Featured Video Play Icon

Daha iyi öğrenmek için SODTİ tekniği

İstesek de istemesek de sürekli bir şeyler öğreniyoruz. Beynimiz hiç durmuyor. Ayrıca durmak da istemiyor. Geçenlerde sevdiğim YouTuber’lardan biri olan Vsauce bir deney yapmak için kendisini üç gün boyunca bir odaya kapattı. Dış dünyayla ilgisini kesti. Bunun için kullandığı oda tamamen beyazdı. Bembeyaz.

Amacı bu odada beynine gelen tüm sinyalleri, uyarıları engellemekti. Bir çeşit beynini durdurma çabası. Sonucunu kendiniz izlersiniz. Bizim konumuzla olan ilgisi şu: böyle bir şeyi sakın evde denemeyin. Çünkü beyni durdurabilmek mümkün değil. Sürekli öğrenmek zorunda. “Beynim almıyor” diye onu suçlayamayız.

Bugün sizlere beyninizi geliştirmek, daha iyi öğrenmek için SODTİ tekniğinden bahsedeceğim. Bu teknik 5 önemli aşamadan oluşuyor.

ÖNCE SEV

Her şey severek başlar. Hani derler ya “sevdiğin işi yaparsan, ömür boyu çalışmazsın” diye. Kim söylemişse çok doğru söylemiş. Bir dahaki sefere çalışman gerektiğinde böyle düşün. Sevgilinle buluşacakmış gibi.

Peki ya sevgilinin yüzü karmakarışık bir matematik formülü gibiyse? Cuk cuk cuk. Güzellik dışta değil içtedir. Onu yine de sevmeyi öğrenmek gerekir.

Bu adımın ana fikri: “Başarılı olmak için ya sevdiğin şeyleri keşfetmen ya da sahip olduklarını sevmeyi öğrenmen gerekir.”

SONRA OKU

Klasik bir münazara konusu. Yetenek mi yoksa çalışmak mı önemlidir? Okumak önemlidir. Ancak okuyarak büyütebilirsin insanlık ağacını.

Bununla ilgili bir hikaye anlatayım size. Zamanın birinde bir satranç oyuncusu varmış. Adına ne diyelim, Bobby olsun. Bobby yetenekliymiş yetenekli olmasına ama öyle olağanüstü biri de değilmiş.

12 yaşındayken ortadan kaybolmuş. 1 yıl boyunca ortalıkta pek gözükmemiş. 13 yaşında sahalara, tahtalara geri döndüğünde birdenbire parlamış. Amerika’nın en iyi satranç oyuncusu olmuş. Evet Bobby Ficher’dan bahsediyorum.

Şimdi hepimiz o 1 yıl boyunca ne yaptığını merak ediyoruz değil mi? Okumuş. Hem de 1800’lü yılların bulabildiği tüm satranç oyunlarını. Eskilerin her türlü numarasını öğrenmiş. Onun kadar okumayan rakipleri o açılış hamlelerini gördükçe şaşkına dönmüşler.

Ayrıca Rus satranç dergilerini de okumuş. Bunun için gerektiği kadar Rusça öğrenmiş. Çünkü onun zamanında dünyanın en iyi 20 oyuncusu da Rusmuş. Yani sadece kitap okumamış, en iyileri okumuş, onları çalışmış.

Bu adımın ana fikri: “Beşikten mezara kadar oku.” Hatta mezardan sonra da oku!

BOL BOL DENE

Yap! En sevdiğim fiilerden biri. Ünlü halk ozanlarımızdan Shia LaBeouf’un dediği gibi: “Just do it!”

Yapıcı ol. Zor olduğunu biliyorum. Nasıl olduğunu da biliyorum. Deneyerek! Denemeden hiçbir şeyi yapamazsın. Suya girmeden yüzmeyi öğrenemezsin.

Nitelik için niceliğin, kalite için kantitenin gerektiği bir adım bu. O yüzden bol bol dene diyorum. 9 kez denedikten sonra onuncusunda olduğunu göreceksin.

Dünyadaki önemli işleri başaran insanlar, kaşifler, mucitler uzaylı değiller. Hepsi de senin benim gibi insan. Bir şeyleri denemekten çekinmeyen insanlar. Ne kadar çılgınca olursa olsun, ne kadar iddialı görünürse görünsün, denemişler.

Bir zamanlar bunu sen de yapmıştın hatırla. Emeklerken bir de ayağa kalkmayı denemek istemiştin ve başaramamıştın. Defalarca deneyip her seferinde düştükten sonra bir gün yürümeye başladın.

Basit denemelerle başla. Romancı mı olmak istiyorsun, hiçbir zaman romancı olabileceğini düşünmeyen Hemingway gibi yap, önce hikayeler yazmayı dene. Sinemacı mı olmak istiyorsun, Spielberg gibi yap, kısa filmler çekerek başla.

Düşünme, sadece yap demiyorum. Önce bilmeden, düşünmeden yapmaya kalkarsan sonun şöyle olur.

Düşünme aşamasını ikinci adımda yani okurken geçtik. Ama teori de bir yere kadar. Okuduklarını, öğrendiklerini pratiğe geçirmezsen teorik bir hayat yaşarsın, teoride yaşarsın.

Bu adımın ana fikri: “Bir şeyi anlamanın tek yolu denemektir.”

SIK SIK TEKRARLA

İlk üç aşamayı yaptıktan sonra tekrar etmekten başka bir şeye gerek yok. Sevgini tazele, çokca oku, bol bol dene ve tekrar et! Aynı şablonu başka konulara da uyarlayabilirsin. O konuyu da sev, hakkında bir şeyler oku ve bol bol dene.

Şimdi size başka bir hikaye. Hayatı boyunca 9000 kez atış kaçırmış bir basketçinin hikayesi. 300 kez maç kaybetmiş. Bunların 26 tanesinde atacağı tek bir basket oyunu kazandıracakken… atamamış. Anlayacağınız defalarca kaybetmiş ve o yüzden çok başarılı olmuş. Michael Jordan’dan bahsediyorum. Tüm zamanların en iyi basketbol oyuncusu olmanın sırrı ne? Meşhur sıçrama yeteneği mi? Saç kesimi mi? Ayakkabıları mı? Ekstra uzun şortları mı? Çorapları mı? Yoksa ayakkabıları mı? İşin sırrı pratik yapmak, egzersiz, idman. Her hareketi defalarca tekrar etmek.  

Sadece iyi bir sporcu olmak için değil her konuda iyi olmak için tekrar etmek gerekiyor. İyi bir konuşmacı olmak için bol bol prova yapmalısınız. Dil öğrenmek için aynı kelimeleri tekrar tekrar söylemelisiniz. Kendine hedef koyduktan sonra o şeyi her gün tekrar etmek gerekiyor.

Bu adımın ana fikri: “Tekrar çarpılarından oluşmuş bir zincir yap ve o zinciri hiç kırma.”

ARADA BİR İZLE

İtiraf edeyim. Bu aşamayı biraz zorlayarak ekledim. Çünkü SODT diye bir tekniği telaffuz etmek ve akılda tutmak zor olacaktı. Sonuna “İ”yi ekleyince güzel oldu. İzle!

Şaka bir yana bu kelime bir şeyleri öğrenmek için çok önemli. İzle derken kendi yaptıklarını izlemekten bahsediyorum. Denemelerin işe yarıyor mu? Bunu ölç. Okudukların yeterli oluyor mu? Değerlendir. Doğru şeyleri mi okuyorsun? Karar ver. Kısaca gelişimi takip et, izle.

Çılgınca sevmene, binlerce kitap okumana, çokca denemene, tekrar üstüne tekrar yapmana rağmen eğer tüm bunları yanlış bir amaç uğruna yanlış bir yerde yapıyorsan ne işe yarar ki? İşte bunun için kendini izlemen lazım.

——

Bugün kişisel gelişim dünyasının “guru”ları gibi bir akrostiş uydurdum. İşin cila kısmıydı bu. Ama söylediklerim gerçekten inandığım ve uyguladığım şeyler. O yüzden hararetle tavsiye ediyorum. Ve açıkcası daha iyi öğrenmek için bunlardan başka teknikler olduğuna da eminim. Siz bildiklerinizi yorum yaparak paylaşırsanız ben de daha iyi öğrenmiş olurum. Yalnız bazen “beynim yandı” filan diye yorum yapıyorsunuz bunu yapmadan önce bir kere daha düşünün. Çünkü bunun için beyaz bir odada en az üç gün kalmanız gerekiyor.

Ayrıca kanala yeni abone olanlar için geçen yıl yaptığım iki video dizisini öneriyorum: “Oku” ve “İzle.” Buradaki izlenin anlamı biraz farklı gerçi. Yoksa değil mi?

“Daha iyi öğrenmek için SODTİ tekniği” üzerine 4 yorum

  1. Bu video sayesinde hayatım da çok güzel bir değişiklik oldu ve okuma alışkanlığımı daha çok arttırıp öğrenme isteğim daha fazla arttı. Resmen öğrenme, okuma, kendimi geliştirme dürtülerim harekete geçti. Böyle güzel videoları bizim için, hazırladığınız için sonsuz teşekkürlerimle …

  2. Abi,hafıza sarayı tekniğini de bir gözden geçirip video hazırlar mısın? biraz ilgiliyim buna belki daha iyi anlamama yardımcı olur. Ve tabiki başkalarınında..

Bir Cevap Yazın