Uçan Arabalar
Neden Hiç Gelmedi?
Tesla'nın yeni Roadster'ı 18 metre yükseklikte rampaya baş aşağı yapıştı, sonra havaya sıçradı. Arabayı tavanda tutmak 80 kilovatlık dört fanla mümkünken onu havada tutmak neden megavatlar istiyor? Süpürge, balon, dron ve Wright kardeşlerin 12 saniyesiyle, uçan arabaların neden hâlâ gelmediğinin fiziği.
Dikkatle izliyor musunuz? Prestij filminde sihirbazlara numara tasarlayan Cutter'ın dediği gibi, her sihirbazlık numarası üç bölümden, üç perdeden oluşur. İlk bölümün adı vaat: sihirbaz size sıradan bir şey gösterir.
Tesla'nın sıradan şeyi bir spor arabaydı. Roadster'ı ilk kez 2017'de tanıtmış ama bir türlü yollara çıkaramamıştı. 15 Ekim gecesi Teksas'ta onu yeniden sahneye çıkardı, bu kez Cybertruck'ın spor araba hâline benzeyen bir tasarımla. Ama o gece oraya kimse yalnızca yeni bir tasarım görmeye gelmemişti. Sihirbazların dilinde sırada ikinci bölüm vardı: dönüş.
“Sihirbaz o sıradan şeyi alır ve ona olağanüstü bir şey yaptırır.”
Cutter (Michael Caine), The Prestige (Prestij), 2006
Araba dev kavisli bir rampaya yavaş yavaş tırmandı ve yaklaşık 18 metre yükseklikte baş aşağı durdu. Ama henüz alkışlamayın.
“Bu yüzden her numaranın bir üçüncü perdesi vardır. En zor kısmı.”
Cutter (Michael Caine), The Prestige (Prestij), 2006
Prestij. Araba rampanın ucundan fırladı, havada takla atıp tekerleklerinin üstüne indi. Bu numaranın prestiji aslında o takla değildi. Ertesi gün herkesin ağzındaki iki kelimeydi: uçan araba.
Prestij filmindeki sihirbazlardan biri, rakibinin numarasını çözemeyince sırrı bir bilim insanında arıyor: Nikola Tesla'da. Bugün evlerimize gelen elektriğin sistemini kuran, yaptıkları o dönemin insanlarına sihir gibi görünen mucit. Elon Musk'ın şirketi de adını ondan alıyor.
Teksas'taki tanıtım da bir sihirbazlık gösterisi gibi hazırlanmıştı. Sahne bir roket test sahasıydı ve gösteri gece yapıldı. Davetli seyirciler arabadan epey uzakta tutuldu. Arabayı bir insan sürmüyordu, bütün hareketleri önceden programlanmıştı. Sürücü koltuğunda yalnızca bir manken oturuyordu. İyi bir sihirbaz, seyircinin neyi ne kadar yakından göreceğine her zaman kendisi karar verir.
Takla bittikten sonra Musk sahnede eski ortağı Peter Thiel'in bir sözünü hatırlattı: "Gelecek bize uçan arabalar vaat etmişti, onun yerine 140 karakter aldık." Yani Twitter'ı. Sonra da ekledi: "Artık öyle değil." Haklı. 140 karakter sınırı çoktan kalktı, o platformu da birkaç yıl önce kendisi satın aldı. Uçan arabalar ise başka bir soru.
Filmdeki sihirbaz gibi ben de bu numaranın sırrını sahnenin arkasında değil, bilimde arayacağım. Çünkü fizik bize bu gösterinin iki parçası hakkında çok net bir şey söylüyor. Arabanın baş aşağı durması sandığımızdan çok daha kolay. Havada kalması ise sandığımızdan çok daha zor. Bunun nedenini anladığımızda, onlarca yıldır bize söz verilen uçan arabaların neden hâlâ gelmediğini ve bu yolla neden hiç gelmeyeceğini de anlamış olacağız.
Bırakmıyor! Hepimiz buna "süpürge çekiyor" deriz, değil mi? Ama süpürge aslında hiçbir şeyi çekmiyor. Süpürgenin içindeki fan hortumdaki havayı dışarı atıyor, o kadar. Elimi hortuma bastıran şey odadaki havanın kendisi.
Şu an hepimizin tepesinde kilometrelerce yükselen bir hava tabakası duruyor ve onun da bir ağırlığı var. Her metrekareye yaklaşık 10 ton bastırıyor. Biz bunu hissetmiyoruz, çünkü aynı hava altımızdan ve yanlarımızdan da aynı kuvvetle itiyor. Süpürge avucumun altındaki havayı biraz boşaltınca o taraftan itecek hava azalıyor ve odadaki hava elimi hortuma bastırıyor.
Avucumdaki bu kuvvet bir kilo kadar, çünkü hortumun ağzı bir şişe kapağından biraz büyük. İşin ilginci, süpürgenin hortumunda oluşan basınç farkı, Tesla'nın altındakiyle hemen hemen aynı. Fark yalnızca alanda. Aynı emişi bir arabanın tabanı kadar geniş bir alana yayarsanız, avucumdaki bir kiloluk kuvvet birkaç tonluk bir kuvvete dönüşür.
Bu oyuncağın altına bakın. Kenarları boyunca yüzeye değen yumuşak bir etek var, içinde de bir fan. Tesla'nın rampada yaptığı da tam bu.
Araba yapışma moduna geçince altına, yüzeye kadar uzanan esnek etekler iniyor. Arkadaki dört fan bu eteklerin içinde kalan havanın bir kısmını dışarı atıyor. Dışarıdaki hava da arabayı rampaya bastırıyor. Tesla'nın açıkladığına göre bu kuvvet 4 tonu geçiyor. Yani arabayı baş aşağı tutan şey fanlar değil, atmosfer. Fanlar yalnızca eteklerin içini boş tutuyor.
Bunun için harcanan güç de şaşılacak kadar küçük. Dört fanın toplam gücü 80 kilovat kadar. Yollarda gördüğünüz sıradan bir elektrikli aile arabasının motoru bile bundan güçlü. Yarış arabaları da yola yapışır ama onları yola bastıran kanatlar ancak hızlı giderken işe yarar, araba yavaşladığı an o kuvvet de kaybolur. Bu fanlar ise araba dururken de çalışıyor. Tesla'nın rampanın tepesinde durup yine de düşmemesi bu sayede. Peki 80 kilovat 4 tonu tutmaya gerçekten yeter mi? Eteğin altından yalnızca birkaç milimetrelik bir aralıktan hava kaçıyorsa yeter. Numaranın bu yarısında fizikle çelişen bir şey yok.
Peki fanlar neden durmadan dönüyor? Bir şeyi olduğu yerde tutmak aslında enerji istemez. Şu masa, üstündeki kitabı yıllardır taşıyor ve hiç yorulmuyor. Etek yüzeyi kusursuz kapatsaydı, havayı bir kez boşaltıp fanın ağzını tıkamak yeterdi, araba cama yapışmış bir vantuz gibi orada kalırdı. Ama eteğin kenarından durmadan biraz hava sızıyor ve fan bütün gösteri boyunca o kaçan havayı geri atıyor. Fan durursa ne olacağını tahmin ediyorsunuz. Onu sona saklıyorum.
Aslında bu numarayı Tesla bulmadı. Yarım asır önce bir yarış arabasında denendi ve o kadar iyi çalıştı ki yasaklandı.
1978'de Brabham takımı Formula 1 arabasının arkasına kocaman bir fan yerleştirdi. Kâğıt üstünde bu bir soğutma fanıydı ve gerçekten de radyatörün içinden hava çekiyordu. Ama aynı zamanda arabanın altındaki havayı da emiyor, arabayı piste yapıştırıyordu. Niki Lauda bu arabayla İsveç Grand Prix'sini açık farkla kazandı. Rakipler çılgına döndü. Hatta içlerinden biri ne dedi biliyor musunuz? Bu arabanın, arkasındakilere çakıl fırlatan kocaman bir elektrik süpürgesi olduğunu. Tartışma o kadar büyüdü ki takım arabayı tek yarıştan sonra geri çekti, ardından bu tür fanlar yasaklandı. Bu araba hayatında tek bir yarışa çıktı ve onu kazandı.
Yarım asır sonra İngiliz McMurtry bu fikri yeniden canlandırdı ve küçük bir arabayı ilk kez baş aşağı sürdü. Tesla aynı numarayı açık havada, 18 metre yükseklikte yaptı. Roadster dört farklı donanımla satılacak. En sadesi dışında hepsinde bu fan sistemi var ve Tesla fanlı ilk model için "yola hazır" diyor. Havaya sıçrayan dördüncüsü ise yalnızca davetle satılacak.
Ama Brabham'ın rakiplerinin şikâyeti bugün de geçerli. Fan, arabanın altındaki havayla birlikte yoldaki tozu ve küçük taşları da emiyor. Büyük parçaları bir filtre tutuyor ama küçük taşlar fandan geçip arkaya fırlıyor. Bir de gürültü var. Bu fanlar çok gürültülü. Gösteride herkese kulak koruyucu verilmesinin bir nedeni de bu. Çukurlu bir yolda o eteklerin ne kadar dayanacağı da ayrı bir soru. Böyle bir arabanın trafiğe gerçekten çıkıp çıkamayacağı bu yüzden hâlâ tartışmalı.
Rampanın sırrını çözdük. Ama o gece asıl konuşulan, arabanın uçmasıydı. Nasıl oluyor da bir araba havalanabiliyor ve buna gerçekten uçmak denir mi, birazdan ona geleceğim. Ama önce gözden kaçan bir rakam var. Gösteride araba, Tesla'nın kendi ölçümüne göre saatte yaklaşık 100 kilometreye 0,8 saniyede çıktı. Satılacak en güçlü Roadster için vaat ise 0,6 saniye. Böyle bir hızda o koltukta oturan insana ne olur? Düşünmeye vakti kalır mı? Ben de geçenlerde tam böyle, düşünecek vakit bırakmayan bir yarışmaya katıldım.
Şimdi bu teknolojik sihirbazlık gösterisinin en zor kısmına, prestije geldik.
Araba rampanın tepesinden kendini havaya fırlattı, havada bir takla atıp tekerleklerinin üstüne indi. Sonra bir sıra aracın ve bir tırın üstünden atladı. Bütün bunlar birkaç saniye sürdü. Buna gerçekten uçmak denir mi?
“...I blew up a balloon. When I open the end of the balloon all the gas comes out and at a certain point it just starts to sputter.”
Lars Moravy, Tesla'nın araç mühendisliğinden sorumlu başkan yardımcısı, Hagerty röportajı, Ekim 2026
Bu sözler arabayı tasarlayan mühendise ait. "Bir balonu şişirip ağzını açtığınızda içindeki gaz dışarı çıkar ve bir noktada pırpır etmeye başlar" diyor. Arabayı havaya kaldıran şey de aslında dev bir balon. İçerideki basınç düştükçe itki de azalıyor.
Roadster'ın havaya sıçrayan modelinde iki tank var. Biri 200, öbürü 400 litrelik. Büyük tank yüzünden araba tek kişilik. Tanklar atmosfer basıncının 700 katına kadar dayanıyor ve içlerinde 250 kilodan fazla azot sıkıştırılmış. Vanalar açıldığında bu azot ses hızından hızlı fışkırıyor ve mühendisin deyişiyle bir savaş uçağı motoru kadar itki üretiyor. Tesla'nın kendi sitesinde bu modelin trafiğe çıkma onayı olmadığı yazıyor. Yani sizin ya da benim galeriden alabileceğimiz bir araba değil.
Asıl soru şu: Savaş uçağı motoru kadar itki veren bu kadar gaz, neden birkaç saniyede bitiyor?
Çünkü havada yaslanacak bir rampa yok. Havadan ağır bir şeyin havada durmasının tek bir yolu var, o da her saniye bir şeyi aşağı itmek. Bu küçük dron şu an havada duruyorsa, pervaneleri her saniye altındaki havayı aşağı ittiği için.
Rüzgârı elimde hissediyorum. Pervaneler durduğu an dron düşer. Kuş da kanatlarıyla, helikopter de pervanesiyle aynı şeyi yapıyor. İkisi de etraflarındaki havayı aşağı itiyor ve o hava hiç bitmiyor. Tesla ise bir roket gibi, aşağı fırlatacağı şeyi kendi sırtında taşıyor.
Şu dronun pervanelerine bakın, gövdesine göre ne kadar büyükler. Bunun bir nedeni var. Bir şeyi havada tutmak için ya her saniye çok miktarda havayı yavaşça aşağı itersiniz ya da az miktarda gazı çok hızlı fırlatırsınız. İkisi aynı itkiyi verebilir ama harcadığınız güç hiç aynı değil. Her saniye fırlattığınız miktarı 10 kat azaltırsanız, aynı itkiyi almak için onu 10 kat hızlı atmanız gerekir ve harcadığınız güç de 10 katına çıkar.
Tesla ağırlığında bir helikopter havada durmak için her saniye bir ton kadar havayı aşağı itiyor. Bu havanın hızı saatte 40-70 kilometre, yani bir rüzgâr kadar. Tesla'nın iticisinden çıkan gaz ise saatte 2.000 kilometre civarında bir hızla fışkırıyor, aşağı yukarı otuz kat hızlı.
Rakamlar da tam bunu söylüyor. Aynı arabayı 10 metrelik bir helikopter pervanesiyle havada tutmak 150-200 kilovat isterdi. Tesla'nın azotuyla 4.000 ila 6.000 kilovat gerekiyor, yine otuz kat fazlası. Arabayı rampada baş aşağı tutmak ise yalnızca 80 kilovat istiyordu. Peki rampadaki o dört fanı aşağı çevirsek? Ancak 150-170 kiloyu kaldırabilirlerdi. Rampada 4 tonu tutan güç, havada bir insanı ve koltuğunu ancak taşıyor.
Ama hakkını da vermem lazım. Bir arabayı havada döndürüp iticilerini tek tek açıp kısarak tekerleklerinin üstüne indirmek inanılmaz bir kontrol istiyor. Bu iticiler SpaceX'in roketlerinde ve uydularda kullanılan soğuk gaz iticilerinin bir benzeri. Gösteriden sonra en çok sorulan sorulardan biri de havada takla atan arabanın, Tesla'nın satmayı vaat ettiği 1.700 kiloluk arabanın ta kendisi olup olmadığıydı. Güvenlik için daha hafif bir araba kullanmış olsalar şaşırmam. Ama bir sihirbazın sahnesinde bu soruyu sormak biraz oyunbozanlık olur. Fizik açısından baktığımızda zaten cevap belli: Bu bir uçuş değil, çok iyi yönetilmiş bir sıçrayış.
“Bu uçmak değildi! Bu... havalı düşmekti.”
Woody, Toy Story (Oyuncak Hikâyesi), 1995
Woody bunu kıskançlıktan söylüyordu, ama haklıydı.
Peki uçmak ne o zaman? 1903'te Wright kardeşlerin ilk uçuşu yalnızca 12 saniye sürmüştü. Tesla da tankının tamamını yalnızca havada asılı durmaya harcasa ancak on saniye kadar dayanırdı.
Süreler neredeyse aynı ama arada büyük bir fark var: Wright kardeşlerin uçağı kanatlarıyla uçuyordu. İleri giden bir kanat her saniye çok büyük miktarda havaya dokunur ve onu biraz aşağı saptırır. Helikopterin kolay yolunun aynısı, üstelik daha da ucuzu. O uçak 12 beygirlik bir motorla uçuyordu, bugünkü pek çok motosikletten daha zayıf. Motor çalıştığı sürece de uçmaya devam edebiliyordu. Nitekim aynı gün dördüncü denemede neredeyse bir dakika havada kaldı. Tesla'nın da arkasında bir kanat var ama o kanat arabayı havaya kaldırmak için değil, yere bastırmak için.
Uçan arabaların bunca yıldır neden hep "yakında" kaldığı da buradan anlaşılıyor. Bu dronu bir araba kadar ağır olacak şekilde büyüttüğünüzü düşünün. 1.700 kiloyu bu kolaylıkla taşımak için pervanelerinin toplamda 10 metrelik bir daire kaplaması gerekir. Bu bir otopark yerine sığmaz.
Pervaneleri arabanın içine sığacak kadar küçültürseniz de harcadığınız güç megavatlara tırmanır. Aslında kanatlarını katlayıp yola çıkan uçan arabalar 1950'lerden beri var, uçuş sertifikası alanlar bile oldu. Ama hepsi ya kötü bir araba ya da kötü bir uçak oldu ve neredeyse kimse almadı. Çünkü iyi bir arabadan istenenle iyi bir uçaktan istenen birbirine ters düşüyor. Araba ağır ve sağlam olmalı, yola basmalı. Uçak hafif olmalı, geniş kanatlarıyla havaya tutunmalı.
“Şimdi sırrı arıyorsunuz... Kandırılmak istiyorsunuz.”
Cutter (Michael Caine), The Prestige (Prestij), 2006
2018'de bu kanalda "Ne zaman uçan arabalarımız olacak?" diye bir video yapmıştım ve eksik parçanın belki dronlar olduğunu söylemiştim. Hatta o videoda bir uçan aracın ertesi yıl satışa çıkacağını da söylemiştim. Çıkmadı. Dronlar geldi, bugün insan taşıyanları bile var. Ama hepsi ya dev pervaneli ya da kanatlı, hafif ve çoğu kısa menzilli. Yani hepsi kolay yolu seçti. Aradan sekiz yıl geçti ama fizik hiç değişmedi. Yerde gitmek hâlâ kolay, havada durmak hâlâ zor.
Roadster adına ilk söz 2017'de verilmişti ve o araba 2020'de yollarda olacaktı. Şimdi yeni hedef, yeni tasarımla 2028. O yıl gerçekten böyle bir araba yollarda olacak mı, hep birlikte göreceğiz. Ama o gece gördüğümüz şey uçan bir araba değildi. İzlediğimiz çok güzel bir gösteriydi. Çok havalıydı, hepimizi havalara uçurdu. Hype tavana vurdu.
Şimdi tek sorun şu: Onu oradan aşağıya nasıl indireceğiz?
“Onu geri getirmek gerekir.”
Cutter (Michael Caine), The Prestige (Prestij), 2006
Görsel kaynaklar ve lisanslar15
- Film alıntıları: The Prestige (Prestij), 2006: Touchstone Pictures / Warner Bros. Pictures / Newmarket Films / Syncopy
- Film alıntısı: Toy Story (Oyuncak Hikâyesi), 1995: Pixar Animation Studios / Walt Disney Pictures
- Tesla Roadster etkinliği görüntüleri ve telemetri, 15 Ekim 2026; Roadster tanıtım sayfası: Tesla, Inc.
- Lars Moravy röportajı: Hagerty, Ekim 2026
- Brabham BT46B (1978) sergi fotoğrafı: Calreyn88, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
- Brabham BT46B, Goodwood Festival of Speed 2001: edvvc (Flickr), Wikimedia Commons, CC BY 2.0
- Niki Lauda, Brabham BT46, 1978 Hollanda Grand Prix'si: Koen Suyk / Nationaal Archief, CC BY-SA 3.0 NL
- Wright Flyer, 17 Aralık 1903: John T. Daniels, Library of Congress (kamu malı); Wright kardeşler Fort Myer 1909 filmi: Library of Congress (kamu malı)
- Patent çizimleri: US 821,393 (Wright, 1906), US 12,377,920 (Tesla, 2025), US 2,767,939 (Taylor, 1956), US 3,021,095 (Bell, 1962): USPTO (kamu malı)
- Taylor Aerocar, Museum of Flight 2024: Cullen328, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
- Harrier dikine iniş ve art yakıcı görüntüleri: DVIDS, ABD Savunma Bakanlığı (kamu malı)
- Bell Rocket Belt gösteri filmi, 1961: ABD Ordusu / NARA (kamu malı)
- Nikola Tesla portresi, yaklaşık 1890: Napoleon Sarony (kamu malı)
- Stok görüntüler (helikopter, kuş, uçak, balon): Envato Elements lisansıyla
- Şemalar, animasyonlar ve stüdyo çekimleri: Barış Özcan