Sevgililer gününe mektup

Sevgili sevgililer günü. Bu satırları okuduğunda senin günün çoktan gelmiş, hatta belki de geçmiş olacak. En son ne zaman birinden mektup aldın bilmiyorum. Bak e-posta demiyorum. Mektup. Hani kağıtların üzerine kalemle yazılıp bir zarfa konulan türden gerçek bir mektup. Ben almayalı çok uzun zaman oldu.

Madem artık kimseden mektup alamıyorum, bari ben bir mektup yazayım dedim. Hem de hiç tanımadığım birisine. İşte okuduğun şu satırların yazılma nedeni bu. Senin gerçek olup olmadığını bile bilmiyorum. En son bu duyguyla İtalya seyahatimde karşılaşmıştım. Verona’da. Orada Juliet’in yaşadığı söylenen bir ev vardı. E sen sevgililer günü olduğuna göre Juliet’i kesin tanırsın. Evinin önü o kadar kalabalıktı ki. Dış kapıdan avluya zorlukla ilerlerken evinin duvarlarında binlerce ismin yazılı olduğunu gördüm. Sevgililerin isimleri. Söylenene göre bu duvara sevgilinin ismini yazmak şans getirirmiş. Şans getirdiği söylenen bir şey daha var ama senin yaşını bilmediğim için onu burada yazmayayım. Orada aşkını ölümsüzleştirmek isteyenlerin yaptığı başka bir şey daha var. Juliet’e mektup yazmak. Yani hiç tanımadıkları birine. DEVAMI ▷

Zinciri Kırma

Hayatta uyguladığım en verimli prensiplerden ikisini paylaşmak istiyorum. İkincisini ben uydurdum, ama ilkini bir komedyenden öğrendim. Seinfeld’den. Kendisi der ki: “Zinciri Kırma!”

“2017’de Zinciri Kırma” takvimine şuradan ulaşabilirsiniz.

Seinfeld 90’lı yılların en önemli komedyenlerinden biri. Kendi adıyla yaptığı televizyon şovu bana göre gelmiş geçmiş en iyi sitcom – komedi dizisidir: “Hiç bir şey hakkında bir show.”

seinfeld

2007 yılında sevgili eşim Devletşah, Seinfeld’le ilgili bir makale okuyup bunu blogunda yazdı. Zinciri Kırmayın! O günden beri eşimle birlikte kendi hayatlarımızda bu kuralı pek çok alanda uygulamaya çalıştık ve işe yaradığını gördük. Uygulaması son derece basit bir prensip bu. DEVAMI ▷

İş görüşmesinde sorulabilecek en ilginç 11 soru

Hayatta en az bir kere iş görüşmesi yapmışsınızdır. Henüz yapmadıysanız gelecekte yapacaksınız. İster masanın işveren tarafında ister başvuran tarafında oturun, bir iş görüşmesinin özü sorulardır. Birisini gerçekten tanımak için ona ne sorardınız?

Kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz? En klasik mülakat sorularından biridir. Ne bileyim nerede? Kısmetse burada görmek istiyorum 🙂 Şaka bir yana böyle bir sorudaki amaç açık bir kariyer hedefinizin olup olmadığını öğrenmektir. Ben bu klasik soruların değil de farklı soruların hayranıyım. Onların peşine düştüm. Mesela “Ne kadar tuhafsınız?” sorusu. Evet bu gerçek bir mülakat sorusu ve bir online alışveriş sitesinde çalışmak isteyen adaylara soruluyormuş. Buna nasıl cevap verilebilir ki? İşte bir başkası “Kendinizi tek bir kelimeyle tanımlayabilir misiniz?” DEVAMI ▷

80/20 kuralı

Beş minik kardeş parmak varmış. Bir kuş görmüşler. Baş parmak bu kuşu tutmuş, temizlemiş, pişirmiş ve yemiş. Diğerleri de hani bize hani bize demişler… Baş parmak da demiş ki: “eee dünyanın düzeni böyle, sonuçların %80’ini, eylemlerin %20’si oluşturur”.

Dünyada pek çok ilginç oran var. Bunlardan biri de 80-20 oranı. Bu oran ilk önce ekonomide gözlemlenmiş. Vilfredo Pareto, İtalya’nın topraklarının %80’inin, nüfusun %20’sine ait olduğunu bulmuş. Daha sonra bu oranın başka konularda da ortaya çıktığını fark etmiş. Hemen adını koymuş: Pareto ilkesi. Hemen her yerde “öngörülebilir bir dengesizlik” varmış. Gelir adaletsizliği şeklinde tanımladığımız bu veriler halen geçerli. Şu anda tüm dünya nüfusunun %20’si toplam zenginliğin %80’ine sahip. DEVAMI ▷

Zaman yönetimi tekniği: Tek mi Çift mi?

90’lı yıllarda öğrenciyken zamanımı daha verimli kullanmak için bir yöntem geliştirdim. Adı: Tek mi, çift mi? Sonra büyüdüm ve üretkenlik adına daha başka teknikler olduğunu da öğrendim. Sizce bu teknikleri kullanarak zamanımızı tasarlayabilir miyiz?

Size kendi tekniğimden bahsedeceğim ama önce en popüler zaman yönetimi metodu olan Pomodoro‘yu görelim. Tam benim “tek mi çift mi” tekniğimi geliştirdiğim 90’lı yıllarda ortaya çıkmış ve bilhassa yazılımcı ve tasarımcı dünyasında ilgi görmüş bir teknik ama bence herkes uygulayabilir.  Çünkü çok basit.

Önce bir zamanlayıcı (timer) buluyorsunuz ve 25 dakikaya ayarlayıp çalışmaya başlıyorsunuz. 25 dakika dolduktan sonra 5 dakikalık kısa bir ara veriyorsunuz. Buna bir “pomodoro” deniyor. İşinizin miktarına göre arka arkaya 4 pomodoro yapabilirsiniz. Her 4 pomodorodan sonra 20-30 dakikalık daha uzun molalar verebilirsiniz. Kolay. Ama daha da kolaylaştırılabilir mi? Evet. Tek mi çift mi yöntemimi bekleyin 🙂 Bu arada bu yöntemi de eleştirenler yok değil. DEVAMI ▷

En iyi tatil nasıl yapılır?

Tatil kelimesini de kavramını da pek sevmiyorum. Bana göre tatil yapmak, dinlenmek; hiç bir şey yapmamak değil, normalde yaptığım rutin işlerin dışına çıkmak demek. Bu rutinin dışına çıkmanın en kolay yolu da bir yerden başka bir yere gitmek, yani seyahat etmek. Peki en iyi tatil nasıl yapılır?

Ben yolculukla ilgili eylemlerimi üçe ayırıyorum: yolculuk öncesi, yolculuk sırası ve yolculuk sonrası…

Bir yerlere gitmeye karar verdiğiniz andan itibaren aslında kalben, ruhen ve zihnen o yolculuğunuz başlıyor. Eminim bunu siz de hissetmişsinizdir. O yüzden seyahat kararınızı mümkün olduğu kadar erken verin ve onu şimdiden düşünmeye, planlamaya başlayın. Mutlu olacağınızı bilimsel olarak garanti edebilirim. Hayat kalitesi hakkında yapılan bir araştırma yolculuktan duyulan mutluluğun, yolculuk daha başlamadan önce maksimum seviyelerine eriştiğini gösteriyor. DEVAMI ▷

Plüton ve Sonrası, 248 yıl sonra nerede olacağız?

Pluto mu? Plüton mu? Gezegen mi değil mi? Biz bu kısır tartışmaları bir kenara bırakalım da güneş sisteminin sınırlarında ne var ve buna ulaşmak için insanlar teknolojiden nasıl faydalanmışlar bunun hikayesine bakalım.

Bize okul yıllarında Plüton 9. gezegen olarak öğretilmişti. Maalesef bu ünvan kendisinden alınarak cüce gezegen haline getirildi. İşte tam da bu ünvanın kendisinden alındığı yıl olan 2006’da dünyadan piyano büyüklüğünde tasarlanmış bir uzay aracı ona doğru yola çıktı: New Horizons – Yeni Ufuklar.

Düşünün o zamanlar Facebook, YouTube daha yeni kurulmuş, Twitter ortalarda yok. Dolayısıyla bu yolculuk sosyal medyada trend topic filan olamadı. Uzay aracı 9 yıldan beri yolda. O yoldayken teknolojik açıdan dünyada neler oldu neler. iPhone’lar, iPad’ler, iWatch’lar, ay aylar… Düşünebiliyor musunuz uzaya bir araç gönderiyorsunuz ama içine selfie çekebilecek bir iPhone bile konulamamış. Onun yerine Plüton’u keşfeden bilim adamının külleri, bir kaç bozuk para, pul, içinde 434.000 kişinin imzası olan bir CD-ROM, CD-ROM! USB bellek bile değil… Neyse, içinde bu hatıra eşyaları ve tabiki bir kaç bilimsel gözlem aracıyla birlikte yoluna devam ediyor. Ben bu videoyu yayınladıktan yaklaşık 48 saat sonra eğer başına bir şey gelmezse 14 Temmuz 2015’te hedefine varacak. Plüton’un yaklaşık 10000 km yakınından geçecek. DEVAMI ▷