04 Eyl 2019 ·Genel ·1.276 kelime

Erteleme hastalığınız varsa bu videoyu izlemeyi hiç ertelemeyin!

Erteleme hastalığınız varsa bu videoyu izlemeyi hiç ertelemeyin!
YouTube'da izle →

29 Ekim 1787 gecesi Mozart hızlı adımlarla Prag’daki Estates tiyatrosunun bu gördüğünüz sahnesine girdi. Çok heyecanlıydı. Tam bu noktada durdu ve kalabalığı selamladı. Kalabalık ondan daha da heyecanlıydı. Eee ne de olsa daha yaşarken bir efsaneye dönüşmüş bu bestecinin en önemli eserlerinden birini ilk kez dinleyeceklerdi. Don Giovanni Operası. Bu eser o kadar önemlidir ki felsefeci Kierkegaard tüm klasik müzik parçaları içerisinde onun en üstte durduğunu söyler. Eğer ölmeden önce tek bir opera izleme şansınız olursa görmeniz gereken opera budur. Böylesine önemli bir eserin prömiyer gecesinde Mozart’tan da onu dinlemeye gelen kişilerden de daha heyecanlı olan birileri vardı: Orkestra üyeleri. Neden heyecanlıydılar biliyor musunuz? Çünkü hiç prova yapamamışlardı. Çünkü az önce hızlı adımlarla sahneye giren Mozart eserin şu anda dinlemekte olduğunuz uvertürünün notalarını yazmayı yeni bitirebilmişti. Orkestranın önüne konulan notaların mürekkebi bile daha kurumamıştı. Çünkü Mozart gibi dahiler bile işlerini erteleye erteleye son dakikaya bırakabiliyordu.

Uzun bir tatilden sonra yine işimize, okulumuza döndük ve yeni bir başlangıç yapacağız. Bunun sıkı bir başlangıç olabilmesi için şu hemen hepimizde olan erteleme hastalığı hakkında biraz konuşalım istedim. O yüzden bu videoyu ertelemeden izleyin dedim. Bugünün işini yarına bırakmadan bugün bitirebilmenin kolay bir yolu var mı? Kolay mı bilemiyorum ama size bunun için basit bir oyun önerisinde bulunacağım.

Öncelikle şunu bir yerli yerine koyalım. Neredeyse herkes önündeki işleri ertelemeye çalışır. Bunu yapıyorsanız kişiliğinizle ilgili bir problem olduğunu düşünerek durumu hemen kabullenmeyin. “Ya ben hep böyleyim” demeyin. “Zamanımı hiç yönetemiyorum!” Böyle demeyin çünkü ertelemek bir zaman yönetimi problemi değildir, duygu yönetimi problemidir. 

Diyelim ki önünüzde yapmanız gereken bir iş var. Hem çalışanlara hem öğrencilere hem de kendime uygun bir örnek olsun diye yazılması gereken bir rapor ya da bir ödev kağıdı olsun bu. Önünüzdeki o bomboş bembeyaz sayfaya bakınca aklınıza şöyle düşünceler geliyor olabilir: “Ben bunu yazacak kadar zeki biri değilim. Hadi yazdım diyelim, okuyanlar neler düşünecek kimbilir benim hakkımda. Zaten yazmayı hiç sevmiyorum. Kesin yine çirkin bir şey çıkacak ortaya... Dur bakayım ne zamandır masamın üstünü düzenlememiştim, önce onu yapayım sonra bu işe bakarız!” 

İşte bu mod, bu ruh hali bizi ertelemeye teşvik ediyor. O düşüncelerimizin derinine indiğimizde karşımızda kendinden şüphe duymak, özgüvensizlik, endişe gibi negatif duyguları buluyoruz. Bulmakla kalmıyoruz bu duyguları hiç farkında olmadan o beyaz kağıda iliştiriyoruz. Yapmamız gereken işlerle negatif duygular arasında bir ilişki kuruyoruz. O yüzden bunlardan kaçınmaya, ertelemeye çalışıyoruz. Hadi kaçındık ve hiç aciliyeti olmadığı halde masamızı düzenledik diyelim. O zaman bile işe geri döndüğümüzde bu negatif duygular yine karşımıza çıkıyorlar. 

Yapacağımız bir iş varken aklımıza o işten başka envai çeşit farklı fikir gelir. Bunlar beynimizin yapılacak işten kaçınmak için ürettiği ödüllerdir. Siz ancak işinizi erteleyerek o ödüle kavuşabilirsiniz. Eğer ertelemek yerine asıl yapmamız gereken o işi yapmayı istiyorsak beynimize bu ödüllerden daha cazip bir şey teklif etmemiz gerekiyor. Reddedemeyeceği bir teklif. 

Benim beynime teklif ettiğim şey bir oyun oynamak. Çok basit bir oyun. Muhtemelen başka bir bağlamda siz de oynamışsınızdır. “1-2-3 Tıp” oyunu. Normalde bu oyunda tıp dedikten sonra herkes susar. Konuşan ya da gülen kişi oyundan çıkar ama diğerlerini konuşturmaya ya da güldürmeye çalışır biliyorsunuz. İşte erteleme hastalığından kurtulmak için bu oyunu kendi beynimizle oynayacağız. 

Yapmamız gereken bir işin başına oturduğumuzda 1-2-3 tıp diyeceğiz ve o işi bitirene kadar kalkmayacağız. Elbette bizimle oyun oynayan beynimiz aklımıza bir sürü fikir getirerek bizi caydırmaya çalışacak. O an yaptığımız işten çok daha eğlenceli aktivitelerle bizi güldürüp oyunu kazanacak. Ama unutmayın. İşi bunlara rağmen yapmayı tamamlarsak oyunu biz kazanmış olacağız. Ve inanın o anda stresin ve baskının üstümüzden kalkması beynimiz için çok daha büyük bir ödül olacak. 

1-2-3 tıp oyununu beyninizle daha kolay oynayabilmek için şimdi size daha bu sayıları sayarken hatırlayacağınız 3 strateji önereceğim.


  1. Parçala-böl-yönet stratejisi. Yapmak zorunda olduğunuz iş çok zor ve tamamlanması uzun sürecek bir iş olabilir. Onu mutlaka basit parçalara ayırın. Her seferinde parçalardan birini tamamlamayı hedefleyin. Beyniniz büyük lokmayı yutmak zor olduğu için onu ertelemek istiyor. O zaman onu yutabilmek için küçük lokmalara dönüştürmeniz gerek. Kendimden bir örnek vereyim. Bu videoyu hazırlamak uzun bir süredir aklımdaydı. Ama erteleyip duruyordum. Erteleme videosunu yapma fikrini ertelemek :) Bu biraz da mükemmellik arayışından kaynaklanıyor. Ama mükemmel iyinin düşmanıdır. Videoyla ilgili yapmam gereken tüm işleri listeleyip parçalara ayırdım ve her seferinde bir parçayı bitirmeyi hedefledim.  

  2. Parçalardan en zor olanı seçin ve onunla başlayın. Zor olanı eğlenceliye dönüştürün ki başlamak kolay olsun. Benim video örneğine dönecek olursak yapacağım işler içinde en zor olanı yine beyaz bir sayfayla ilgili. Sizlere anlatacağım konuyu hikayeleştirmek. Nereden başlayıp nasıl ilerleteceğimi bulmak. Zor olan buydu. Kolaylaştırmak için onu eğlenceli hale getirmem gerekiyordu. İşte böyle durumlarda sanat, özellikle de müzik benim kurtarıcımdır. Bu kez de öyle oldu ve Mozart imdadıma yetişti. Mozart’ın yaptığı besteyi son geceye kadar ertelemesiyle ilgili bir örnekle işe başlamaya karar verdim. Beynimi de şöyle kandırdım. Şimdi “1-2-3 tıp” de ve bir oturuşta sadece Mozart’ın örneğini hikayeleştir. Bir oturdum ve 4-5 saat sonra sadece bu örnek değil tüm hikayenin yazımı bitmişti bile. İşe başlamak, harekete geçmek çok önemli. 

  3. Dikkatinizi dağıtacak her şeyden kurtulun. Her şey derken aslında internet desek yeterli sanırım. Ertelemenin özel bir türü olan “akademik erteleme” konusunda yapılmış en önemli akademik çalışmalardan biri Prof. Dr. Hatice Odacı tarafından Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirilmiş. Çeşitli fakültelerden 398 öğrenci üzerinde yapılan bu araştırmaya göre akademik ertelemenin en önemli sebeplerinden biri problematik internet kullanımı. Öğrenciler için bilginin en temel kaynaklarından biri aynı zamanda en dikkat dağıtıcı şey haline gelebiliyor. Aynı dert bende de var. Bunu aşmak için şu yöntemi kullanıyorum. Hani ilk adımda dedik ya işi parçalara ayırın diye. Benim en zor parçam olan “hikaye yazmak” kısmıyla daha az zor olan “araştırma yapmak” kısmını birbirinden ayırıyorum. Araştırmayı yaparken elbette interneti kullanıyorum. O sırada bol bol not alarak çalıştığım konuyu sindirmeye çalışıyorum. Zor olan “hikaye yazmak” kısmına başladığımda artık internetle bir işim kalmıyor. Aklımda ne kaldıysa, notlarımın da yardımıyla hikayeyi tamamlamaya odaklanıyorum. Bilgilerimden şüphe duyduğum kısımlarda soru işaretleri bırakarak... Bu en zor parça bittikten sonra o soru işaretlerini kaldırmak için son kontrollerimi ve düzeltmelerimi yapıyorum. 


İşleri, ödevleri erteleyip duruyorsanız benim oynadığım bu oyun belki sizin de işinize yarar. Çünkü işin sırrı başlamakta...

Ertelemeyle ilgili son bir şey daha söyleyeceğim ama önce bu videonun sponsoru Cambly’nin mesajını daha fazla ertelemeden vermek istiyorum :)

"Cambly ana dili İngilizce olan eğitmenlerle online ve görüntülü olarak bire bir İngilizce dersi yapabileceğiniz bir eğitim platformu. Amaçları, sizi dünyanın dört bir yanından kaliteli eğitmenlerle bir araya getirmek ve İngilizcenizi geliştirmenizi sağlamak. İngilizceye bu zamana kadar yaklaşmadığınız bir yönden yaklaştırmak sizi... Öğrenirken ilk andan itibaren “Korkusuzca Konuşmanızı” sağlamak, bildiklerinizi pratiğe dökmenize her an olanak tanımak. Cambly'de eğitim alan kişilerin hepsinin ya kariyerlerinde ya da özel hayatlarında mutlaka bir hedefleri var. Sizin de İngilizceyle ilgili böyle hedefleriniz varsa gelecek yıl "Keşke geçen sene başlasaydım..." demek yerine, artık ertelemeyi bırakıp aksiyona geçmelisiniz. İlk adım olarak videodan sonra açıklamadaki linke tıklayıp Cambly'yi "erteleme10" kodu ile 10 dakika ücretsiz deneyebilirsiniz."

Eylül ayıyla birlikte hayatımızda yeni bir dönem başlıyor. Bugüne kadar işlerinizi hep ertelemiş olabilirsiniz. 3 hafta sonra yapılacağını bildiğiniz bir sınava çalışmayı 3 hafta boyunca erteleyip bir gece önce çalışıp girmiş de olabilirsiniz. Sizden ricam kendinizi bu yüzden suçlamayın. Sizin karakterinize bağlı bir kusur değil bu. Hemen her insanın yaptığı bir şey. Mozart gibi dahilerin bile.

Ama bu size bir bahane de olmasın. Çünkü 35 yıl süren kısacık ömründe bestelediği 600’ü aşkın eserden sadece bir tanesinin giriş kısmını bestelemeyi son geceye bırakmış. Onun dışında sürekli ve istikrarlı bir şekilde önündeki kağıda beynindeki notaları aktarmaya devam etmiş. Bu yeni döneme başlarken aklınızda hem bu notalar hem de 1-2-3 tıp oyunu olsun. Yapmanız gereken her ne iş varsa onu parçalara ayırdıktan sonra yüksek sesle “1” deyin. Sonra en zor parçayı önünüze alıp “2” diye devam edin ve cep telefonunuzu uçak moduna getirip, gerekirse bilgisayarınızın internetini kapatıp “3” dedikten sonra söyleyeceğiniz “tıp” kelimesiyle işe başlayın. Artık onu nasıl yapıp yapamayacağınızın bir önemi kalmadı, çünkü yapmaya başladınız bile.