Kategoriler
Teknoloji Uzay

Çin roketi 4 Mart’ta Ay’a çarpacak!

16 Şubat Güncellemesi: Ay’a çarpacak olan parça Space X’e değil Çin’e ait bir roketin parçasıymış. Arizona Üniversitesi’nden bir öğrenci grubu, 4 Mart’ta Ay’a ulaşma rotasında olduğu varsayılan SpaceX Falcon 9 roket booster’ının aslında 2014’te fırlatılan bir Çin roketi olduğunu doğruladı. Çarpışma zamanı ve koordinatları değişmedi. Videonun başlığını buna göre güncelledim.

Yukarıda bir yerlerde bir uzay aracı Ay’a çarpmak üzere… Üstelik plansız ve kontrolsüz bir şekilde! Elon Musk’ın SpaceX şirketine ait bir Falcon 9 roketinin ikinci kademe parçası Dünya ile Ay arasında bir yerlerde kaotik bir yörüngede savrula savrula ilerliyor. Muhtemelen 4 Mart tarihinde TSİ. 15:26’ya 2 saniye kala Ay’a büyük bir hızla çarpacak. Tarihte ilk kez insan yapımı bir cisim plansız ve kontrolsüz olarak Ay yüzeyinde bir krater oluşturacak.

Daha geçen ay gündeme gelen “Don’t Look Up – Yukarı Bakma” filminde olanlara benzeyen bir durum gözlerimizin önünde gerçekleşiyor. Merak etmeyin bu çarpmanın bizi olumsuz yönde etkileyecek bir tarafı yok. Ama filmdekine benzer gelişmeler çok. Çünkü bu çarpışmayı ilk fark edip duyuranlar NASA ya da başka bir uzay ajansı değil. Roketi fırlatan SpaceX ya da Elon Musk’ın da yakın zamana kadar bu konuyla ilgili herhangi bir bilgisi yoktu. Bu aracın Ay’a çarpacağını ilk bulan kişi kendi başına çalışan bir bilgisayar yazılımcısı. 

4 Mart’ta çok ilginç ve tarihi bir durumla karşılaşacağız. Hem bu durum, hem de bu duruma nasıl geldiğimizin hikayesi bence anlatılmaya ve paylaşılmaya değer. 

Hikayemiz bundan 7 yıl önce başlıyor. 2015 yılının Şubat ayında Florida’daki Cape Canaveral Uzay Üssü’nden bir Falcon 9 roketi fırlatıldı. Geri sayımın ardından göğe doğru yükselmeye başlayan roket tüm uzay görevlerinde olduğu gibi kademeler halinde tasarlanmıştı. 9 Merlin motorundan oluşan ilk kademe ya da diğer adıyla “booster” her zaman olduğu gibi fırlatmadan birkaç dakika sonra ayrıldı. Falcon 9 roketinin üst kademesiyse “DSCOVR” adında bir hava durumu uydusunu taşıyordu. Fakat diğer Falcon 9 görevlerinden farklı olarak bu uydu Dünya’nın alçak yörüngesine yerleşmeyecekti. Dünya’dan 1,5 milyon kilometre uzaktaki özel bir yörüngeye yönlendirilmesi gerekiyordu. 

Tıpkı geçtiğimiz günlerde gönderilen ve benim canlı olarak yayınladığım WEBB Uzay Teleskobu gibi. Bu arada o da hedefine ulaştı, şu anda aynalarını kalibre etmekle meşgul. Hatırlarsanız WEBB uzay teleskobunun da özel bir noktaya gönderildiğini söylemiştim. Güneş ve Dünya’nın Lagrange noktalarından ikincisine, yani L2 bölgesine. 7 yıl önce yola çıkan DSCOVR uydusu ise diğer bir Lagrange noktasına L1 bölgesine gönderilmişti. Yani şu anda bu uydu ve WEBB teleskobu tam ters yönde 1,5 milyon kilometre uzaktaki özel yörüngelerinde dolaşıyor. DSCOVR uydusunu bu özel noktaya yönlendirebilmek için Falcon 9 roketinin ikinci kademesi ya da diğer adıyla üst kademesinin her zamankinden daha yüksek bir irtifaya çıkması gerekiyordu. Nitekim öyle de yaptı ve başarıyla uyduyu yönlendirdi. 

Uzay görevlerinde genellikle iki aşamalı olarak gerçekleştirilen bu işlemde roketin alt ve üst kademeleri içlerindeki yakıtı tükettikten sonra Dünya atmosferine girerek yanmaya başlar. SpaceX’in bu konudaki en önemli inovasyonu alt kademenin yani booster’ın kontrollü bir şekilde yeryüzüne dikey iniş yapabilmesini sağlamak oldu. Bu sayede aynı booster tekrar tekrar kullanılabilir hale geldi ve dolayısıyla toplam fırlatma maliyetleri azaldı. Ancak roketin üst kısmındaki ikinci kademe için bu geçerli değil. Diğer tüm fırlatmalarda olduğu gibi roketin bu kısmı atmosfere girip parçalanıyor. Bu küçük parçalar da çoğu zaman okyanuslara düşüp kayboluyor. 

Eğer gönderilen yük alçak yörüngeye değil de WEBB Uzay Teleskobu ya da DISCOVR uydusundaki gibi daha uzaktaki bir noktaya yönlendiriliyorsa o zaman roketin ikinci kademesi okyanusta değil uzayda kayboluyor. Tabi bize göre kayboluyor. Bazı organizasyonlar, bazı profesyonel ya da amatör astronomlar bu parçaları sistematik olarak takip etmeye devam ediyorlar. 

Bu konuyu merak edenler için güzel bir web sitesi önereyim: http://stuffin.space Uzayda etrafımızda dönen küçük parçaları ve yörüngelerini gösteren bir yer burası. Çeşitli gruplar halinde inceleme yapabiliyorsunuz. Mesela bunlardan birini inceleyelim. Bugün sizlere hikayesini anlattığım fırlatmadan 2 ay sonra 2015’in Nisan ayında yine SpaceX’in yaptığı bir başka fırlatma daha olmuştu. Türkmenistan’ın uydusunu yüksek yörüngeye yerleştirmişti. Şu anda Türkmenalem adındaki bu uydu 35 bin kilometre üstümüzdeki bir yörüngede dönüyor. Gördüğünüz gibi onu oraya yerleştiren Falcon 9 roketinin üst kademesi de 21 bin kilometre üstümüzde dönüyor. Hala… 7 yıldan beri…

7 yıl önce başlayan diğer hikayemizin kahramanı olan Falcon 9 roketinin ikinci kademesiyse bundan daha da yükseğe çıkmıştı. O irtifada eğer sizi yönlendirecek bir itki kuvvetiniz de yoksa ilginç bazı durumlar meydana gelmeye başlıyor. Bir tarafınızda Dünya, diğer tarafınızda Ay var. Uzaklarda bir yerlerde de Güneş. Hepsi de kendi büyüklüğü ölçüsünde bir kütleçekimine sahip. Elimdeki bu kitap durumu “Üç Cisim Problemi” olarak tanımlamış. Uzaydaki cismin hangisinin etkisine gireceğini anlayabilmek tam olarak mümkün değil. Fakat o cismi takip etmeye devam ederseniz bir süre sonra birinin kütleçekimine kapılarak bir yörüngeye oturduğunu görüyorsunuz. Falcon 9 roketinin parçası da bir süre sonra Dünya’yla Ay arasında özel bir yörüngeye girmiş. O da orada dönüyor. 7 yıldan beri…

Onun bu hareketini bugüne kadar kimse umursamamış. Bir kişi hariç. Bill Gray adında bir bilgisayar yazılımcısı. Kendisi astronomiden çok matematiğe ve fiziğe yakın bir amatör. Ama astronomlar için Dünya’ya yakın nesneleri takip eden “Project Pluto” adında bir bilgisayar yazılımı geliştirmiş. Ben 3 hafta önce “Don’t Look Up – Yukarı Bakma” filmiyle ilgili videoyu yayına verdiğim sıralarda Bill yukarı bakıyormuş. Daha doğrusu kendi bilgisayar yazılımında yukarıdaki nesneleri takip eden verilere… 5 Ocak 2022’de Ay yakınından geçen bir nesnenin verilerini girince ilginç bir ekran görüntüsüyle karşılaşmış. IMPACT! Kırmızı renkli bu uyarı şeridinde o nesnenin 4 Mart’ta Ay’a çarpacağı yazıyor. 

Tıpkı film gibi değil mi? O filmde kuyruklu yıldızı fark eden kişiler ne yapmıştı? Önce verileri kontrol etmişti. Başkalarından önce kendilerinden şüphe etmişti. Bilimsel metod bunu gerektirir. Bill de aynı şeyi yapmış. Önce kendi yazılımını kontrol etmiş sonra da 15 Ocak’ta astronomiyle ilgili forumlara bir mesaj göndermiş. Bu mesajda özetle şöyle diyor:

“Tamamen kesin değil ancak bir nesnenin 4 Mart’ta Ay’a çarpma ihtimali var. 21 Ocak ve 8 Şubat’ta bu nesne yeterince parlak olarak gözlemlenebilecek. Eğer inceleyebilirseniz bulgularınızı lütfen benimle de paylaşın.”

Mesajı gönderdikten sonra İtalya, Fransa, İspanya, İngiltere ve ABD’deki 9 farklı gözlemevinden datalar gelmiş. Hatta Utah’taki biri “timelapse” görüntüsünü yakalmış. Bu görüntüdeki parlamaları analiz ederek roket parçasının 180 saniyede bir döndüğünü hesaplamışlar. Videonun başında o yüzden “savrula savrula” gidiyor ifadesini kullandım. Tüm bu yeni gelen verilere göre bu parça Ay’ın uzak tarafındaki “Hertzsprung” kraterine çarpacak. Bu krater 520 km çapında. Ancak Bill Gray kraterin tam olarak neresine çarpacağını bile bulmuş. Hesaplamalarının en fazla birkaç saniye ve birkaç kilometre sapabileceğini söylüyor. Eğer bu savrularak giden nesne insan yapımı bir roket parçası değil de bir gök cismi olsaydı %100’e yakın bir kesinlikle konuşabilirdim diyor. Fakat uzay çöpleri maalesef biraz daha kafa karıştırıcı olabiliyor. 

Daha önce böyle bir olay meydana gelmiş miydi? Ay’a çarpan insan yapımı pek çok nesne var. Onların oluşturduğu kraterler dokümante edilmiş durumda. Hatta Türkiye Uzay Ajansı’nın yayınladığı hedefler arasında da önümüzdeki yıl Ay’a sert iniş gerçekleştirme planı açıklandı biliyorsunuz. “Sert iniş” aracı çarptırmanın bir başka adı. Peki neden böyle bir şey yapılır? Bazen sembolik bazen de bilimsel amaçlarla. Mesela 2009’da bir roketin parçası bilerek Ay’ın güney kutbuna yönlendirilip oraya çarpması sağlandı. Çarpma öncesi ve sonrası görüntüler karşılaştırılarak orada toprağın altında su olup olmadığı araştırıldı. Bunlar bilerek, istenerek yapılan çarpmalar. 

Oysa bu kez durum farklı. SpaceX Ay’a gitmek üzere çok özel bir uzay gemisini yıllardır hazırlıyor. Hatta yaptığı testleri ben de canlı olarak yayınlıyorum. Fakat bu uzay aracı 2024 ve sonrasındaki Ay görevleri için yapılıyor. Oysa şimdi SpaceX’in ta 2015’te gönderdiği bir roket onların bile planlamadığı bir şekilde Ay’a ulaşmış olacak. 

Ben bu videoyu yayına hazırlarken henüz SpaceX’ten resmi bir açıklama gelmemişti. Fakat haber Batılı bazı TV kanallarında gündeme getirildi. “Çarpışma “Ay’ın karanlık yüzünde” gerçekleşeceği için Dünya’dan teleskoplarla gözlemlenemeyecek” diyor muhabir. “Dark side of the moon – Ay’ın karanlık yüzü” Pink Floyd’un bir albümünün de ismi olduğu için stüdyodaki sunucular kendi aralarında hemen şakalaşıyorlar. “Don’t Look Up” filmindeki bir sahne gibi adeta. İşte bu bir bakış açısı. Üstelik güldükleri şey doğru bir saptama bile değil. Çünkü 4 Mart tarihinde Yeni Ay evresinde olacağız. Yani asıl Ay’ın bize yakın tarafı karanlık olacak. Dolayısıyla diğer tarafı, bize uzak olan tarafı karanlık değil aydınlık olacak. 

Yani bu konuya gülüp geçmek yerine belki de istemeden gerçekleşecek bu çarpışmayı bile bilimsel bir deney fırsatına dönüştürebilmek mümkün olabilir. Ay’ın çevresinde dönen pek çok uydudan ABD ve Hindistan’a ait iki önemli uydu kullanılabilir. Özellikle Hindistan’ın uydusu çok modern ve yüksek çözünürlüklü gözlem enstrümanlarıyla donatılmış durumda. Bu çarpmanın koordinatları belli olduğuna göre belki de o bölgeye yakın bir konumdayken gözlem yapılabilir. Tam çarpma anında uyduları oraya yöneltebilecek bir enerjiyi kullanacaklarını sanmıyorum ama en azından oluşacak krater görüntüsü incelenebilir. 

Bu hikaye hala gelişmeye devam ediyor. 7-8 Şubat tarihlerinde cisim tekrar ve son kez uzayda gözlenecek, ardından çarpışma gerçekleşecek. Ancak bu hikayeden, bu kıssadan hisseyi ben çok farklı bir yerde görmek ve göstermek istiyorum. Şu kitapta. İçinde pek çok formül var bu kitabın. Bakmayın böyle yeni göründüğüne. Orijinali 1687 yılında basılmış. Yazarı Isaac Newton. Okullarda öğrendiğimiz o meşhur kütleçekimi yasaları var ya, işte ilk kez bu kitapta yazılı hale getirilmiş. 

300 yılı aşkın bir süre boyunca o yasalar sadece okul müfredatı haline gelmedi. İçindeki formüller kullanılarak gök cisimlerinin hareketleri hesaplandı. Sonra roketler yapıldı. Yine aynı formüller kullanılarak roketin motorunun ne zaman ateşlenip ne zaman kapatılacağına karar veriliyor. Çünkü ona göre parçaların nereye düşeceği ya da düşmeyip uzayda nerelere gideceği bulunuyor. Bu hesaplar o kadar hassas ki mesela Dünyanın şekli yuvarlak olsaydı yanlış çıkardı. Neyseki dünyanın şeklinin tam bir yuvarlak olmadığını, kutuplardan basık ve ekvatordan biraz şişkin özel bir şekle sahip olduğunu biliyoruz. Sadece bu şişkinlik bile roketin çarpacağı hedefin hesaplanmasında 170 km’lik bir farkı ortaya çıkartıyor. 

Evrenin her yerinde matematik olduğunu söyleyip geçiyoruz ama günümüzde o matematiği bir bilgisayar yazılımına dönüştüren herhangi bir kişi roketi yapanların bile bilmediği sonuçları işte bu formülleri kullanarak bulabiliyor. Gerçekten çok ilginç günlerde yaşıyoruz. Aşağıya bakıp yeri düz görenlerle, yukarı bakıp bu hesaplamaları yapanlar aynı kürenin üstünde yaşıyor. 

“Çin roketi 4 Mart’ta Ay’a çarpacak!” için 5 yanıt

”Önce verileri kontrol etmişti. Başkalarından önce kendilerinden şüphe etmişti. Bilimsel metod bunu gerektirir. Bill de aynı şeyi yapmış. Önce kendi yazılımını kontrol etmiş… ”

Başkalarından önce kendimizden şüphe etmek ve olaylar karşısında yaptığımız ”Neden” ya da ”Nasıl” sorgulamalarımızı yine kendimize yöneltip önce kendi açıklarımızın farkına varmamız gerektiğini ve farkındalıkla kalmayıp bunları geliştirip kendimizin daha iyi halini oluşturmaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.

”Gerçekten çok ilginç günlerde yaşıyoruz. Aşağıya bakıp yeri düz görenlerle, yukarı bakıp bu hesaplamaları yapanlar aynı anda aynı kürenin üstünde yaşıyor.”

Evet, kendi potansiyelimizi açığa çıkartıp kendimizin en iyi versiyonuna ulaşmaya çalışmalı ve her gün sonsuzluğa bir adım daha yaklaşmaya çalışmalıyız. Bir yılı bir hafta gibi geçirmemeliyiz, hayat oyununda günümüz içinde ki kendi hamlemizi pas geçmemeliyiz 365 adım atabilecekken birkaç adım atmamalıyız, yavaş ama istikrarla ilerlemeliyiz.
Bazı insanlara ve yaptıkları büyük işlere imreniyoruz, onların çizginin dışında olduklarını düşünüyoruz ve şaşırıyoruz çünkü bunları gerçekleştirenlerin de beyni benle aynı beyin, onlarda 4 duvarın oluşturduğu bir odada üretiyorlar harika işlerini ve yapıtlarını, onlarda yiyor, geziyor yani bizim gibi yaşıyorlar.
Barış abi mesela ya da Bill Gray aynı şekilde bir oda da gerçekleştiriyorlar o harika yaşam hikayelerini. Bu başarılara şahit olurken sanki geçmişte verilen emeğin ya da alınan yolların zorluklarını unutuveriyoruz.
Bu başarılar bir anda gerçekleşmedi yılların emekleri ve zorlukları var. Başarıların ardında ki hikayelere kulak vermemiz daha doğru olacaktır. Fark ettiyseniz Bill Gray’in bulunduğu fotoğrafta odanın duvarında beyaz sıvalar gözüküyor o halde elimizde olanlarla harikalar yaratmak ve bir yerden başlamak yerine, neden hala şuna sahip değilim, keşke şurada okusaydım ya da yaşasaydım bende harikalar yaratırdım diyoruz.
Gelişim yavaş yavaş gerçekleşen ve emek isteyen bir konu, bunun için kendi hikayemizin kahramanı olan bizler konfor alanımızdan çıkmalıyız. Sonuçta bu başarıların arkasında ki hikayeleri fark etmeye başlayınca başarılı insanların aslında hiçte çizginin dışında olmadıklarını anlıyor ve aynı potansiyellere sahip olduğumuzun, bizimde kendi ilgi alanlarımız, hobilerimiz ve uzmanlıklarımız yolunda harikalar yapabileceğimizin ayırdına bir kez daha varıyoruz.

Teşekkürler Barış abim 🙂

Selamun aleyküm Barış Bey, ben Enes Erdoğan. Uzun zamandır sizi ve videolarınızı takip ediyorum. İnsanın bilgi birikimine çok güzel şeyler katıyorsunuz o yüzden teşekkürler. Barış sizin bilgiye ve kitaplara çok önem verdiğinizi biliyorum. Hatta Sufi de bir yılda bin kitap okuduğunu (maşallah) yine videolarınızdan öğrenmiştim. Siz nacizane bir isteğim olucak. Ben Gümüşhane ‘nin Kelkit ilçesi Şehit Osman Şahin ilkokulu’ da ilkokul öğretmeniyim bizim okulumuza kitap ve kırtasiye yardımında bulunmanızı çok isterim. Böyle bir yardımda bulunursanız kendim ve öğrencilerimiz adına müteşekkir olurum. Çalışmalarınızda, yayınlarınızda başarılar dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.