Kategoriler
Liste Sinema

2018’de izlediğim en iyi 18 Film

2018’de izlediğim filmlerden beğendiğim 18 tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlara puanlama gibi bir şey yapmadım o yüzden sıralaması en iyiye doğru gitmeyecek. Filmleri gösterime giriş tarihlerine göre aktaracağım. Her yerde bulabileceğiniz özetlerini vermekten çok kendi bakış açımla neden bu filmleri beğendiğimden bahsedeceğim. Henüz izlemeyenler için elimden geldiği kadar sürpriz kaçıran şeyler söylememeye çalışacağım ama “spoiler” konusunda çok hassas izleyiciler… Uyarıldınız!

Black Panther’la başlayalım. Marvel sinematik evreninin bu en gösterişli yapımlarından biri elbette aksiyon ve görsel efektler açısından çok etkileyiciydi. Ama bu filmi daha çok içerdiği semboller açısından beğendim. Siyahi bir süper kahramanı spot ışıklarına taşırken bir yandan da tarih, kolonicilik ve teknolojinin medeniyete etkisi gibi temalar da o ışıkların ardından bize göz kırpıyor. Filmde unutamadığım sahnelerden biri Wakanda kentine giriş sahnesi. Bu sadece bir fantezi değil. Afrika’nın en değerli kaynakları sömürülmeseydi işte böyle bir medeniyete dönüşebilirdi.

Annihilation – Yok Oluş yılın en kafa karıştırıcı filmi. Daha önce hakkında video yaptığım Ex Machina filminin yönetmeni Alex Garland hatırı için izledim ama Ex Machina kadar beğenmedim. Öyle bir bilim-kurgu yapmış ki deneyselliğin sınırlarını zorluyor. Hükümet tarafından karantinaya alınan gizemli bir bölgeye giden insanların hikayesini anlatıyor. Eğer bu tür bir tema ilginizi çekiyorsa bu filmin bence ilham kaynaklarından biri olan Tarkovsky’nin 1979 yapımı Stalker’ını mutlaka izleyin.

Isle of Dogs – Köpek Adası yine yönetmeni nedeniyle “Wes Anderson” olduğu için izlediğim bir film. Ve yine bence yönetmenin en iyi filmi değil. Stop motion tekniğiyle hazırlanmış bu animasyonu Wes Anderson hayranları izleyebilir. Hayali bir Japon kentinden bir çöp adasına sürülen köpeklerin hikayesi. Gelecekte geçen bu hikayede köpek nüfusu kontrolden çıkıp, bir de ‘köpek gribi’ salgını baş gösterince sürgün kararı verilmiş. 12 yaşındaki Atari’nin köpeğini bulmak için adaya gelmesiyle olaylar biraz da komik bir şekilde gelişiyor. Tabi komedi ve animasyon bir araya gelince özellikle çocuklar için çekici bir kombinasyona dönüşüyor ama bu filmdeki mizahı çocukların anlayabilmesi biraz zor.

Ready Player One – Başlat çocuklarla ailece oturup izleyebileceğiniz güzel bir film. Bir kere yönetmen Steven Spielberg. Sanal gerçeklik video oyunları üzerine gelecekte geçen bir bilim kurgu. Gerçek dünyanın sıkıntılarından kaçmak için zamanını “The Oasis (Vaha)” diye bir oyun evreninde geçiren Wade Watts’ın macerasını anlatıyor. Sadece görselliğiyle, özel efektleriyle ya da yönetmenin gelişmiş sinema diliyle değil içeriğiyle de kaliteli bir yapım. Sanal gerçekliğe dayalı bir gelecekten gelen uyarı.

A quiet place – Sessiz bir yer bu yıl izlediğim en iyi gerilim filmi. Komedi dizisi The Office’ten tanıdığımız John Krasinski hem yazıp yönetmiş hem de eşi Emily Blunt’la oynamış. En ufak bir ses duyduğunda size saldıran yaratıkların olduğu bir dünya hayal edin. Böyle bir yerde yaşamak nasıl olurdu? Anne babasıyla işaret diliyle konuşmak zorunda kalan çocuklar, bu kısıtlayıcı hayatlarının içinde en küçük bir ses bile çıkarmadan yaşamak zorundalar. Zaten seslere ve müziğe özel bir ilgim vardı, bu filmin ses tasarımını gerçekten çok beğendim. Öte yandan hikayesi ve derinlikli karakterleri de gerilmekten kaygı duymayanlar için izlemeye değer.

Solo: A Star Wars Story yılın Star Wars filmi olduğu için mecburen izlemek ve beğenmek zorunda olduğum bir filmdi. Star Wars evrenine karşı tamamen sübjektif ve biraz da çocuksu bir tutkum var, zaten yine çocuklarla izleyebileceğiniz bir film bu. George Lucas’ın yarattığı bu dünya her ne kadar Disney’e satıldıktan sonra biraz değişmek durumunda kalmış olsa da Han Solo’nun ve tabi Chewbecca’nın hikayesini merak edenlerin akıllarındaki bazı sorulara cevaplar içeriyor. Bu arada 275 milyon dolarla gelmiş geçmiş en yüksek bütçeli Star Wars filmi.

Deadpool 2 – En ilginç çizgi-roman karakterlerinden biri olduğu için bu devam filmini de izledim. Kameraya sık sık bakarak konuşan ve böylece izleyiciyle arasındaki dördüncü duvarı yıkan bu anti kahramanımız her zamanki gibi oldukça espritüel. Bu filmde bir de yan karakterler çok akılda kalıcı. Hele bir Peter var ki… Önemli bir not, bu film tamamen yetişkinlere yönelik.

Ahlat Ağacı – Bu yıl izlediğim en iyi Türk filmi Ahlat Ağacı’ydı. Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği film Cannes’da Altın Palmiye ödülüne aday gösterildi ama bu kez alamadı. Şimdi Deadpool’un ardından böyle bir filmden bahsetmek müthiş bir kontrast oluyor belki ama 3 saatlik bu uzun dramayı sabırla izlemenizi tavsiye ediyorum. Edebiyata düşkün genç bir adam, yazdığı Ahlat Ağacı adlı kitabını bastırmak için paraya ihtiyacı vardır ama işsiz olduğu için bu pek de kolay değildir. Bir çıkış yolu bulabilmek için memleketine döner. Çevresiyle, ailesiyle, özellikle de babasıyla çatışmalar yaşar. Sadece hikayesi, karakterleri değil, görüntüleriyle de konuşan hem de dolu dolu konuşan bir film bu. Üstelik izledikten sonra öyle hemen unutamayacağınız türden…

Upgrade – Yükseltme – Yakın gelecekte teknoloji alanında yaşanabilecek gelişmelerden yola çıkan bir başka film. Başlangıçta yeni düzene teslim olmak istemeyen karakterimiz eşine yapılan bir saldırı sonucu ölüp de kendisi de felç olunca özel bir çip taktırmaya ikna oluyor. Çip takarak kendisini “upgrade” ediyor. Sonra da tabiki yeni kazandığı bu insanüstü yetenekleri kullanarak intikam peşine düşüyor. Şiddet dozu oldukça yüksek olan bu filmi, daha çok teknolojiye olan merakımdan ötürü izlemiştim.  

Yılı neredeyse yarıladık. Sıradaki 9 filme geçmeden önce bu videonun sponsoru olan Cambly’nin sizler için düzenlediği bir yeni yıl kampanyasını duyurmak istiyorum. Cambly, online İngilizce kursu. Bu kursun eğitmenlerinin tümünün anadili İngilizce. İhtiyacınıza ve seviyenize uygun bir İngilizce eğitimini bu öğretmenlerle konuşarak alabiliyorsunuz. Cambly, 2019 yılı boyunca kullanabileceğiniz eğitim paketlerinde ilk 900 kişiye %58 indirim veriyor. Aşağıdaki linki ve indirim kodunu kullanarak bu kampanyadan faydalanabilirsiniz. Ve böylece kimbilir, belki de 2019’da İngilizce filmleri altyazısız izlemeye başlayabilirsiniz.

Incredibles 2 – İnanılmaz Aile 2 – Bu film de yapım stüdyosu nedeniyle benden torpilli. Başında Pixar logosu olan tüm animasyonları en az 2-3 defa izliyorum. Çünkü çocuklar için yapılıyor gibi gözükse de aynı zamanda yetişkinleri de sürükleyen çok başarılı hikaye anlatım teknikleri kullanıyorlar. “İnanılmaz Aile”nin bu yeni bölümünde bu kez babadan çok anneye yoğunlaşıyoruz. Geçen bölümde olduğu gibi Pixar dünyasının en iyi mekan ve araç tasarımlarını görüyoruz. Ve bir de benim favori karakterim olan ailenin bebeği Jack Jack’in birbirinden ilginç süper güçlerini keşfediyoruz.

Leave No Trace – Bu yıl izlediğim filmler içerisinden bence eleştirmenlerin en çok abarttığı film. Onlar yerlere göklere sığdıramıyorlar, Rottan Tomatoes gibi inceleme sitelerinden %100 onay alan iki filmden biri haline geldi ama bence o kadar da değil. Ormanda “iz bırakmadan” yaşamaya çalışan bir babayla kızının hikayesi. Oyunculuk performansları gerçekten çok doğal ve başarılı. Empati, bir topluluğun parçası olma, aidiyet gibi temalar işleniyor ancak izleyecekseniz beklentilerinizi biraz daha düşük tutun derim. Ya da “drama” türü için bir kotanız varsa bunu “Ahlat Ağacı”ndan yana kullanın.

Eighth Grade – Sekizinci Sınıf – Bence yılın en iyi bağımsız filmi. Bu filmin yönetmeni bir YouTuber: Bo Burnham. Ortaokul son sınıf öğrencisi bir kızın hikayesini anlatıyor. Büyüme çağındaki bir ergen kişiliğin tüm tuhaflıklarını, duygusal çıkmazlarını bir de içine kapanıksa yaşayabileceği durumları çok doğal bir şekilde aktarmış. Hem komedi, hem de dram.

MI Fallout – Görevimiz Tehlike’nin bu en son filmi bence yılın en iyi aksiyon filmi. Yıllardır önce dizisini sonra da artık bir dizi haline gelen filmlerini izlerken daha ne yapılabilir acaba diye düşünüyorsunuz ve her seferinde buldukları aksiyon numaralarıyla sizi şaşırtmayı başarıyor. 56 yaşındaki Tom Cruise’u bu filmde izledikten sonra mutlaka bir de kamera arkasını izleyin. Pek çok sahneyi dublörsüz olarak çekmişler. Normalde görsel efektlerle yapılabilecek şeyler pratik efektlerle çekilmiş. Bu da elbette hem gerçekçiliği hem de izlerken duyulan heyecanı arttırıyor.

Searching – Kayıp Aranıyor filmi benim için yılın sürprizi oldu. Kaybolan kızını bulmaya çalışan bir babanın hikayesini izliyoruz ama nereden? Filmin tamamı bilgisayar ekranından bize yansıtılıyor. Bu teknik daha önce de denenmişti ama en başarılı versiyonu bu filmde uygulanmış. 1,5 saat boyunca son derece yaratıcı yollarla nasıl hikaye anlatılır ve izlenir diye merak ediyorsanız bunu mutlaka izleyin. Ya da bu yıl sadece 3 film izleyeceğim ne önerirsin diye soruyorsanız yine bu filmi izleyin. Diğer iki filmi bu videoda önerdiğim 17 film arasından seçersiniz.

A Simple Favor – Küçük bir Rica çok fazla ses getirmeyen ama izlemesi zevkli bir film. Aniden ortadan kaybolan arkadaşını bulmaya çalışan sıradan bir ev kadınının bol dönemeçli hikayesi. Bu arada sıradan diyorum ama bu karakterimizin de bir YouTube kanalı var. Gizem ve kara komediyi bir araya getirip bir de Fransız müzikleriyle desteklemişler. A Simple Favor en favorilerimden biri olmasa da ilk 18’e girebilen bir film. Vaktiniz varsa izleyebilirsiniz.

The Ballad of Buster Scruggs – Coen kardeşlerin yönettiği bir film. Tek bir hikayeden değil de Western türünde 6 ayrı kısa filmden oluşuyor yani bir antoloji. Aralarında doğrudan bir bağlantı olmamakla birlikte hepsinin ortak teması ölüm. Coen kardeşlerin hemen tüm filmlerinde olduğu gibi biraz depresif, biraz da komik. 6  hikaye içinden benim favorim “The Gal Who Got Rattled.”

Roma – Yılın en çok beklenen filmlerinden biri. Zamanında Gravity, Children of Men ve hatta bir Harry Potter filmi de yönetmiş Meksikalı Alfonso Cuaron’un Fellini ve Bresson gibi ustalara göz kırptığı festivallik, ödüllük bir film. 1970’lerin Meksika’sında yaşayan bir ailenin öyküsünü, evin temizlikçisini yakın plana alarak anlatıyor. Kimi zaman komik, kimi zaman hüzünlü ama her zaman çok hesaplı bir anlatım. Kendisi de bir görüntü yönetmeni olan Cuaron, dönemin ruhunu daha iyi yansıtabilmek için siyah beyaz çekmeyi tercih etmiş ama teknik olarak hiçbir fedakarlıktan kaçınmamış. Bu yıl izlediğim en iyi ses tasarımına sahip filmlerden biri bu. Yönetmen bu filmde kamerasını daha sakin kullanmayı tercih etmiş. Neredeyse sürekli olarak yaptığı uzun pan hareketi sırasında karşınıza çıkanları izledikçe toplumsal sınıflar arası ilişkileri, bunların bireylerde yarattığı duygu durumlarını ve arka planda da tarihi olayları görüyorsunuz. Yetişkinlere tavsiye edeceğim yılın en iyi filmlerinden biri.

Bird Box – Bu yıl izlediğim en son film bu. Korku, gerilim türündeki bu filmde de “sessiz bir yer” filminde olduğu gibi yaratık ya da yaratıklar var. Bunları görmemek için gözlerini bağlayarak çok tehlikeli bir yolculuğa çıkan bir ailenin hikayesi anlatılıyor. Bu katmanıyla film çok da farklı ve yenilikçi olmayabilir. Ancak sembolik olarak çok daha fazlasını sunmaya çalıştığını düşünüyorum. Eğer böyle bir okuma yapmaya çalışırsanız ve mesela baş roldeki Sandra Bullock’ın geçirdiği değişime ve bu değişimin renklere yansımasına dikkat ederseniz aslında filmin neyle ilgili olduğunu çok daha iyi anlarsınız. İletişimin en üst seviyede olduğu bir dünyada birbirimizi neden tam olarak göremediğimizi.

2018’de izlemek isteyip de izleyemediğim bazı filmleri mesela “A Star Is Born”, “Bohemian Rhapsody” ve en çok da “First Man”i bu listeye alamadım. Çünkü izlemeden beğenmek istemedim. Bunlar hakkındaki yorumlarınızı ya da sizin izleyip de tavsiye edebileceğiniz diğer filmleri paylaşabilirseniz sevinirim.

Ama izlemeden beğeneceğimi tahmin ettiğim bir film var ve ben 19.cu film olarak onu da tavsiye etmek istiyorum. Neden? Çünkü 19 bir asal sayı da ondan. Üstelik bu film 2019’a girmeden sadece 3 gün önce gösterime girecek. 28 Aralık’ta Black Mirror dizisinin yeni bir bölümü olarak. Söylentilere bakılırsa Bandersnatch adlı bu bölüm ilk kez olarak uzun metraj film formatında çekilmiş. Genç bilgisayar programcısının bir romanı bilgisayar oyununa dönüştürmesiyle ilgili olacakmış. Anlaşılan Black Mirror ekibi yine sanal dünyayla gerçekliği birbirine katıp kafaları karıştıracaklar. Ne dersiniz? 2018’de izleyeceğimiz en son film de bu olsun mu?

“2018’de izlediğim en iyi 18 Film” için 10 yanıt

Wonder 2017 yapımı ama DVD si 2018 de çıktı ben izleyince çok beğenmiştim. Hatta ailecek izlenmesi gereken bir film.

Şu Soğuk kış günleri ve uzun gecelere ilaç gibi bir video hazırlamışsınız, Ellerinize sağlık özellikle Searching – Kayıp Aranıyor filmi beni çok etkilemişti. Bandersnatch ile ilgili tüm versiyonlarını ve alternatif sahnelerini izlemek için sabırsızlanıyorum. Son olarak şunu söylemek istiyorum sabırsızlanarak beklediğim bir film olmasada video daha var O da her pazar yayınladığınız hikayeler Hayatımıza renk katıyorsunuz. iyi ki varsınız…

Ryan gosling in aya ilk adımını atan insan olan Neil Armstrong un hayatını anlattığı aydaki ilk insan filmi bence yılın en iyileri arasına girer hatta bu filmin oscarın en büyük adayı olduğunu düşünüyorum filmi izlerken birçok yerde göz yaşlarımı tutamamıştım

Nasıl hikaye anlatıcısı olunur ya da hikaye anlatıcısı nedir? , Neler yapar nasıl yola çıkar gibi bir video veyahutta Çernobil ile ilgili bir video yapar mısın hocam? 🙂 şimdiden teşekkürler

bu zamana kadar kasıtlı olarak değilse dahi, niyetlenme fırsatım olmadığı için bir türlü türk yönetmenlerin çekmiş olduğu sanat filmlerini izlemedim. ahlat ağacı’nı izlemeye karar verdim. bakalım nasıl bir film, bakalım filmi değerlendirebilecek potansiyelde biri miyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir