Kategoriler
Teknoloji

Hangi kamerayı kullanıyorum?

Sizlere daha önce nasıl video hazırladığımı ve kanalımın neden eğitim kategorisinde olduğunu anlatmıştım. Kamera arkası bilgileri paylaşmaya devam ediyorum. Bu kez kameranın arkasından ya da önünden değil de kameranın kendisinden bahseceğim. Pek çoğunuz kullandığım kameranın özelliklerini merak ettiğini söyledi. Bunu merak etmeyenler de saçımdaki kepeğe kadar her şeyi görebildiklerini fark etti. Her iki grup için de açıklamalarım olacak bu videoda. Benim gibi teknolojik araçların teknik özelliklerine meraklıysanız bunu da anlatacağım. Değilseniz görüntü, ışık ve tasarım gibi daha başka şeylerden de bahsedeceğim. Önce kişisel hikayemle başlayayım.

Kamera denilen cihazla 80’li yıllarda tanıştım. O zamanlar kendime ait bir kameram yoktu, sadece fotoğrafçılık yapıyordum, ama o da dijital teknoloji henüz gelişmediği için çok kısıtlıydı, 36 pozluk filmlerle çalışıyorduk. İçimiz gidiyordu deklanşöre basmadan önce. Video kameralar çok azdı. Eşten dosttan bulduğum kameraları kullanarak çekim yapıyordum. Ama sadece taşı toprağı çekmeyeyim, bir proje hazırlayayım düşüncesiyle 30 yıl önce 1988 yılında ilk belgesel denememi yaptım. Size de tavsiye ederim. Sadece belgesel çekmeyi değil, eldeki imkanlarla denemeler yapmayı. Eğer merak duyduğunuz bir araç varsa, onu kullanarak bir proje üretin kendinize. En hızlı öğrenme yöntemi budur.

Sonra DSLR fotoğraf makineleri yaygınlaşmaya başladı. 2005’te ilk DSLR fotoğraf makinemi satın aldım: Canon 350D. Bunu neden önemsiyorum? Çünkü lensi değiştirilebilir olan ilk kameramdı, gerçi üzerindeki kit lensi hiç değiştirmedim ama onu değiştirebilme fikri bile çok cazipti. 2 yıl kadar kullandıktan sonra yeni çıkan bir üst modele 40D’ye yükselttim. Bu kez kit lens dışında bir de 50 mm lens satın aldım. Hala kullanıyorum bu lensi. Fotoğrafçılığa başlamak isteyen herkese de şimdi aynı kombinasyonu öneriyorum. Canon’un 40D’si artık kalmadı şimdi yeni modelleri çıktı ama asıl vurgulamak istediğim kameranın modeli değil zaten. Lens. Özellikle de 50 mm lens. Çünkü hem diğer lenslere göre daha uygun fiyatlı, hem de çok kaliteli. Diyafram aralığı f1.8 de olur f1.4 de. Bu değerler 1’e ne kadar yakınsa o kadar iyidir. Hızlı bir lens olduğu için ışığı görüp görüntüyü yakalamanızı kolaylaştırıyor. Full-frame sensörlü bir fotoğraf makinesinde 50 mm lens insan gözünün gördüğü gibi görür derler. Belki de bu yüzden fotoğraf çekme zevkini size yaşatıyor bu lens.

2008 yılında yani 10 yıl önce yeni bir DSLR devrimi başladı. Canon 5D Mark 2 çıktı. Neden bir devrim diyorum buna? Çünkü fotoğraf makinesiyle sinematografik video çekilebilmeye başlandı. Hatta takip ettiğim ünlü fotoğrafçılardan biri Vincent Laforet bunu kullanarak bir kısa film çekti. Normalde böyle görüntüleri elde edebilmek için büyük ekipler, çok pahalı ekipman, ışık ve kameralarla çekim yapmak zorundadır. Oysa sadece “full frame” sensöre sahip bir fotoğraf makinesi ve hızlı bir lensle doğal ışık koşullarında video çekimleri yapabilmek mümkün hale gelmişti. Dolayısıyla ben de artık yeni alacağım kameraya karar vermiştim. Şimdiye kadar aldıklarımdan daha profesyonel ve dolayısıyla daha pahalı bir kameraydı ama buna değerdi. Çünkü bana fotoğraf çekme zevkini yaşatan o 50 mm lensimle artık video da çekebilecektim. Üstelik sinematografik videolar. Amacım da bu zaten. Benim için sinematografik video demek estetik demek. Işığı tasarlayabilmek demek. Nitekim 5D Mark 2’yi aldım ve belgeseller çekmeye başladım. Bunlardan biri YouTube kanalımın da ilk videolarından biri oldu. 2010’da eşimle Afrika’da gittiğimiz safariyi görüntüledim.

Artık Mayıs 2015’ten beri bu kanala düzenli içerik üretiyorum. Haftada en az 1 video. 5D Mark 2’den sonra 7D ve ardından 6D aldım ve ilk videolarımda bunları kullandım. Fakat her ne kadar video çekebiliyor olsa da bunlar fotoğraf çekmek için tasarlanmış kameralardı. Mesela 30 dakikadan uzun video çekemiyorlardı. İşte bu yüzden video çekmek için tasarlanmış bir kameraya ihtiyaç duymaya başladım. Canon’un sinema için ürettiği Cinema EOS serisinin başlangıç modeli olan C100’e geçtim. Ve son 5-6 aydır da Cinema EOS serisinin en son çıkan modeli olan C200 kullanıyorum.

Bazı arkadaşlar “DISS atmanın ne demek olduğunu öğrendim” videosunun altına pahalı arabalarla klip çekmiyorsun ama 40000 TL’lik kamera kullanıyorsun demişler. Evet zaten ben de o yüzden bu kamerayı kullanıyorum. 400000 TL’lik kameraların yapabildiği işi onlarla aynı kalitede yapabildiği için. Ayrıca benim işim bu. Görüntü kaydederek hayatımı kazanıyorum. Profesyonel hayatımda prodüksiyonlar yapıyorum; reklam, tanıtım filmi çekiyorum.

Gelelim kameranın teknik özelliklerine. Tüm özelliklerini size anlatamam ama hoşuma giden yönlerini aktarabilirim. Eğer eksik kalan kısımlar olursa bana yorumlar bölümünden sorabilirsiniz.

Her şeyden önce bu bir sinema kamerası. 15 kademeli dinamik aralığa sahip. Yani aynı anda daha çok aydınlık ve karanlığı yakalayabiliyor. Üstelik bunu Cinema RAW Light formatında ve 4K çözünürlüğünde kaydedebiliyor. Fotoğrafçılar RAW çekebilmenin ne kadar önemli olduğunu bilirler. Görüntüyü sensörün yakaladığı şekliyle mümkün olan en yüksek kalitede kaydetmektir. Siz daha sonra bu görüntüyü bilgisayarda işleyerek en güzel ve amacınıza en uygun sonucu elde edersiniz. Bu kamera her saniye 50 tane 12 bit RAW fotoğraf çekebilen bir fotoğraf makinesi gibi adeta. Üstelik RAW kayıt için harici bir cihaz kullanmıyorsunuz. Kendi içinde CFAST karta kayıt yapıyor. Bu tür görüntüler normalde çok yer kaplar. Ama Cinema RAW Light formatı bize 256 GB’lık bir karta 30 dakikadan uzun görüntü depolayabilme imkanı veriyor. Bu görüntüleri kaydederken aynı anda SD karta daha az yer kaplayan ve daha düşük çözünürlüklü Proxy görüntü de kaydedebiliyoruz. Bu “dynamic range” yani görüntünün dinamik aralığı ve onun RAW olarak kaydedilebilmesi “sinema kamerası” dediğimiz farkı yaratan en önemli özellikler. Hani 360 yaptım kalite bozulmadı diyorsunuz ya bazen, işte aslında bu özellikler doğru düzgün kullanılınca gerçekten de görüntü kalitesi belli bir standardın üstüne çıkıyor. Hangi çözünürlükte olursa olsun bunu anlayabiliyorsunuz.

Normalde TV’de izlediğimiz görüntülerde saniyede 25 kare görürüz. Sinemada da 24 karedir bu. Daha çok karenin çekilebiliyor olması bize yavaş çekim görüntüleme imkanı verir. Mesela bu kamera ile HD çözünürlüğünde saniyede 120 kare görüntü çekebilirsiniz. Yani sinema standardında 5 kat yavaşlatılmış görüntü. 1 saniyelik olayı 5 saniye boyunca gösterebilirsiniz. Özellikle belgesellerde ve spor çekimlerinde çok işe yarar.

Gelelim benim en sevdiğim özelliğine. Otomatik netleme yapabilmesi. Bu benim için çok önemli, çünkü çoğu zaman kamerayı tek başıma kullanıyorum. Kameranın arkasında bir yardımcım olmuyor. Dolayısıyla beni netleyip netlemediğini bilemiyorum. Kamerama güvenmek zorundayım. Pek çok kamera görüntüdeki kontrasta bakarak bu netlemeyi yapmaya çalışır ama C200’de Canon’un başka bazı kameralarında da olan Dual Pixel netleme teknolojisi var. Bildiğim kadarıyla en hızlı ve doğru netleme teknolojisi bu şu anda. Küçük bir ayarla yüzünüzü yakalayıp takip etmeye başlıyor. Kameranın arkasındayken de çok işe yarıyor, çünkü dokunmatik ekranında nereye dokunursanız oraya netleme yapıyor.

Bunun dışında istediğiniz gibi parçalarına ayırıp küçültebiliyorsunuz. Hatta Instagram’ımda bazen bu kamerayı boynumdayken görenler fotoğraf makinesi zannediyor. O kadar küçük değil ama uygun bir lensle dikkat çekici olmayan boyutlara indirgenebildiğini söyleyebilirim. Yine de böyle durumlar için yeni hedefim Canon’un en iyi 1DX Mark 2. Biraz da çektiğim fotoğraflarla kendimi ifade etmeye çalışayım diyorum.

Sonuçta fikirlerimi kameramı kullanarak kayıt altına alıyorum. Kişisel belgesellerimi onunla çekiyorum. Yani anlayacağınız kameram benim kalemim.

“Hangi kamerayı kullanıyorum?” için 33 yanıt

Abi kolay gelsin. Merak ettiğim şey videolarını ve fotoğraflarını düzenlerken hangi programları kullanıyorsun?

Abi hazır bu konuya değinmişken senden kamera önerisi alabilir miyim? Youtuber değilim kendi çapımda vlog çekeceğim ama su geçirmemesi önemli. Yardımcı olursan beni mutlu edersin.

Abi inanılmaz bir insansın. Bu kadar işe nasıl yetişiyorsun? Gençler olarak hepimizin adına konuşmalıyım ki şimdiden üniversite çağında üzerimizde ki yük fazla geliyor ve yetişemiyoruz. Bunun hakkında bir video yaptın mı bilmiyorum ama yapmadıysan harika olurdu. Hem iş yeri, youtube ya da şu web sitenin düzenlenişi bile haftalık programa çok fazlayken bir de dünya tatlısı bir çocuk var. Helal olsun, büyük adamsın.

13.00 dk da çalan şarkı nın ismi ne Barış Abi iki gündür arıyorum shazam bile bulamadı 🙁

Ben yorumları onaylarken okuyorum. Ama siz yazarken diğer yorumları ve cevapları okuyor musunuz anlayamıyorum. Aynı soruya “Feel Alive by Rex Banner” şeklinde hem bu yorum zincirinin başında hem de başka bir yoruma cevap olarak yazdım.

Hocam ben videonun sonunda çalan bahsettiğiniz Feel Alive by Rex Banner şarkısından bahsetmiyorum. Bu içerikte 12.dk 50 sn den başlayıp 13.dk 26. sn de biten müzikten bahsediyorum. Sizin eseriniz mi yoksa herhangi bir müzik platformundan mı satın aldınız, eğer öyleyse o müziğin adını adresini rica ediyorum hocam.

Hazır cevap vermişken; hocam güncel bilgi birikiminizle Adobe ürünlerinin eğitim videosu hazırlar mısınız? Hatta içeriği Udemy den yayınlarsanız, değmez ama, belli bir miktar gelir elde etmiş olursunuz. Sizin para kaygısında olmadığınızı biliyoruz hocam sadece karşılığını görmek ve kendini bu tür konularda geliştirmek isteyenlere faydalı olması için ,artık nasıl uygun görürseniz, içerik hazırlamanızı rica ediyorum. Teşekkürler

“Dusk by Autumn Spirits” Ajansım farklı müzik/sfx kütüphanelerine üye. Bunun hangisinden indirildiğini bilmediğim için linkini veremiyorum. Adobe ürünleri hakkında ders videoları şu anda YouTube kanalım için daha az kişiyi ilgilendiren teknik bir içerik türü. Eğer ileride vakit ayırabilirsem Udemy ya da Twitch gibi bir platformda anlatmaya çalışabilirim.

Ayrıca hukukçu olduğunuz için avukat olma ihtimaliniz de yüksek. Avukatlar gününüz kutlu olsun

Hey gidi Barış Özcan. Videolarını takdir ediyorum. Başından beri olmasa da, ortalama bir buçuk yıldır videolarını izliyorum, daha fazla da olabilir, emin değilim. Yüzbinleri görememiştin o zamanlar ama, o, onbinlerin içindeki bir kişiydim. Samimi gelmişti. Daha önce, yaptığın Youtube projesini yapmış, başarısız olmuştum. Malum, senin kadar kalite ve bilgiye sahip değildim. Bilmeyen bi’ insan, bilmediği şeyi anlatamaz, öyle ya. Youtube’da bilinçli videolar yapıp, insanlara seyrettiremezsin, zor iş. “Uyurken amcamın meme uçlarını tırnak makasıyla kestim” adlı video yapsan, milyonlar izler, ama mantık çerçevesinde, bilinçlendiren, bilgi veren video oldu muydu konu, Youtube’un bir köşesinde kalır. Bu yüzden takdir ediyorum ya seni zaten. Zor olanı yaptın ve oldu. İşte, bu bir başarı. Birileri de olsa, kaliteli bir şeyler yapıyor, buna seviniyorum. Tekrar takdir ediyor ve başarılarının istikrarını diliyorum.

Barış abi biraz garip gelebilir fakat şu anda ücretsiz kitap okuyabileceğimız siteler varmıdır ? Kişisel gelişim ve sosyal hayata daha aktif biçimde karisabilecegimiz , konuşma kabiliyetinin gelişebileceği (Tamam Speaking Önemli) ve hayata daha farklı pencereden bakabilmek için önerin var mı acaba kitap/author olarak ? İngilizce geliştirme konusunda nasıl bir yol izlemeliyiz ? Bu arada bilmiyorum Amerika’da mevcut müdür fakat bildiğin üzere Türkiye’de Melik Duyar diye biri var hafiza dünya şampiyonu ek olarak Aritmetik matematik üzerine eğitimler veriyorlar (5-11 yaş ) çocuklar için belki TV de görmüşsündür. Bu eğitimler orada varsa oğlunuzu o eğtimlere yönlendirebilirsiniz. Bizim zamanımızda böyle şeyler olsaydı bilseydik Einstein ‘in beynine belkide üzerinde bir performans gösterebilirdik. Teşekkürler. 🙂

Ne tür kitap istediğini internetten araştırıyorsun hocam. Sonrasında kitabın sonuna PDF yükle diyorsun. Sonra sabaha kadar çatır çutur

Abi ben CANON EOS M10 kullanıyorum sence iyi mi ? -Geliştirmek için neler yapmalıyım ?

Barış bəy, Sizə hədiyyə etmək istədiyim bir kitab var. Bir də icazə versəniz, kitabın yanında bir məktub yazmaq istərdim. Hal-hazırda mən də öz ölkəmdə (Azərbaycanda) yaşamıram, Sizə Fransadan yazıram. Sizə məktub yollaya biləcəyim hər-hansı ünvanı [email protected] e-mail adresinə yazarsanız, çox minnətdar olaram.
Öncədən təşəkkür edirəm!

Barış Bey, videolarda kullandığınız lens nedir acaba tüm metni okudum ama 50mm mi kit lens mi anlayamadım. Teşekkür ederim.

Barış Abi lütfen bir cevap yaz Videolarında bazen bilinçaltına evrim teorisi hakkında mesaj veriyorsun ( Hepimizin Ortak Atası Afrika) gibi. Evrim teorisine inanıyor musun… Din Hakkındaki Görüşleriniz Nedir Ateist Misiniz…

Merhaba. Soracağım soru belki diğer düşünen arkadaşlar içinde faydalı olabilir. Yanıtlarsanız çok memnun olurum. Sony FDR ax100e ile 4k/25p/100mbps çekimler yaparak youtube’a yüklemeler yapıyorum. Genelde iso, gain gibi ayarlar auto’da. Nadiren manuel yapabiliyorum. Çocuk videoları olduğu için hareket ettiğimden ötürü manuel ayarlar ile devamlı kayıt zor oluyor.

En büyük şikayetim videolarda ki karıncalanmalar olarak diyebileceğim durumlar. Bu tip sorunları diğer kanallarda da görüyorum. Işığın etkisi büyük. Fakat bazı örneklerde düşük ışıkta veya yeterli ışıklarda ki performansları benim çekimlerinden daha iyi. Cam gibi, ayna gibi temiz bir görüntü için izlememiz gereken yol nedir? Işık olayını hallettik diyelim, nasıl bir türde kamera bakmamız gerekiyor? Bu şikayetlerimizi çözebilecek opsiyonların belirli bir adı var mı acaba?

Yazınız da ki eos1dx mark 2’nin youtube üzerinden testlerini izledim gayet güzel fakat çok pahallı. Yukarıda belirttiğim şikayetleri geçirmek için bu kadar büyük bir yatırama gerek olmamalı 🙂

Önerilerinizi bekliyorum, teşekkürler.

Merhaba oğlum basketbol oynuyor, bende maçlarını kameraya çekmek istiyorum. Bana hangi kamerayı tavsiye edersiniz

Barış abi merhabalar,

Abi bir şey sormak istiyorum. Siz video çekerken yazılı metin ile mi videolarınızı oluşturuyorsunuz yoksa doğaçlama ile mi yani rastgele mi anlatıyorsunuz. Çünkü Türkçeniz ve cümleleriniz çok düzgün merak ettim de.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir