24 Şub 2021 ·Teknoloji·Uzay ·1.376 kelime

Mars Paraşütündeki GİZLİ MESAJ! Başka bir gezegenden gelen en net görüntüler ve ilk ses!

Mars Paraşütündeki GİZLİ MESAJ! Başka bir gezegenden gelen en net görüntüler ve ilk ses!
YouTube'da izle →

Başka bir gezegenden gelen en net görüntüler ve ilk ses! ...ve paraşütteki gizli mesaj :)

5 gün önce milyonlarca kişi nefesimizi tutup Mars’a iniş yapan “Perseverance rover”ını yani bugüne kadar başka bir gezegene gönderilen en büyük, en gelişmiş rover’ı izledik. Aslında onun 472 milyon km uzaktan gönderdiği sinyalleri dinledik ve sağ salim ulaştığı bilgisini aldık. Ona “perseverance” demeyeceğim artık samimiyetimiz arrtı kısaca “Percy” demekle yetineceğim, Mars’a iner inmez bize çok düşük çözünürlüklü resimler göndermeye başladı. Aradan geçen bu 5 Mars günü içerisinde gönderdiği 23 kamerayla kaydettiği resimlerin sayısı 5000’e yaklaştı. Buraya kadar hemen her şey beklediğimiz gibi. Daha önce de gönderilen araçlarla aynı şekilde iletişim kuruldu, onlar da fotoğraf çekip gönderdiler. Ama bu kez gönderilenler o kadar net ki projede çalışan mühendisler bile gözlerine inanamıyor. Şimdi önce bugüne kadar başka bir gezegenden gelen bu en net görüntüleri izleyeceğiz, ilk kez bir gezegende kaydedilen sese kulak vereceğiz ve en önemlisi bu konuda merak ettiğimiz sorulara cevap arayacağız.

İzledikleriniz NASA tarafından yayınlanmış resmi görüntüler. Aracın farklı parçalarına yerleştirilmiş toplam 23 kamerayla iniş, alçalma ve konma işlemleri sırasında kaydedilmiş. Önce Mars atmosferine girdikten sonra açılan paraşütü görüyoruz. Sağ tarafta gerçek zamanlı görüntüler çok hızlı gerçekleştiği için solda %30 yavaşlatılmış olarak gösteriliyor. Paraşüt açıldıktan sonra aracın hızının büyük ölçüde azaldığını görüyoruz. Percy’yi uzayın ve atmosfere girişin etkilerinden koruyan ısı kalkanının alt kapağı atılıyor. Artık aracın hızı “subsonik” yani ses hızından daha yavaş. Alt kapak açılınca radar ve alt kameralar ilk kez Mars yüzeyini görüp incelemeye başlıyor. Şu anda yerden yükseklik 9,5 km. Düşmekte olan alt kapak hala sol alt köşeden gözükmeye devam ediyor. Bu aşamada yeni yerleştirilen kamera ve radarlardan oluşan TRN (Terra Relative Navigation) aracı inilecek en uygun yeri otomatik olarak tespit etmeye çalışıyor. Tam bu noktada aracı taşıyan paraşütün de bağlı olduğu dış kabuğun diğer parçası atılıyor. Yüzeye 2.6 km kaldı. Artık Percy ve bağlı olduğu gök vinci yere doğru saniyede 83 metre hızla yaklaşmaya başladı. Buradan itibaren aracın kendisini sağ taraftaki engebeli araziden sol tarafa doğru kaydırmaya başladığını görüyoruz. İnilecek yer tam olarak belirlendi ve hız saniyede 30 metreye düştü. Yere 20 metre kala gökyüzü vinci manevrası başlıyor. Başka bir gezegene gerçekleştirilen bir inişi ilk kez üç farklı açıdan izliyoruz. Sol alttaki görüntü sol üstteki vinç tarafından kaydediliyor ve 6 metre uzunluktaki halatlara sarılmış kabloyla Percy’e gönderiliyor. Percy de o sırada hem üstteki kamerasıyla vinci kaydediyor hem de alttaki kamerasıyla Mars toprağını. Şu anda vinç yerden yaklaşık 20 metre yükseklikte rover’ı yumuşak bir şekilde yere indirmeye çalışıyor. İndirme işlemi gerçekleştikten sonra kabloları ve halatları serbest bırakarak oradan ayrılıyor. Az sonra biraz ileride yere çarparak görevine son verecek. Percy artık sonsuza kadar yaşayacağı evine ulaştı. Beraberinde götürdüğü çipin içinde bizim isimlerimizi de yaşatacak...

Bu görüntüleri her izleyişimde sadece teknolojik anlamda elde edilen başarıdan etkilenmiyorum. Onlarda roket fırlatmalarında yaşadığımızdan çok daha farklı bambaşka bir duygu var bence. Bu derece kaliteli, yüksek çözünürlüklü ve eş zamanlı farklı açılardan izlemenin verdiği bir duygu olduğunu düşünüyorum. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz ama az sonra dinleteceğim ses aynı duyguyu güçlendiriyor. Percy maalesef teknik bir aksaklık nedeniyle iniş sırasında ses kaydı yapamadı. Yani bu görüntülere eşlik eden bir ses kaydı yok. Ama indikten sonra Mars’ın seslerini kaydetmeye başladı ve ilk gönderdiği kayıt şu oldu. Fonda duyduğumuz tiz gürültü Percy’nin çalışırken çıkardığı kendi sesi. Kaydın ortalarında Mars’ta esen rüzgarın sesini duyuyoruz. Percy’nin sesini filtreleyerek oluşturulan ikinci versiyonda bu rüzgar sesi çok daha net işitiliyor. 

Dün gerçekleştirilen 2 saatlik basın toplantısını ve ardından projede çalışan mühendislerle yapılan 3 saatlik bir soru-cevap seansını takip edip notlar çıkardım. Şimdi onları paylaşayım sizlerle. 

---

Yüksek çözünürlüklü videolar nasıl gönderildi?

Rover üzerinde Data Storage Unit (DSU) adı verilen küçük bir bilgisayar ve depolama birimi var. 6 kamera tarafından 30 GB’a yakın ham görüntü orada Rover’ın içinde kaydedilmiş. Yine aynı bilgisayar yardımıyla bunların içinden en önemli olabilecek parçalar seçilerek sıkıştırılıp küçük video klipler haline getirilmiş. Böylece Dünya’ya gönderilen verinin miktarını önemli ölçüde azaltmışlar. 

Percy’nin üstünde üç anten var. Bunlardan biri 400 megahertz’lik bir UHF anteni. Bununla Mars yörüngesinde dönen uydularla hızlı veri iletişimi sağlayabiliyor. Rover ve bu uydular arasındaki mesafe çok yakın olduğu için walkie-talkie ile konuşma benzeri bir sistem kurmuşlar. Daha sonra bu uydular kendi üzerindeki uzun mesafeli iletişime uygun antenlerle verileri dünyaya gönderiyor. Dünyanın iki yarım küresine ve üç farklı bölgesine yayılmış Deep Space Network (DSN) antenleri gönderilen bu sinyalleri Dünya ve Mars arasındaki mesafenin büyüklüğüne bağlı olarak 5 ila 20 dakika arasında yakalayabiliyor

İniş sistemi neden Percy’i sağa doğru değil de sol tarafa doğru yönlendirdi?

Görüntüler NASA mühendisleri tarafından incelenmeye devam ediyor ama ilk incelemelerde onlar da aynı duruma şaşırmışlar. Çünkü sağ taraf asıl hedef olan deltaya daha yakın ve orada inişe oldukça elverişli yerler olduğu gözüküyor. Ama otonom olarak kararlar veren araçtaki TRN sistemi onu sola doğru kaydırıyor. Hangi sebeple bu kararı verdiğini araştırmaya devam ediyorlar. Paraşütle iniş esnasında doğuya yani sol tarafa doğru esen bir rüzgarın tespit edilmesinden ötürü bunu yapmış olabileceği düşünülüyor.

Gökyüzü vincinin altındaki halatlar nasıl kesildi?

Gökyüzü vinci manevrasının sonunda, kabloları kesen giyotin benzeri bir cihazı çalıştırmak için piroteknik bir sistem kullanılmış. Piroteknik bir giyotin yapmışlar yani. Bununla iniş aşamasını yani vinci ve roverı birbirine bağlayan halatlar ayrılıyor.

Percy’nin enerji kaynağı nedir? Ne kadar süre boyunca çalışabilir? 

Enerji kaynağı, başka uzay araçlarında da kullanılan RTG (radioisotope thermoelectric generator). 10-15 yıl kadar çalışması bekleniyor. 2012’de Mars’a inen ve aynı enerji kaynağını kullanan Curiosity hala çalışmaya devam ediyor. Percy’nin yanında götürdüğü Mars helikopteri Ingenuity ise güneş enerjisiyle çalışacak. Fakat RTG’e göre çok daha zayıf bir enerji kaynağı olduğu için en fazla 5 kez uçabileceği tahmin ediliyor.

Rover tozla nasıl başa çıkıyor?

Mars gerçekten de tozlu bir gezegen. Percy’nin bulduğu taşları temizleyen (sDRT) adında gazlı bir sistemi var ama kendisini temizlemek için sadece orada esen rüzgarlara güveniyor. Geçmişte oradaki tozun rover araçlarındaki kamera ve sensörleri sandıklarından daha az etkilediğini bulmuşlar. 

Mars helikopterini uçarken görebilecek miyiz?

Percy’nin üstündeki en güçlü kamera olan Mastcam-Z ile (ki buradaki Z zoom yani yakınlaştırma anlamına geliyor) Mars helikopteri Ingenuity’nin uçuş denemeleri video ve fotoğraf olarak kaydedilecek.

Gelelim paraşütteki gizli mesaja...

Gördüğünüz gibi kırmızı ve beyaz desenleri pek de simetrik olmayan bir paraşüt tasarımı bu. İşte bu görselleri büyük bir titizlikle incelemeye başlayan internet ahalisi paraşütün içine bu desenlerle yerleştirilmiş mesajları çözmeye başladı bile. Normalde iki farklı rengin kullanılmasının bilimsel bir amacı var. Görüntüleri izlerken paraşütün hareketlerini daha kolay takip edebilmek. Ama NASA geçmişte bazı araçlarının içine bazı sürpriz yumurtalar yerleştiriyordu ve bu kez de öyle bir şey yapmışlar gibi gözüküyor. 

Paraşütteki kırmızı bölümleri 1 ve beyaz bölümleri de 0 olarak kabul edersek bilgisayar dilinde kodlanmış bir mesaj ortaya çıkıyor. Önce 0 ve 1’leri 10’lu gruplar halinde birleştiriyoruz sonra da 64 ekleyerek bilgisayarlardaki standart ASCII kod karşılıklarına bakıyoruz. Örneğin 7 beyaz çizgi, bir kırmızı çizgi ve 2 beyaz çizgiden oluşan 10’lu bir grup (0000000100) 4 rakamının binary dildeki ikili sistemdeki karşılığıdır. Buna 64 eklediğimizde elde ettiğimiz 68 sayısının ASCII tablosundaki karşılığı D harfidir. Bu şekilde işlemi yapmaya devam ettiğimizde bakın nasıl bir yazı ortaya çıkıyor:

DARE MIGHTY THINGS

“Muhteşem şeylere cesaret et” demek. Hemen devamında elde ettiğimiz veriler ise bu tasarımı yapan NASA’nın JPL laboratuvarının koordinatlarını veriyor, yani bir çeşit imza atıyorlar bu sözün altına. “Muhteşem şeylere cesaret et” ilk kez 1899’da ABD başkanı Roosevelt’in yaptığı bir konuşmada söylenmiş. Atatürk’ün söylediği “istikbal göklerdedir” sözü gibi bir benzetme yaparsak yanlış olmaz. İşte böyle bir sözü kodlamışlar paraşütün desenlerine. Peki bir tesadüf olamaz mı? Hayır. Çünkü Percy iniş yaptıktan sonra kendi Twitter hesabından tam da bu sözleri twitledi: DARE MIGHTY THINGS “Muhteşem şeylere cesaret et!”

Beni bu görevle ilgili en çok heyecanlandıran şeylerden biri elde edilen verilerin, görsellerin, videoların neredeyse gerçek zamanlı olarak tüm dünyayla paylaşılması. Hatta dünkü basın toplantısında paylaşılan bu görselleri incelemek üzere tüm öğrencilere bir çağrıda bulunuldu. Artık öyle bir iletişim çağında yaşıyoruz ki başka bir gezegenden gönderilen bilgilere cebimizdeki telefonla bile ulaşabiliyoruz. Percy’nin indiği noktanın koordinatlarını bilmekle kalmıyoruz, interaktif bir harita üzerinden inceleyebiliyoruz. Yıllarca sürecek görevinde gittiği her yeri bu haritadan takip edebiliyoruz. Onun bu macerasında çektiği fotoğrafları görebiliyor, kaydettiği sesleri dinleyebiliyor, yüksek çözünürlüklü videoları izleyebiliyoruz. Bizi besleyen bu görüntüler ve sesler sadece hayal gücümüzü zenginleştirmekle kalmıyor, evrenin büyüklüğü ve olasılıkların sonsuzluğu hakkında bizi bir kez daha düşündürtüyor.

Percy bugün değil de 3 milyar yıl önce inseydi... 

İşte böyle bir çağda bizlere düşen şey sadece açılan o paraşütte kodlanmış mesajları okumakla yetinmek olmamalı. O mesajı hayata geçirmek için hiçbir eksiğimiz yok: Muhteşem şeylere cesaret et!