Kategoriler
Kitap Liste

Dünyanın en çok satan kitabını hiçbir zaman okumayacağız!

Dünyanın en çok satan kitapları hangileridir hiç merak ettiniz mi? Ben ettim ve araştırdım. Birden fazla listeyle karşılaştım. Bu listelerdeki kitapları analiz ettiğimde çok ilginç iki şey fark ettim. Bir: İnsanlar hikayeleri gerçekten çok seviyor. İki: En çok satan kitaplardan birini muhtemelen hiçbir zaman okumayacağız!

“Bestseller” kelimesi bize “çok satanlar” olarak geçmiş. Kitapçılara daha girer girmez baş köşede çok satanlar raflarıyla karşılaşıyoruz. İnternet kitapçılarının ana sayfasını bu kitaplar süslüyor. Ancak bu modayı başlatan bir gazete. Tahmin eden var mı? New York Times diye düşünmüştüm ben de ama “The Kansas Times & Star” adında başka bir gazete çıktı karşıma. Dünyanın en ünlü kitap listesi olan “The New York Times Çok Satanlar Listesi” 12 Ekim 1931’de ilk kitapları listelemeden 42 yıl önce Kansas’daki bir yerel gazete başlatmış bu geleneği. O zamandan beri de hala tartışılıyor bu listedeki kitapları belirleme yöntemleri.

Tüm zamanların en çok satan değil belki ama en çok basılan kitapları dini kitaplar. Zaten matbaa 1450’li yıllarda icat edildikten sonra ilk basılan kitap Gutenberg İncili olmuş. Bu icadın ardından ilk 50 yılda Avrupalı matbaacılar çoğunluğu İncil olmak üzere 15 milyon civarında kitap basmış. Matbaanın icadından bugüne kadar toplam 5 milyar civarında İncil basıldığı tahmin ediliyor. İkinci sırada 800 milyon baskı adediyle Kuran yer alıyor. Kutsal kitaplar satılmaktan çok ücretsiz olarak dağıtıldığı için genellikle çok satanlar listelerine alınmıyor. 

Bu noktada benim ilgimi çeken şey şu oldu: en çok basılan bu iki kitabın baskı toplamı bile şu anda 8 milyara yaklaşan dünya nüfusunun altında kalıyor. Yani tüm insanlara dağıtılabilmiş bir kitap yok. Konuya bir de tarihsel perspektiften bakabiliriz. Bugüne kadar dünyaya gelmiş tüm insanların 117 milyar civarında olduğu tahmin ediliyor. Farklı dönemlerdeki doğum ve ölüm oranlarını da düşünerek WolframAlpha’da bir hesap yaparsak Milattan sonra günümüze kadar yaşayıp ölmüş tüm kişilerin 60 milyar civarında olduğunu buluyoruz. O zamandan bu zamana en çok dağıtılan kitap bile 12 kişiden sadece bir kişiye ulaşmayı başarabilmiş. 

Gelelim en çok satanlara… Unutmayın şimdi sayacağım kitapları insanlar ücretini ödeyerek satın alıp okumayı tercih etmiş. Oldukça güçlü bir gösterge bu. İlk 20’deki kitapların hepsi de 50 milyonun üstünde satmış. Tarihi roman Ben-Hur 20. sırada. The Bridges of Madison County nispeten yeni bir roman olmasına rağmen 60 milyon kopya satmış. İlk 20’de olmalarına rağmen bu iki kitabın Türkçe’ye çevrilip çevrilmediğini bulamadım. Eğer bilginiz varsa yorum olarak paylaşırsanız sevinirim. 18. Sırada “Çavdar Tarlasında Çocuklar” romanını görüyoruz. “Ahlâk dışı” ve “açık saçık” bulunduğu için ABD’nin pek çok tutucu bölgesinde uzun süre yasaklı kalmasına rağmen bugüne kadar 65 milyon kez satın alınmış. 17. Sırada 6 yıl önce bu kanala konuk ettiğim 188 sayfalık ince bir roman olan “Simyacı” var. 16. Sıradan itibaren listeyi tek bir yazarın kitapları kaplamaya başlıyor: J.K. Rowling. Harry Potter serisine ait kitapların her biri en az 65 milyon satmış. Harry Potter, toplamda 500 milyon kopyayla tarihte en çok satan kitap serisi oldu. Peki yayıncılık dünyasının ilk milyarderi haline gelen J. K. Rowling neden isminin baş harflerini kısaltarak kullanmış dersiniz? İlk yayıncısının tavsiyesi yüzünden. Yayınevi, erkek okuyucuların, kadın bir yazarı okumaktan çekinebileceğini düşünerek yazarın erkek olduğu izlenimini vermek için adının “J. K. Rowling” şeklinde yazılmasını tercih etmiş. Gerçekten de çok satanlar listesi erkek egemen bir görünümde. İlk 20’de ondan başka sadece bir kadın yazar var. 

Gelelim tüm zamanların en çok satan ilk 10 kitabına… 10. Sırada “Da Vinci Şifresi” var. 9. Sırada bir çocuk edebiyati klasiği olan “Pinokyo”yu görüyoruz. Bu kitap 1940’ta Disney’in yaptığı ilk çizgi filmlerden birine konu olunca popülaritesi de büyük oranda arttı. Zaten bugün sayacağım bu en çok satan kitapların tamamı en az bir filme ya da diziye uyarlanmış. 8. Sıradaki kitap “She: A History of Adventure” Türkçe’ye “Ayişe” olarak aktarılmış. Çünkü macerasever bir ikilinin Afrika’nın derinliklerine yaptıkları bir yolculuğu anlatan bu romanda karakterler yerlilerin “She” dedikleri ve itaat edilmesi gereken biri olarak kabul ettikleri Ayişe adında gizemli, beyaz bir kraliçe ile karşılaşıyorlar. 7. Sırada çocuk edebiyatının bir başka önemli serisi olan C. S. Lewis’in Narnia Günlükleri’nden bir kitap var: “Aslan, Cadı ve Dolap.” Türk mitolojisine ait izler de taşıyan bu kitap tüm dünyada Türkiye nüfusundan daha fazla sayıda 85 milyon satmış. 6. Sırada listemizin ikinci kadın yazarı -gizem türünün ustası- Agatha Christie’nin bir romanı var: On Kişiydiler veya On Küçük Zenci. Tüm zamanların en çok satan 5. Kitabı Çin edebiyatının şaheseri olarak kabul edilen “Kızıl Köşkün Rüyası.” Bu kitabın Türkçe olarak yayınlanmadığını biliyorum ve benim bu listede tamamını okuyamadığım tek kitap. İngilizce’sini okumaya başladım ama çok karakter var ve olay örgüsü epeyce bir karmaşık dili de ağır olduğu için devam edemedim. 

Listemizin 4. Sırasında benim en sevdiğim kitaplardan biri olduğu için başlıbaşına bir video da hazırladığım “Küçük Prens” geliyor. 100 sayfadan daha ince bir romancık diyebileceğimiz bu eseri herkese tavsiye ediyorum. Geçtiğimiz yıllarda hazırladığım 10000 kitaplık bir paketin baş köşesine bu kitabı da koymuş ve 1000 kişiye hediye etmiştim. Siz de okuyun, okutun ve hatta dinletin.

Bu kitap da dahil olmak üzere ilk 20 kitaptan 10 tanesi Türkçe seslendirilmiş olarak Storytel’de erişilebilir durumda. Paulo Coelho’nun Simyacı’sını Yiğit Özşener’in sesinden dinleyebilirsiniz. Çocuk edebiyatının klasiklerinden Pinokyo’nun dört farklı versiyonu var. Bugüne kadar dinlediğim en iyi seslendirmelerden birini Tilbe Saran Harry Potter serisinin tamamı için yapmış. Bu platformda cihazınıza indirdiğiniz sesli kitapları ve e-kitapları, internet bağlantısına ihtiyaç olmadan, çevrimdışı olarak yanınızda taşıyabiliyorsunuz. Zengin kütüphanesinde her yaştan, her insan için mutlaka bir kitap var. Sadece klasikler ya da romanlar değil; kurgu dışı kitaplar, tarih, şiir, öykü, kişisel gelişim ya da iş kitaplarını da dinleyebilirsiniz. İlk 14 gün ücretsiz olarak deneyebileceğiniz Storytel’de artık yıllık aboneliklerde %40 indirim uygulanıyor. Sesli kitapların büyülü dünyasına ilk adımınızı atmanızı kolaylaştıracak bu fırsatla ilgili özel bağlantıyı açıklamalar bölümünde bulabilirsiniz.

Tüm zamanların en çok satanlar listesinde ilk 3 sıraya geldik. Geldik ama bu yüksekliklerde durum pek de net değil. O yüzden ilk 3’ü birarada göstereceğim. Böylece bir anda ilk 20 kitabı da görmeye başladık. Videonun başında iki şeyi fark ettiğimi söylemiştim: İlkini artık siz de fark etmiş olmalısınız. Bunların hepsi hikaye. Roman, novella, fantezi, gizem, tarihi kurgu, türleri ne olursa olsun aralarında kurgu dışı bir eser yok. Tüm zamanların en çok satan bilimsel kitabı olan Cosmos’a ulaşabilmek için listenin 40. sıralarına kadar inmemiz gerekiyor.

Gördüğünüz gibi Wikipedia’daki listeye göre en tepede Charles Dickens’ın romanı “İki şehrin hikayesi” var. Ancak bu verinin kaynağı olarak gösterilen referanslar birbirine gönderme yapıp duruyor. Zaten Wikipedia’nın tartışma sayfasında bu konu 2009’dan beri sürekli gündemde. O zamandan beri listeye bir giriyor, bir çıkıyor. Çünkü 200 milyonluk satış miktarının sağlam bir kaynağı yok. Bir de bu kitap öncelikle bir kitap olarak basılmadı. 1859’da 31 hafta boyunca bir gazetede bölüm bölüm yayınlandı. Dolayısıyla 200 milyon satış hesaplanırken bu gazetelerin 31 haftalık baskı sayısı da hesaba dahil edilerek tam doğru olmayan bir mantık kulanılmış olabilir. Ama zaten bu listelerle ilgili pek çok farklı tartışma sürekli olarak yapılıyor. Örneğin listenin ikinci sırasında Hobbit romanını görüyoruz. Oysa aynı yazarın “Yüzüklerin Efendisi” eseri ondan çok daha fazla satıldı. Fakat tek bir roman olarak da basıldı, 3 ayrı kitap olarak da… Öte yandan 3. Sıradaki kitap Harry Potter serisinin ilk kitabı. Tekil olarak 3. sırada. Tüm seri olarak yarım milyardan fazla satılmış. 

Tüm bu ayrıntılara girmekteki amacım herhangi bir eseri değerlendirirken bu tür listelere çok fazla yaslanmamak gerektiğini hatırlatmak. Şu kitap 3. sırada ama bu kitap 2. sırada demek ki bu ondan daha iyi gibi yargılara varmaya çok meyilliyiz. O kadar ki bazen bu kitapları okumadan bile uzmanı olabiliyoruz. 

Bununla ilgili çok çarpıcı bir olay var. 1950’li yıllarda geçiyor. New York’taki WOR radyo kanalında geç saatlerde yayınlanan bir radyo programında… Programın sunucusu bu “her şeyi bildiğini” iddia eden insanlardan çok sıkılmış. Sözde entellektüellerden yaka silkiyor. New York Times gazetesinin çok satanlar listesine girememişse kitabın adını bile anmayanlardan. Ama girdiyse bir anda çok önemli kabul edip sürekli onun hakkında konuşanlardan. Aynı şey ödüller için de geçerli. Bir filmin Oscar gibi bir ödül alması elbette önemli ama sadece bu özelliği onun değerli ya da değersiz olmasını göstermez. Kendi değer yargılarımızı kendi deneyimlerimizle oluşturmalıyız. 

İşte bu tür insanlardan bunalan radyo sunucusu gece yarısı saat 2:00’de dinleyicileriyle bir plan yapıyor

  • Ne dersiniz, yarın sabah hepimiz bir kitapçıya gitsek ve var olmayan bir kitabı istesek?

Nasıl fikir? Herkes aynı kitabı isteyince bir talep oluşacak. İşte gecenin o saatinde dinleyicileriyle birlikte böyle bir kitap fikrini oluşturuyorlar. Kitabın adı: I, Libertine. Bir üçlemenin ilk parçası. 18. Yüzyılda geçen bir hikayesi var. Yazarı: Frederick R. Ewing. 2. Dünya Savaşı’na da katılmış Oxford mezunu bir yazar. Bu söylediklerimin tamamı uydurma. Ortada ne böyle bir yazar var, ne de onun yazdığı böyle bir kitap. İşte bunları uydurup bir karar alıyorlar. Ertesi sabah herkes bir kitapçıya gidecek ve son derece ciddi bir tavırla bu kitabı isteyecek.

  • Frederick Ewing’in yazdığı “I, Libertine” kitabını istiyorum.

Kitapçı ilk gelenin sorusuna muhtemelen “elimizde yok” diye cevap verecek. İkinci gelen kişi sorduğunda ister istemez envanter listesine bir bakıp kontrol edecek. Üçüncü, dördüncü kişiler de sorunca hemen yayınevlerini aramaya başlayacak. 

Gerçekten de böyle oluyor. Bir anda yayınevleri yüzlerce taleple karşılaşıyor. Yayıncılara, kütüphanecilere, kitapçılara yönelik yayın yapan son derece prestijli sektörel dergi Publishers Weekly bu kitabın yayınevini araştırmaya başlıyor. En sonunda kitaplarla ilgili en büyük otorite kabul edilen New York Times gazetesi “yeni çıkanlar” köşesinde bu kitabın adından bahsediyor. Tabi konusunu henüz onlar da bilemiyor. Ama sektördeki bu hareketlilik bile “çok bilmişler” için yeterli oluyor. Hatta bunlardan birine kitaptan ve yazarından bahsedilince şu cevabı veriyor:

  • Ewing! Halkın bu adamı keşfetmesinin vakti gelmişti.

Kitap kulüplerinde bu romanı okumaya başladığını söyleyenler de var, bitirip beğenmediğini söyleyenler de… Sosyal ortamlarda kitabın şanı alıp yürüyor. Hemen herkesin olumlu ya da olumsuz bir fikri oluşmaya başlıyor. Bir gazetenin köşe yazarı Hindistan’a giderken Freddy Ewing ile yemek yediğini ve karısı Marjorie’yle tanıştığını filan anlatmaya başlıyor. Bu çılgınlık giderek büyüyor. Dergilerde, gazetelerde kitap hakkında eleştiriler yazılmaya başlanıyor. Fikrin ortaya çıktığı radyo programından 7 hafta sonra bu kitap sadece ABD’de değil, Paris, Roma ve Londra gibi büyük kentlerin hepsinde “çok satanlar” listesine giriyor. 

Fakat bir gazeteci The Wall Street Journal’den biri bu kitabın kendisini bulabilmek için epeyce bir çaba sarf ediyor. Gerçek bir araştırmacı gazetecilik örneği sergileyip o ilk radyo programına kadar konuyu takip ediyor ve bunun bilinçli bir kandırmaca olduğunu ortaya çıkarıyor. 

En başta “çok satan” kitaplardan birini hiçbir zaman okuyamayacağız derken bunu kastediyordum. Ama aslında çok isterseniz bunu bile okuyabilirsiniz. Çünkü böyle bir olayın ardından ne olmuş biliyor musunuz? Yayıncılar o radyo programcısına ulaşıp bu kitabı yazmasını istemişler. Ve o ne yapmış biliyor musunuz? Kitabı yazmış ve yayınlandıktan çok kısa bir süre sonra kitap gerçekten de çok satanlar listesine girmiş.

“Dünyanın en çok satan kitabını hiçbir zaman okumayacağız!” için 4 yanıt

Merhaba Barış Bey,daha önce de sizlere yazdığım gibi. Okulumuza ve sınıflarımıza küçük kütüphaneler kuruyoruz. Sizlerin de katkılarınızı bekliyorum. Gümüşhane, Kelkit, Şehit Osman Şahin ilkokulu.

İçeriğini gerçekten şaşkınlıkla okudum barış abi, hadi canım filan diyordum içimden çok ilginç ya 🙂 Bu konuyu nasıl buldun gerçekten çok ilgi çekici bir olay 😀

”O kadar ki bazen bu kitapları okumadan bile uzmanı olabiliyoruz.”

”Kendi değer yargılarımızı kendi deneyimlerimizle oluşturmalıyız.”

Gerçekten iyi bir dinleyici, sorgulayıcı ve araştırmacı olmamız gerektiğini daha çarpıcı olarak somutlaştırdım bu hikaye ile.

merhaba .sizin kadar olmasada binlerce kitap okudum ve hala okuyorum. lakin şu bir gerçek ki yaşadığınız coğrafya sizin okuduğunuz kitapları değerli yada değersiz yapıyor.okumak başlı başına bir değerdir ve yalnızlaştıran bir fiildir . bir öğretmen olarak okumanın ne manevi ne maddi karşılığını hiç aalmadım çünkü kurgulanan sistemin dışına o kitapları sizi çıkartıncaa sistem sizi cezalandırıyor.Evimdeki kütüphanem benim için çok kıymetli belki birgün çocuklarım kıymet verir.Okumak pahalı bir uğraş ülkemde. Çocuklarımın ihtiyaçları mı yoksa kitap mı? artık bu soru herşeyi noktalıyor….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.