Kategoriler
Teknoloji Uzay

Milyon dolarlık uzay kalemi

Şu hikayeyi kesin duymuşsunuzdur. Duymamışsanız da emin olun bir gün bir yerde mutlaka duyacaksınızdır…

60’lı yıllardaki soğuk uzay savaşı döneminde, NASA mühendisleri kalemlerin uzayda doğru düzgün çalışamayacağını fark ettiler. Astronotların uzayda yazı yazabilmesi için yıllarca çalıştılar, milyonlarca dolar para harcadılar. Ve nihayet yerçekimsiz ortamda kağıdın üzerine mürekkebini akıtabilecek çok özel bir kalem geliştirdiler. Fakat okyanusun diğer tarafındaki rakipleri Sovyetler Birliği, bu kadar emek ve para harcamak yerine çok daha basit bir çözüm ürettiler: Kozmonotlara kurşun kalem verdiler!

Bu hikayenin anlatıldığı bir konuşmaya denk geldiğinizde, konuşmacı hikayeden çıkarılacak derslerle devam eder genellikle sözlerine… 

“Kulağını böyle göstermek yerine, şöyle de gösterebilirsin. Karmaşık problemleri ille de karmaşık yollardan çözmek gerekmez. Basitlik ve sadelik her zaman kazanır!”

Çıkarılan bu dersler doğru olabilir, ancak anlatılan bu hikaye, sadece bir hikaye. Gerçek değil. İşin aslı hem daha ilginç hem de çok daha değerli bir ders veriyor bize.

Herşeyden önce böyle bir kalem gerçekten var. İşte bu

Bu kalem gerçekten de 60’lı yıllarda 1 milyon dolar (günümüz parasıyla 8.6 milyon dolar) harcanarak geliştirildi

Üzerinde kalemin model numarası AG7 şeklinde işlenmiş. AG – Anti Gravity kelimelerinin kısaltması yani anti kütleçekimi ya da yerçekimsiz. 7 sayısıysa bu kalemin uzayda ilk kullanıldığı görev olan Apollo 7’den geliyor. Bu görevin 9. gününde Lunar modülün içinde çekilen şu fotoğrafta Astronot Walter Cunningham’ın elinde onu uzayda ilk kez kullanılırken görebilirsiniz.

Uzaydan yapılan ilk TV yayınlarından birinde bile gözüken bu kalem daha sonra pek çok TV dizisinde de yer aldı ve popüler kültürün bir parçası haline geldi. Seinfeld dizisinin “the Pen” adında tamamen bu kaleme ayrılmış bir bölümü var.

  • Bu bir astronot kalemi. Yukarı doğru yazabiliyor. Onu uzayda kullandılar!

O gün bugündür şöhreti artan bu kalem sadece uzay müzelerinde sergilenmekle kalmadı, New York’taki Modern Sanat Müzesi gibi prestijli yerlerin kalıcı koleksiyonlarına dahil edildi. 

Peki neden kulağını böyle gösterip kurşun kalem kullanmak yerine, şöyle bir kalem icat edilmiş ve bunu yapmanın kime ne faydası var? 

İlk uzay görevlerinde sadece Rus kozmonotlar değil ABD’li astronotlar da kurşun kalem kullanmışlar. Çünkü gerçekten de ilk akla gelen çözüm bu. Gerekirse yazdığınızı silebilirsiniz. Akma derdi yok, kokma derdi yok. Ama uzayda önemli bir soruna yol açıyor. Kurşun kalemin ucu kırılınca o minik parçalar yer çekimsiz ortamda kontrol panellerinin arasına sıkışıyor. Hatta astronotların gözüne kaçabilme riski var. Ayrıca oldukça yanıcı bir madde.

Tükenmez ya da dolma kalem alternatifleri maalesef uzayda işe yaramıyor. Çünkü bunlar yer çekimiyle çalışıyor. İçindeki mürekkebin kağıda inebilmesi için Dünya’nın çekim kuvvetine ihtiyacı var ve o da uzaydaki mikro çekim ortamında çok zayıf. 

Bu problemi çözmek için geliştirilen uzay kaleminin en önemli özelliği basınçlı mürekkep kartuşları. Mürekkebin kütle çekiminden bağımsız olarak kalemin ucuna gidebilmesini sağlıyor. Böylece tepe taklak bile yazabiliyorsunuz.

  • (Elaine) Hey, yukarı doğru yazabiliyorsun. 

Kartuşlar nitrojen gazıyla basınçlanıyor. Kontrolü arttırmak için de özel bir mürekkep icat edilmiş: Newtonsal olmayan bir akışkan geliştirmişler. Bazen katı gibi davranıyor, bazen de sıvı gibi… “Non-Newtonian Thixotropy” şeklinde havalı bir adı da olan bu kavramı gündelik hayatımızda her gün kullanıyoruz aslında. Yoğurt ya da ketçap da böyle bir madde çünkü. 

Kartuşun içindeki mürekkep jel halinde duruyor. Kalemin ucuna geldikçe basınç artıyor ve daha sıvı bir hale dönüşüyor. Nihayet kağıda temas ettiğinde basınç daha da artıyor ve mürekkep iyice akışkan hale geliyor. 

Uzay çalışmaları için harcanan onca emeği, bunca parayı gören bazılarımızın aklına ister istemez “yeryüzünde şu kadar açlık bu kadar sefalet var, onları çözmek yerine böyle boş işlerle uğraşıyorlar” gibi düşünceler geliyor. Oysa bunlar hiç de öyle boş işler değil. 

İnanmıyor musun? Çıkar cep telefonunu. Çevir arkasını. Nasıl fotoğraf/video çekiyorsun onun o minicik kamerasıyla? Bugün neredeyse tüm dijital kameraların içinde kullanılan CMOS görüntü yakalama sensörü aslında geçen yüzyılda gezegenler arası uzay yolculuklarında yükü hafifletmek için minyatür kamera üretme ihtiyacından ortaya çıktı. NASA JPL mühendisleri tarafından geliştirildi. Uzay için yapıldı, ama daha çok selfie çekmek için kullanılıyor.

Bugün uzay için yapılan şeyler aslında yarın Dünya için kullanılacak. Afrika’da susuzluk çeken insanlara su kaynaklarını bulma konusunda yardımcı olan RTI teknolojisi, suyu çıkardıktan sonra onu temizlenip içilebilir hale getiren filtre sistemi, sonsuz ve tertemiz bir enerji kaynağını kullanılabilir hale getiren güneş panelleri hep önce uzay çalışmaları için geliştirildi

Sadece NASA’nın geliştirdiği ve şu anda uzayda değil dünyada neredeyse herkes tarafından kullanılan kaç tane icat var biliyor musunuz? 2000’den fazla. Yatarken vücudunuzun şeklini alan ve unutmayan hafıza köpüğü, yapay uzuvlar, göz ameliyatlarında kullanılan LASIK, tomografi cihazı, kablosuz süpürge, kablosuz kulaklık, taşınabilir bilgisayar, mouse…

…bir de bu kalem. Bununla ilgili hikaye daha bitmedi, ona döneceğiz. Ama gördüğünüz gibi binlerce icat yapıldı uzay için. Daha doğrusu tüm bu icatlar yarınlara hazırlık için yapıldı. 

Bu videonun sponsoru da Türkiye’de yarının dünyasını inşa etmek üzere yola çıkmış olan Paribu. Alanında öncü bir teknoloji şirketi ve lider kripto varlık işlem platformu olan Paribu, geleceğin dünyasını inşa etmek için sadece teknolojinin yeterli olmadığını biliyor. Sanat, spor ve çevre konularında da sorumluluk alıyor. Kültür sanat alanında İKSV, DasDas, Bozcaada Caz Festivali, Moda Sahnesi, X Media Art Museum gibi kurum ve organizasyonlarla sponsorluk anlaşmaları imzalarken, bir yandan Türkiye’de sporu ve sporcuyu desteklemek için 10 milli sporcuyla kurduğu “Team Paribu” projesini yürütüyor. Afrika’da temiz su erişimine katkı sağlamak için “Sen De Gel Derneği” iş birliğinde su kuyuları açarken bir yandan UNICEF ve Toplum Gönüllüleri Vakfı’na da destek vermeye devam ediyor. 

