Kategoriler
Tasarım Teknoloji

En garip icatlar

Ünlü bilim kurgu yazarı Arthur C. Clarke 1951’de yazdığı bir kitabın 111. sayfasında şöyle diyor: “Buluş ve keşif tarihinden bir şey öğrendiysek, o da uzun vadede en cüretkar kehanetlerin gülünç derecede muhafazakâr görünmesidir.” Ne demek bu? Gelecek hakkında atıp tutarken o kadar da kendinden emin olma. En cüretkar, en iddialı kehanetler bile bir gün gerçek oluyor. Gerçek olmakla kalmıyor, biz öyle bir alışıyoruz ki onsuz bir hayat komik geliyor. 

“Geliyor bu gelmekte olan şeyler” diyebileceğimiz türdeki geleceğe dair bu icatları en yakınındayken bile göremeyenler var bir de… YouTube’un kurucularından Steve Chen 16 yıl önce şöyle demiş mesela: “Her şey iyi güzel de izleyecek çok fazla video olmaz herhalde…” Cüretkar bir kehanet. Bu söz söylendikten kısa bir süre sonra 23 Nisan 2005’te YouTube’a ilk video yüklendi.  1 yıl sonra YouTube’u Google satın aldı. 1.65 milyar dolara… Bugün, tam 16 yıl sonra yine bir Nisan ayındayız. Bu ay YouTube’dan 1 değil, 16 değil, 160 değil, 160 milyar video izlenecek 🙂 Bırakın Steve Chen’i, 2005’te yapılan en abartılı tahminleri bile gülünç derecede muhafazakar gösteren sayılar bunlar. O yüzden gelecek hakkında atıp tutarken o kadar da kendinden emin olmamak lazım. 

İşte belki de bu tür başarı hikayelerinden etkilenen pek çok girişimci her yıl yüzlerce icat çıkarmaya çalışıyor. Bu noktada ünsüz bilim kurgu yazarı Fehmi amca ne diyor? “Başımıza icat çıkartma!” Bu sözlerden artık bıktığımızı biliyorum. Geleceği tahmin etmenin en doğru yolunun onu tasarlamak olduğunu da biliyorum. Ama bugün size bilmediklerinizi göstermek istiyorum. Her tasarımın, her icadın sonu bir başarı hikayesiyle bitmiyor. Hatta bazıları keşke başımıza bu icadı çıkartmasaydın bile dedirtiyor. 

Mesela… Son yıllarda karşılaştığım en garip icat Necomimi’yi başınıza takıyorsunuz. Üzerindeki sensörleriyle beyin dalgalarınızı okuyor, duygu durumunuzu algılıyor. Sonra da bunu üzerindeki kedi kulaklarına hareket olarak yansıtıyor. İlginizi çeken bir şey mi gördünüz? Kedi gibi kulaklarınız dikiliyor. Köşenizde rahat rahat takılıyor musunuz? Kulaklar sarkıyor. Bir işe dikkatinizi verip çalışıyor musunuz? O sırada kulaklarınız kıpraşıyor. İlk çıktığında özellikle Japonya’da epeyce bir sükse yapmış ve hatta Time dergisinin icatlar sayısına konu bile olmuş ama artık satışına son verilmiş anladığım kadarıyla. Beyin dalgalarını ne kadar yakalayabildiği ve duygu durumlarını algılayabildiği konusuysa epeyce bir şüpheli. 

İnsanlardaki selfie takıntısını Instagram çok iyi yakaladı ve doğru zamanda, doğru adımları atarak çok büyük bir başarı hikayesine kavuştu. Aynı rüzgarla gemisini yürütmeye çalışan en garip icat herhalde bu tost makinesidir. Size özel olarak üretilen bu makine için önce fotoğrafınız Photoshop’la düzenleniyor, sonra CAD programına aktarılıyor, orada kalıp için hazırlıkları tamamlanıp CNC makinesine gönderiliyor. Bu kalıpla özel olarak üretilmiş tost makinelerine yerleştiriliyor ve size gönderiliyor. Siz de sabahları afiyetle kendi kafanızı yiyorsunuz. Kafayı yiyeceğim 🙂 Başımıza icat çıkart ama başımı icada dönüştürme bari… Nedir bu kendi kafamıza duyduğumuz sevgi, anlaması gerçekten zor. Televizyonda tanıtımını yapan kişi de 8 yıllık tıp eğitiminin ardından kariyerinde yeni bir zirveye ulaşmış gibi. Bu ekmeklere bakınca sadece onun yüzünü değil, en gelişmiş foton yakalama, onu yazılımla dönüştürme, sonra da bir kalıba döküp tekrar gerçek dünyaya aktarma şeklinde geliştirdiğimiz tüm teknolojik icatların sonuçta neye dönüşebileceğini de görüyoruz. Afiyet olsun!

Yemek demişken… Başarıyla sonuçlanamayan bir başka icat Bitbite. Kulağa takılan, ya da gerektiğinde giyilebilir bir cihaz olarak tasarlanmış.  Sürekli üzerinizde taşıyacağınızı ümit ettikleri bu cihaz sizin çiğneme seslerinizi dinliyor. Bir şeyi yemeye başlamadan önce adını söylüyorsunuz: Elma. Sonra onu yerken kaç kere çiğnediğinizi hesaplayıp size güzel grafikler halinde sunuyor. Diyelim ki o gün öğle yemeğini fazla kaçırdınız. Cihaz sizi dinliyor ya. Resmen lokmalarınızı sayıyor. Tabi muhtemelen masadaki diğer sesleri de dinliyordur:

  • İyi yedik haa…
  • Güzel yedik…
  • Yalnız bayaa yedik ha…
  • Ama iyi yedik.
  • Fakat ne yedik be…
  • Kabul edelim, güzel yedik…

…şeklinde yemek masasının üstünde uçuşan konuşma baloncuklarını adeta okuyor ve “yeter….” şeklinde sizi durduruyor. İşte size Arthur C. Clarke’ın daha 1951’de öngördüğü üzere en cüretkar kehanetleri gülünç derecede muhafazakâr gösteren bir icat. Başlangıçta toplam 768 kişinin desteğiyle fonlama aşamasını başarıyla tamamlamışlar ama proje bir şekilde başarısızlıkla sonuçlanmış. Fikri düşünenler iyi yiyememişler. Fikrinizin ne kadar çarpıcı olduğu o kadar da önemli olmayabiliyor. Önemli olan onu hayata geçirebilmek.

Hayat demişken… Ölümle ilgili garip bir icada bakalım şimdi de… Geri dönüşümlü tabut icadı 2007’de yapılmış. Garip ama çok mantıklı bir icat. Çünkü bu tabutun malzemesi biyolojik olarak parçalanabilir, bakterilerle ayrışabilen bir yapıda. E içindeki ölü vücut zaten öyle; neden onu son yolculuğuna taşıyan araç da öyle olmasın ki? Bizim atalarımız cebi bile olmayan bir kefenle çözüm bulmuşlar bu konuya ama hala tabutla defnedilen çok sayıda insan var. Üstelik bu tabutların kimisi paslanmaz çelikten, kimisi bakır ya da bronzdan yapılıyor. Ecopod adı verilen geri dönüşümlü tabutlarsa tamamen çevre dostu. Eski gazete kağıtlarından 11 günde üretiliyormuş. Ölenler doğaya karşı son görevlerini bu şekilde yerine getirmiş oluyorlar.

Ama garip icatlar bir yandan da yeni doğanlara, yeni görevler vermeye devam ediyor. Eminim sizin de aklınıza gelmiştir sıradaki icat. İtiraf edin. Yerde emekleyip duran bebekleri görünce, “iyi süpürdün yerleri haa” dediniz mi demediniz mi? Baby Mop bebeğinizi canlı bir paspasa dönüştürüyor. %100 pamuktan üretilen malzemesiyle bir yandan bebeğinizi sıcak tutarken bir yandan da yerleri cilalayıp pırıl pırıl yapıyor. E siz niye yaptınız ki zaten o bebeği. Yerleri temizlesin diye. O emekleyip dolaştıkça etrafta tozdan eser kalmıyor. Niye? Çünkü tüm tozlar bebeğin üstünde toplanıyor. Nasıl fikir? 

Garip icatlar listemizde daha neler var, neler… Köpeğinizi yağmurlu havalarda gezdirirken ıslanmaması için tasmasına takacağınız bir şemsiye ister miydiniz? Dogbrella ile tanışın. Köpek şemsiyesi.

Masa tenisi oynamayı çok seviyorsunuz ama evinizde masa için yer mi yok? Pin pon kapısıyla tanışın. Bu kapıyı açmak yerine çevirirseniz anında bir tenis masasına dönüşüyor. Şu gençlerin yüzündeki şaşkınlığa ve mutluluğa bir bakın. Duvarları boyamak yerine kapıyı çevirmek için verilen tüm bu zahmete katlanmaya değmez mi? Alman Finkeldei tarafından geliştirilen bu icat 2018’de $12.000’dan satışa çıkmış. Dileyenler açıklamalar kısmındaki linke tıklayarak… 🙂

Şakalar… şakalar… Şaka gibi bir icat geliyor şimdi. 2010’da yapılan bu icadın adı Uroclub. Eminim sizin de başınıza gelmiştir hafta sonu golf oynarken. Az önce iyi yediniz ya, yanında bolca da su içmişsinizdir ama o uçsuz bucaksız yeşilliklerin içinde bir tane bile tuvalet yoktur. Tutmak da zararlı. “Doğadan gelen doğaya dönmeli” felsefesini harekete geçirirsiniz. Neyse ki artık buna gerek kalmayacak. Uroclub bir golf sopası şeklinde tasarlanmış, gezici bir tuvalet. Dıştan golf sopası gibi göründüğüne bakmayın, üstteki o kapak hayatınızı kurtaracak. Fehmi amcanın dışarıdan böyle golf atışını hesaplıyormuş gibi gözüktüğüne de bakmayın. O şu anda başka hesaplar peşinde. “Kim görecek canım, sal gitsin” felsefesini harekete geçirmiş durumda. Eğer siz de gelecek hafta sonu golfte böyle sıkıntılı dakikalar yaşamak istemiyorsanız UroClub tam size göre ve fiyatı $50 bile değil, kısa bir süre için sadece $49.95.

İlahi Fehmi Amca. Başımıza icat çıkartma derken ufak da olsa bir haklılık payın var mıydı acaba? Sanmam. Başımıza bir değil bin icat çıkartmamız lazım. Çünkü o bin icattan 999 tanesi başarısız olacak. Bazıları tuhaf, bazıları komik kaçacak. Bazıları gerçekten çok mantıklı olmasına rağmen bir şekilde tutmayacak. Ve neden başarısız olduğunu da kimse anlayamayacak. 

Hayat böyle bir şey. Pek çok denemeden geriye kalanlar… Tarihteki tüm icatlar böyle olmuş. Biz sadece hayatta kalmayı başaranları görüyoruz. Bu fikirlerin bin katı şu anda ölü icatlar mezarlığında yatıyor. Bunu bilerek fikir üretmeli ve daha da önemlisi o fikri hayata geçirmeye çalışmalıyız. O 1000 icattan sadece biri gerçekten tutacak ama belki de onun mucidi bile başlangıçta, YouTube’un kurucularından Steve Chen gibi sonuçlarını tam olarak kestiremeyecek. O da bizimle beraber kendi geliştirdiği teknolojiye, onun sonuçlarına adeta büyülenmiş gibi bakakalacak. Çünkü Arthur C. Clarke’ın dediği gibi: yeterince gelişmiş bir teknolojinin sihirden farkı yoktur.

“En garip icatlar” için 3 yanıt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir