Kategoriler
Tasarım

Hitler neden 4,5 km uzunluğunda bir bina tasarladı? PRORA Oteli

Dünyanın en uzun yapıları genelde kale duvarları oluyor. Tabiki ilk akla gelen ve listenin başında yer alan Çin Seddi ya da listenin dördüncü sırasında yer alan Diyarbakır surları gibi yapılar. Ancak bunların hiçbiri içinde insanların yaşaması için tasarlanmadı. Bu anlamdaki dünyanın en uzun bina tasarımını Hitler yaptırmış. Üstelik ne için biliyor musunuz? Öyle askeri bir amaçla filan değil. Turizm amacıyla. Dünyanın en uzun oteliyle tanıştırayım sizi: 4,5 km uzunluğundaki Prora’yla.

Almanya’nın kuzeyinde yer alan en büyük adası Rügen üzerinde, plajda bir tatil yeri olarak düşünülmüş Prora. Almanya’da fabrikalarda çalışan işçiler gelsinler, burada kalsınlar, belki de hayatlarında ilk kez denizi görsünler ve eskisinden daha güçlenmiş bir şekilde sevinçle işlerinin başına dönsünler. Zaten projeyi yapan “Kraft durch Freude – Neşeden güç doğar” Nazi Almanyası’nda devlet kontrolündeki büyük bir eğlence organizasyonuydu. 1930’larda dünyanın en büyük turizm operatörü oldu ve 1936’da Prora projesine başladı. 3 yıl boyunca 9000 işçi bu devasa binayı yapmaya çalıştı. Birbirinin tıpatıp benzeri 20000 tane oda yaptılar. 5 metreye, 2,5 metre genişliğinde iki yataklı odalar. Tuvalet, banyo ve duşlar her katta ortak olarak kullanılacaktı.

Böyle -caktı -cekti diye konuşuyorum çünkü proje bitirilemedi. 1939’da 2. Dünya Savaşı çıkınca turizm beldesi yapan bu işçileri alıp füze yaptırmaya başladılar. Böylece Hitler’in orta sınıf vatandaşlarına tatil yaptırma planları da suya düşmüş oldu. Evet bu projeyle bizzat Hitler ilgileniyordu. Hiç başka işi gücü yokmuş gibi bu binanın, yani bir otelin tasarımıyla ilgili direktifler veriyordu. Zaten bu farklı tasarımına bakarak dünyadaki hiçbir tatil beldesine benzemediğini fark etmişsinizdir.

Peki insanlara tatil yaptırmak için denizin kenarına 4500 metre uzunluğunda 6 katlı bir binayı duvar gibi ördürmek nereden aklına gelmiş Hitler’in? Aslında bu tür fikirler sadece Hitler’in değil otokrat olan pek çok liderin aklına geliyor. 2500 yıl önce yapılan Çin Seddi de böyle bir projeydi, bugün Trump’ın Meksika sınırına yaptırmak istediği büyük duvar da benzer bir zihniyetin sonucu. Pek çok gücü elinde bulunduran insanlar, bunun dışa yansımasını görmek istiyorlar. Adeta doğaya meydan okuyan anıtsal yapılar dikmek. Belki de bir tanrı kompleksiyle güç gösterisi yapmak.

Ne Çin Seddi ya da Trump duvarı sadece savunma amaçlı, ne de piramitler sadece mezar taşı. Bunlar birilerinin dışa vuran devasa egoları.

Adolf Hitler, Roma İmparatorluğu’na hayrandı. Onları kendisinin de oluşturmak istediği “ari ırk” olarak kabul ediyordu. O yüzden onların stillerinden etkilenen neoklasik ve art deco mimari yapıların yapılmasını teşvik ediyordu. Ütopik ve totaliter anıtsal projeler üzerinde çalışıyorlardı. Bu tür yapılara literatürde “Nazi Mimarisi” adı veriliyor.

İşte Prora böyle bir zihniyetin sonucunda ortaya çıkmıştı. Baş mimarı Albert Speer’e “şimdiye kadar yapılmış en görkemli ve en büyük binayı istediğini” söylemişti. Prora bu mimarın gözetiminde Clemens Klotz tarafından tasarlandı. Hibrit düşünüldü ve savaşta askeri hastaneye dönüştürülebilecek şekilde planlamaları yapıldı. Hitler ısrarla bu uzun binanın ortasında aynı anda 20000 kişiyi alabilecek çok büyük bir iç alan olmasını da istemişti.

Peki bir tatil yerinde neden böyle bir alana ihtiyaç olsun ki? Marshall Mc Luhan’ın medya teorisinde geçen çok sevdiğim bir sözü vardır: “Ortam, mesajın kendisidir” der. Biliyorsunuz “Yaz Okulu” diye bir seriye başladım ve bunu özellikle stüdyomun dışında ve çoğunlukla ormanda çekmeye çalışıyorum. Çünkü o ortam da benim mesajımın bir parçası. Platon’un kurduğu ilk akademi de böyle bir ormandaydı. Çünkü beynimiz dış dünyadan aldığı sinyalleri bir bütün olarak yorumluyor. Eğer onu programlamak istiyorsak aklımızdan çıkarmamamız gereken en önemli şeylerden biri bu. Dışımızdaki dünyaya bütünüyle bakıp onu tasarlamamız gerekiyor. İçindeki insanlarla birlikte. Çünkü insan en yakınındaki 5 kişinin ortalaması olur. O yüzden bulunduğunuz ortamı, görüştüğünüz insanları ya da yüz yüze görüşemeseniz de takip ettiğiniz YouTube kanallarını seçerken bir tasarımcı gibi düşünün. Kendi hayatınızı tasarlıyorsunuz.

Siz bunu yapmazsanız, Hitler gibi biri çıkar ve sizin yerinize tatilinizi bile nasıl yapacağınızı düşünür. O tatilde 20000 kişiyi bir meydana doldurup propaganda yapmayı tasarlar. Andrew Gough’a göre Prora projesinin asıl amacı buydu.

“Prora tatil kampı, modern bir zihin kontrol merkezinden başka bir şey değildi.”

İşçiler tatile gideceklerdi ama sabahları merkezi bir hoparlör sisteminden yapılan anonsla uyanacaklardı. Bu anonslarla gün içinde hangi aktiviteleri yapacakları anlatılacaktı. Yemekler hep beraber yenecekti. Akşamları hep beraber propaganda filmleri izlenecekti. Hitler’in istediği o büyük salona gidip etrafınızdaki 5 değil 20000 kişinin ortalaması olacaktınız.

Buraya görünüşte tatil yapmaya gelen o orta sınıf vatandaşları bu devasa betonarme binayla etkilemek istemişlerdi. Denizin yanıbaşında bir heyula gibi yükselen bu anıt yapıyı görenler “vay be” diyeceklerdi. “Şu teknolojiye, şu ihtişama bir bak, ne kadar güçlü bir milletiz biz” diye düşünüp denize gireceklerdi. Ve o tatilde vücutlarıyla birlikte beyinleri de yıkanacaktı. Sonra da sevinçle güçlenmiş bir şekilde işlerinin başına döneceklerdi. Plan buydu. Ama bina bitirilemedi. İkinci Dünya Savaşı’na girdiler ve bir kaç yıl içinde dünyanın en güçlü milleti olmadıklarını anladılar. Zaten bunun bir önemi de yoktu. Çünkü ari ırkın seçkinliği diye bir şey yoktu. Bir ırkın diğerine üstünlüğü söz konusu olamazdı. Bir döneme damgasını vuran Aryosofi çökerken çok acı bir insanlık dersi de verdi. Tabi bu dersi okuyup çalışanlara ve anlayanlara…

Dünyanın en uzun binası Prora da 77 yıl boyunca henüz doğamadan ölmüş bir ceset gibi bomboş kaldı. Bu zihniyetin bir anıt binası olamadı ama bize mesaj veren bir mezar taşı haline geldi.

“Hitler neden 4,5 km uzunluğunda bir bina tasarladı? PRORA Oteli” için 6 yanıt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.