Kategoriler
Bilim Çevre

Dünyanın tüm suları bir miskete sığar mı?

Dünyaya neden mavi misket deniyor biliyor musunuz? Çünkü uzaydan bakılınca mavi gözüküyor. Neden mavi gözüktüğünü biliyor musunuz? Çünkü yüzeyinin %70’i sularla kaplı. Hatta uzaydan belli bir açıyla bakarsanız dünyayı neredeyse sudan ibaretmiş gibi görebilirsiniz. Pasifik okyanusu öylesine geniş bir alanı kaplıyor. Ama bu görünüş sizi yanıltmasın. Çünkü tüm bu suları çekseydik ne olurdu biliyor musunuz? Dünyayı sıkıp sıkıp suyunu çıkarsaydık? Böyle kara kuru ya da Mars gibi kızıl/kahverengi bir gezegene dönüşürdü. Peki oradan çıkardığımız sular? Yani dünyanın tüm sularını süzüp bir yere akıtsaydık ortaya nasıl bir şey çıkardı? Bu misket gibi bir şey… Tabi göreceli olarak… Yaklaşık Türkiye büyüklüğünde bir misket bu… Gerçek mavi misket! Dünyadaki tüm okyanuslar, denizler, göller ve nehirlerdeki su toplamda bu kadar. Bu suya iyi bakın. Çünkü onu buradan çıkardığınızda geriye pek de bir şey kalmıyor. 

Su hayatın temel bileşeni. Dünyanın her yerinde su var gibi gözükse de bunların %97’si tuzlu su. Geriye kalan sadece %3’lük kısım temiz su kaynakları. Bu %3’lük kısmın da yarısından çoğu insanların yaşamadığı yerlerde -dünyanın buzdolaplarında- saklanıyor. Kutuplarda… 

Misket örneğimize dönecek olursak. Bu içinden suyu çekilmiş dünyamız, bu da onun içindeki tüm sulardı hatırlarsanız. Ama bu suların sadece %3’ü temiz su kaynakları. Yani şu iğne ucu kadar olan kısım. Bu iğne ucunun da üçte ikisi temiz ama kutuplarda buz halinde olduğu için erişilemeyen su. Yani dünyadaki toplam suyun sadece %1’lik kısmı insanlar tarafından erişilebilir ve kullanılabilir durumda

Gelin bu %1’lik kısmı şu havuza doldurduğumuzu hayal edelim. Sonra da havuza bu bidonu sokalım. Artık bu bidonun içinde dünyadaki tüm göllerin suyu (%0.26) var. Bidondan bir bardak su alalım. Bu da atmosferdeki toplam sıvı miktarı (%0.04). Biraz daha küçük bir fincana su koyarsak bu da yeryüzündeki tüm sulak arazileri, bataklıkları oluşturur (%0.03). Geriye ne kaldı? Üzerine barajlar kurduğumuz, kanallar açıp sulama yaptığımız, içme suyu elde ettiğimiz o nehirler nerede? İşte bu kaşığın içinde (%0.006). Dünyadaki suların tamamını 100 havuza sığdırabilseydik, tüm göller bir bidona ve tüm nehirler de işte böyle bir kaşığa sığardı! Bir kaşık suda boğulmak istemiyorsak, zaten son derece kısıtlı olan temiz su kaynaklarımıza gözümüz gibi bakmak zorundayız.

Peki geriye kalan diğer sular -deniz suları, okyanus suları- önemsiz mi? Tabiki çok önemli. Su hayatın temel bileşeni demiştim. Sadece bizim hayatımızın değil deniz canlılarının da. Ne de olsa dünyadaki en büyük canlılar -balinalar- sularda yaşıyor. Balinalar neyle besleniyordu? Planktonlarla. Şimdi derin bir nefes çekin içinize. Aldığınız oksijenin yarısı okyanuslarda yaşayan o planktonlar tarafından üretildi. Bir yandan size, öte yandan balinalara yaşam verdi. Balinalar öldüğünde onlara ne olur hiç düşündünüz mü? 30 metrelik bir tekne batmış gibi hayal edebilirsiniz. Bir balina ölünce denizdeki diğer çöpçü canlılar için bir ziyafet başlıyor. 10 yıl boyunca o balinayla besleniyorlar. 

Su, hayatın hem bileşeni, hem de kaynağı. Köpekbalıklarının ağaçlardan daha eski bir canlı türü olduğunu söyleseydim ne derdiniz? Gerçekten de öyle. Bilinen en eski ağaç türü Archaeopteris 350 milyon yaşındaydı. Maalesef soyu tükendi… Köpekbalıkları ondan da eski, 400 milyon yaşında!

Siz köpekbalıklarını en güçlü canlı zannediyor olabilirsiniz. Eğer öyleyse gözlerinizi kırpın. Siz kirpiklerinizi kapatıp açıncaya kadar denizde yaşayan başka bir canlı 50 kez yumruk attı. 10 cm büyüklüğündeki mantis karidesi ön tarafında bulunan iki kolu ile avını etkisiz hale getirdi. Boyutuna oranla kollarının bu gücü nedeniyle dünyanın en güçlü canlısı ünvanını kazanmıştır kendisi. Onu öyle evinizde bir akvaryuma koyamazsınız çünkü bir yumrukta akvaryumun camlarını indirebilir

Bütün bunlar; yani en büyük, en eski, en güçlü canlılar hep bu mavi misketin içinde yaşıyorlar. Ama bu mavi misket bizden bağımsız değil. Bir uydu gibi, Ay gibi dünyadan ayrı değil. İyi ki de değil. İyi ki de onun içinde her yere dağılmış durumda. Çünkü gezegenimize bu mavi rengini veren su, sadece hayatın temel bileşeni değil aynı zamanda güzelliğinin de kaynağı. 

Size verdiğim istatistiklerin daha iyi anlaşılması için gösterdiğim şu bidona baktığınızda bunu anlayamazsınız. Ama bilirsiniz ki o bidonun temsil ettiği göller dünyayı güzelleştirir. Bir kaşık suya bakınca dünyadaki tüm nehirlerin içindeki suyun ne kadar da az olduğunu anlayıp şaşırırsınız. Üstelik o sular vücudunuzdaki kılcal damarlar gibi tüm dünyaya yayılmıştır. Ama bilmelisiniz ki ürettiğimiz çer çöpleri bunların içine atmaya devam edersek o damarlarımız tıkanır. Evimizi, gezegenimizi güzelleştiren o sular, kirlenir, bulanıklaşır. Denizler ancak temizken güzeldir.

“A ben zaten suları hiç kirletmem, denizlere çöp de atmam, çok ayıp bir şey” demek yetmiyor. Çünkü kirlilik çoktan başladı. Önemli olan bu noktadan sonra aynı zamanda bir inisiyatif üstlenip temizlenmesine destek olmak. Bu konuda teknolojinin sunduğu imkanları kullanmak. 

Böyle bir inisiyatifi üstelenen bu videonun sponsoru Cif, denizleri temizlemek için çöpkaparları kullanıyor. Cif Çöpkapar deniz, marina, liman veya durgun sularda kullanılmak üzere tasarlanmış yüzen bir atık toplama cihazı. Bir konsol sayesinde deniz kenarına monte edilen Cif Çöpkapar, deniz yüzeyindeki suyu içerisine alarak mikro ve makro katı atıkları filtreliyor. Günde ortalama 15 kg plastik pet şişe, metal atık, cam şişe, sigara izmariti, poşet ve plastik artıkları gibi yüzen atıkları yakalayabiliyor. Temizliğin mutluluğunu şehirlere taşımak için başlatılan bu proje kapsamında Kadıköy’de sosyal mesafe kurallarına uygun Cif Kadıköy Parkı yapılmış, Eminönü ve Karaköy’deki altgeçitler yenilenmiş ve İstanbul Boğazı’na 20 tane Cif Çöpkapar yerleştirilmiş. Peki siz buna nasıl destek olabilirsiniz? Bir söz vererek! Şehirlerimiz de evimiz gibi temiz olsun diye yaşadığım şehri kirletmeyeceğime, çevreme örnek olacağıma, şehrimi en güzel haline getirmek için adımlar atacağıma söz veriyorum demek için açıklamalar bölümündeki linki kullanabilirsiniz. Cif, verilen her 100.000 söz için 1 yeni çöpkaparı daha denizlerle buluşturacak. Çünkü evimiz gibi, şehirlerimiz de temizken güzel!

En büyük evimiz gezegenimiz. Ondaki su kaynaklarının ne kadar kısıtlı ve dolayısıyla ne kadar değerli olduğunu gördük. Umarım anlamışızdır. Çünkü buna ihtiyacımız var. Anlamaya… Okyanuslar hakkında bildiklerimiz Mars yüzeyi hakkındaki bilgilerimizden daha az. Çünkü yukarı doğru hiçbir oksijen desteğine ihtiyaç olmadan binlerce metre çıkabiliyoruz ama suyun altına doğru desteksiz en fazla 10-15 metre inebiliyoruz. Belki de o yüzden en güçlü, en eski, en büyük canlıların orada yaşadığını öğrenmek bizi hala şaşırtıyor. Sizi şaşırtmaya devam edeyim. Dünyadaki canlıların çok büyük bir çoğunluğunun evi o sular. Parmak boyutundaki şu ışıklı balıkların Türkçe’de bir karşılığı bile yok. Oysa Gonostomatidae adlı bu canlıların sayısı Samanyolu Galaksisi’ndeki yıldızların sayısından daha fazla. Tüm balıkları hesaba kattığımızda her yıldız başına 3-4 bin tane düşüyor. Bu kürenin üzerindeki 7-8 milyarlık biz insanlara karşılık, şu misket kadar suların içinde yaşayan 300 trilyon canlı varlık var. 

Bundan sonra geceleri gökyüzündeki yıldızlara bakarken, belki onlardan bile daha az tanıdığımız yanıbaşımızdaki denizlerin derinliklerinde parıldayan o minik canlılar da aklınıza gelsin. Onlar bizim kadar akıllı olmasalar da kendi evlerini temiz tutuyorlar. Bunca aklımızla bize düşen onu iyi kullanıp hem en büyük evimiz gezegenimize hem de onu paylaştığımız bu ev arkadaşlarımıza gerekn özeni ve saygıyı göstermek olmalı. Yoksa bir zamanlar mavi olan başka misketler gibi bizim misketimiz de ona güzelliğini veren bu rengini kaybeder, kuruyup kızıllaşır. 

“Dünyanın tüm suları bir miskete sığar mı?” için 2 yanıt

Barış abi merhaba.
Harika bir konuya değinmişsin fakat Kanal İstanbul hakkında bir şeyler yayımlamanı çok isterdim. Bunun gibi bir cinayet projesi hakkında olabildiğince çok insanı bilinçlendirmemiz gerek. Ve bunu yapabilecek kişilerden en iyilerinden birisin. Türkiye ve İstanbul böyle bir yağmayı kaldıramaz. Her ne kadar tamamen siyaset kaynaklı bir konu olsa da sen bunu işin içine siyaset katmadan anlatabilirsin.
Sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir