Neden Bazı İnsanlar Hep Kaybolur?

Neden Bazı İnsanlar
Hep Kaybolur?

17 Ekim 2026 ·2.115 kelime YouTube'da izle →

Dün haritayla gittiğiniz kafeyi bugün neden bulamıyorsunuz? Beş yaşında trende uyuyup 1.600 km uzağa düşen Saroo, 25 yıl sonra evini kafasındaki haritayla buldu. Beynimizdeki iki yol bulma sistemi, navigasyonun bedeli ve yön duygusunu geri kazandıran üç küçük alışkanlık.

Etkileşimli: Eve dönebilir misin? →

Dün gece telefonunuzdaki haritayı kullanarak ilk kez bir kafeye gittiniz. Bugün aynı kafeye, aynı sokaklardan, üstelik gündüz gözüyle yeniden gitmeniz gerekiyor. Telefon cebinizde, kendinize güvenerek yürümeye başlıyorsunuz ama daha ikinci köşeyi döner dönmez tuhaf bir his çöküyor üstünüze. Binalar tanıdık gelmiyor. Dün geçtiğiniz sokak sanki gece yer değiştirmiş. Bir dakika sonra kendinizi yine telefonu çıkarmış, o küçük mavi noktaya bakarken buluyorsunuz.

Bir alışveriş merkezinden ya da metrodan çıkınca, gitmeniz gereken yönün tam tersine büyük bir kararlılıkla yürüdüğünüz oldu mu? Bazı insanlar bir kez geçtikleri karmakarışık bir sokağı yıllar sonra bile şıp diye buluyor. Siz neden ikincisinde bile kayboluyorsunuz? Yön duygunuz doğuştan mı bozuk, yoksa beyninizdeki en eski ve en güçlü pusulayı farkında olmadan kendi ellerinizle mi kapattınız?

Saroo Brierley'nin anı kitabı A Long Way Home. Kapaktaki çocuk Saroo.
Saroo Brierley'nin anı kitabı A Long Way Home. Kapaktaki çocuk Saroo.Kitap kapağı: Saroo Brierley, Berkley, 2013

Bu kitabı yazan adam, yani kapaktaki şu çocuk, 5 yaşındayken kayboldu, evlat edinildi, başka bir ülkede başka bir dil öğrendi ve evini 25 yıl sonra bulmayı başardı. Onun bu çok etkileyici hikâyesi bir filme1 de çekildi, belki izlemişsinizdir.

“GERÇEK BİR OLAYA DAYANIR”
Lion (2016), filmin açılış kartı

80'li yıllarda, Hindistan'ın küçük, ücra bir kasabasında yaşayan Saroo adında bu 5 yaşındaki çocuk, bir gece abisiyle birlikte birkaç durak ötedeki bir istasyona gitti. Abisinin halletmesi gereken bir işi vardı ve onu orada bırakmadan önce sıkı sıkı tembihledi.

“Sonra dönerim. Burada kal, bir yere kaybolma.”
Lion (2016), Guddu, Saroo'yu istasyonda bırakırken

Ama o küçük çocuk o kadar yorgundu ki perondaki ahşap bankta uyuyakaldı. Gözlerini açtığında gece olmuştu ve abisi hâlâ ortalıkta yoktu. Belki içerdedir diye kapısı açık duran boş bir trene bindi ve koltuklardan birinde yeniden uykuya daldı. Uyandığında tren çoktan yola çıkmıştı ve vagonun kapısı da dışarıdan kilitliydi.

Perondaki bankta uyuyakalan Saroo, boş trenin koltuğunda yeniden uykuya daldı.
Perondaki bankta uyuyakalan Saroo, boş trenin koltuğunda yeniden uykuya daldı.Videodan kare; kolaj Lion (2016) karelerinden

“Yardım edin! ... Guddu! ... Guddu!”
Lion (2016), kilitli vagonda Saroo

Bir günden daha uzun süren bir yolculuğun sonunda, yanlışlıkla bindiği tren onu 1.600 km kadar uzaktaki, milyonlarca insanın yaşadığı Kalküta şehrine getirdi.

Saroo okuma yazma bilmiyordu. Kasabasının adını bile doğru düzgün söyleyemiyordu. Kimseye nereli olduğunu anlatamadı. Haftalarca garın çevresindeki sokaklarda tek başına yaşamaya çalıştı.

“O yönden mi geldin, bu yönden mi?” / “Hangi yönden bilmiyorum.” / “O zaman nasıl döneceksin?”
Lion (2016), Kalküta'da Saroo

Hikâyenin buraya kadar olan kısmı bile zaten yeterince çarpıcı ama asıl bilimsel gizem bundan sonra başlayacak. Saroo yazdığı kitapta hayatının bu dönemine ait bazı fotoğrafları da eklemiş. Hikâyesine buradan devam edelim.

Sokaklardan alınıp bir yetimhaneye götürüldüğünde onun için bir kayıt formu doldurdular.

Formda doğduğu yeri soran satırın karşısında şu yazılıydı: bilinmiyor.

Bu portre hayatında çekilen ilk fotoğraf. Kayıp ilanıyla gazetelerde yayımlandı ama ilanlar evinden çok uzaktaki eyaletlerde çıktığı için ailesi göremedi.

Kitaptan bir sayfa: Kalküta'daki yetimhane, gazetelere verilen kayıp ilanındaki portre ve kayıt formu; altta çizgili tişörtlü Saroo, yanında arkadaşı Asra.
Kitaptan bir sayfa: Kalküta'daki yetimhane, gazetelere verilen kayıp ilanındaki portre ve kayıt formu; altta çizgili tişörtlü Saroo, yanında arkadaşı Asra.A Long Way Home, Saroo Brierley, Berkley, 2013; ISSA Kolkata ve Brierley aile arşivi

Onu arayan kimse çıkmadı. Ama dünyanın öbür ucunda, Tasmanya adında bir adada, onu evlat edinmek isteyen bir aile vardı. Ona yeni evini anlatan bir fotoğraf albümü gönderdiler.

Oraya ulaşabilmesi için ona bir pasaport çıkardılar. Doğum gününü kimse bilmediğinden oraya, yetimhaneye getirildiği günü yazdılar.

Birkaç hafta sonra bir uçağa bindi ve uçak Kalküta'dan havalanıp hayatının bundan sonraki kısmını geçireceği yere doğru yola çıktı.

Vardıktan sonra orada onu evlat edinen yeni ailesinin soyadını2 aldı. İngilizce öğrendi ve ana dilini neredeyse tamamen unuttu.

Ama nereden geldiğini unutmamak için bazı geceler yatağında gözlerini kapatır ve evinin çevresindeki yolları kafasında yürümeye çalışırdı.

“Her gece o sokaklardan eve yürüyorum. Barajdan eve. İstasyondan eve.”
Lion (2016), yetişkin Saroo

Aradan neredeyse 25 yıl geçti. 30 yaşına gelen Saroo bir gece bilgisayarının başına oturdu ve o zamanlar henüz yeni sayılan bir teknoloji olan Google Earth'ü açtı. Elinde ne bir sokak adı vardı ne de bir şehir adı. Bildiği tek şey, trenin onu bıraktığı istasyondu.

“O hızı alıp, trende geçirdiğin süreyle çarparız. Bir arama çemberi belirleriz.”
Lion (2016), Saroo'nun arkadaşı, arama çemberini önerirken

Hesap yapmaya başladı. Trenlerin o yıllardaki hızını trende kaldığını hatırladığı süreyle çarptı ve Kalküta'nın çevresine kocaman bir çember çizdi. Sonra aylarca, neredeyse her gece, o gardan çıkan rayları ekranda tek tek takip etti. Ve bir gece, 25 yıl sonra, evini gerçekten buldu.

Saroo'nun arama çemberi: trenin hızı çarpı trende geçen süre, merkezde Kalküta.
Saroo'nun arama çemberi: trenin hızı çarpı trende geçen süre, merkezde Kalküta.Videodan kare

“Evimi buldum!”
Lion (2016), Saroo, Google Earth'ün başında

Beş yaşında, okuma yazma bilmeyen, yaşadığı kasabanın adını bile söyleyemeyen bir çocuk, 25 yıl sonra binlerce kilometrelik bir ülkede evini bulabiliyor. Biz ise okuma yazma bilen, tabelaları okuyabilen yetişkinler olarak dün gittiğimiz sokağı bugün bulamıyoruz. Saroo'nun beyninde olup da bizim günlük hayatta kullanmadığımız şey ne acaba?

Masada üç kart var. Her biri Saroo'nun aklında kalan bir yapı. Su kulesi, yaya üst geçidi ve baraj. Sizce evini hangisi sayesinde buldu? Bir kart seçin.

Su kulesi mi? Hindistan'da su kulesi olan kaç istasyon var dersiniz?

“Yağmur suyu deposu olan binlerce istasyon vardır herhalde.”
Lion (2016), Saroo'nun arkadaşı

Üst geçidi olan istasyon da binlerce, barajlı nehir de. Cevap hiçbiri. Saroo ne bir tabela hatırlıyordu ne bir sokak adı. Hatırladığı şey, bu yapıların birbirine göre nerede durduğuydu. Aralarındaki ilişkiyi hatırlıyordu.

Yani bir yol tarifi ezberlememişti, kafasında kuşbakışı bir harita vardı. Bilim insanları buna bilişsel harita diyor. Fikir ilk olarak 1940'larda labirentteki farelerle3 ortaya çıktı. Fareler yalnızca "sağa dön, sola dön" diye ezberlemiyor, beyinlerinde labirentin bir haritasını çıkarıyordu.

Peki bu harita beynin neresinde çiziliyor? Bu soru o kadar önemli ki cevabı 2014'te Nobel Tıp Ödülü4 getirdi.

Beynin hafıza merkezi olan hipokampusta, siz bir yerde durduğunuzda yalnız o yer için çalışan hücreler var. Adları da yer hücreleri. Telefondaki mavi nokta gibi, nerede olduğunuzu işaretliyorlar.

Hipokampus ve mavi nokta: siz bir yerde durduğunuzda yalnız o yer için çalışan yer hücreleri.
Hipokampus ve mavi nokta: siz bir yerde durduğunuzda yalnız o yer için çalışan yer hücreleri.Videodan kare

Ama harita için "buradasınız" demek yetmez. Noktalar arasındaki mesafeyi ve yönü de bilmek gerekir. Hipokampusun hemen yanında bunu yapan ikinci bir hücre grubu var, ızgara hücreleri. Bu ızgara gibi, yürüdüğünüz her yerin üstüne görünmez bir koordinat ağı seriyorlar. Ne kadar yürüdüğünüzü, nereye döndüğünüzü, başladığınız yere göre nerede olduğunuzu hesaplıyorlar.

Madem hepimizin beyninde böyle muazzam bir biyolojik koordinat sistemi var, o hâlde neden bazılarımız sürekli kayboluyor? Çünkü beynimizde yol bulmak için çalışan tek bir sistem yok5. Birbiriyle yarışan iki sistem var.

Birincisi az önce anlattığım harita. Bu sistemle yürüyen biri binaların, parkların, caddelerin birbirine göre nerede durduğunu kaydeder. Tıpkı Saroo'nun kafasındaki o yapılar gibi.

İkincisi bir komut zinciri. Bu sistemle beyniniz harita çizmez, bir sıra ezberler. Evden çık, düz yürü, fırını görünce sağa dön, eczaneden sola sap. Bunu beynin alışkanlıklarımızı yöneten bölgesi yapıyor. Her sabah işe aynı yoldan gidersiniz, bir bakarsınız varmışsınız ama yolda neler gördüğünüzü hatırlamazsınız bile. İşte o otomatik pilot bu bölge. Ben mesela bir yere giderken farkında olmadan hep yolun aynı tarafından, aynı kaldırımdan yürürüm. Büyük ihtimalle o da bu bölgenin işi.

İki sistem: üstte kuşbakışı bir harita, altta rayda giden vagon gibi tek sıralı bir komut zinciri.
İki sistem: üstte kuşbakışı bir harita, altta rayda giden vagon gibi tek sıralı bir komut zinciri.Videodan kare; Iaria ve ark., Journal of Neuroscience, 2003

Bu ikinci sistem rayda giden bir vagon gibi. Tek yönde, tek sırayla gidiyor. Ertesi gün o sokağa yan bir caddeden girerseniz, o sırada fırın kapalıysa ya da yolu bu kez tersinden yürürseniz zincir kopuyor. Çünkü kafanızda sokağın haritası yok, yalnızca sıradaki komut var. Bir yere bir kez gidip de ikinci gidişte bulamamamızın sebebi çoğu zaman bu.

Etkileşimli. İki kez evden çıkıp yürüyorsun: önce navigasyondaki gibi yalnız talimatla, sonra kuzeyi ve köşelerdeki işaretleri görerek. Her yürüyüşün sonunda evin hangi yönde kaldığını gösteriyorsun, sapman derece derece ölçülüyor. yeni sekmede aç

Peki bu hiç değişmeyen bir şey mi? Londra taksicilerini belki benim videolarımdan da hatırlarsınız. Londra'da taksici olabilmek için şehrin merkezindeki 25 bin sokağı ve binlerce binayı haritaya bakmadan bilmek gerekiyor. Ve bunun eğitimi de yıllar sürüyor. Bu insanların beyinleri tarandığında hipokampuslarının arka kısmı6 normal insanlara, yani taksici olmayanlara göre daha büyük çıkıyor. Mesleğe ne kadar çok yıl verdilerse o kadar büyük.

Ama bu deneyin bir devamı var ve bence asıl ilginç olan o. Belki bu adamlar bütün gün direksiyon başında oldukları için böyledir, değil mi? Araştırmacılar da bunu merak etmiş ve taksicileri, aynı şehirde, aynı trafikte, aynı saatler boyunca direksiyon sallayan otobüs şoförleriyle7 karşılaştırmış. Taksicilerinki yine daha büyük çıkmış. Çünkü otobüs şoförü her gün aynı hattı sürüyor. Taksici ise her yolcuda şehrin haritasını kafasında yeniden kuruyor, bir yol kapalıysa yan sokaktan dolanıyor.

Şimdi bunu kendi hayatımıza uyarlayalım. Cebimizde adım adım yol tarif eden telefonlar olduğundan beri hangimiz taksiciyiz, hangimiz önündeki mavi çizgiyi takip eden bir otobüs şoförü?

Bunu da yine Londra'da ölçmüşler. Gönüllüler beyin tarayıcısının içinde, Soho'nun dar sokaklarının görüntüleriyle yol bulmuş8. Kendi başlarına yol ararken her yeni sokağa girdiklerinde beynin hafıza ve planlama bölgeleri hareketleniyormuş. Beyin sürekli "Şuradan dönersem nereye çıkarım?" diye hesap yapıyormuş. Ama aynı insanlara nereye döneceklerini adım adım söylediklerinde, tıpkı navigasyonun yaptığı gibi, o hesap durmuş. Yani ertesi gün o yolu bulamıyorsanız suç hafızanızda değil. Beyniniz o gün sokakları değil, telefondaki mavi çizgiyi takip ediyordu.

Suçu her zaman olduğu gibi telefona atabilirsiniz ama yine bir hata yapmış olursunuz. Çünkü hiç bilmediğiniz bir ülkede, tabelalarını okuyamadığınız bir şehirde telefonunuzdaki haritada bulunan o mavi nokta sizi kaybolmaktan kurtarır. Tabii telefonunuz internete bağlıysa.

Peki navigasyonu yalnız yabancı şehirlerde değil, her gün, yolunu zaten bildiğimiz yerlerde de açarsak ne olur? Kanada'da bir grup araştırmacı tam bunu merak etmiş. Yıllardır GPS kullanan sürücülere telefonsuz yol bulma testleri9 yaptırmışlar. GPS'i ne kadar çok kullanıyorlarsa, telefonsuz kaldıklarında o kadar zorlanıyorlarmış. Üç yıl sonra bir kısmını yeniden test etmişler. Bu sürede GPS'i en çok kullananların yol hafızası en çok gerilemiş. Üstelik bunlar yön duygusu zaten zayıf olduğu için GPS'e sarılanlar da değilmiş.

Küçük bir çalışma bu, başka araştırmalar10 etkiyi daha küçük buluyor. Ama hepsi aynı yönü gösteriyor. Uzun süre alçıda kalan bir kolun zayıflaması gibi, kullanmadığımız harita da zayıflıyor.

"Benim yön duygum telefondan önce de kötüydü. Ben çocukluğumdan beri hep kaybolurum" diyenler vardır aranızda. Bu farkın nereden geldiğini anlamak için tarihin en büyük sinirbilim deneylerinden birine bakmak gerekiyor. Üstelik bu deney bir oyun.

Adı Sea Hero Quest. Telefonda oynanan bir oyun. Bir tekneyle denizde, haritasını yalnız bir kez gördüğünüz noktaları buluyorsunuz. Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan oynadı ve araştırmacılar bunların 400 bine yakınının11 yön bulma becerisini karşılaştırdı.

Yaşın etkisi büyük, yaşlandıkça hepimiz biraz zorlanıyoruz. Bir de nerede büyüdüğünüz önemli. Chicago gibi sokakları cetvelle çizilmiş, hep dik açıyla kesişen şehirlerde büyüyenler daha zayıf çıkmış. Prag gibi sokakları kıvrım kıvrım eski şehirlerde ya da şehir dışında büyüyenler daha iyi. Fark büyük değil ama tutarlı. Araştırmacılara göre karışık sokaklar beyni çocukken sürekli yön hesaplamaya zorluyor, ızgara gibi sokaklarda buna pek gerek kalmıyor.

Izgara sokaklı şehirler ve kıvrımlı eski şehirler: köşelerdeki gül, sokakların yönlere ne kadar dağıldığını gösteriyor.
Izgara sokaklı şehirler ve kıvrımlı eski şehirler: köşelerdeki gül, sokakların yönlere ne kadar dağıldığını gösteriyor.Videodan kare; Coutrot ve ark., Nature, 2022

Bu arada genlerin de bunda bir payı var12 ve çok az insanda da gerçekten bir sorun var13. Beyinlerinde hiçbir hasar yokken kendi evlerinin içinde bile kayboluyorlar. Ama çoğumuz onlardan değiliz. Yani yön duygunuz büyük ihtimalle bozuk değil.

Üstelik işin içinde bir de kısır döngü var. Kendinize bir kez "Ben kesin kaybolurum" dediniz mi, bilmediğiniz bir sokağa girdiğiniz an hafif bir gerginlik başlıyor. Bir deneyde stres altına sokulan insanlar14, sakin olanlardan çok daha sık haritayı bırakıp o ezber zincirine yaslanmış. Gözünüz yalnız burnunuzun ucundaki tabelaya ya da telefonun ekranına kilitleniyor. Etrafınıza bakmadığınız için çevreyi kaydedemiyorsunuz ve sonunda gerçekten kayboluyorsunuz.

Ama bu döngü kırılabiliyor. Taksicileri inceleyen araştırmacılar sonra taksici adaylarını, sınava hazırlandıkları yıllar boyunca15 takip etmiş. Sınavı geçenlerin hipokampusu büyümüş, geçemeyenlerinki yerinde saymış. Yani bu bölge yetişkinken de değişebiliyor. Kafanızdaki otobüs şoförünü taksiciye çevirmek mümkün.

Bunun için hayatınızı zorlaştırmanız ya da telefonu tamamen bırakmanız gerekmiyor. Yarın sokağa çıktığınızda deneyebileceğiniz üç küçük alışkanlık yeter.

Yarın sokakta deneyebileceğiniz üç küçük alışkanlık.
Yarın sokakta deneyebileceğiniz üç küçük alışkanlık.Videodan kare

Birincisi, yola çıkmadan önce haritaya kuşbakışı bakın. Navigasyonu başlatmadan önce haritayı biraz küçültün ve gideceğiniz yerin büyük bir caddeye, bir parka ya da denize göre nerede olduğuna on saniye bakın. Mavi çizgiyi değil, bütün resmi görün. Son birkaç sokağı da telefona bakmadan kendi tahmininizle yürüyün, sonra haritayı açıp nerede yanıldığınıza bakın. Yön duygusu zayıf yetişkinlerle yapılan bir çalışmada16, önce kafasından tahmin edip sonra gerçekle karşılaştıranlar altı haftada ortalama insanlara yetişmiş.

İkincisi, arada bir dönüp arkanıza bakın. Bir yere ilk kez giderken binaları yalnız gidiş yönünden görürsünüz. Dönüşte aynı sokak bu yüzden hiç geçmediğiniz bir yer gibi görünür. Önemli bir köşeyi döndüğünüzde iki saniye durun ve omzunuzun üstünden geldiğiniz yöne bakın. Arkaya bakmak17 yoldan sapmayı azaltıyor. Saroo'nun her gece kafasında yürüdüğü yollar da hep eve dönen yollardı.

Üçüncüsü, Saroo'nun kartları. Yeni bir sokağa girdiğinizde ya da arabanızı kocaman bir otoparka bıraktığınızda "sağa döndüm, sola döndüm" diye ezberlemeyin. Başınızı kaldırın ve üç işaret seçin, bir de bunların birbirine göre nerede durduğuna bakın. Eczanenin karşısında fırın, fırının köşesinde durak. Fırını görünce sağa dön demek bir komut, eczanenin karşısında fırın demek bir harita.

Şimdi Saroo'nun hikâyesine dönelim. En son nerede bırakmıştık onu? Ekranının başında, Google Earth'te evini bulmuştu. İşte ondan bir yıl kadar sonra Hindistan'a uçtu. Cebinde telefonu, telefonunda da haritası vardı. Ama kasabaya vardığında onları hiç açmadı.

Oraya hiç bilmediği bir yönden girdi ve belki de o yüzden önce hiçbir şeyi tanıyamadı. Ama istasyonun önüne vardığı an her şey yerine bir anda oturdu. Her gece kafasında yürüdüğü yol tam buradan başlıyordu. İstasyondan eve. Bu kez o yolu gerçekten yürüdü ve hiç şaşırmadan çocukluğunu geçirdiği evin önüne kadar geldi.

Ama ev bomboştu. Kapının önünde ne yapacağını bilemez bir hâlde dururken yanından bir adam geçti. Kimi aradığını sordu. Birkaç dakika sonra geri döndü. "Benimle gel. Seni annene götüreceğim." Ve nihayet 25 yıldan beri görmediği annesi biraz ileride, sokağın karşısında belirdi.

“Ah, seni ne kadar aradım bir bilsen!”
Lion (2016), Saroo'nun annesi

Annesi 25 yıl boyunca o mahalleden hiç ayrılmamıştı, oğlu bir gün dönerse onu bulabilsin diye. Sevinçle bağırırken bir ad söylüyordu. Sheru. Aslan anlamına geliyordu bu isim. Saroo bir süre sonra bunun kendi adı olduğunu anladı. 25 yıl boyunca kendi adını bile yanlış bilmişti. Ama evinin yolunu hiç unutmamıştı.

Kitaptan: Saroo, 25 yıl sonra annesi Kamla ile, eski evlerinin bir köşe ötesindeki mahallede.
Kitaptan: Saroo, 25 yıl sonra annesi Kamla ile, eski evlerinin bir köşe ötesindeki mahallede.A Long Way Home, Saroo Brierley, Berkley, 2013; ISSA Kolkata ve Brierley aile arşivi

Yarın o kafeye yine gideceksiniz ya, bu sefer telefonu son köşeye kadar cebinizde tutun. Merak etmeyin, kaybolmazsınız, en fazla yanılırsınız. Yanılsanız ne olacak sanki? Mavi nokta bir yere kaçmıyor.

Notlar ve kaynaklar17
  1. Lion (2016 film) Vikipedi ↗
  2. Saroo Brierley Vikipedi ↗
  3. Cognitive maps in rats and men. doi.org ↗
  4. Nobel Prize in Physiology or Medicine 2014 nobelprize.org ↗
  5. Cognitive Strategies Dependent on the Hippocampus and Caudate Nucleus in Human Navigation: Variability and Change with Practice doi.org ↗
  6. Navigation-related structural change in the hippocampi of taxi drivers doi.org ↗
  7. London taxi drivers and bus drivers: A structural MRI and neuropsychological analysis doi.org ↗
  8. Hippocampal and prefrontal processing of network topology to simulate the future doi.org ↗
  9. Habitual use of GPS negatively impacts spatial memory during self-guided navigation doi.org ↗
  10. GPS use and navigation ability: A systematic review and meta-analysis doi.org ↗
  11. Entropy of city street networks linked to future spatial navigation ability doi.org ↗
  12. Evidence for a unitary structure of spatial cognition beyond general intelligence doi.org ↗
  13. Developmental topographical disorientation: Case one doi.org ↗
  14. Stress modulates the use of spatial versus stimulus-response learning strategies in humans doi.org ↗
  15. Acquiring “the Knowledge” of London's Layout Drives Structural Brain Changes doi.org ↗
  16. Improving cognitive mapping by training for people with a poor sense of direction - PMC pmc.ncbi.nlm.nih.gov ↗
  17. Wayfinding by children and adults: Response to instructions to use look-back and retrace strategies. doi.org ↗
Görsel kaynaklar ve lisanslar26
  • Film alıntısı: Cars (Arabalar), 2006: Pixar Animation Studios / Walt Disney Pictures
  • Film alıntıları ve afiş: Lion (Aslan), 2016: The Weinstein Company / See-Saw Films
  • Film alıntısı: Portlandia, 3. sezon 2. bölüm (“Take Back MTV”), 2013: IFC / Broadway Video
  • Film alıntısı: Indiana Jones and the Last Crusade (Indiana Jones ve Son Haçlı Seferi), 1989: Lucasfilm / Paramount Pictures
  • Sea Hero Quest oyun görüntüleri ve tekne çizimi: Deutsche Telekom AG, Glitchers (Alzheimer's Research UK, UCL ve UEA ile birlikte), 2016; telefon ekranı kaydı: Apple/Play
  • A Long Way Home: Saroo Brierley, Berkley, 2013; kitaptaki belge ve fotoğraflar: ISSA Kolkata ve Brierley aile arşivi
  • 2014 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahipleri portreleri: © Nobel Prize Outreach. Fotoğraf: A. Mahmoud
  • Makale sayfası ve şekil: Javadi ve ark., 2017, Nature Communications, CC BY 4.0
  • Makale sayfası ve şekiller: Dahmani ve Bohbot, 2020, Scientific Reports, CC BY 4.0
  • Makale sayfası ve şekil: Burles ve Iaria, 2020, Scientific Reports, CC BY 4.0
  • Makale sayfası ve şekil: Woollett ve Maguire, 2011, Current Biology, CC BY 3.0
  • Makale şekli: Ishikawa ve Zhou, 2020, Cognitive Research: Principles and Implications, CC BY 4.0
  • Tolman (1948), Maguire ve ark. (2000), Maguire, Woollett ve Spiers (2006), Schwabe ve ark. (2007) ve Coutrot ve ark. (2022) şekilleri kendi çizimimizle yeniden kuruldu
  • Harita verisi: © OpenStreetMap katkıcıları, ODbL
  • Hindistan haritası ve demiryolları: Natural Earth, Kamu malı
  • Raptiye: Slashme, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
  • Telefon (Moto E5 Plus): JulianVilla26, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
  • Ayak izi: Metrónomo, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
  • Taksi (Hackney carriage): ed g2s, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
  • Otobüs (Routemaster): BillyH, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
  • Londra Knowledge adayı, 2008: Roger W. Haworth, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
  • MR cihazı, 2008: Jan Ainali, Wikimedia Commons, CC BY 3.0
  • Sıçan gravürü, 1808: Wellcome Collection, CC BY 4.0
  • Beyin çizimleri: Henry Gray, Anatomy of the Human Body, 1918, Kamu malı
  • Kâğıt dokusu taramaları: Rijksmuseum (RP-T-1959-467), 1855 Reval kilise mektubu / Wikimedia Commons, CC0 ve kamu malı
  • Bazı illüstrasyonlar yapay zekâ yardımıyla hazırlandı