilişki kurabiliriz? Mesela şöyle: Banyoda elimi yüzümü yıkarken musluk birden açılınca duvar ıslandı. Elimi banyonun duvarına koyunca o ıslaklığı hissedebiliyorum.

Bu şekilde tek tek mekanımıza yerleştirmelerimizi yapalım.

  1. Yere çarpınca bile kırılmayan güçlü sandalyemden kalktım.
  2. Çok sevdiğim odamın kapısını açıp sağa döndüm.
  3. Banyoya gidip elimi yüzümü yıkarken duvar rezil oldu.
  4. Salondan geçerken film izleyen kardeşimin korku dolu çığlığını duydum.
  5. Mutfakta buzdolabının üstündeki sefer tarifesi bilgi notuna bakınca kış saati uygulamasının başladığını yani geç kaldığımı fark ettim.
  6. Öfkeyle girişteki dolaptan ayakkabılarımı giydim.
  7. Merdivenlerden aşağıya inerken takıntımdan ötürü tüm basamakları saydım.
  8. Sokakta üst komşumuzla karşılaştım.
  9. Otobüs durağında yabancı dille konuşan birini duydum.

Gördüğünüz gibi bildiklerimizle bilmediklerimizi ilişkilendiriyoruz ve bunu belli bir sırayla yapıyoruz. Biraz hikaye anlatmaya benziyor “mekan metodu.” Bu hikayenin unutmamamız gereken üç önemli özelliği var:

  1. Mekan seçin. Eviniz ya da az önce verdiğim örnekte olduğu gibi mahalleniz olabilir. Ama bildiğiniz bir yer olsun. Ve hep aynı mekanı kullanın. Eğer sadece evinizi seçtiyseniz o zaman odaları ve eşyaları kafanızda belirleyin. Mümkünse seçtiğiniz eşyalar büyük olsun ve bir odadan sandalye seçtiyseniz diğer odadan farklı bir eşya seçin.
  2. Yolculuk yapın. Mekandaki rotanız da hep aynı olsun. Mekan olarak evinizi seçtiyseniz ya dış kapıdan odanıza doğru bir rota belirleyin ya da az önce verdiğim örnekte olduğu gibi odanızdan başlayıp dışarı çıkın. Bazıları saat yönünde ya da tersi bir yolculuğu tercih ediyor. Biz sadece 9 durağı olan bir yolculuk yaptık. Bu yöntemi kullandıkça aklınızdaki mekanınızı zenginleştirebilirsiniz. Yolculuktaki durakların sayısını arttırabilirsiniz.
  3. İlişki kurun. Ezberleyeceğiniz kavramları mekana yerleştirin. Sırasıyla. Mekanla ya da mekanın içindeki eşyayla ilişkiler kurun. Abartın. Abartın ki iki kavram arasındaki etkileşim daha bir görülebilir, duyulabilir hale gelsin. Mümkünse onun tadını alın, kokusunu hissedin. Ezberlemeniz gereken kelime yumurtaysa onu kırmaktan çekinmeyin. Tabi aklınızda. Ya da bırakın girişteki dolapta bir kaç ay beklemiş olsun. Zihninizdeki o dolabı açınca buram buram çürük yumurta koksun.

Peki tüm bunları neden yapıyoruz? Hani okullarda ezberciliğe karşı değil miydik biz? Hala karşıyız. Ama sadece ezberciliğe karşıyız, ezberlemeye değil. Zaten ona karşı olmak beynimizin her gün yaptığı bir şeyi inkar etmek demek olur. Tam tersine biz öğrenmemiz gereken şeylerle, öğrendiklerimiz arasında kalıcı ilişkiler kurmaya çalışıyoruz. Ve bunun için de mekanları kullanıyoruz. Mekan metodunu. Bu da hayatta çok işe yarıyor.

Hukuk Fakültesi’nde okuduğum bileğimden kalın kitaplar hala zihnimdeki mekanın köşelerinde durmaya devam ediyor. İş hayatımda çeşitli mekanlarda, büyük topluluklar karşısında 600’den fazla konuşma yaptım. Bu konuşmalar için hazırladığım metinleri, konuşma yapacağım mekanın köşelerine yerleştirdim. Fiziksel olarak değil. Zihinsel olarak.

Anlayacağınız Sherlock’un hafıza sarayı sadece dizi için uydurulmuş hayali bir kavram değil. En azından o karakteri canlandıran oyuncu, neydi ismi, hayır yüzünü görsem hatırlayacağım da… Hah Benedict Cumberbatch, repliklerini ezberlemek için bile bu yöntemi kullanıyor olabilir. Çünkü oyuncuların da zaman zaman kullandıkları bir yöntem bu.

Hani size ezberlemek için gösterdiğim 9 kelime vardı ya. Onlar tesadüfen seçilmiş kelimeler değil. Geçenlerde bu kelimeleri yaklaşık 2,5 dakikalık bir monoloğu ezberlemek için kullandım. Şöyle başlayan bir monolog: “Güçlü insanlar değiliz. Ama güçlü görünmeyi seviyoruz. Etrafımıza duvarlar ördükçe kendimizi güçlü hissediyoruz. Her şeyi ama her şeyi korkularımızla başa çıkabilmek için kullanıyoruz. Bilgiyi de, bilgisizliği de…”

Az önce henüz yayınlanmamış bir kısa filmin son sahnesini gördünüz. Kimseye söylemek yok. Yakında. Bu kanalda… O zamana kadar bildiklerinizi unutun. Bilmediklerinizi de alıp dışarı çıkın. Kendi hafıza saraylarınıza götürün.

 

“Sherlock’un hafıza sarayı nasıl yapılır? Mekan Metodu” üzerine 4 yorum

  1. Abi MaşaAllah müthişsiniz. Zihin Sarayını yıllar yıllar (2 yıl:)önce yapmaya çalışmıştım da sonra her zamanki gibi üşenmiştim:( Şimdi tekrar başlamam için çok güzel bir hatırlatma oldu ,teşekkürler.

  2. Barış abi isterim ki Amy Wanehouse un o tutkuyla ve müzik aşkı ile geçen kısacık yaşamını, aķıllarda nasıl iz bıraktıgını, kendi kendine yarattığı o küçücük dünya ile nasıl dünyayı aştığını, birde senden bir videonda dinleyeyim 🙂

  3. Geri bildirim: HAYALLERE GİDEN YOLDA
  4. Sizden İngilizce öğrenmeyle ilgili bir video bekliyorum. Hangi uygulamalar kullanılma ya da hangi teknikler. Tecrübelerinizden ve bilginizden bu konuda yararlanabilirsem çok müteşekkir olurum.
    Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Bir Cevap Yazın