Kategoriler
Sinema Teknoloji

Verilerin gücünü gösteren en iyi 5 film

  • Herkes kimin kazandığını biliyor. Ama herkes nasıl kazanıldığını bilmiyor.

Bir film için çok iddialı bir başlangıç değil mi? Bu videoda böyle iddialı filmlerden bir seçki sunacağım sizlere. Ama bu ilk alıntıladığım filmi en sona saklayacağım. Çünkü önce sorular sormanızı isteyeceğim. Çünkü…

  • Ulusumuza sorulacak milyonlarca önemli soru var. Türümüz, gezegenimiz… Kimse doğru soruyu sormuyor. 

Kimse doğru soruyu sormuyor.

MONEYBALL

Doğru soruyu soranlardan biri Moneyball filminde Brad Pitt tarafından canlandırılan Oakland Athletics beyzbol menajeri Billy Beane’dir. Gerçek bir hikayeye dayanan bu film, tarih analistlerini göstermede bir kilometre taşıydı. Veritabanlarının gücünü bilgisayar ekranlarından çıkarıp büyük ekrana, beyaz perdeye getirdi. 

Karakterimiz büyük maddi sıkıntılar içinde olan bir spor kulübünü yönetiyor. Daha doğrusu yönetmeye çalışıyor. Ta ki genç bir ekonomist olan, Yale mezunu Peter Brand (Jonah Hill) ile tanışana kadar. İşte o andan itibaren doğru soruları sorarak gerçekleri ortaya çıkarıyorlar. Veriye dayalı gerçekleri… Alışılmadık yenilikçi bir oyuncu seçme yöntemi kullanıyorlar. Bu yöntem, tahmine dayalı modelleme ve sporcularla ilgili yüzlerce tarihsel verinin derinlemesine analizini içeriyor. 

Veriye dayalı iş yapış biçimini tercih ettiğinizde, en azından yakın geçmişe kadar ilginç bir şekilde bazı kişiler tarafından eleştirilebilirdiniz. Fal bakarak mı iş yapalım? Filmde de medyadan, kulüp sahiplerinden ve antrenörlerden gelen eleştirilere rağmen bu yöntemde ısrar ediyorlar ve yöntem işe yaramaya başlıyor. Yaptıkları veri analizi, Billy Beane’in sınırlı bir bütçeye rağmen bir ekip oluşturmasını sağlıyor. Sonunda, kulüp kazanmaya başlıyor ve bu yöntem beyzbolu sonsuza kadar değiştiriyor. Nasıl? Sadece matematik, kod ve SQL kullanarak. Büyük veritabanlarıyla çalışmak, bilgileri uygun şekilde işlemeyi, verileri toplamayı ve ilgili sonuçları oluşturmak için kullanmayı gerekli kılar. Bu veriler daha önce yok muydu? Vardı tabi. Ancak yalnızca doğru sorgular, doğru sonuçları üretti. O yüzden doğru soruları sormak önemli dedim.

Michael Lewis’in “Moneyball: The Art of Winning an Unfair Game” adlı romanının bu uyarlaması, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dahil olmak üzere dört Altın Küre adaylığı ve altı Oscar adaylığı aldı. Tüm veri analizi, spor ve drama sevenler için tavsiye edebileceğim bir film. Belki sizlere de ilham verir.

MARGIN CALL

2008’de küresel bir ekonomik kriz yaşandı. Bu krizin de sebepleri elbette sayılar, veriler ve matematikle ilgili. Sıradaki filmimiz Big Short işte bu ekonomik krizin ilk saatlerinden ilham alan bir hikaye. Sadece bir gökdelende geçiyor, ama bu sınırlı mekanda bile gerim gerim geriliyorsunuz. 

Dediğim gibi krizin temelinde de veriler olduğu için filmin ana karakterlerden biri, büyük bir yatırım bankası için çalışan bir risk analisti. Verileri analiz ederek, tüm şirketin dayandığı finansal strateji varsayımlarında bir hata buluyor. Bu hata ipotek sigortası konusu ile ilgili. Bu analist yine doğru soruları sorarak piyasa balonunun patlamak üzere olduğunu ortaya çıkarıyor. Böylece zamana karşı bir yarış başlıyor. Senaryo gerçek olmasa da, birçok ekonomist bu filmin neredeyse belgesel gerçekçiliğinde olduğunu düşünyor ve o sırada Wall Street’te olanları gayet iyi yansıttığını söylüyor. Filmde Kevin Spacey, Demi Moore ve Jeremy Irons gibi yıldız oyuncular da yer aldığından izlemesi çok keyifli. Sadece ve kuralsızca para peşinde koşmanın nelere yol açabileceğine dair çarpıcı bir uyarı.

LIMITLESS

Hayatı karmakarışık bir insan düşünün. Üstelik Bradley Cooper tarafından canlandırılıyor. Romanını yayınlamayı hayal eden, doyumsuz ve depresif bir yazarın, Eddie Morra’nın olağanüstü hikayesi. Bir gün bir arakadaşı ona alışılmadık bir ilaç verir ve bu gizli madde sayesinde beyni anormal beceriler kazanır. Bir dahiye dönüşür. Yeri gelmişken bu filmin bilim-kurgu, gizem, gerilim kategorilerinde olduğunu da belirteyim. 

İşte birden bir dahiye dönüşen yazarımız, yazmak yerine iş dünyasına giriş yapmaya karar verir. Eddie’nin yeni yeteneğini fark eden ve onu para kazanmak için kullanan Robert DeNiro’nun canlandırdığı zengin Carl Van Loon ile tanışır. Ve bilin bakalım bizim Eddie ne olarak çalışmaya başlar? Bir veri analisti olarak… Yine doğru soruları, doğru bir şekilde sorar. Tabi bu kez aldığı cevapları çok daha hızlı olarak değerlendiren beyni, büyük miktarda verileri işlemeye başlar ve belirsiz, olağandışı ve riskli bazı stratejik kararlar önerebilir hale gelir. 

Film bu yönüyle insan algısının olasılıklarına ilginç bir bakış atıyor. Ancak süper güçleri olsa bile, bir analistin bilgisayar kullanmadan veya verileri düzgün bir şekilde işlemeden pek bir şey yapamayacağını da bize gösteriyor. Bu arada daha sonra Netflix tarafından bu filmin bir televizyon dizisi uyarlaması da yapıldı. Yine aynı isme sahip bu dizi sadece 22 bölümlük tek bir sezon olarak yayınlandıktan sonra çok başarılı olmayınca ikinci sezon için yenilenmedi.

Veriler sadece filmlerde ya da dizilerde değil her yerde. Onları bulmayı, görmeyi ve anlamayı biliyorsanız herkesin işine yarıyor. Onları analiz ederek başarılı olmanın bir yolunu da bu videonun sponsoru Adabte sunuyor. Adabte, etkili dış ticaretin formülünü sunuyor. Veri teknolojilerini en iyi şekilde kullanarak geliştirdiği hizmetler ve uluslararası partnerleriyle birlikte akıllı dış ticaret istihbarat sistemleri ile bugüne kadar müşterilerine toplam 3.5 milyar dolarlık ek satış getirdi. Ben de bunu nasıl yaptıklarını ayrıntılı olarak anlattığım bir video hazırladım. Gerek bu videoya ve gerekse Adabte’nin web sitesine açıklamalar bölümünde verdiğim linkle ulaşabilirsiniz. Günümüzün modern veri teknolojilerini, araçlarını ve kaynaklarını en iyi şekilde kullanan Adabte’nin size güzel bir de sürprizi var. Bir yıl boyunca her ay seçilecek üç firmaya bir ay boyunca “Tendata, Adabte hedef ülke raporu ve Adabte portföy hizmeti” verecekler. Böylece verilerin gücüne siz de bizzat tanık olacaksınız. 

BIG SHORT

Ekonomik kriz hakkında bir başka harika film var sırada, bu kez konuyu biraz da mizahi bir şekilde ele alıyor Big Short. Yine bir analistimiz var, üstelik Christian Bale tarafından canlandırılıyor. Bir California hedge fonunda çalışan eksantrik bir analist bu. Makroekonomik verilerde daha önce kimsenin görmediği bir şey görüyor. Hesaplamalarını ve veritabanı sorgularını kullanarak ipotek piyasasının yaklaşan çöküşünü tahmin ediyor. Analizine dayanarak, ABD ekonomisine karşı finansal seçeneklere yatırım yapmaya karar veriyor. Bu arada bir grup dışlanmış Wall Street analisti de benzer sonuçlara varıyor. Office dizisinden tanıdığımız Steve Carell’in oynadığı bir karakter tarafından yönetilen bu ekip, Amerika’nın gerçek durumunu görmek için Amerika Birleşik Devletleri’nde bir geziye çıkıyor. Önce somut verilerde okuduklarını şimdi kendi gözleriyle görüyorlar: ödenmemiş krediler, dolandırıcılık ve büyük bir yolsuzluk. Bütün bunlar, kaçınılmaz olarak, dünya tarihindeki en büyük finansal krizlerden birine yol açmak üzere. 

Adam McKay’in bu filmi, biri en iyi film olmak üzere beş Oscar adaylığı aldı. Oyuncu kadrosunda Carell ve Bale’in yanı sıra Ryan Gosling, Brad Pitt ve film sırasında ekonominin karmaşıklığını anlatan bir sürü ünlü yer alıyor. Mesaj basit: Verileri analiz edebilmek iyidir; Bu beceri sayesinde sadece diğerlerinden önde değilsin; dünyayı bile kurtarabilirsin!

BREXIT

Gelelim en başta doğru soruları sormanın önemini bize hatırlatan Benedict Cumberbatch’in oynadığı filme. Bu film, İngilizlerin kendilerini Brexit’i istediklerine inandırmak için kandırılmalarıyla ilgili kurgusal bir hikaye. Ana karakterimiz, siyasetle çok az ilgisi olan bir analist ve pazarlamacı. Trendlerle ve insanların davranışlarıyla ilgileniyor. Büyük Britanya’daki siyasi kargaşadan yararlanarak, ülkenin Avrupa Birliği’nden önerilen çıkışına ilişkin bir referandum kampanyasından sorumlu ekibe liderlik etmeye başlıyor. 

Bu karakterimiz gerçek bir dahi, ama aynı zamanda hiç bir şeyden çekinmiyor. Sonucun Britanya vatandaşları için iyi olup olmayacağına bakmaksızın verileri analiz edip siyasi anlaşmazlıklarda kullanmaya başlıyor. Sosyal medyadan gelen verileri analiz etmenin gerçek gücünü gösteren diğer analistlerle tanışıyor ki ben bu analistleri yıllar önce yaptığım Facebook’u Silelim mi videosunda sizlerle tanıştırmıştım. Bu kişiler gri bir alanda dolaşıyorlar. Kullandıkları yöntemler zaman zaman tüyler ürpertici manipülasyon teknikleri oluyor. Ve sonunda çoğu politikacı ve medya bunun nedenini tam olarak bilemese de her şey Brexit’e yol açar. Veritabanlarının gücü ve analistlerin becerileri bir kez daha kazanıyor.

Bu filmleri izlemek eminim verilerin gücü konusunda sizlerde de bir farkındalık yaratacaktır. Ancak sadece izlemek, sadece okumak yetmez. Eğer kendinizi bu yönde eğitebilir ve sorulması gereken soruları ortaya çıkartabilirseniz, cevapların çok da zor olmadığını göreceksiniz. 

Ama çoğu kişi doğru soruları sormuyor. Siz soranlardan olun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir