Featured Video Play Icon

YouTube için nasıl video hazırlıyorum?

Mayıs 2015’ten bu yana yaklaşık 2,5 yıldır düzenli olarak her hafta Pazar günü bir video yayınlıyorum. Bu videoların nasıl hazırlandığını merak edenler oluyor. Yani yemeğin tarifini isteyenler. Şimdi bu sorunun cevabını merak edenler için gelin size mutfağımda videoları nasıl pişiriyorum onu göstereyim.

Pazar gününden başlayalım. Sabah saatlerinde videoyu yayınladıktan sonraki anlar en mutlu anlarım. Genellikle o gün artık YouTube’la, sosyal medyayla hatta internet ve teknolojiyle olan ilişkimi kesiyorum. Artık ben dinlenirken siz 6 gün boyunca yaptığım araştırmaların, okumaların ve tüm hazırlıkların sonucunu izliyorsunuz. 6 günü 6-12 dakikada yiyip bitiriyorsunuz 🙂 Yemekler de biraz böyledir ya. O yüzden anneleri başta olmak üzere tüm aşçıları çok takdir etmişimdir. Saatlerce yemek hazırlıyorlar ve biz 10 dakikada yiyip bitiriyoruz.

Pazartesi günü bir sonraki videomun hazırlıkları başlıyor. O gün benim için videolardaki en önemli aşama olan “fikir aşaması” üzerinde çalışıyorum. Ne hakkında bir video olacak? En çok zorlandığım anları bu aşamada yaşıyorum. Zaten dünyanın en zor işini bile yapsanız onun en zor anı ilk adımı atmaktır. Beni zorlayan konu “konu bulamamak” değil. Kafamda zaten pek çok konu fikri var. Ama bulduğum bu konulardan hangisini seçeceğim? Hangisi daha faydalı olur? İşte tüm mesele bu.

İşte o yüzden bu en önemli aşama, videonun ön hazırlıkları Cuma akşamına kadar sürüyor. YouTube için video içeriği hazırlamak benim için hala bir hobi. Yani hayatımı bu işten kazanmıyorum. Dolayısıyla hafta içinde gündüzleri profesyonel işlerimle ilgilenirken sabahları ve akşamları da bu hazırlıkları yapıyorum. Bazen en ilginç fikirler en absürd yerlerde aklıma geliyor. Mesela duşta…

Konularımı seçerken profesyonel hayatımda iç içe olduğum tasarım ve teknoloji hakkında kendimi sınırlamaya çalışıyorum. Bu konudaki ilham kaynaklarımsa sanatçılardan ve onların eserlerinden geliyor. Kitaplar, müzikler, filmler, resimler, fotoğraflar bu işin heyecanı. Yemeğin gizli sosu. O yüzden kanalımın temasını sanat, tasarım ve teknoloji olarak belirledim.

Diyelim ki Salı günü çalışırken yaptığımız tasarımla ilgili müşterimizden bir eleştiri geldi: “Logoyu bir tık yukarı alsak” ya da “kenarlarda çok boşluk kalmış, onları da doldursak” gibi… Hemen aklımda bir video konusu fikri oluşuyor: “Az çoktan fazladır” ya da “Sessizliğin sesindeki beyaz boşluk.”

Bu fikri not ediyorum. Notlarımı hem analog hem de dijital ortamda tutuyorum. Çalışma masamın üstünde her zaman bir defter ve kalem var. Dijital ortamda da ücretsiz bir uygulama olan “Google Keep”i kullanıyorum.

Bazen de akşamları ailemle vakit geçirirken ya da bir film izlerken konu fikirleri aklıma geliyor. Mesela oğlumun yaşına da uygun olan Kubo’yu izlerken Beatles’ın “While my guitar gently wheeps” şarkısının çok güzel bir versiyonunu duyduk. Hem benim hem de Sufi’nin ağzına takıldı bu melodi bir hafta boyunca. Sonra neden bu konuyla ilgili bir video da yapmamayım ki diye düşündüm ve “Gitarım usulca ağlarken” videosu ortaya çıktı. YouTube’un en çok bu yanını seviyorum. İçerik üretimi konusunda tamamen deneysel davranabiliyorsunuz.

Video fikirleri biriktikçe bir yandan da bu konularla ilgili araştırmalar başlıyor. Bu araştırmalarımı da hem analog hem de dijital olarak yapıyorum. Evimdeki kütüphanede okuduğum kitaplar da yardımcı oluyor ama çoğu zaman yetersiz kalıyor. O yüzden kütüphanede de araştırma yapıyorum. Bu araştırmalarım sırasında bazen bir kitabın tamamını okuyorum. Mesela friksiyon hakkında çalışırken sevgili dostum Mehmet Doğan’ın kaleme aldığı “Pürüzlü Mükemmellik” kitabının tamamını notlar çıkartarak okudum. Sonrasında ortaya “Mükemmel olmak için kahverengi şeker yemeyin” videosu çıktı. Bazen de kitapların tamamını okumak yerine onların içinde hızlı bir tarama yapıyorum. Özellikle dipnotlar ve referanslar benim yeni kitapları keşfetmemi sağlıyor. Bütün bu araştırma, okuma ve tarama süreci sırasında not defterimde konu hakkında epeyce bir bilgi birikiyor.

Genellikle Perşembe ve Cuma akşamları bir de dijital tarama yapıyorum. Hem İngilizce hem de Türkçe olarak. Dijital araştırmada en büyük problem bulunan kaynakların güvenilir olup olmadığı. Dünyanın en büyük ansiklopedisi olan Wikipedia’da bile hala tartışmalı pek çok madde var. O yüzden gazetecilerin kullandığı bir teknik olan “bir bilginin en az iki kaynaktan doğrulanması prensibi”ni uygulamaya çalışıyorum. Özellikle bilimsel konularda yerli ve yabancı basında çıkmış haberler epeyce bir değişikliğe uğramış olabiliyor. O yüzden bunları bilimsel araştırmaların yapıldığı kaynaklardan doğrulamak gerekiyor.

Dijital araştırmalarımda teknik olarak tarayıcımın penceresinde pek çok sekme açıyorum. Bunları okuduktan sonra video içeriğimde kullanılabilir olduğuna karar verirsem sabitliyorum (pinliyorum). Cuma akşamı genellikle onlarca sekme açılıp kapanıyor. Tabi bu kadar çok bilgi bir noktadan sonra içerik üreticisi olarak sizin işin içinde kaybolmanıza yol açabilir. O yüzden şöyle bir teknik uygulamaya karar verdim: “Konuyla ilgili 9’dan fazla sabitlenmiş pencere olmayacak.” Eğer bulduğum onuncu kaynak daha çok hoşuma gittiyse o zaman geçmişte açtığım sekmelerden birini kapatmak zorundayım. Böyle bir sınırlamayı da yaptıktan sonra kafamda o konuyla ilgili yaklaşık bir fikir oluşmuş oluyor.

Cumartesi günü benim “storytelling” günüm. Çünkü bu kadar bilgiyi sınırlı bir süreye indirgemem ve hikayeleştirerek anlatmam gerekiyor. Yani konuyu nereden alıp nereye götüreceğim? Karşımdaki izleyicinin aklında nasıl soru işaretleri oluşur? Bu soruların cevaplarını verebiliyor muyum? Cumartesi sabahı çok erken saatlerde videonun senaryosunu yazmaya başlıyorum. Hafta boyunca aldığım notlar, açtığım sekmeler artık vücut bulmaya başlıyor. Senaryolarımı Google Drive üzerinde yazmayı tercih ediyorum. Genellikle 750 ile 1500 kelime uzunluğunda oluyor. Yani eskiden daktilo diliyle konuşacak olursak 5000 – 10000 vuruş arasında. Böyle bir metin yaklaşık olarak 7,5 dakikayla 15 dakika arasında değişen bir video uzunluğuna denk geliyor.

Senaryomu yazarken kullandığım kaynakları da bağlamsal olarak linklendiriyorum. Videoyu yayına verdikten sonra bu metni de kaynak linkleriyle birlikte kendi web sitemde yayına veriyorum. Yani videolarımda anlattıklarım ilginizi çektiyse ve konu hakkında daha ileri seviyede bir okuma araştırma yapmak istiyorsanız bu linkleri takip edebilirsiniz. Sonuçta bir akademisyen değilim ve o hassasiyette çalıştığımı iddia edemem. Ama yine de söylediklerimin bir sorumluluğu var. O yüzden doğrulukları konusunda titiz davranmaya çalışıyorum.

Senaryoyu yazarken yani konuyu hikayeleştirirken bir prensibim daha var. Kişisel hayat tecrübelerimi de eklemek. Örneğin “40 sabah erken kalk” ya da “zinciri kırma” gibi konularda ürettiğim içerikler aynı zamanda kişisel deneyimlerime dayalı. Bu anlattıklarımı ben de kendi hayatımda uyguluyorum. Hatta “Tek mi Çift mi – Zaman Yönetimi Tekniği” gibi içerikler harici bir kaynağa dayanmayan tamamen kişisel olarak bulup uyguladığım ve faydasını gördüğüm teknikler.

Cumartesi öğleye doğru senaryo ortaya çıkmış oluyor. Ardından kamera önüne geçiyorum. Ne kadar iyi bir senaryo yazarsanız yazın, bunu yazı dilinden konuşma diline aktarmak zorundasınız. O yüzden video karşısında bu metni okumuyorum. Paragraf paragraf anlatıyorum. Hatta anlatırken aklıma yeni fikirler geliyor ve onları da ekliyorum. O yüzden blogumda yayınladığım metinle videoda söylediklerim arasında bazen farklılıklar olabiliyor. Klasik beyaz videolarımın çekim aşaması en fazla 30 dakika sürüyor. Yani sürecin en hızlı aşaması burası. Hemen ardından kurguya başlıyorum. Kurgu işi genellikle gece yarısına kadar sürüyor. Bazı videoların içinde özgün animasyonlar yapmam gerekiyor. Bunları Cumartesi gününden önce hazırlayıp bitiriyorum. Çünkü animasyon yapmak video çekmekten çok daha zor. Kurgularımda genellikle Adobe’nin yazılımlarını kullanıyorum. Eğitim videolarını kanalımda bulabileceğiniz Premiere Pro gibi yazılımlar. Animasyonlar için After Effects’i tercih ediyorum. Bazı grafikler ve tablolarda da Illustrator ve InDesign kullanıyorum. Son 1 yıldır tüm videolarımı 4K çözünürlüğünde kaydedip kurguladığım için bir ara bu tür büyük video parçalarıyla daha hızlı çalıştığından Final Cut Pro da kullandım. Ama son güncellemelerden sonra Premiere Pro da aynı performansla çalışmaya başladığı için geri döndüm. Kullandığım kamerayla ilgili yakında başka bir video daha hazırlayacağım.

Videolarımda genellikle şu dört katman üzerinden geçiyorum. Görüntü, ses, ses efektleri ve müzik. Yani aslında siz bir video izliyorsunuz ama aynı anda en az bu dört farklı katmanı algılıyorsunuz. Hafta içi araştırmalarım sırasında konuya görsel zenginlik katabileceğini düşündüğüm filmler ve dizilerden alıntılar da benim hikayeciliğimin bir parçası haline geldi. Bunlardan konuya uygun olan ve hikayeyi sadece zenginleştiren değil aynı zamanda anlamsal olarak da ilerleten parçaları seçip yerleştiriyorum. Yani anlattığım hikayeyi ya da yaptığım yemeği süslemeye başlıyorum. Tüm bunlar da bittikten sonra benim saat dilimime göre Cumartesi gecesi, Türkiye saat dilimine göre de Pazar sabahı video yayına giriyor. Ben de rahat bir nefes almış oluyorum. Siz 6 günde hazırlanan yemeğin keyfini 6 dakikada çıkartırken ben de biraz ara veriyorum. Dediğim gibi Pazar günü artık benim için teknoloji ya da tasarım yok. Ama o gün bile sanattan vazgeçmem.

“YouTube için nasıl video hazırlıyorum?” üzerine 13 yorum

  1. Maşallah 🙂 Daha nice paylaşımlar yaparsın inşallah..
    Eski görev yaptığım köyü Facebook’a bağlamıştım.. Günlük doğal videolar çekiyordum.. Movie maker programıyla Cuma sabahları haftanın düğün derneklerinin ilanını ve hayırlı Cumalar mesajını klip şeklinde paylaşıyordum.. Tabi imkanlar kısıtlı olduğu için olduğu kadarıyla yaptım.. Birlik beraberlik için elde avuçta zamanda ne varsa harcadım. Çocuklar büyüdü zekası ileri derecede olan kızıma ideolojik baskı sebebiyle şehre çıkmak zorunda kaldım..vs. Senin kadar profesyonel olmasa da kısıtlı imkanlarla baya filmler oluşturdum.. Ohal başlayınca yüzlerce filmlik Facebook arşivini kapatmak zorunda kaldım. Ama hedefime ulaştım.. İnterneti ve Facebook’u köylüyü birleştirmek amacında kullanmış oldum.. Mesela köyde bir bende internet olduğu için askeri öğrenciyi gurbetçiyi ana babasıyla akrabasıyla bazen canlı bazen gecikmeli görüştürdüm..” Bak bu babanın eli bu da annenin.. Öp hayalen bayramın mübarek olsun.” Başka birinin yıllarca görmediği ana babasının mezarında okuyup özelden gönderdim.. Vs. Geçti gitti 10 yıl böyle.. Daha çok hedeflerim vardı ama.. Memur olunca maalesef hürriyetin ve iyiliklerin halkın elinde olmuyor..
    Şimdi artık hedefim Türkiye.. Ama bu amaç için sosyal medya tek başına yetersiz kalır.. İnşallah birgün fırsatım doğarsa yine ülkemde birlik beraberlik için zamanın araçlarına göre elimden geleni yapacağım.. İnşallah bizden değerlerle kordon gibi bizden bağlarla bizi bize sevdireceğim.
    Umarım sen de BARıŞ hedefine ulaşırsın ki ulaştığında ömrüm olursa mutlaka yollarımız kesişecektir.. Kolay gelsin..

  2. Barış Abi son videona kadar uzun süredir seni YouTube üzerinden takip etmekteyim. İlk başlarda kişisel gelişim bu ben izlemem bunu desem de ikinci videonu ertesi gün izleyip sonra sıradan sekiz on kadar içeriğini izlemiş buldum kendimi. Ben Youtuber değilim. Ancak metin yazarlığı yapıyorum birkaç senedir ve bu süreçte şuanda istediğim şey senin yaptığın videolar gibi metinler oluşturmak insanlarımız görsele daha çok önem verse de çok kişiye ulaşacağıma inanıyorum. Bu sebeple de seninle gerçekten sohbet etmek ve bu konular üzere konuşmak istiyorum. Buraya haddimi biraz zorlayarak mail adresimi bırakıyorum. Umarım ivedilikle dönüş yaparsın. Seni seviyoruz. İyi geceler.

    erbasfahrettin@gmail.com

  3. Reis, yani Abi tek isteğim, ricam var. Şu zamana kadar ve bundan sonraki zaman içinde hakkını helal et. Senden çok istifade ettim, inşaAllah etmeye devam edeceğim. O yüzden alacak verecek kalmasın.. (:
    Nasip de varsa bir gün buluşur engin bilgilerinizden yüzyüze istifade ederim. Kalbi bağ benim açımdan var ama neyse..

    Bu arada, ileride parapsikoloji, telekinezi için falan içerik lazım olursa e-postamı, internet sitemi biliyorsunuz. Sizi, sizin kadar bilgili başka birisiyle en azından internet ortamında görüştürebilirim.. Bilgiyi ben vereyim diyeceğim de neyse zamanı gelince onuda şey yaparız (:

    Allaha emanet.

  4. Barış abi ‘sabır’ ile ilgili bir video çekebilir misin 12.sınıf öğrencisi olarak şu sıralar bize en çok lazım olan şey Sufi’ye selamlar

  5. Barış abi videolarının sonunda kullandığın müziğin ismi nedir? Ben de youtubede storytelling e başlamak istiyorum.

  6. Barış abi merhaba videolarının sıkı bir takipçisiyim bu ara ” Marina Abramovic ” i araştırıyorum bu kadın performans sanatçısı.. çok güzel ve ilginç bi hikayesi var fikir aşaman için belki yararı olur 😊 instagramdan yazdım ama görmedin 😊

  7. Sona koyduğunuz şarkıyı inanılmaz merak ettim. Bir türlü bulamıyorum söylerseniz çok sevinicem.

  8. The glass castle, Captain fantastic, İnto the wild gibi filmler konusuyla ilgi çekici olmaya başladı. Hatta Bear Grylls , Serdar Kılıç gibi insanların medyada geniş yankısı oldu. İş hayatına başladıktan sonra kendimize vakit ayıramadan koşuşturmaya başlayıp akıntıyla sürüklenmek ,her günü aynı yaşamaya başlamak ,satın aldıklarımız ve alacaklarımız için çalışmamız ancak daha da mutlu olamamak… Belki herşeyi bırakıp küçük sakin bir kasabada az ihtiyacla mevsimleri kaçırmadan yaşamak. Siz ne dersiniz bunu yapanlarda var ancak tüm toplumu etkileyecek şekilde büyüyebilir mi? Sehir hayatını bırakmak rahatlıklarından vazgeçmek kolay olur mu? İnsanlar matrixdeki gibi uyanacak mı? Artık bu filmlerdeki gibi arayış içine girecek miyiz? Yada şuan ki akışta bir şeyleri değiştirebilir miyiz? Şehirleri değiştirebilir miyiz? Teknoloji doğa ve zaman barışabilir mi?

Bir Cevap Yazın