15 Nis 2018 ·Teknoloji ·1.256 kelime

Hibrit düşünebiliyor musunuz?

Hibrit düşünebiliyor musunuz?
YouTube'da izle →

Hibrit (TDK):
1. (İsim) Melez,
2. (Teknoloji) iki farklı güç kaynağının bir arada bulunması

Hibrit düşünce:
?

Tasarım: The Walk - Nabil Mendjeli

Şu sanat eserine bakar mısınız? Size öyle gibi gelmedi mi? Sanat eseri gibi? O zaman bir de çerçeve koyalım etrafına. Şimdi nasıl? Ne görüyorsunuz? Böyle bir tabloya nasıl bir isim verirdiniz?

Şimdi de bir tasarıma bakalım. Daha kolay algılayabileceğimiz bir fikir bu kez. İki farklı nesne birleştirilmiş. Piyano ve anahtar.  

Hibrit düşünebilen tasarımcıların sıkça kullandığı bir tekniktir bu. Bakın çok benzer başka bir örnek. Bir poster tasarımı. Bu kez piyano ve kadın birleştirilmiş. Ama artık piyanoyu bir nesne olarak algılamaktan vazgeçelim. Daha üst düzey düşünelim. Müzik ve kadın. İki farklı güç kaynağı. Melezlenmiş.

Reklamcılar da bu yöntemi çok kullanır. Şu ilan tasarımına bir bakın. Yaratıcı fikri ne olabilir? Önce ne gördüğümüzü analiz edelim, sonra da tersine mühendislik yapalım ne dersiniz? Tost ekmeği şeklinde bir portakal görüyoruz öyle değil mi? Öyleyse bu reklam ya tost ekmeğiyle ya da portakalla alakalı olmalı. Tabi az önce gösterdiğim piyanonun müziği sembolize etmesine benzer şekilde daha üst bir anlam haritası da kullanılmış olabilir. Ama bu kez tıpkı tasarım gibi çok daha basit bir mesaj verilmeye çalışılıyor. İpucu veriyorum, bu bir portakal suyu reklamı. Sanat yönetmeninin bu tasarımına, siz bir metin yazarı olsaydınız ne yazardınız? Portakal suyundan fazlası. Böylece hem kahvaltının vazgeçilmez bir parçası olan tost ekmeğinden güç alıyor, hem de portakal suyunu onunla eşdeğer bir pozisyona çekiyor.

Hibrit düşünebilmenin yaratıcılığa katkısını görebiliyor musunuz? Farklı güçleri nasıl bir araya getirebildiğini?

Reklamcı, tasarımcı ya da sanatçı olmayabilirsiniz. Ama yaratıcı düşünebilme, karşılaştığınız problemlere kreatif çözümler üretebilme becerisi her alanda giderek artan bir ihtiyaç. Özellikle de gelecekte yapay zeka ve robotlarla dolu bir dünyada biz insanlar için en önemli rekabet unsuru. Hibrit düşünebilmek için kreativite gerekli ama yeterli değil. Bunun yanında empatiye ve uygulamaya da ihtiyacımız var. Yani hibrit düşünebilme becerisi sizin empatiyle parlak fikirler üretip bunları uygulamanızı sağlıyor.

Ne demek istediğimi bir örnek üzerinde anlatayım. Sanattan ve tasarımdan sonra şimdi de teknolojiden bir örnek vereyim. Hibrit ve teknoloji deyince aklınıza ne geliyor? Otomobiller öyle değil mi? Benim aklıma ilk gelen Toyota Prius mesela. Toyota bu videoya sponsor olduğu için değil ama :) Hibrit denilince sadece benim değil pek çok kişinin aklına ilk gelen otomobil modeli bu. Neden bunca insanın aklına geliyor peki? Toyota, hibrit teknolojisini kitlelerle buluşturan ilk marka olduğu için mi? Belki. İlk ve öncü olmak önemlidir, ama yeterli değildir. Tıpkı kreativiteyle ilgili söylediğim şeye benziyor değil mi? Hibrit düşünebilmek gerekiyor. Dolayısıyla burada yine iki katmanlı bir analiz yapmamız gerek. Öncelikle hibrit bir motor teknolojisi geliştirilmiş. Bu işin yaratıcı çözüm tarafı. Hibrit araçlar hem benzinli, hem de elektrikli motora sahip. İki farklı şey bir araya getirilip bir sinerji yaratılmış. Tost ekmeği ve portakal gibi. Burada karbonhidratlı olduğu için tost ekmeği benzinli motor oluyor. Ama bir problem var. Elektrikli motorun çalışabilmesi için şarj edilmesi lazım. Halihazırda şarj istasyonları o kadar da yaygın değil. Bu problemi şöyle çözmüşler. Araçta her frene basışınızda ya da yavaşlarken, yokuş aşağı hızlanırken gibi bir çok anda boşa harcadığınız enerjiyi aracın pilini şarj etmek için kullanıyor. Yani harici bir güç kaynağına ihtiyaç duyulmuyor, aracınızı akşam fişe takmanıza gerek yok. Keşke böyle telefon da yapsalar. Frenleme enerjisi boşa gitmiyor. Rejeneratif frenlemeyle geri dönüştürülüyor. Böylelikle problem yaratıcı bir fikirle çözülmüş oluyor. Peki Leonardo DiCaprio ya da Cameron Diaz bu teknolojiye, bu inovasyona hayran kaldığı için mi Prius kullanıyor? Hibrit düşünebilmek için gerekli diğer adımları hatırlayalım. Empati gerekiyordu. Başarılı bir teknoloji üretebilmek için bunun aynı zamanda empatik olması lazım. Tüm bu Hollywood ünlüleri doğayı önemsiyor. Çevreci. Ya da öyleymiş gibi gözükmeye çalışıyor :) Leo galiba gerçekten önemsiyor, onun günahını almayalım. 2007’de “11. Saat” diye çevre dostu bir belgesel yapmıştı. Tamam da biz sıradan vatandaşlar olarak en çok neyi önemsiyoruz? Karbon emisyonunu ;) Bir de cüzdan emisyonunu :) Bizimle empati kurabilmek için bu teknolojinin cüzdan dostu olması gerekiyor. Hibrit araçlarda toplam sürüşün neredeyse yarısı elektrikli motorla yapıldığı için özellikle şehir içinde daha az yakıt tüketiliyor. Bir de devletimiz sağ olsun hibrit araçlara vergi avantajı sağlıyor. Yani bizimle de empati kuruldu. E kreatif bir teknoloji kısmı da tamam. Hibrit düşünebilmenin son basamağı neydi? Uygulama. Einstein ne demişti? “Dehanın yüzde 1'i yetenek, yüzde 99'u emek!” Çok çalışmak. Uygulamak. Yani lafla peynir gemisi yürümüyor. Dünyanın en parlak fikrini bulsanız da onu uygulamadıktan sonra bir işe yaramıyor. Hibrit teknolojisi derken bir teoriden bahsetmiyoruz. Toyota 1997’den beri 11,5 milyondan fazla hibrit araç satmış. Pek çok kişi sadece Prius modelini biliyor ama Toyota’nın Türkiye’de 6 farklı hibrit araç modeli var. Bunlardan Toyota C-HR Hybrid Türkiye’de üretiliyor ve 45 ülkeye ihraç ediliyor. Hibrit modeller bugüne kadar 29 milyon kilolitre yakıt tasarrufu sağladı. Böylelikle 77 milyon ton daha az CO2 salınımı gerçekleşti.

Tamam Toyota hibrit düşünerek hibrit araçlar tasarlayıp üretmiş. Bunu anladık. Peki biz de hibrit düşünmeye başlayabilir miyiz? Aslına bakarsanız biz zaten hep öyle düşünüyorduk. Biz derken tüm insanlığı kastediyorum. Efsaneleri bir hatırlayın. Batıda at ve insan melezi sentorlar, Doğuda fil kafalı Ganesha hep melez düşünme merakımızdan ortaya çıkmış. Türk mitolojisinde köpek başlı insanlardan bahsedilir, İtbarak öyküleri vardır. Güney ve Doğu Anadolu sanatına bakarsanız Pers kültüründen etkilenerek ortaya çıkmış Şahmeran’la karşılaşırsınız. Belinden aşağısı yılan olan bir kadınla. Yarı balık yarı insan deniz kızlarının hikayeleri bugün bile en popüler çocuk animasyonlarını süslemiyor mu? Tüm bu mitolojiler bize gösteriyor ki insanlığın ortak hayal gücü melez düşünmeye çok yatkın. Tüm bu yaratıkları yine üst bir katmanda düşünürseniz kelimenin tam anlamıyla hibrit düşünme sonucu ortaya çıktığını görürsünüz. Tıpkı videonun başında gösterdiğim tasarımlara benzer bir hayal gücüyle ortaya çıkmıştır. Bugün bir poster tasarımcısına kadınla piyanoyu birleştiren şeyle geçmişte Anadolu’da bir hikaye anlatıcısına kadınla yılanı birleştiren şey aynıdır. Hibrit düşünebilme becerisi. Birinde piyano müziği temsil ederken diğerinde yılan sağlığı temsil eder. Nasıl mı? Rivayete göre çok eskiden Mardin’de başka bir rivayete göre de Tarsus’ta yerin yedi kat dibinde yaşarmış binlerce yılanla birlikte Şahmeran. Onu keşfeden Cemşab’a yerini kimseye söylememesini tembihlemiş. Ülkenin padişahı hastalanınca veziri hastalığın çaresinin Şahmeran'ın etini yemek olduğunu söylemiş ve Cemşab’ı zorla konuşturmayı başarmış. Şahmeran Cemşab'a; "Benim başımı kaynatıp Padişaha içir Padişah kurtulsun (empati), gövdemi de vezire içir ölsün (kreativite), kuyruğumu da kaynatıp sen iç böylece Lokman Hekim ol (uygula)" demiş. Hibrit düşünmenin üç basamağını da içeren bir hikaye ve üstelik baş rolünde hibrit bir karakter var. Kadın yani dişi doğurgan güçle, yılan yani şifa gücü birleştirilmiş. İlginçtir bugün bile modern tıbbın sembolünde yılan vardır. Çünkü parlak fikirler bulaşıcıdır. Sadece bir coğrafyada duramazlar. Göç ederler. Dünyayı dolaşırlar. Bizdeki Şahmeran Efsanesi doğudan kalkar Ege’ye gelir. Yılan ve sağlık arasındaki bu ilişki Yunan mitolojisine dönüşür. Bodrum yakınlarındaki Kos adasında... ki daha sonra bizdeki Lokman Hekim’e benzeyen Hipokrat da bu adada doğacaktır. Asklepius yılanı bir asanın çevresine sarılır ve tıbbın evrensel bir sembolüne dönüşür: ⚕Asa ve yılan. Yine iki farklı güç ve yine hibrit düşünce.

İnsanlığın geçmişinde bu düşünce biçimi hep vardı. Bizde de potansiyel var. Zaten birbirinden farklı iki gücün, dişil ve eril gücün birleşmesiyle doğduk. Doğuştan hibritiz. Beynimizin iki yarı küresi var. Bir tarafını görsel diğer tarafını sözel olarak besleyebiliriz. Geçen hafta önerdiğim sesli okumak bu değil miydi zaten? Hem rasyonel, analitik zekamızı IQ’muzu; hem de duygusal, sezgisel zekamızı EQ’muzu geliştirmeye çalışabiliriz. Bize gereken empati, yaratıcılık ve uygulama.

Öyleyse bir uygulama yaparak son verelim bugünkü videoya. Bakalım hibrit düşünebiliyor musunuz? İki farklı şeyi birleştirerek bir tasarım yapalım. Mesela harita ve iz. Yaratıcı fikri de az önce anlattığım hikayenin özünden alalım. Efsanelerin ortak olmasından. Bunlar ortak, çünkü insanlığın hikayesi ortak. Hepimiz oradan oraya savrulup duruyoruz. Parlak fikirler gibi yerimizde duramıyoruz. Göçüyoruz. Hepimiz göçmeniz. Ortak memleketimiz olan Afrika’dan tüm dünyaya yayıldık. Asya’ya, Kuzey Amerika’ya, Güney Amerika’ya, Avustralya’ya, Avrupa’ya yayıldık. Ve geçtiğimiz her yerde ayak izimizi bıraktık.