Kategoriler
Gelecek Teknoloji

MetaHuman

Bir gün herkesin kendi dijital versiyonu olacak! Öyle ya da böyle. Size çok benzeyen bir kopya ya da stilize edilmiş bir avatar. Evet bu kelimeyi çoktan duyduk ve kullanmaya başladık. 

Avatarlar, internetteki sanal kimliğimiz oldu. Kendimize minik bir profil görseli seçtik ve internetteki her yerde kullanmaya başladık. İnternetin bir sonraki aşaması için -yani bugünlerde çok konuşulan metaverse için- avatarlar yeterli olmayacak. Gerçek zamanlı olarak hareket ettirebildiğimiz, çok gerçekçi 3 boyutlu dijital insanlar kullanacağız

Duygularımızı bu sanal varlıklarla ifade edeceğiz. Yazılı iletişimde emojiler kullanmaya benzer şekilde, görüntülü iletişimde bu dijital insanların yüzü bizim duygusal durumumuzu yansıtacak.

Az önce izlediğiniz görüntüler gerçek bir insana ait değildi. İnanması çok güç ama birisinin tamamen dijital olarak modellediği bir yüzdü o. Biraz daha yakından bakalım mı?

Kaşlar, gözler, alındaki kırışıklıklar gerçeğinden ayırdedilemeyecek kadar mükemmel. Öte yandan kusursuz da değil. Dudaklarının kenarındaki bazı noktalar inandırıcılığı daha da arttırıyor. 

Ama dediğim gibi bu 3 boyutlu bir model. Chris Jones adlı bir sanatçı tarafından açık kaynak kodlu ve ücretsiz bir yazılım olan Blender uygulaması kullanılarak 4,5 günde yapılmış. El emeği, göz nuru bir çalışma. 

3 boyutlu tasarım ve modelleme yazılımlarını kullananlar bilir. Bu tür bir çalışmayı yapmak eskiden haftalar, hatta aylar sürerdi. Yapıp bitirdikten sonra da her bir görselin tek tek güçlü bilgisayarlar tarafından hesaplanması yani “render edilmesi” gerekirdi. 

Mesela bilgisayarla yaratılan ilk film karakterlerinden biri olan Jurassic Park filmindeki dinozorların her bir karesinin hesaplanması o yıllarda dünyanın en güçlü bilgisayarları kullanılmasına rağmen 12 saat sürüyordu. Her bir kare 12 saat. 1 saniyede en az 24 kare var. Üstelik az önce size gösterdiğim örnek kadar gerçekçi değil bunlar. Buna rağmen hesaplarsanız 30 saniyelik bir görüntünün sadece “render edilmesi” 360 gün tutar. Neredeyse 1 yıl! 

Bundan sadece 28 yıl önce durum buydu. Dünyanın en iyi görsel efekt şirketinde çalışan onlarca sanatçının yıllar süren çalışmasıyla dijital bir varlık ancak dünyaya gelebiliyordu. 

Bugün artık cebimizde taşıdığımız en kötü telefon bile o zamanki bilgisayarlardan hızlı. Ve az önce de gösterdiğim gibi çok gerçekçi dijital insanlar birkaç günde yapılabiliyor.

Peki 2021 yılı itibariyle artık bunların anında üretilebildiğini söylesem… Tamamen gerçek zamanlı olarak? 

Bu yeni nesil dijital insanlara verilen özel bir isim de var: MetaHuman

  • Ben MetaHuman’ım.

Biliyorum, biliyorum bu “meta” kavramını birdenbire her yerde duymaya başladınız. Çünkü 2 hafta kadar önce Facebook grubu kendisine bir çatı şirket kurarak “Meta” adını verdi ve bu kavramı sahiplenmeye çalıştı. Oysa 2 ay kadar önce “Metaverse” kelimesinin internetin yerini alabileceğini sizlere anlatmıştım. 2 yıl kadar önce kavramın kendisini tarif etmiştim

Yani bu fikir hiç de yeni değil. Ama bir şekilde gerçekleşebilmesi için doğru zamanın gelmesini bekliyordu. O doğru zaman hala tam olarak gelmemiş olabilir ama geri dönüşü olmayan bir yola girildiği de kesin. 

Şu anda birbirinden farklı ve hatta rakip olan şirketler o yüzden birbiri ardına kendi “metaverse”lerini duyuruyor. Facebook’un ardından Microsoft şöyle bir tanım getirdi.

“Metaverse nedir? İnsanların ve nesnelerin dijital temsillerinin yaşadığı dijital bir yerdir.”

İnsanların dijital temsilleri. Bu konuya ait hemen her görüntüde onları görüyoruz. Avatarlarımız sadece yüzümüzün bir fotoğrafından ibaretti. Metaverse için verilen örneklerdeki dijital insanlar bel ve üstünden oluşan basit 3 boyutlu grafikler. 

Bunlar daha gerçekçi hale getirilebilir mi? Bu konuda bazı denemeler yapıldı. Mesela 2018’de Çinli bir oyuncudan yola çıkarak şöyle bir karakter hazırlandı. 

  • Merhaba. Ben Siren, ve ben dijital bir insanım. Sanatçı ve mühendislerden oluşan uluslararası bir takım tarafından yaratıldım. 

Yine aynı yıl Oscar’lı oyuncu Andy Serkis’in dijital kopyası Shakespeare’in unutulmaz eseri Macbeth’i dijital dünyaya taşıdı

İşin ironik tarafı bu oyuncunun yıllarca Gollum gibi sanal karakterlere hayat vermesi. Artık onun da dijital bir kopyası var. Bu tür kopyalar sadece oyuncuları yedeklemek anlamına gelmiyor. Onların yüz ifadelerini, performanslarını bir kez yakaladınız mı istediğiniz başka bir yaratığa yansıtabiliyorsunuz

İşte tüm bunları üreten ekip artık dileyen herkesin son derece gerçekçi dijital insanlar tasarlayabilmesini sağlayan bir araç geliştirdi. Videonun başında size gösterdiğim görüntüler bununla üretildi. Ve aslına bakarsanız 9 aydan beri bu “metahuman”ları yapabiliyoruz. Hem de sadece insan yüzünü değil, vücudun tümünü ayrıntılarıyla kişiselleştirebiliyoruz. 

MetaHuman Creator adlı bu araç bulut tabanlı olarak çalışıyor. Hazır yüz tiplerinden yola çıkıp bunları birbiriyle karıştırabiliyorsunuz. Bir anlamda genetik çaprazlamalar yapıyorsunuz. Çok basit gibi gözüküyor ama o kadar çok ayrıntıyı değiştirebiliyorsunuz ki ortaya çıkan sonuçlar birbirinden tamamen farklı olabiliyor. İnsan derisindeki tüm ayrıntılar, kusurlar yansıtılabiliyor. Gözlerin sadece rengi değil, diğer özelliklerini de belirleyebiliyorsunuz. Dişlerin yapısına, seyrekliğine, uzunluğuna, genişliğine, aralığına karar verebiliyorsunuz. İnsan kafasındaki her türlü kıl, tüy, saç, sakal, bıyık ayrıntısını değiştirebiliyorsunuz. Vücut yapısına, anatomisine müdehale edebiliyorsunuz. Simetriyi bozabiliyorsunuz. Tüm bu varyasyonlarla kendinize dijital bir insan bir “MetaHuman” yapıyorsunuz. Yaptığınız her şey gerçek zamanlı olarak ortaya çıkıyor ve hatta hareket ediyor. 

Benzer bir başka araç olan “Character Creator” kullanarak da 3 boyutlu varlıkları tasarlamak mümkün. Bu araçla biraz daha stilistik, biraz daha fantastik karakterler yapabiliyorsunuz. 2 milyon farklı insan yüzü fotoğrafından oluşan kütüphanesinin de desteğiyle 3 boyutlu kopyanızı oluşturabiliyorsunuz. 

Açıkcası ben MetaHuman Creator aracıyla tasarladığım dijital insanların biraz daha gerçekçi olduğunu düşünüyorum ama bu çok da önemli değil. Önemli olan bu ve benzeri araçların sayısı ve kalitesi büyük bir hızla artıyor.

Peki ya sonra? Şu anda bu araç Metaverse kavramının öncülerinden Epic Games’in bir oyun motoru olan “Unreal Engine” ile uyumlu olarak çalışıyor. Yani bu “metahuman”ları kullanarak oyunlar ya da animasyonlar yapabiliyorsunuz. Yüzünüzün ve vücudunuzun hareketlerini yakalayan bir teknolojiniz varsa bunları bir kukla gibi oynatabiliyorsunuz. Bu yakalama teknolojileri şu anda basit olarak bazı cep telefonlarında bile var. 

Biraz daha karmaşık olanlarını kullananlar kendi kopyalarını üretebilmek için özel tasarlanmış makinelerden faydalanıyor. Eski bir görsel efekt uzmanı bunun için “ışık sahnesi” adında özel bir cihazda ışığın cildiyle nasıl etkileşime girdiğini kaydetmiş. Yüzünün ve vücudunun tüm ayrıntılarını dijitalleştirmiş. Bu kopyayı bir kez oluşturduktan sonra her dijital ortamda kullanılabilecek bir formata dönüştürmüş. Sonra da kendisi ve dijital kopyası bir TED Konferansı’na katılmış ve konuşma yapmış. Son derece gerçekçi görünen bu dijital kopyayı neredeyse gerçek zamanlı olarak kontrol ediyor. Bunun için vücut hareketlerini yakalayan özel bir giysiyi giymek ve yüz mimiklerini yakalayan kameralarla donatılmış bir kaskı takmak zorunda. Şimdilik ancak bu şekilde gerçekçi bir kopya hareketlendirilebiliyor. Ama isterse sadece bir düğmeye basarak bunu bambaşka bir karakterle değiştirebilir. 

  • Düğmeye basmamla bu konuşmayı tamamen farklı bir karaktere iletebilirim. Bu Elbor. 

Biraz “deepfake”e benziyor öyle değil mi? Zaten benzer bir teknikle, makine öğrenmesi desteğiyle çalışıyor. Ancak bu teknolojiyle alakalı ilginç olan şey şu. Sahnede konuşan kişi görsel karakterini değiştirdiğinde bile kendi kişisel özelliklerini yansıtmaya devam ediyor. Yani performans hala ona ait. 

  • Ağzımın sağ tarafıyla konuştuğumda Elbor da aynını yapıyor. 

Bu TED konuşması 2019 Nisan ayında yapılmış. Yapan kişi o zamanlar dünyanın en eski ve önemli görsel efekt şirketlerinden biri olan Digital Domain’de çalışıyormuş ve bu teknolojiyi de aslında filmlerde kullanmak üzere geliştirmiş. 

Peki 28 yıl bu şirkette, film endüstrisinde çalıştıktan ve bu konuşmaları yaptıktan sonra 5 ay önce ayrılıp nerede işe başlamış dersiniz? Evet Doug Roble ya da takma ismiyle “Dijital Doug” Temmuz 2021’den beri Facebook’ta çalışıyor. 

Sebebini tahmin etmek hiç de zor değil. Geliştirdiği bu “MetaHuman” teknolojisini yeni adı “Meta” olan bu şirketin “Metaverse”ünde herkesin kullanabilmesini sağlamak için. 

Biliyorum sanal gerçeklik gözlükleri henüz yaygın değil. Ama bir zamanlar cep telefonları da yaygın değildi. Sanal gerçeklik gözlükleri, başı ağrıtıyor, çok yüksek çözünürlük üretemiyor; zannediyorsanız bu yıl ortaya çıkan birkaç örnekle bunun öyle olmadığını söyleyebilirim. Mesela merkezi Helsinki’de olan bir startup insan gözünün çözünürlüğünde gözlükler ürettiğini söylüyor. Bunları taktığınızda sanal alemi o kadar gerçekçi bir şekilde görmeye başlıyorsunuz ki beyniniz sanalla gerçek arasındaki farkı ayırt edememeye başlıyor. 

VR dünyasında bazı kişilerin hissettiği bir durum var: “Phantom Sense” adı veriliyor bu duruma. Hayalet his. Eğer sanal görüntüler yeterince gerçekçi ve yüksek çözünürlüklüyse olmayan bir şeyi hissetmeye başlıyorsunuz. Mesela bir ürperti ya da dokunuş. Gerçekte arkanızda olmayan birini varmış gibi hissetmek. Daha 3 hafta önce piyasaya sürülen bu yeni nesil hiper gerçekçi kaskları kullananlar işte buna benzer deneyimler yaşadıklarını söylüyor. Üstelik hareketsiz, cansız basit 3 boyutlu modellere bakarak bile.

Bir de bunların son derece gerçekçi, gerçek zamanlı hareket eden, insan mimiklerini en ince ayrıntısına kadar yansıtabilen “metahuman”lar olduğunu bir düşünsenize…

Ayrıca “phantom sense” gibi psikolojik etkilere de gerek kalmayacak gibi gözüküyor çünkü geçtiğimiz Salı günü Facebook -şey Meta- sanal gerçeklik eldivenlerinin prototipini tanıttı. Bu haptic eldivenlerle sanal nesnelere dokunduğunuzu hissedebiliyorsunuz. Oyun oynayabiliyor, zar atabiliyor, satranç taşlarını yerinden oynatabiliyorsunuz. Ya da MetaHuman’larla el sıkışabiliyorsunuz. 

Öte yandan içinde bulunduğumuz bu ay, Kasım 2021’de iki farklı şirket daha “metaverse”le ilgili planlarını duyurdu. İlki Pokemon Go gibi yenilikçi “Augmented Reality – Artırılmış Gerçeklik” oyunlarını geliştiren Niantic’ten geldi. “Lightship” adında gezegen ölçeğinde bir AR motoru geliştirdiklerini ve dileyen programcıların bunu kullanabileceğini duyurdu.

Diğeri de bilgisayarlar için grafik hızlandırıcılar üreten Nvidia’dan geldi. Gerçi onlar “metaverse” yerine “omniverse” tabirini kullanıyor ve o etkinlikte bu platforma ilişkin teknolojileri tanıttılar ama gösterdikleri şeyler, bu işin geleceğine dair çok çarpıcı örneklerdi. Mesela fabrikaların “metaverse”teki dijital ikizlerinde çalışan “metahuman”lar. Ya da bütünüyle kentlerin dijital ikizlerini kullanarak 5G sinyallerinin dağılımını “metaverse” ortamında simüle edenler. Nvidia’nın hayal ettiği bu ortamda internetin HTML dili yerine Pixar animasyon stüdyoları tarafından geliştirilen USD formatı kullanılıyor. Böylece farklı şirketler, kurumlar ya da organizasyonlar tarafından üretilen mekanlar ve bu mekanların içindeki dijital insanlar birbiriyle etkileşime girebiliyor. 

Bu etkinlikte tanıtılan en heyecan verici projelerden biri de “Maxine.” Çünkü onların “omniverse avatar” adını verdiği dijital insanların, iş dünyasında nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Diyelim ki kalabalık ve gürültülü bir ortamdan uluslararası bir iş toplantısına bağlanacaksınız. Bunu video görüntüsüyle yapmak yerine yarattığınız “metahuman”la bu toplantıya katılabileceksiniz. Yapay zeka ortam gürültüsünü elimine etmenin yanı sıra sizin mimiklerinizi gerçek zamanlı olarak dijital kopyanıza aktaracak. Karşıdakiler bu kopyayla etkileşime girecek. Göz kontağı özelliğiyle siz o sırada notlarınıza bakıyor olsanız bile dijital kopyanız diğerlerinin gözünün içine bakmaya devam edip konuşacak. Üstelik sadece ana dilinizde değil. Katılanların milliyetine göre aynı anda İngilizce, Almanca, İspanyolca, Fransızca ya da Çince konuşabileceksiniz. 

Dünya gerçekten de çok ilginç bir noktaya doğru ilerliyor. Kimileri “metaverse”ün dijital bir yer değil “singularity” gibi bir çeşit tekillik zamanı olduğunu düşünüyor. Herkes kendi tanımlarını yapıp, büyük bir hızla o tanıma uygun çözümleri tanıtmaya, üretmeye çabalıyor. 

Adeta tüm dünyanın, içindeki kentleriyle birlikte sanal kopyaları üretiliyor. Bildiğimiz evrenin ötesinde paralel evrenler kurgulanıyor ve bunların içinde insan ötesi “metahuman”lar tasarlanıyor. Bir gün herkesin kendi dijital versiyonu olacak! Öyle ya da böyle. Bu baş döndürücü gelişmeler karşısında bizlere düşen herhalde hayalle gerçeği birbirinden ayırdedebilecek bir göz, bize özel bir bakış geliştirmek olmalı. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir