Kategoriler
Sinema

Dünyanın en iyi belgeseli tam 56 yıldır çekiliyor ve muhtemelen hiç izlemediniz

Dünyanın en saygın film eleştirmenlerinden Roger Ebert’ın “tüm zamanların en iyi filmleri” diye bir listesi var. Listedeki 10 filmden 9 tanesi şöyle: Kazablanka, Yurttaş Kane, Floating Weeds (Yüzen Otlar), Gates of Heaven (Cennetin Kapıları), Tatlı Hayat, Notorious (Adı Çıkmış), Kızgın Boğa, Üçüncü Adam, ve benim de favorim olan 2001: Uzay Macerası. Zaten klasik film listelerinin pek çoğunda üç aşağı beş yukarı yer alan başlıklar bunlar. Ama onuncusunu bu tür listelerde pek göremezsiniz. Çünkü tüm zamanların en iyi filmleri listesindeki bu film diğerleri gibi bir kurmaca değil. Senaryosu ya da oyuncuları yok. Gerçek insanların hayatlarını anlatan bir belgesel bu: Up.

Üstelik 1964 yılından beri yayımlanmaya devam ediyor. 3,5 yıl kadar önce bir TEDx konuşmamda bu belgeselden bahsetmiş ve 2019’da yayımlanacak yeni bölümünü heyecanla bekliyorum demiştim. O bölüm yayımlandı ve ben de bu vesileyle bir kez de kendi kanalımda size bu belgeselden bahsetmek istedim.

Bu gördüğünüz çocuklar ilk kez bir araya geliyor. Hepsi de 7 yaşında, sıradan çocuklar. Fakat hepsinin ayrı bir hikayesi var; farklı toplumsal sınıflardan, farklı sosyal çevrelerden geliyorlar. Peki 1963 yılının soğuk bir kış gününde neden bir araya getirilmişler biliyor musunuz? Gelecekte onların nasıl bir insan olacağını anlayabilmek için. Çünkü bunu anlarsak dünyanın neye dönüşeceğini de anlayabiliriz.

Bu gördüğünüz çocuklardan biri içinde bulunduğumuz 2019 yılında belki bir mağazada tezgahtar olarak çalışıyor. Bir başkasıysa o tezgahtarın çalıştığı marketler zincirinin en tepesindeki yönetici. Kim bilir? Ama şu anda 7 yaşındaki halleriyle onları izlerken hepsini aynı, tertemiz, bembeyaz sayfalar olarak görüyoruz. Bu sayfaları herkes kendi üslubuyla dolduracak.

Ölü Ozanlar Derneği” filmindeki öğretmen Bay Keating’in yaptığı gibi, geçmişe ait bu simaları incelemenizi istiyorum. Sizlerden pek de farklı değiller, öyle değil mi? Sizin kendinizi şu anda hissettiğiniz gibi, yenilmez hissediyorlar! Şu çocuğa bakın mesela. Adı Nick. Fakir bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Her gün evinden tek odalı okuluna 6 km yürüyerek gidiyor. Büyüdüğü zaman Ay’da neler olup bittiğini öğrenmek istiyor. Unutmayın o 7 yaşında bu belgesel çekilirken Ay’a gidilmesine daha 5 yıl vardı. Aradan yarım asır geçti. Acaba Nick şu anda ne yapıyor?

1964 yılında yayımlanan “Seven Up!” belgeseli işte bu soruların cevaplarını arıyordu. Az önce size gösterdiğim kısım çekilirken aslında yapımcıların aklında sadece bir bölüm yapmak varmış. Amaçları da toplumsal sınıfların insan hayatını nasıl etkilediğini göstermekmiş. Zengin doğduysan şanslısın, çünkü iyi bir eğitim alırsın; toplumsal statüsü yüksek insanlarla daha kolay tanışırsın ve böylelikle çok daha avantajlı fırsatlar yakalarsın. Hayata 1-0 önde başlarsın. Yani bir sistem eleştirisi yapmak istemiş belgeselin yapımcıları. Bu eleştiriyi yapıp orada noktayı koymak. Hatta şöyle bir şey düşünmüşler: çocuklar sokakta yürürken, bazıları diğerlerinin önüne geçecek ve o sırada anlatıcı o davudi sesiyle diyecek ki: “bu 20 çocuktan sadece 3’ü başarılı olacak.” Sonra bu fikri çöpe atmışlar. Neden mi? Sanırım videonun sonunda hep birlikte anlayacağız.

Sistem eleştirisini yapıp orada noktayı koymamışlar, onu bir virgüle dönüştürmeye karar vermişler. Neden onların geleceğiyle ilgili tahminlerde bulunmak yerine gerçekten onların ne olacağını, ne yapacaklarını takip etmiyoruz ki diye düşünmüşler. İlk bölümde topladıkları 20 çocuktan 14’üyle 7 yıl sonra ikinci bir bölüm daha çekmişler. Daha sonra belgeselin yapımcısı ve yönetmeni Michael Apted bu fikri hayatının projesi haline getirmiş. Her 7 yılda bir onları tekrar ziyaret ederek yeni bir bölüm daha çekmiş. Böylece bu insanların hayatında onları 7, 14, 21, 28, 35, 42, 49, 56 ve 63 yaşlarındayken izleyebiliyoruz.

Bu kadar uzun vadeli bir projede elbette bazı aksaklıklar da yaşanmış. İlk bölümden 21 yıl sonra 1984’de yayımlanan 4. Bölümde iki çocuk -daha doğrusu artık 28 yaşına gelen- iki kişi yer alamamış. Kaderin garip bir cilvesine bakın ki bunlardan biri olan Charles da meslek olarak kendisine belgeselciliği seçmiş. Ancak ironik bir şekilde tüm bu projedeki insanlardan sadece o artık bunun bir parçası olmak istemediğini, gelecek bölümlerde yer almayacağını hatta kendisiyle ilgili her şeyi eski bölümlerden de silmelerini istemiş. Diğer kişiler bugüne kadar bazı yıllarda yer alamasalar da hayatlarının yedi yılda bir kaydedilmesine, belgelenmesine izin vermişler.

O çocuklar bu yıl 63 yaşındalar. Belgeselin geçtiğimiz hafta yayımlanan 9. Bölümünde 14’ünün 11’iyle yeniden röportaj yapıldı. Yapılamayanlardan biri Charles, artık izin vermiyor. Biriyle teknik nedenlerle yapılamadı, sonuncusuysa artık hayatta değil. Dolayısıyla birinin hayatı ilk kez başından sonuna 7 yıllık aralıklarla kaydedilmiş oldu. Üstelik rastgele seçilmiş sıradan birinin hayatı.

Filmlere konu olacak bir kahraman değil. Çünkü öyle filmleri izlediğinizde hep olağanüstü şeyleri görmeyi bekliyorsunuz. Ancak bu belgeseldeki kişiler okula gidiyor, mezun oluyor, bir işe giriyor, evleniyor, çocuk sahibi oluyor, bazıları boşanıyor, işsiz kalıyor.

Yani hangi bölümünü izlerseniz izleyin kendinizden bir şeyler buluyorsunuz. Düşünün. Şu anda bu videoyu izleyen herkes bir zamanlar 7 yaşında bir çocuktu. Şu anda bazılarınız 14 yaşında bir ergen, bazılarınız 21 ya da 28 yaşında bir genç. En azından kanal istatistiklerim %75’inizin bu yaş aralığında olduğunu bana söylüyor. 35 de olsanız 42 de fark etmez. Bu belgeselde yolun hangi yarısında olursanız olun bir şekilde ya geçmişinizi ya da geleceğinizi görüyorsunuz. Belki siz de Nick gibi fakir bir ailede doğdunuz. Bir köy okulunu zorluklarla bitirdiniz.

Diyor ki Nick: “Bu tam olarak benim hayatımın bir fotoğrafı değil. Ama birinin hayatının fotoğrafı.”

Tamamen rastgele seçilmiş bu insanların hayatlarını izledikçe bir sonraki 7 yılın onlara ne getireceğini merak ediyorsunuz. Belgeselin yapımcıları ve kendileri dahil ileride ne olacaklarını bilmeden bir ömrü yaşayıp gidiyorlar. Dedim ya en başında bir sistem eleştirisi yapmak amacıyla yola çıkmışlardı ve hatta çocuklardan sadece 3’ünün başarılı olacağını söylemeyi düşünmüşler ama sonra bu fikri çöpe atmışlardı. İyi ki de atmışlar. Çünkü o 3 kişi arasında Nick olmayacaktı. Toplumsal statü olarak doğuştan şanssız biriydi. Ama bu fakir çocuğun önce Oxford Üniversitesi’ni kazandığını sonra da ABD’ne giderek nükleer fizikçi olarak çalışmaya başladığını görüyoruz. Belgeselin dördüncü bölümünde 28 yaşında evleniyor. Evlendiği kişi izleyicilerden gelen eleştirilerden hoşlanmadığı için 35 ve 42 yaşlarında çekilen bölümlerde yer almak istemiyor. Çünkü eleştiriler bu evliliğin yürümeyeceği şeklinde. Gerçekten de yürümüyor ve 49. Yaşında çekilen bölümde Nick’i ondan boşanmış ve başka bir kadınla evli olarak izliyoruz. 2019’da artık 63 yaşındaki Nick bir nükleer fizik profesörü. Biliyorum Çernobil dizisindeki Valery Legasov karakterine benzetiyorsunuz. Sadece bir benzerlik. Çünkü bu bir senaryo değil. Nick de bir oyuncu değil. Bu hayatın ta kendisi. Fakir ya da zengin doğuyorsun. Çok çalışıp çok çabalıyorsun. Bir yerde kazanırken başka bir yerde kaybediyorsun. Hayatın iniş çıkışlarla dolu oluyor. 7 yıl sonra nerede nasıl biri olacağını kestiremiyorsun.

Sıradan hayatları anlatan bu belgeseli iyi yapan da bu bence. Bize gösterdikleri her kişi aslında yedi yılda bir yeni birisine dönüşüyor. Onları hayatlarının dokuz ayrı bölümünde dokuz farklı insan olarak görüyoruz. Kendimizi onların hayatının dip noktasında bir yerlerde yakalamışsak fark ediyoruz ki bu hep böyle olmayacak. 7 yıl içerisinde yeni bir insan haline gelebilirsin. Kendimizi onların hayatının başarılı bir noktasında da yakalamış olabiliriz. O zaman da anlıyoruz ki içinde bulunduğun o parlak durum sürüp gitmeyecek. 7 yıl içerisinde hemen her şeyini kaybedebilirsin.

7 yaşından beri hayatını takip ettiğimiz Nick’in hikayesinde olduğu gibi. Zorluklarla başlayan hayatında, çalıştı, çabaladı ve kendisi hakkındaki tahminleri, istatististikleri şaşırtarak başardı. Kendi ifadesiyle şu anda dünyanın en güzel kadınıyla evli; onu seven çocukları ve torunları var; bir nükleer fizik profesörü olarak kariyerinde istediği noktaya gelmiş durumda. Ancak büyük bir ihtimalle bir sonraki bölümde yer alamayacak. Çünkü bir önceki bölümde sapasağlam olan bu adam geçtiğimiz 7 yıl içerisinde gırtlak kanserine yakalanmış.  

Hayatı yaşarken şunu unutmayın. Gelmiş olduğunuz nokta, bir nokta değil. Size öyle geliyor. Yedi yıl sonra tüm hücrelerinizle değişmiş olacaksınız. Nokta zannettiğiniz şeyi virgüle dönüştürüp devam etmek sizin elinizde. 7 yaşındayken bembeyaz olan defterinizi umutsuzca karalamak yerine ona güzel şeyler yazmaya devam etmek sizin elinizde…

Up belgeselinin bazı bölümleri YouTube’daki şu oynatma listesinden izlenebilir.

“Dünyanın en iyi belgeseli tam 56 yıldır çekiliyor ve muhtemelen hiç izlemediniz” için 53 yanıt

Nick’in kanser olduğunu ve muhtemelen diğer bölümde olmayacağını söylediğiniz bölümün kanser hastası ve yakınlarında moral bozucu bir etkisi olacağını düşünüyorum.

Sevgiler Barış abi, son videonu izledim ve çok etkilendim. Senin gibi insanarın hayatımızın bir noktasında karşımıza çıkması çok güzel. Bu yoğun tempondan vakit ayırabilirsen senin hayat öykünü ben ve 2.9M kişi dinlemeye hazır 🙂

Merhaba abi nasılsın?abi öncelikle sana şunu söylemeliyim harika birisin, muhteşemsin, bence şuzamanlarda ülkemize en çok yardımı dokunanlardan birisin. Öğreticisin, öğrettiği gibi düşündürensin kısacası fevkaledesin:)abi sana söylemek istediğim bişey var ülkemiz dini duygular üzerinde zor durumda. Yahudiler ve hristiyanlar gibi dinlerini öven değil tam aksine dinleriyle alay eden bir millet olduk.ve bu durum bizi tabii hepimizi ahlaksızlaştırdı.demek istediğim sen araştırmacı öğretici birisin bizi dini duygular konusunda da aydınlatabilirsin mesela sahabe efendilerimizin hayatlarından bize örnekler verebilirsin. Geçmişteki mimar sinanımız gibi büyük mühendisimiz ve ondanda önceki Müslüman bilim adamlarımızın yapmış oldukları büyük yapılardan ve planlamış yada projesini tasarlamış olan bilim insanlarımızdan bahsedebilirsin. Yanlış anlama beni çok özür dilerim işinede karışmıyorum çünkü haddim değil sadece küçük Bi öneri paylaşıyorum seninle.Seni çok seviyorum iyiki varsın.:)

Sevgili Barış Özcan…
Öncelikle merhabalar. Sizi bir buçuk milyon civarında aboneniz varken fark etmiştim, biliyorum oldukça geç kalmışım. Ürettiğiniz içerikler gerçekten çok güzel.
Konuyla alakalı değil ancak bir şey sormak istiyorum bu videoda arka planda bilgisayarın yanında bulunan hoparlörün marka ve modelini öğrenebilir miyim? Biraz kaliteli ses hastalığım var galiba.

Merhaba Barış abi, ben ûniversite sınavına girecek olan bir ögrenciyim. Sizi gerçekten özümsüyorum yani yavaş yavaş benim idolüm gibi oluyorsunuz.. Neyse lafî dolandîrmak istemem, soruma geçeyim ben
Şimdi siz hukuk okumuş birisiniz ve bir anda bundan vaz geçiyorsunuz. Yani demem o ki kendinizi nasil buldunuz, kendinizi arayiş sınavından başarılı çıkmışsınız ama ben gittikçe kayboluyor gibiyim..
Önerebileceğiniz bir yöntem var mı?

Barış abi her zaman ki gibi bildirimle izlemem bir oldu. İnsanları ötekileştiren dünya’da zengin,fakir,din,dil,ırk gibi ayrılan dünyada aslında hepimizin insan olduğumuzu anlamamız zor değil. Ön yargılarımızı bir kenara bırakıp insana insan olduğunu bilerek yaklaşmak zor değil. Çağımızın dünyasında maalesef öyle yaklaşmıyorlar.

barış abi selamlar seni severek takip ederim 3 yıldır nöröbilim hakkında pek fazla video atmıyorsun diye gözlem yaptım ki gözlemim benim açımdan doğru çıktı.nöröbilimi severim takip ederim okurum yazarım.lütfen daha fazla video çek bu konuda ve de bir şey daha demek isterim seninle bu konu hakkında sohbet etmek isterim

Barış abi ben bu up belgeselini senin ted konuşmandan öğrenmiştim hatta instagramdan bu sene çıkacak up bölümünü paylaşmanı istedim ama dm leri okumadığını öğrendim e-posta dan da attım ama bi sorun oldu sanırım. Mesajımı görmesende videonda paylaştığın için teşekkür ederim. Ama keşke ocak ayında attığım mesajdan dolayı bu videoyu atsaydın tıpkı bir önceki videondaki Hacer abla gibi

Barış bey telefonunuzda kullandığınız uygulamaları ve bıze katacağı faydaları merak ediyorum bu konuyla ilgili de bir video hazirlayabilirmisiniz sizi çok seviyoruz eşimle hiç aksatmadan izliyoruz.

ABD gibi kısaltmalarda kesme işareti, kısaltmanın okunuşuna göre getirilmeli.TAKEV gibi, kelime olarak okunabilen kısaltmalar ise bu okunuşuna göre kesme işareti alıyor.Bu seferlik de bilgiyi ben sizle paylaşmak istedim.Teşekkürler. 🙂 (Metindeki “ABD’ne” kullanımı üzerine…)

Barış bey iyi günler, kemal yalazkan üzerine bir araştırma yapıp paylaşır mısınız? Uluğ nutkunun daha güncel felsefe kitabında. Dünya insanı başlığıda geçiyor. 1943 te kanton ebedi barışını türkçeye çevirdiği için tutuklanmış ve meslekten men edilmiş bir felsefe öğretmeni. Bence onu tanımalıyız. Belki dünya insanı temalı bir video çekerseniz kullanırsınız, aklınızea bulunsun. İyi günler.

Barış Abi merhaba böyle videolar görmek beni çok mutlu ediyor hayata bağlıyor teşekkürler ancak sormak istediğim bir soru var bu videoda gözlükleriniz çok hoşuma gitti rica etsem bana mail yoluyla iletebilir misiniz veya burdan yazarsanız çok sevinirim teşekkür ederim.

Nokta zannettiğimiz şeyi virgüle çevirebilmek için bence sonsuzluk koridorunda olduğumuzun farkına varmalıyız. Yaşam bu dünyadan ibaret olsaydı nokta zannettiğimiz şey gerçekten bir yönüyle nokta olabilirdi. Ama öyle değil. Henüz daha hayatta iken ve nefes alıp veriyorken kendimizle, hayatımızla ilgili kritik değişikler yapabilir, rotamızı yeniden belirleyebilir ve yelkenler fora diyebiliriz. Barış Bey’in de bir videosunda “değişmekten korkmayın” dediğini hatırlıyorum. İnanmanın insanı yaşama bağladığını ve çok ciddi bir motivasyon kaynağı olduğunu düşünüyorum.

56 yıldır çekilen belgeseli bilmem ama,yıllardır Türkiye’de çekilen belgeseli her gün daha açık bir şekilde görüyorum 🙂
Belki başka yerlere gitme vakti gelmiştir ha? Seni düşünmeyen insanları düşünmenin sana ne faydası olabilir ki.Benim bu yaşımda daha liseyi bitirmemişken bu konuları düşünmem ve strese girmeme ne demeli. Her videonda bir mesaj vermeye çalışıyorsun bence Barış abi. Yıllar sonra stresten dolayı kalp krizi geçireceğime kesinlikle eminim.

Nasıl bu kadar mükemmel yazı yazıp alıntılar yapılması aynı filmlerde gördüğüm karakterler gibisin ama gerçek abi senin gibi mükemmel bir insanın eksikleri nedir ki ?

Sevgili Barış abi bir sonraki videolarınızdan birinde Mr.Nobady filmini ele alır mısınız? filmi ele almak yerine konuyu da ele alabilirsiniz.

Sizdne ricamdır.

Belgeseli sizin anlatımınızda gayet etkileyici bulup hepsini izlemek istedim. Ama belgeseli bulamadım. Sizin belgeseli izlerseniz diye bıraktığınız bölümde ise Türkçe olanını bulamadım. Bunun bir hal çaresi yok mudur?

Mustafa bey bende sizinle aynı durumdayım. Türkçe alt yazılısını bir türlü bulamadım. Eğer siz ulaşırsanız link paylaşabilir misiniz? Aynı şekilde bende bulursam paylaşırım.

Sevgili Barış Abi Sana Bir Video Fikri Sunmak İstiyorum, Az Önce Jared Diamond’dan Tüfek Mikrop ve Çelik Kitabını Okurken Aklıma Takıldı Şu Soru: İnsanlar Neden Farklı Kıtalarda Farklı Hızla Gelişti? Umarım Bu Konu ile İlgili Bir Video Gelir. Sunduğun Bu Bilgiler İçin Sonsuz Teşekkürler.

Bu seriyi youtube dışında en azından türkçe altyazılı tercihan dublajlı satın alıp izleyebileceğim bir mecra var mı?

Barış abi sana bişey söylemek isityorum öncelikle senin konuşmandan bilgi akıyor,eğitici,düşündüren ve öğreticisin yani mhteşemsin ama abi yukarıda bir yorumda gördüm o arkadaşın dediğine katılıyorum abi herkesin konusunu araştırıp bize sunuyorsun Allah razı olsun ama 2.9M kişi ben ve o arkadaş gibi senin hayatını yani hayta hikayeni merak ediyor arrtık bi illeti bir bırak bir çek ve anlat ondan sonra tekrar devam et abi işine çok merak ediyoruz.Sevgilerle…
Thank You Barış Brother…

Barış abi oyuncak silah, tank ..vs. satılmasını istemiyorum. Lise 4’e geçtim. Zaten şu anda annemden yazıyorum da. Ben küçük yaşta insan öldürmenin normal olmasının aşılanmasını istemiyorum. Farkındalık yaratmak istiyorum ama dediğim gibi vaktim ve nasıl yapacağıma dair fikrim yok. Bu konuda küçük bir video yapar mısın? Ben cidden çok üzülüyor ve kızıyorum. Hislerimi anlatamadım ama anladın sen. Neyse hayırlı akşamlar

Abi senin onerdigin filmlerden Ahlat Ağacı’nı seçtim ve izledim ben çok beğendim ve ben kitap okumayı sevmezdim senin onerdiğin Ahlat Ağa’cı filmini izledikten sonra kitap okumaya ve kitap yazmaya başladım kitap yazmaya 2-3 gün uğraşıyorum bı yandanda nasıl kitabı bastirabilirim diye sana çok teşekkürler abi 9. Sınıfa gidicem Eylül’de senin sayende kitap okuma alışkanlığına başladım artık boş vakitlerinde kitap okuyorum kelime dağarcığım gelişiyor Ahlat Ağacı’nı HERKEZE öneririm Sanada çok teşekkürlerimi sunarım Barış abi.

İngilizce’yi daha iyi konuşmak için yapılması gerkenler olarak bir video çekmenizin gerektiğini düşünüyorum.Belki sizin çekmiş olduğunuz videolarla aynı tarzda olmayabilir fakat insanlığın yani Türkiye’nin daha iyi olması gerktiğini düşünüyorum zaten sizde bunun farkındasınızdır ki @sufiozcan hesabında da olduğu gibi çoçuğunuzun okuduğu kitapların hep İngilizce olduğunu görünmekte.

Hocam merhabalar. Kitap önerisi videonuzu izledim ve çok beğendim. Arkeoloji ve Anadolu tarihine meraklıyım. acaba önerebileceğin başka kitaplar var mıdır? Teşekkürler

Barış abi merhaba yeni üniversite mezunum ve ne yapıcağımı bilmiyorum. Okuduğum bölümle hayatımı devam ettirmek istediğimden emin değilim, neyi sevdiğimi de tam kestiremedim. Her alanda bir parça buluyorum kendimde, ve buda beni bir çıkmazın içine çekiyor sanki. çevremizden aldığım “ee şimdi napıcaksın?” “Kpss girecekmisin?” Soruları beni bunaltıyor.. Toplum bizi direk bir kalıba koymak istiyor, bende isterim tabi hayatımın düzene girmesini ama okuduğum ile hayat sevincim bir değil sanki.. gerçekten bilmiyorum. Bir abi olarak bu konuda bize yardımcı olabilecek bir video hazırlayabilir misin?

Soracağım bir soru var ne zamandır aklımda
Filmlerde çizgi dizilerde ve her yerde kumbaralar neden pembe bir domuz şeklinde cevaplarsan sevinirim

Barış Abi 14 Yaşındayım ve bir konuda yardımına ihtiyacım var 8. sınıfı bitirdim şimdi lise 1. sınıfa geçiyorum ve 1 Haziran’da LGS sınavına girdim. Daha evvel sınavlardan bir önceki gün biraz konu anlatımı dinleyerek 90 ve üstü not alabiliyordum böyle böyle ilerlerken 8. sınıf geldi. Daha evvel çok çalışkan olmadığım, sınavlara çok az çalıştığım için ve bu sene bir anda çok çalışmam gerektiği için kimi zaman bahaneler uydurdum kimi zaman dikkatimi veremedim kimi zaman canım çok sıkıldı ve neticede gerekli çalışma performansını gösteremedim ( açıkçası ders çalışma konusunda pek tecrübeli değildim) ancak çok verimli çalıştığım günler de oldu böyle böyle zaman geçti ve sınava girdim. Aslında çok da kötü bir sonuç almadım puanım 500 üzerinden 418.7826 ve Türkiye’deki yüzdelik dilimim %9,25 bu puan Türkiye geneli için çok iyi ama İstanbul için çok da iyi değil çünkü en iyi, en yüksek puanlı okullar İstanbul’da. Her neyse şu anda durum bu ve kendimi boşlukta gibi hissediyorum yemek yemek istemiyorum ailem süreç içerisinde hep arkamda oldular onları hayal kırıklığına uğrattım aynı zamanda onlarda bana biraz kızıyorlar kendime güvenim azaldı ne yapacağımı bilmiyorum. Bu durumdayken kendimi nasıl geliştirebilirim? nasıl özgüvenimi tekrar kazanabilirim? En önemlisi hem lise için (ortaokula göre çok zorlaşıyormuş) hem de Üniversite sınavında yaşadıklarımın aynısını yaşamamak için nasıl [Nasıl Çok Çalışkan Olabilirim]

Bunların cevabını ya yorumlardan ya da herkesin yararlanabilmesi için bir video haline getirebilirsen çok çok sevinirim. Yardımınıza Çok Muhtacım!

Merhaba. Sizi genelde youtube dan takip ediyorum ve severek izliyorum❤. Bu belgeseli sadece ingilizce olarak buldum. Altyazılı izleyebileceğim bir yer var mı? Şimdiden Teşekkürler

Merhaba Barış abi. Ben Azerbaycandan sizin hayranınızım. İzin verirsizse sizin makalelerinizi Azeri dilinde kitap şeklinde sizin isminiz olma şartıyla yayınlamak isterdim. Umarım cevaplarsınız.

Barış Bey Çernobil dizisinden sonra sizin yorumlarınız ve tarzınızla bir çernobil bölümü bekliyorum sabırsızlıkla.

Abi ben araba kullanmaya korkuyorum lakin ulasim icin zorunlu oldugundan gelecegimiz ve dogamiz icin elektrikli arac almak istedim fakat arastirdigimda fiyat butcemin cok ustunde oldugunu gordum.Bundan yola cikarak kendi elektrikli aracimi yapmak istedim..Bunun icin nereden baslamaliyim nasil bir egitim almaliyim…simdiden tesekkurler…Sana kolay gelsin abim

Baris Abi ben Kanada da yasiyorum bende turkce kitap bulamiyorum burada. sen turkce kitaplari nasil veya nerden temin ediyorsun?????

Barış abi,Türkiyede seni saygıyla izleyen dinleyen ve senden bir şeyler öğrenen büyük bir kitle var.
Türkiye şartlarında şu sıralar gittikçe zorlaşan zamanlar geçiren LGBT+İ toplumuna yönelik insanları bilgilendirici ve önyargılarını kırıcı bir video yapsan ne kadar sevineceğimi sana kelimelerle anlatamam. Eminim seni dinleyecek birsürü homofobiyle büyütülmüş insan artık bu konu hakkında daha bilgili ve saygılı olacaktır.Şimdiden teşekkür ederim:)

Barış abi, yaptığın kitap öneri videosunu kişisel gelişim kitapları için de yapar mısın? Yaparsan çok sevinirim 🙂

Hocam hep şu unutuluyor, bizler onlar ne isterse o olabiliriz o kadar olabiliriz çizgiyi aştığımız an bizi yok ederler kendi belirledikleri insanlar bir şeyler olabilir yükselebilir başarabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir