Featured Video Play Icon

Bu tasarımları insan mı yaptı yoksa yapay zeka mı?

Yıllar önce ajansta en çok tartıştığımız konulardan biri “tasarımcılar kodlamayı öğrenmeli midir?” sorusuydu. Daha sonra Adobe’de tasarımcılara yardımcı olan yazılım parçaları üzerinde çalışmaya başladık. Mesela artık Photoshop kullanarak fotoğraflar üzerinde çalışan bir tasarımcı o fotoğrafın kadrajını değiştirdiğinde oluşan boşlukları bir algoritma otomatik olarak doldurabiliyor. Yani normalde orada olmayan bölümler bir yapay zeka yardımıyla eklenebiliyor. Size yapay zekanın tasarım dünyasını nasıl değiştirdiğine dair çarpıcı örnekler vereceğim.

Bu videonun müziklerini indirmek için ► http://bit.ly/yapay-zeka-barisozcan
Yapay olmayan bir zekayla çekilmiş fotoğraflar için ► http://instagram.com/BarisOzcan

2017’de Almanya’nın Hamburg kentinde açılan bu bina şu anda dünyanın en büyük ve akustik olarak da en gelişmiş konser salonlarından biri. Onun en önemli özelliği 870 milyon Euro’ya varan maliyeti ya da dışarıdan bakınca dalga şeklinde görülen mimarisi değil. İçerideki Escher-vari merdivenlerle dolaşılabilen oturma düzeni de değil. Onun en önemli özelliğini ancak yakından bakınca fark edebiliyorsunuz. Duvarlarını ve tavanını kaplayan akustik paneller. Tıpkı bir mercan kayalığı gibi tüm salonun içini sarıyor. Bu akustik panellerden 10000 tane tasarlanmış. Çünkü her bir panelin diğerinden farklı bir tasarıma sahip olması istenmiş. Bunun için 10000 tasarımcı çalıştırmak yerine 40000 satırlık bir koddan oluşan özel bir yapay zeka yazılmış. Bu yapay zeka da 10000 panelin üzerinde 1 milyon küçük hücre tasarlamış. Deniz kabuklarına benzeyen bu hücreler salonun içinde oluşan ses dalgalarını akustik olarak en uygun şekilde yansıtıyor.

Pek çoğumuz yapay zeka yardımıyla tasarlanan bu konser salonunda müzik dinleyemeyecek. Ama algoritmik tasarımlar biz hiç farkında olmadan hayatımızın bir parçası haline geldi bile.

İnternetin binaları diyebileceğimiz web siteleri mesela. Artık tamamen yapay zekayla tasarlanan bir web sitesine sahip olabiliriz. The Grid adı verilen bir içerik yönetim sistemi sizin emrinize Molly adında bir tasarımcı veriyor. Molly bir insan değil. The Grid onu dişi bir yapay zeka olarak tanıtıyor. Genç, denemelere açık ve sürekli öğrenen bir kişiliği varmış. Şimdiden yüz binlerce web sayfası tasarlamış. Bir web sayfasını tasarlarken bir tasarımcı olarak pek çok karar verirsiniz. Renkler, fontlar ve tabi logonun büyüklüğü gibi (müşteriye göre kural olarak her zaman bir tık daha büyük olmalıdır). İşte Molly’nin sadece son 3 ayda verdiği tasarım kararları galaksimizdeki yıldızlardan daha fazla. Verdiği her kararın sonuçlarını da gözlemliyor ve daha iyi kararlar vermeye çabalıyor. Açıkcası ben onun şu ana kadar tasarladığı web sitelerini pek beğenmedim ama bir kaç yıl içinde ne hale gelir onu hep beraber göreceğiz.

Yapay zekanın artık film posterleri de tasarladığını biliyor musunuz? Netflix’i açtığımda her seferinde bana aynı dizinin farklı posterlerini gösterdiğini fark ettim. Tam “Black Mirror”ın yeni sezonu çıktı diye sevinecekken meğer eski sezonun yeni poster tasarımıymış karşıma çıkan. Peki bir dizi ya da film için kaç tane poster tasarlıyorlar, bu iş için kaç tasarımcı çalıştırıyorlar acaba diye bir araştırma yapınca fark ettim ki bunların tasarımını da algoritmalar yapıyor. Yapay zeka milyonlarca görsel arasından insanların en çok dikkatini çekebilecek olanları seçiyor. İnsanların en çok ne dikkatini çeker? Tabiki başka insanlar. İşte önce içinde insan olanları ayıklıyor. Sonra bunları tam vücut, göğüs plan ya da yakın plan gibi kompozisyon tekniklerine göre sınıflandırıyor. Eğer içinde hiç insan olmayan bir dizi ya da film olursa bu kez de görselin içindeki çizgileri soyutlayarak karar vermeye çalışıyor. En ilginç görsele karar verdikten sonra bu kez onu yine kompozisyon kurallarına ve insan psikolojisine en uygun olacak şekilde kırpıyor. Poster tasarımında olmazsa olmazlardan biri de yazılar. İşte yazıların pozisyonunu da yapay zeka seçiyor. En sonunda aynı dizi ya da film için pek çok farklı poster tasarımı yapılmış oluyor. Bunun yanında birbirine çok benzeyen ama küçük farklılıklar taşıyan varyasyonlar da üretiliyor ve test ediliyor. İnsanlar bu posterlere tıkladıkça aslında bir anlamda yapay zekayı da eğitmiş oluyor. O da kendi tasarımına puan veriyor ve daha sonra yapacağı tasarımları buna göre şekillendirmeye çalışıyor.

Görsel yapay zekaya bir başka örneği hepiniz cep telefonunuzdan kullanabilirsiniz. Prisma uygulaması. Aslında bu uygulama sadece bir yapay zekadan ibaret değil. Aynı zamanda üç farklı yapay sinir ağı kullanıyor. Bu sistemi geliştiren Rus programcı Alexey Moiseenkov’un söylediğine göre yapay sinir ağları Van Gogh, Picasso gibi ressamların sanat eserlerini inceliyor ve bunlardaki benzerlikleri, tipik özellikleri tespit ederek yapay zekasını eğitiyor. Siz uygulamaya bir fotoğraf koyup da bir filtre seçtiğinizde aslında o fotoğrafın üzerinde bir şey yapmıyor. Bir yandan fotoğrafı bir yandan da sanat eserlerinden öğrendiği stilleri kullanıp yepyeni bir görsel tasarlıyor.

Bir de sürekli değişen logo tasarımı yaptıranlar var. Brezilya’nın telekom şirketinin logosunun rengi ve şekli etrafındaki seslere ya da müziğe göre değişebiliyor. Yine bir algoritma gerçek zamanlı olarak etrafını dinleyip uygun renkleri ve şekilleri seçerek tasarımı değiştirmeye başlıyor. Oi, Oi, Oi.

Benzer bir deneme Nutella tarafından ambalaj tasarımı için yapıldı. Bu kez yapay zeka algoritmasının görevi çeşitli dokulardan ve renklerden oluşan bir veritabanı kullanarak 7 milyon tane farklı tasarlanmış kavanoz ambalajı üretmekti.

No Man’s Sky oyunundaki tüm görsel öğeler de insan eli değmeden tasarlanmış. Yıldız sistemleri, gezegenler, bu gezegenlerin içindeki ekosistemler, florası, faunası ve tüm yapılarıyla bilgisayar içinde bilgisayar tarafından tasarlanmış bir oyun dünyası bu.

Yıllar önce en çok tartıştığımız konunun “tasarımcılar kodlamayı öğrenmeli midir?” sorusu olduğunu söylemiştim ya. Artık yeni soru şu: “kodlar tasarım yapmayı öğrenmeli midir?” Sizce öğrenmeli midir? Şimdi sadece kodlardan oluşan bu yapay zeka ileride insansı robotlara dönüşünce tüm tasarım işlerini de yapmaya başlar mı, ne dersiniz?

“Bu tasarımları insan mı yaptı yoksa yapay zeka mı?” üzerine 6 yorum

  1. Barış abi senden çok ama çok istediğim bir video konusu var.Elon Musk’ın da iddia ettiği bir bilgisayar simulasyonunda yaşıyor olma olasılığımız ile ilgili fikirlerini çok merak ediyorum.Biliyorum biraz konsept dışı ama mutlaka yorumlamalısın diye düşünüyorum..

  2. Serdar Kuzuloğlu’nunda bahsettiği yapay zekaların yapay zekalar ürettikleri karanlık fabrika betimlemesi halihazırda gerçekleşirken, bi üniversite öğrencisi olarak kendi bölümümü bıraktım ve endüstriyel tasarım hayalimin peşinden gidiyorum, tekrar sınava hazırlanıyorum. Videonuzu izlemeden önce üzerinde düşündüğüm bi konuydu ve sanırım diyordum eğer bi tasarımcı olursam mesleğim bigün bi yapay zekanın gölgesinde kalamaz yada bi müzisyenin yada bi oyun yazarının. Şuan biraz daha endişeliyim diyebilirim. Belkide yapay zekanın en hızlı yok edeceği meslekler arasında tasarımcılık olabilir mi ne düşünüyorsunuz ? Yapay zekanın etkilediği ve etkileyeceği meslekler adlı bi video görmek isterim.

Bir Cevap Yazın