2017’de kurulan Paribu’nun bugün 6 milyona yakın kullanıcısı var. Bu kullanıcılar yalnızca bir kripto varlık işlem platformunun değil, Paribu’nun desteklediği değerlerin etrafında da toplanıyor.

Her sabah “bugün yeni bir gün” diyenlerin (umut), bir başkasının yükünü hafifletenlerin (yardımlaşmak), ilk keşfeden olmak isteyenlerin (merak), kendiyle yarışanların (adanmışlık), geleceği beklemeyip onu inşa edenlerin (harekete geçmek), tek olmak yerine bir olmaya inananların (birlik olmak) ve huzurla uyuyabilmek için hep doğruyu söylemek gerektiğini bilenlerin (doğruluk) arkasında Paribu, Paribu’nun arkasında yarın var!

İnsanlık 100 yıldır gözünü uzaya dikmiş durumda. Her gün bu alandaki inanılmaz gelişmelere tanık oluyoruz. Daha geçtiğimiz hafta Dünya’dan 11 milyon km uzaktaki 160 metrelik bir asteroide uzay aracıyla çarparak onun yolunu değiştirmeye çalıştılar. Bu çarpışmayı canlı yayında hep birlikte gerçek zamanlı olarak izledik. 

Belki bunun için harcanan emek ve para yarın bizi tehdit eden başka bir asteroidin yolunu değiştirecek ve kelimenin tam anlamıyla Dünya’yı kurtaracak. 

Gelelim artık bir şehir efsanesine dönüşen uzay kalemi hikayesine. Evet gerçekten de bu kalem için milyonlarca dolar harcandı. Ama bu kez NASA tarafından değil. Paul Fisher adında bağımsız bir girişimci icat etmiş bu kalemi. 1965 yılında patentini almış. 

Herhangi bir açıda, sıfır yerçekiminde, su altında, yağlı yüzeylerde −35 ila 120 °C arasındaki sıcaklıklarda sorunsuzca yazabiliyor. Raf ömrü en az 100 yıl.

AG7 modeli Apollo 7 görevinden itibaren neredeyse tüm uzay görevlerinde kullanıldı. NASA 1968’de toplam 400 uzay kalemi sipariş etti. Okyanusun diğer tarafındaki rakipleri Sovyetler Birliği de hemen 1 yıl sonra kurşun kalem kullanmaktan vazgeçti ve tam olarak bu kalemlerden 100 tane ve mürekkepi kartuşlarından da 1000 tane sipariş verdiler. Aynı şirkete…

Şirket hem NASA’ya hem de Sovyet Uzay Ajansı’na %40 indirim yaptı. Her iki ülke de kalem başına $3.98 yerine $2.39 ödediler. Tabi o zamanın parasıyla. Ben $67.15’e bulabildim. Yine de milyonlarca dolar harcanarak geliştirilmiş bir kalem için uygun bir bedel. 

Ruslar uzayda kurşun kalem kullanmaktan öyle bir vazgeçtiler ki, Amerikalıların da ötesine geçip telemarketing yoluyla uzaydan bu kalemi satmaya başladılar. Bu görüntüler Şubat 1998’de Rusların MIR Uzay İstasyonu’ndaki kozmonotlara ait. 

Yani o uzay kalemi hikayesini anlatanlar, çok yanılıyorlar. Şark kurnazlığı yapıp, insan hayatını riske atmak pahasına bir süre de olsa uzayda kurşun kalem kullanabilirsiniz. Ama asıl ve kalıcı değer, sürdürülebilir çabada yatar. 

Uğraşır, didinir, çok para ve emek harcar, problemi temelden çözersiniz. Böylece sadece uzay için değil, yarınlarınız için çalışmış olursunuz. Sonra bu çabanın karşılığını almak kolay.

Gidersiniz en yakın metroya, vapura -ya da uzay istasyonuna- uzanırsınız cebinize ve…

  • Değerli abilerim, ablalarım. Şu elimde görmüş olduğunuz kalem…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.