Featured Video Play Icon

Sevgililer gününe mektup

Sevgili sevgililer günü. Bu satırları okuduğunda senin günün çoktan gelmiş, hatta belki de geçmiş olacak. En son ne zaman birinden mektup aldın bilmiyorum. Bak e-posta demiyorum. Mektup. Hani kağıtların üzerine kalemle yazılıp bir zarfa konulan türden gerçek bir mektup. Ben almayalı çok uzun zaman oldu.

Madem artık kimseden mektup alamıyorum, bari ben bir mektup yazayım dedim. Hem de hiç tanımadığım birisine. İşte okuduğun şu satırların yazılma nedeni bu. Senin gerçek olup olmadığını bile bilmiyorum. En son bu duyguyla İtalya seyahatimde karşılaşmıştım. Verona’da. Orada Juliet’in yaşadığı söylenen bir ev vardı. E sen sevgililer günü olduğuna göre Juliet’i kesin tanırsın. Evinin önü o kadar kalabalıktı ki. Dış kapıdan avluya zorlukla ilerlerken evinin duvarlarında binlerce ismin yazılı olduğunu gördüm. Sevgililerin isimleri. Söylenene göre bu duvara sevgilinin ismini yazmak şans getirirmiş. Şans getirdiği söylenen bir şey daha var ama senin yaşını bilmediğim için onu burada yazmayayım. Orada aşkını ölümsüzleştirmek isteyenlerin yaptığı başka bir şey daha var. Juliet’e mektup yazmak. Yani hiç tanımadıkları birine.

Her yıl binlerce insan dünyanın dört bir yanından hiç tanımadıkları birine mektup yazıyor. Hatta kimileri eliyle onun balkonunun altına getirip bırakıyor. Üstelik gerçekten böyle biri var mıydı, varsa bile bu balkon onun balkonu muydu bunu bilmeden. Ne olmuştu o balkonda? Birbirine gönlünü kaptırmış iki insan karşılıklı aşk yemini etmişlerdi. Şimdilerde aynı yemini edemeyenler Juliet’e mektup yazarak ondan yardım istiyorlar. İlişkilerinde problem yaşayanlar, sağlık sorunları olanlar, sevdiklerini kaybedenler, ona küsenler, ayrılanlar, yani karmakarışık kalpler… İşin ilginci bunlar karşılıksız mektuplar değil. Birileri onları tek tek okuyup cevap veriyor. Kendilerine “Club di Guiletta” diyen Juliet’in sekreterleri.

Bunları görünce aşk acısı çeken bir insan neden duygularını kağıda dökerek hiç tanımadığı birisine yazmak ister ki diye düşündüm. Acaba sadece yazmak bile bazı acıları azaltıyor mu? Bir çeşit terapi mi bu? Sonra bunu paylaşmak… Aklıma mektup yazmayı kendisine iş edinen başka biri geldi. Yabancılara mektup yazan biri. Hannah’yı tanır mısın sevgili sevgililer günü? Pek zannetmem. Çünkü o sevgilisine değil herkese mektup yazan biri.

“Annemin bana yazdığı cinsten mektupları yabancılara yazdım ve şehrin dört bir yanına onlarcasını bıraktım. Her yere bir tane bırakıyordum, kafelere, kütüphanelere, BM merkezine, her yere.”

Mektup yazma konusunda internetten tüm insanlara şu çılgın sözü de vermiş Hannah: benden elle yazılmış bir mektup isterseniz, hiç sorgulamadan sizin için bir tane yazacağım. Onun bu sözü bir gece içerisinde, e-posta kutusunu kırık kalpler barınağına dönüştürmüş.

“Sacramento’daki yalnız bir anne, Kansas’ın köy kesiminden arkadaşları tarafından hor görülen bir kız, hepsi benden, kendi kahve siparişini bile hatırlamayan 22 yaşındaki bir kızdan onlara bir aşk mektubu yazmasını ve onlara posta kutularını kontrol etmek için bir neden vermesini istiyorlar.”

Sevgili sevgililer günü. Sen de bunun için mi varsın? İnsanlara bir sebep vermek için mi? Onlara yalnız olmama ihtimalini hatırlattığın için mi?

Hannah’nın mektuplarıyla ilgili beni en çok duygulandıran şey bu mektupların çoğunun sevginin kağıtta da gösterilebileceğini bilmeyen insanlar tarafından yazılmış olması. Onlar kendi aşk mektuplarının mürekkebinin rengini size söyleyemezler.

“Onlar benim neslimin insanları, her şeyin kağıtsız olduğu bir dünyada büyüdüler ve en iyi sohbetlerimizin bazıları bir ekran üzerinden oldu. Acımızı Facebook’a yazmayı öğrendik ve 140 karakter veya daha azıyla konuşuyoruz.”

Sevgili sevgililer günü. Bu satırları Hannah ve onun gibi insanların hikayelerinden etkilenerek yazıyorum. Çünkü bana göre mektup yazmak bir sanat dalı; her parçası, imzalaması, yazması, postaya vermesi, köşelerindeki minik çizimler… Birisinin bir yaprak kağıdı alıp tüm zaman boyunca birisini düşünmesi ki internet tarayıcısı açıkken ve cep telefonu titreyip dururken ve aynı anda altı farklı sohbetle baş etmeye çalışırken bu çok daha zordur; evet birisinin bir yaprak kağıdı alıp birisini düşünerek yazması bir sanat biçimidir. Kaç sosyal medya sitesine üye olursak olalım “daha hızlı” canavarına yakalanmayan bir sanat biçimi. Bu mektupları hala göğsümüze bastırırız, bu sözcükler alabildiğine bağırır, ihtiyacımız olan şeyleri söylemek için, sevdiklerimize veya hiç tanımadığımız kişilere söylemeye ihtiyacımız olan şeyleri söylemek için mektup kağıdını bir ressamın tuvaline çeviririz.

Sevgililer günü diye bir şeyin var olduğuna inanır mısınız, bunu kutlar mısınız yoksa bunun tüketimi arttırmak için hazırlanmış bir tuzak olduğunu mu düşünürsünüz bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da hediyelerin aslında bir sembol olduğu. İçinde sevgi kelimesi geçen bir gün her şeye rağmen değerlidir. Ama o günden daha da değerli olan şey sevgimizi ifade ediş biçimimiz. Ben bunu sadece satın alınan bir hediyeyle göstermek yerine mektup yazmayı tercih ettim. Sevgiyi kelimelere dökmek çok zordur ama yine de denemeye değer. Ben yazdığım bu mektubu bugüne kadar videolarımı izleyen, abone olan, beğenen, paylaşan ve dijital olsa bile bana yorum mektupları yazan siz değerli okuyucu/izleyicilerime hediye etmek istiyorum. Hepinizi çok seviyorum.

 

 

“Sevgililer gününe mektup” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın