Bugün dondurmanın sırlarını konuşacağız, ama bu dondurmanın değil. İnsan vücudunu dondurmak ve yüzyıllar sonra çözdürüp kullanmak mümkün mü? Buna geçmeden önce… Hani sakın yapma dedikleri şeyler vardır ya. Şimdi onlardan birini yapacağım ve bu ağzına kadar su dolu cam şişeyi buzluğa koyup donduracağım 🙂 Su öyle sıcak falan değil bu arada, elimle tutabildiğim bir sıcaklıkta. Vücut sıcaklığımda yani… Buzluk batmasın diye de şöyle kilitli poşete koyuyorum. Yanına bir tane çilek yerleştireceğim. Aradan biraz zaman geçsin geri gelip bakarız.
Hani bazı bilim-kurgu filmlerinde olur ya… Bir grup araştırmacı ilginç bir şeyler keşfeder. Şimdi buna benzer bir şeyi anlatacağım ama bu kez kaynak bir film değil, gerçek bir olay.
Cambridge’de ötegezegenleri araştıran bir grup astrofizikçi, her gün olduğu gibi o gün de topladıkları verileri inceliyordu. Son zamanlarda pek çok araştırmacının gözdesi olan K2-18b gezegeninin verilerine baktılar. Ve hiç beklemedikleri bir şeyle karşılaştılar. Orada olmaması gereken, sıradışı bir şeyler var gibi duruyordu. Bu gerçekten de mümkün olabilir miydi? Yoksa… Uzaylı yaşamın izlerini mi keşfetmişlerdi?
“1492 yılının 3 Ağustos Cuma günü saat 8:00’de Saltes limanından yola çıktık. Gün batımına kadar güneye doğru güçlü değişken rüzgarlarla 60 Roma mili kadar ilerledik; daha sonra Kanaryalar’a giden rota olan güneybatıya yöneldik.”
Bu kelimeleri Kristof Kolomb, o meşhur yolculuğuna çıktığı ilk gün yazmış. Atlantik Okyanusu boyunca yaptığı yolculukta başına gelenleri böyle gün gün not etmiş. Cuma günü yola çıkmışlardı, bakın 3 gün sonra 6 Ağustos Pazartesi başlarına ne gelmiş:
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Birazdan size bir video linki vereceğim. Telif hakları nedeniyle buradan gösteremiyorum. Daha önce görmüş olsanız bile dikkatle izlemenizi istiyorum. Videoda iki takım var. Beyaz giyenler ve siyah giyenler. Beyaz giyen takımın kaç pas attığını saymanızı istiyorum. Ama çok dikkat edin tam olarak kaç pas attığını doğru bir şekilde saymalısınız. Gözünüzden hiçbir şey kaçmamalı. Anlaştık mı? O halde ekrandaki QR kodunu kullanarak videoyu izleyin bakalım. Sonra burada buluşup üzerinde konuşacağız.
Yarın uzaylılar Dünya’ya gelse, en büyük problemimiz ne olurdu? Onlarla konuşmak!
Nasıl konuşacağız? Ne diyeceğiz? Kim konuşacak? Sınıf başkanı mı?
2010 yılında Birleşmiş Milletler’in yaptığı gizli bir toplantıya dair dedikodular yayıldı. Bu toplantıda, uzaylılar Dünya’ya geldiklerinde, onlarla kimin görüşeceği konuşuldu. Ve bir kişi seçildi: Malezyalı astrofizikçi Mazlan Othman. Tabii kendisi böyle bir şeyin görüşülmediğini söyleyerek iddiaları yalanladı. Ama gerçek şu ki, insanlık çok uzun bir zamandır uzaylıları merak ediyor. Yıllardır SETI (Search for Extraterrestrial Intelligence) projesi kapsamında uzayda akıllı yaşam arıyor. Tamam şimdiye kadar herhangi bir şey bulamadık. Peki ya bir gün böyle bir durum yaşanırsa?
Cybertruck’la ilgili düşüncelerim yıllar içinde çok değişti. Borsa gibi bazen yukarı yönlü, bazen de aşağı yönlü hareketler sergiledi. Ama bu düşüncelerimin hepsi de onu bir ekranın arkasından, uzaktan izlerken oluştu. 4,5 yıl önce ilk kez tanıtıldığında da, 6 ay önce ilk kez fabrikadan çıktığında da… Kendisini yakından görmek ve sürmekse bambaşka bir şey. Önce görmekten başlayalım.
Tasarım. Ben onu ilk gördüğümden beri çok beğeniyorum. Evet çok iddialı, sert, köşeli, keskin, düz hatlara sahip ve zaten o yüzden geleceği hissettiriyor. Geleceğe dönüşten çıkmış gibi.