“To be or not to be.”
“Olmak ya da olmamak.”
Dünyanın en meşhur sözlerinden biri.
Shakespeare’i hiç okumamış insanlar bile bu sözü bilir. Onu bir poster üzerinde görmüşlerdir, bir filmde duymuşlardır, belki bir espride karşılarına çıkmıştır. Yüzlerce yıldır tekrarlanan bir söz bu. O kadar çok tekrarlandı ki artık neredeyse anlamını kaybetti. Bir klişe haline geldi. İçi boşaldı.
Ama size bir şey söyleyeyim mi?
Gerçekten de içi boş-luk dolu bir söz bu. Bu cümlenin tamamını düşündüğünüzde ilginç bir şey farkediyorsunuz.