Featured Video Play Icon

Mavi hap mı, kırmızı hap mı?

Bu senin son şansın. Bundan sonra geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve neye inanmak istersen ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin ne kadar derinlere gittiğini gösteririm. Unutma, sana vadettiğim tek şey hakikat, fazlası değil…

Seçim. Her gün yapmak zorundayız. Yaptığımız bazı seçimler bizi cahilliğin mutluluğunda bırakırken, bazıları hakikatin çölüne götürür. Ama neyi seçersek seçelim, bunun geri dönüşü yoktur.

Ya içinde yaşadığımız simülasyonda kalmaya yani uyumaya devam ederiz ya da uyanır ve gerçeklerle yüzleşiriz.

Matrix’de Morpheus’un Neo’ya sunduğu seçim, kötülük ve iyilik arasında. Gerçek kötülük olan cahillikle, gerçek iyilik olan bilgelik arasında.

Hepimiz iyiliği seçip bilgeliğe giden yolda yürümek isteriz. Özellikle de çocuklar. Cahil kalmak istemediklerinden sürekli soru sorarlar. İleride yapacakları seçimlere kendilerini hazırlarlar. Bu sorular ne zaman azalmaya başlar biliyor musunuz? Büyüyüp okula gitmeye başladıklarında. Dünya denilen simülasyona alışmaya başladıklarında. Bir de iş hayatına atılıp daha çok kabloyla bu dünyaya bağlandıklarında sorular sona erer. Çoğu çocuk artık büyümüş ve mavi hapları yutmaya başlamıştır. Yine de içimizde bir yerlerde gerçeklik ateşinin korları durur.

“Total Recall – Gerçeğe Çağrı” filminde kahramanımıza kırmızı hap teklif edildi. Nedir bu kırmızı hap? Bir sembol. İnsanın gerçeğe dönme tutkusunun bir sembolü.

Belki de hepimiz bir rüyadayız. Çinli bilge gibi… Rüyasında bir kelebek olduğunu gördü. Sonra aniden uyandı ve kendi kendine sordu: Ben rüyasında kelebek olduğunu gören bir insan mıyım yoksa rüyasında insan olduğunu gören bir kelebek mi?

Kelebek

“The Art of the Start – Başlama Sanatı” kitabında, yazar Guy Kawasaki kırmızı hapı liderlik kavramına götürür. Yeni bir organizasyonun lideri gerçeklik ve fantezi dünyaları arasında bir seçim yapmak zorundadır. Başarılı olmak isteyenler kırmızı hapı yutmalı ve tavşan deliğini keşfe çıkmalıdır.

Alice Harikalar Diyarı’nda hikayesi çok sıradan bir dünyada başlar. Burada her şey yolunda gibidir. Alice, yeşillikler içinde huzurla kitabını okumaktadır. Ta ki çok önemli bir randevuya yetişmeye çalışan beyaz tavşanı görünceye kadar. Beyaz tavşan bir seçim çağrısıdır. Alice onu takip edebilir, bilinmeyene doğru gidebilir, orada problemlerle ya da yeni seçimlerle karşı karşıya kalabilir, bunları çözmeye çalışabilir ya da eskiden yaşadığı konfor alanında kalmaya devam edebilir.

Bu seçimi Alice gibi bizim de yapmamız gerek. Çocuklukta olduğu gibi “ooo piti piti karamela sepeti”yle ya da yazı tura atarak sorumluktan kaçamayız. Karar vermemiz ve bunun sonuçlarına katlanmamız gerek. Gerçekleri görmek gözümüzü acıtabilir. Aldığımız kararlar konforumuzu bozabilir. Mağaramızdan çıkmak zorunda kalabiliriz.

Plato’nun mağara hikayesindeki anahtar nokta nedir? Mağaradaki insanların orada tutsak olduklarını bilmemeleri. Tam aksine kendilerini özgür sanırlar. Duvardaki gölgelerin sadece bir gölge olduğunu bilmez ve onları gerçek sanırlar.

Cahil oldukları konusunda cahildirler.

Seni hakikate kör etmek için gözlerine bağlanmış dünyadır o. Hangi hakikate? Senin bir köle olduğun hakikatine…

Kaşık yok. Gerçek dünyada böyle haplar da yok. Yapmak zorunda olduğunuz seçimler var. Neyi seçeceksiniz? Cahilliğin mutluluğunu mu, hakikatin acılığını mı?

“Mavi hap mı, kırmızı hap mı?” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın