Kategoriler
Eğitim Tasarım

A harfini kim icat etti?

“A” harfi neden bu şekilde yazılıyor, hiç düşündünüz mü? Ya da “B” harfi neden böyle? Bu harfleri kim böyle yazmayı akıl etti? Elbette bir kişi değil. Hatta bunlara Latin harfleri dendiğine de bakmayın çünkü tek bir ülke, tek bir kültür tarafından da icat edilmedi. Bugün kullandığımız harflerin nasıl ortaya çıktığını anlamak istiyorsak şu haritaya bakmamız gerek. Ve haritanın üstüne kocaman bir C çizmemiz… Sonra da onu ters çevirmemiz…

4000 yıl önce Mısırlılar “hiyeroglif” adı verilen özel bir yazı sistemi kullanıyordu. Bu yazıda harfler yoktu. Kelimeler ve kavramlar için resimler vardı. Binlerce farklı şekil. Tahmin edebileceğiniz gibi bunca farklı şekli sıradan insanların ezberleyebilmesi çok zordu. Dolayısıyla sadece bu işe vaktini ve naktini ayırabilecek zenginler ve önemli mevkilerdeki kişiler okuyup yazabiliyordu. Sadece onların bilgiyi yazılı hale getirme ve dolayısıyla kontrol edebilme gücü vardı.

Fakat Sina yarım adasından birileri bu karmaşık sistemi sadeleştirmenin bir yolunu buldu. “Aklımıza gelen her kelime için farklı bir şekil yerine, ağzımızdan çıkan her ses için farklı bir şekil kullanalım” dediler. Böylece bir düşünceyi ifade etmek için binlerce resim çizmek yerine, fonetik sesleri ifade eden 20-30 sembol yeterli hale geldi.  

Gördüğünüz bu şekiller bildiğimiz alfabenin ilk ve en eski hali. Yukarıdan bakıldığında bir evin planına benzeyen bu şekil “b” sesini ve balığa benzeyen bu şekil de “d” sesini ifade ediyor. Peki ya en baştaki “A” harfini neye benzetebiliriz? Bir öküzün kafasına? Gerçekten de öyle. Alfabenin bu ilk harfi, o zamanki insanlar için çevrelerindeki en değerli varlık olan evcilleştirdikleri boğalardan, ineklerden, öküzlerden geliyor. Peki hiyeroglif yazıdaki binlerce resim içinden neden bu seçildi? Çünkü etinden, sütünden ve kas gücünden faydalandıkları bu hayvanlar, paranın icadından önce insanlar için en değerli varlıklardı. Eski insanlar onları o kadar çok severdi ki mağara duvarlarına resimlerini çizdiler. Gece gökyüzüne bakınca yıldızlarda onu gördüler, Boğa burcu dediler ve yeryüzündeki kaderlerini belirlemeye çalıştılar. O zamanki insanların gözünde öküzler, inekler, boğalar altın değerindeydi. Gerçi modern insanların da pek farkı yok. Dünya para piyasalarının kalbi olan New York’taki Wall Street’in sembolü de bir boğa heykeli değil mi? 

Peki ilk alfabenin ilk harfi nasıl oldu da bir inek kafasından bugün kullandığımız şekle dönüştü? Bunu anlamak için haritamızdaki ters “C” harfi doğrultusunda yolculuğumuza devam edelim. Akdeniz’de denizcilik ve ticaretle uğraşan, bugünkü Lübnan kıyılarında yaşayan Fenikeliler ticareti kolaylaştırabilmek için alfabeyi sadeleştirdiler. Hala daha çok bir resme benzeyen bu harfleri stilize ettiler. İlk harfin geçirdiği değişimi görüyor musunuz? Bir bakıma hala bir öküz kafasına benziyor. Ama ondan çok daha hızlı yazılıyor. Sağdan sola doğru ilerleyen bu alfabeye aynı zamanda “ebced” sistemi deniliyor. Bu sistem daha sonra Arapça ve İbranice gibi dillerin alfabelerine dönüştü. 

O zaman şimdi biz de tersten gidelim ve “Z”den başlayıp “A”ya kadar hepsi olmasa da seçtiğimiz bazı harflerin kısa hikayelerini görelim. 

Fenikeliler “zayin” adını verdikleri baltayı da bir harf yaptılar. Başlangıçta 7. Harf olan ve tırnaklı “I”ya benzeyen bu harfin zamanla tırnakları uzadı, yanlara kaydı ve alfabenin sonuna taşındı. Yani “Z” harfi bir baltadan geliyor.

Fenikelilerin 6. harfi “Y” harfine çok benzese de değişim geçirerek bugünkü “U” harfine dönüştü.

En az değişim geçiren harflerden biri olan “O”yu ilk versiyonuna kadar takip edersek bir gözle karşılaşıyoruz. 

“N” harfinin atası bir yılan.

“M” harfi denizdeki dalgalardan ilham alınarak çizilmiş ve eskiden üç tepeliymiş. 

Çengelli “L” harfi de az değişim geçirenlerden biri. Kadim dillerde “eL” diye okunuyor ve Tanrı anlamına geliyor.

“H” harfinin kaynağı hayvanların kaçmasını engelleyen çitler. Üzerine ekleyeceğiniz çizgilerle bu dikey çit daha görünür hale geliyor. 

“G” harfi bir zamanlar “C” ile aynıymış. Romalılar iki farklı ses için tek bir “C” harfini yeterli görmeyince bir çizgi ekleyerek alfabeye “g”yi dahil etmişler.

Şimdi size 2009 yılında tasarlanmış özel bir G harfi göstereyim. Bu “Grammarly’nin “G”si. Grammarly bir dijital yazım asistanı. Temel ve gramer yazım önerileri içeren ücretsiz bir uygulama. Ücretli versiyonu olan Grammarly Premium’un çok daha gelişmiş özellikleri var. Hem zaman kazandırıyor, hem de yazılarınızın daha ilgi çekici olması için tavsiyelerde bulunuyor. Bunu iş akışlarınıza dahil etmek için tarayıcınıza bir eklenti olarak ekliyorsunuz. Yazdıklarınızı denetliyor ve herhangi bir imla hatası yapıp yapmadığınıza bakıyor. Sadece yazıları değil, gönderdiğiniz e-postaları, hatta iş için hazırladığınız LinkedIn mesajlarını bile hatasız bir İngilizce’yle yazmanızı kolaylaştırıyor. Bu araç akıllı önerileriyle İngilizce cümlelerin çok daha akıcı ve etkileyici olmasına yardım ediyor. Herkesin kullandığı kelimeler yerine daha etkili kelimeler bulmayı kolaylaştırıyor. Böylece kendinizi tekrar etmekten kaçınmış oluyorsunuz. Eğer siz de Grammarly ile yazılarınızda ve e-postalarınızda zamandan tasarruf etmek istiyorsanız bugün Grammarly.com/barisozcan adresine gidip ücretsiz bir hesap oluşturabilir ve Grammarly Premium’a yükseltmek için %20 indirim kazanıp daha etkili çalışmaya hemen başlayabilirsiniz.

“Z”den “A”ya yaptığımız yolculukta gelelim “E” harfine. Onun ilk hali bir insan. Fenikeliler zamanında stilize edilerek bugünküne yakın bir şekle dönüşmüş. 

“D” harfi çoğunlukla bir üçgen olarak çizilmiş. Yunanlılar “Delta” Fenikeliler “Dalet” demişler bu harfe. İngilizce’deki “door” yani “kapı” anlamına geliyor dalet. 

“B” harfinin bir eve benzediğini zaten söylemiştim. Ev, kapı, balta, çit ve çitin içindeki hayvanları da düşündüğümüzde alfabenin eski insanların en yakınındaki canlı ve cansız varlıklardan geldiğini söyleyebiliriz.

Gelelim tüm bunların içinde en başta yazdığımız “A” harfine. Onun boğa kafasından bugünkü haline nasıl geldiğini anlayabilmek için haritada başlattığımız yolculuğa devam etmeliyiz.

Nerede kalmıştık? Fenikelilerde…

Onlar resme benzeyen şekilleri stilize etmişlerdi. 

İşte Fenikelilerin kullandığı bu harfler, ticaret yollarıyla, yine “Boğa” anlamına gelen “Toros” dağlarını aştı, inek sütünün en eski kullanım yerlerinden biri olan Anadolu topraklarını geçti ve Antik Yunan topraklarına ulaştı. 

Yunanlıların alfabeye yaptıkları en büyük katkı sesli harfleri eklemek oldu. O zamana kadar sadece sessiz harflerden oluşan “Ebced” sistemi kullanılıyordu ve yazılar sağdan sola doğru yazılıyordu. Yunanlılar da başlangıçta sağdan sola yazıyordu. Sonra her iki yönde yazmaya başladılar. En sonunda sağ elle yazanların sayısı solaklardan daha fazla olduğu için sadece sağdan sola yazmaya başladılar. 

İşte bugünkü Latin alfabesinin ve Kril alfabesinin kökeni bu antik Yunan harfleridir. “B” “C” “E” “F” “K” “L” “P” gibi harflerin bir zamanlar ters olmasının sebebi de yazım yönüdür. 

Fenikeliler zamanında “Alef” denilen ilk harf, İbranice’de aynı kalıp Arapça’da Elif’e dönüştü. Yunanlılar aynı harfi “alfa”ya dönüştürdü ve yönünü değiştirdi. 

350 yıl kadar sonra bu harfler İtalya’ya ulaştı ve İtalik alfabe olarak adlandırıldı. Ve nihayet 400 yıl kadar sonra modern takvimin başladığı dönemde Romalılar tarafından bugünkü Latin alfabesine en yakın şekle getirildi. 

Alfabenin binlerce yıl içerisinde geçirdiği tüm bu değişime rağmen bazı şekiller hala ilk hallerine çok benziyor. Yeterince dikkatli bakarsanız “A” harfinde hala bir boğa kafasının gizlendiğini görebilirsiniz.

 

“A harfini kim icat etti?” için bir yanıt

Ebced aynı zamanda her harfe yüklenen bir sayı değeri ile kelimelere anlam yüklemek gibi bir yöntemin de adı diye biliyorum. İlk kez bu anlamına şahit oldum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir