Kategoriler
Genel Teknoloji Uzay

Pentagon’un doğruladığı UFO görüntüleri

Şimdi izleyeceğiniz görüntülerin tarihi bir değeri var. Çünkü tanımlanamayan uçan bir nesneyi gösteren “Gimbal” adlı bu video ABD Deniz Kuvvetleri tarafından ülkenin doğu kıyılarında Florida yakınlarında kaydedilmiş resmi bir belge. Yıllarca gizli olarak sınıflandırılan bu belgenin kısa bir süre önce statüsü değiştirilerek halka açık hale getirildi. İlk kez içinde UFO olan resmi bir belge yayımlanmış oldu.

Görüntüler bir Super Hornet uçağına takılı kızılötesi kamera sistemiyle kaydedilmiş ve üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan yayımlanmış. Uçak yere göre 20 derece yatık bir pozisyondayken kamera da uçağın dikey ekseninin 54 derece solunu görüyor. Uçağın havadaki hızı 238 deniz mili yani saatte 440 km. Sıcaklık göstergesi “White” yani beyaz modunda. Kameranın sensörü bu moddayken sıcak nesneleri beyaz soğuk nesneleri siyah gösteriyor. Uçağın yerden yüksekliği 25010 feet yani 7623 metre. 

Duyacağınız sesler gördükleri şeyin ne olduğunu anlamaya çalışan gözlem gücü yüksek ve eğitimli jet pilotlarına ait.

Şimdi size resmi olarak yayımlanan ikinci bir belgeyi daha göstereceğim. Az önce izlediklerimizden çok daha önce 2004 yılı Kasım ayında gerçekleşiyor bu olay. USS Princeton adlı bir savaş gemisinin radarında tanımlanamayan 8 cisim ortaya çıkıyor. Öyle bir kez iki kez de değil. Tam 6 gün boyunca farklı zamanlarda bu nesneleri gören yetkililer yakınlarda tatbikat yapan USS Nimitz’den destek istiyorlar. Uçak gemisinden kalkan iki uçak verilen koordinatlara gittiğinde önce bir şey göremiyorlar. Oysa USS Princeton’ın radarında nesnenin 8500 metreden deniz seviyesine bir kaç saniye içinde alçaldığı anons ediliyor. Bunun üzerine pilotlar denizin 15 metre kadar üstünde havada asılı gibi duran yaklaşık 14 metre uzunluğunda dev bir Tic Tac şekerine benzeyen nesneyi görüyorlar. Tam ona doğru alçalmaya başlayınca nesne saniyeler içerisinde oradan uzaklaşıyor. USS Princeton’ın radarında 97 km uzakta tekrar beliriyor. Eğer araç bu kadar kısa sürede o kadar mesafeyi gidebildiyse hızının saatte 3900 km olması gerektiği hesaplanıyor.

Tüm bu gözlemler resmi bir rapor olarak kayıtlara da geçiriliyor. Raporda UFO kısaltması yerine AAV kullanılmış yani “normal olmayan hava aracı.” Görgü tanıkları ne ABD ve ne de başka bir devletin elinde buna benzer bir araç bilgisine sahip olmadıklarını söylüyor.

Ardından ikinci bir takımı daha gönderiyorlar. Bu kez uçakta FLIR pod denilen gelişmiş bir kızılötesi kamera sistemi var. İşte bu ikinci ekibin kaydettiği görüntüler de şöyle. 

Ekran kızılötesi modundan normal TV moduna geçirildiğinde nesnenin koyu renkli bir dikdörtgen şekil formunda olduğu anlaşılıyor. Kenarları hafif yuvarlak bir kapsül şeklinde. Gerçekten de Tic Tac şekerlerine benziyor. Şu anda iki kat zoom yapılmış görüntüleri izliyoruz. Operatör tekrar kızılötesi ve normal zoom moduna geçiş yapıyor. Burada ya sensör takip modunda bir kaçırma ya da takip edilen nesnede ani bir hareket meydana geliyor. Operatör zoom ayarlarını ardı ardına değiştirirken nesne sola doğru ekrandan hızla kayboluyor.

Peki biz şimdi ne izledik? Skeptik yazarların konuyla ilgili üç teorisi var:

  • İlki ekipman arızası. Gerek USS Princeton savaş gemisinin radarı ve gerekse Super Hornet uçaklarının elektro-optik sensörleri arıza yapmış olabilir. Ya da bunlara tanık olan mürettebat gördüklerini yanlış yorumluyor olabilir. Nitekim izlediğimiz görüntüleri kaydeden kızılötesi kameraları üreten Raytheon Sistemleri’nden Dr. Steve Cummings bu video görsellerinin bile yanıltıcı olabileceğini söylüyor. Gerçek bir kanıt için ham verilere ihtiyacımız var diyor. Belli ki kendilerinde bu veriler yok.
  • İkinci teori gördüklerimizin çok gizli bir devlet projesine ait araçlar olduğunu iddia ediyor. Çok gizli olduğu için bu projeyi yürüten devlet ABD bile olsa kendi içindeki diğer birimlerden dahi bunu saklıyor olabilir. Akla hemen 51. Bölge ve buradaki eski çalışan Bob Lazar’ın iddiaları geliyor. ABD’nin 51. bölgede uzaylı teknolojilerini tersine mühendislikle öğrenmeye çalıştığını söylüyor. Hatta kendi çalıştığı uzay gemisinin taslak çizimlerini bile yapıyor. Bu çalışmalardan öğrendiklerini gizli bir şekilde üretmeyi başarmış olabilirler mi?
  • Üçüncü teoriyse hepimizin heyecanla beklediği ve belki de inanmak istediği teori. Bu nesnelerin doğrudan dünya dışı kaynaklı olduğu.

Skeptik yazarların bu teorilerine ilişkin bir yorumum olmayacak. Eğer sizin varsa bunu yorumlar kısmından paylaşabilirsiniz. 

Ben sadece bilinen net gerçeklerin altını bir kez daha çizmekle yetineceğim. Tanımlanamayan uçan nesneler ya da kısaca UFO’larla ilgili binlerce gözlem yapılıyor. Bugün izlediklerimizin farkı ilk kez resmi makamlarca yayımlanmış olması. Kim yayınlarsa yayınlasın içinde UFO geçen hemen her şeyi uzaylılarla ya da uçan dairelerle açıklama eğilimindeyiz. Oysa UFO kısaltmasındaki “U” harfi uçan daire ya da uzaylı kelimelerinin değil “unidentified” yani tanımlanamayan kelimesinin baş harfi. Oysa yapılan UFO gözlemlerinin büyük çoğunluğu sonradan doğal bir olayla açıklanabiliyor. Fizikçi Don Lincoln’un dediği gibi: “tanımlanamayan bir şey uçan daire ya da Ruslara ait bir süpersilah anlamına gelmez, tanımlanamayan anlamına gelir.”

İşte tanımlanamayan, açıklanamayan, gizemli kalan gözlemler de var. Çok az sayıda olsa bile bunları inkar edemeyiz. Öte yandan bunlarla ilgili dedikodulardan çok somut delillere ihtiyacımız var. X Files’dan Fox Mulder gibi ben de inanmak istiyorum. Ama bu istek tek başına bir kanıt olamaz. 

Resmi makamlarca yayımlanan son bir videoyu daha paylaşmadan önce gördüğünüz şeyleri bile sorgulamanın ne kadar önemli bir zihin egzersizi olduğunu hatırlatmak isterim. Ama eğer bu görüntülerin gerçekten de dünya dışı araçlara ait olduğu bir gün ortaya çıkarsa o gün dünya tarihinin en önemli olaylarından birine tanıklık etmiş olacağız. Koskoca bir evrende yalnız olmadığımız neredeyse kesin. Asıl soru onlarla bir gün gerçekten karşılaşıp karşılaşamayacağımız…

“Pentagon’un doğruladığı UFO görüntüleri” için 3 yanıt

Barış Abi, son günlerde senle ilgili yapılan mizahlar arttı tekrardan. Bunun hakkında ne düşünüyorsun?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir