Kategoriler
Genel

Çok gezen ne bilir?

Hayatımızın 15-20 yılını okullarda, sınıflarda ders çalışarak, “okuyarak” ve “oturarak” geçiriyoruz. Peki tüm bu okulları bitirip mezun olduktan sonra hayata hazır mıyız? Yoksa sadece sudan çıkmış balık mıyız? Bir şeyleri öğrenmek için bu kadar oturmak yeter, biraz da kalkıp gezmeye ne dersiniz?

Kendimizi geliştirmek için yapabileceğimiz en güzel faaliyetlerden biri gezmektir, seyahat etmek. Yeni yerler görmek, insanlarla tanışmak. Gezmek bize neler kazandırır biliyor musunuz?

Her şeyden önce yeni bir dil öğrenirsiniz. Hem de yaşayan halini. Sokakta konuşulan gerçek bir dil. Tamamını öğrenmek zorunda değilsiniz. Buna gerek de yok. İnsanlarla anlaşabilmek için vücudunuzla yapacağınız bir jest, yüzünüzdeki bir gülümseme çoğu zaman yeterli olacaktır.

Özellikle İngilizce öğrenmeye çalışanlara sesleniyorum. Bir dili konuşabilmek için önce onun bütün kurallarını mükemmel bir şekilde öğrenmeye çalışırsanız çoğu zaman yarı yolda sıkılıp  bırakırsınız. Seyahat etmek bu anlamda işinizi kolaylaştırır. Ana dili İngilizce olan insanların bile hiç de mükemmel konuşmadığını fark edersiniz ve kendinize olan güveniniz yerine gelir.

Seyahat etmenin tek faydası dil eğitimi almak değil elbette. Zaten eğitimi sadece hayatımızı kazanmak için bilgi öğrenmek şeklinde dar bir kalıba sokmamak lazım. Okumak, eğitim almak, yaşadığımız hayatı daha iyi hale getirebilmeli. İşte gezerek farklı kültürleri tanımak size böyle bir “okuma yapma” imkanı sunar.

Gezmek, size tarihi öğretir. Tarih deyince sadece önemli olayların hangi yıllarda olduğunu öğrenmekten bahsetmiyorum. Zaten bu tür bilgilere artık bir kaç dokunuşla ulaşabiliyoruz. Geçmişte yaşanan bir takım olayların uzun vadedeki sonuçlarını görebilmekten bahsediyorum. Bu sonuçları gittiğiniz kentin sokaklarında, evlerinde, mabedlerinde, müzelerinde görebilirsiniz. Tarihin kendini tekrar ettiğini görürsünüz. “Tarihi tekerrür diye ta’rif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” diye sorar ya hani Mehmed Âkif Ersoy. İşte gezdiğimiz yerlerden bu ibreti, bu dersi alabilirsek eğer, tarih bizim için çok önemli bir öğretmene dönüşebilir.

Gezdiğiniz yerlerdeki doğal güzellikler mi gördünüz? Dağlar, denizler, göller… Bunlar size sadece insanlara değil, tüm canlılara saygı duymayı öğretir. Bu saygı beraberinde doğayı koruma, onu kirletmeme gibi davranış biçimlerini geliştirmenizi sağlar.

Seyahat etmek sizi alışık olduğunuz rutininizden koparır, konfor alanınızdan çıkarır. Yeni şeyler yapmaya, yeni şeyler denemeye teşvik eder. Zamanı genişletir. Belli bir rutine soktuğunuzda hayat sanki çok hızlı akıyor gibi gelir ama bir seyahate çıkıp da farklı şeyler yapmaya başladığınızda bir günde yapabildiğiniz şeylerin ne kadar da çok olabileceğini fark edersiniz. Zaman adeta daha yavaş akmaya, genişlemeye başlar.

Seyahat etmek derken sadece yurt dışına gitmekten bahsetmiyorum. Yaşadığınız ülkenin başka bölgelerine, kentlerine de gidip gezebilirsiniz. Önemli olan gezmek ve az önce saydığım faydaları görebilmek. Okuyarak edindiğiniz teorik bilgileri, gezerek pratiğe dönüştürmek.

Bence bir gezinin insana öğretebileceği en önemli şey “insan sevgisi”dir. Yeni kültürleri tanımak, ortak ve farklı yönleri keşfetmek sizi çok geliştirir. İster 1 saat uzaklıktaki başka bir kente, ister uçarak 15 saat uzaklıktaki başka bir ülkeye gidin insanın her yerde insan olduğunu, benzer özellikler taşıdığını fark edersiniz. Mesela şu fotoğrafa bir bakın. Bunu Karadeniz’in bir köyünde değil, Japonya’daki bir tarlada çektim. Ayşe teyze değil, Masano Sikata teyze.

Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı? Bu soru bana çok anlamsız gelmiştir. İkisi de aynı şey değil mi? Gezmek, bir çeşit dünyayı okuma eylemi; okumak da bir çeşit dünyayı gezme yöntemi.

Neden kalkıp da bir yerlere gideriz ki? Evimize geri dönmek için. Gezerken okuduklarımızla yepyeni bir insan olabilmek için. Yaşadığımız hayata ve kendimize yeni gözlerle bakabilmek, yeni renkler görebilmek için. Başladığın yere geri dönmek seni hiç bir zaman aynı insan yapmaz. Bu senin hayatın ve anbean sona eriyor. Öyleyse ne duruyorsun? Çık dışarı ve gezerek okumaya başla!

“Çok gezen ne bilir?” için 5 yanıt

kargaların dahi bunca yıllık ömre rağmen halen çokça gezmeye ve bolca okumaya ihtiyacı var.. lakin imkan olsa da bahaneler engelliyor bazen: uzak yerleri hayal ederken yakınımızdaki yerleri unutuyoruz. sözleriniz ardından yanı başımda halen görmediğim, gezmediğim yerler olduğunu fark etmek acı ve acıdan daha fazla mutluluk verici oldu. teşekkür ederiz 🙂

Severek takip ediyorum Barış bey sizi. Anlatımınız, anlattığınız konular çok ilgimi geçiyor. Başarınızın ve videolarınızın uzun ömürlü olması dileğiyle.

Buldum metni ellerinize sağlık video için.
(Bir bilgisayar mühendisliği öğrencisi olarak siteyi kendiniz mi yaptınız merak ettim:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.