Kategoriler
Bilim Uzay

Çin, uzaylı bir medeniyetten gelen sinyalleri mi yakaladı?

Bu yayın “Günlük Bilim ve Teknoloji” haberleri veriyor. Geçtiğimiz günlerde Devlet destekli bu gazetede, Çinlilerin dev Sky Eye radyo teleskopunun uzaylı uygarlıkların belirtilerini yakalamış olabileceğine dair bir rapor yayımlandı. 

Şu rapor

O! Kaldırılmış. 

Evet yayınlandıktan bir süre sonra o rapor da ona ilişkin diğer tüm haberler de silindi. 

Silinen o raporda Pekin “Normal” Üniversitesi’nde Dünya dışı uygarlıkları arama takımının başındaki bilim insanı Zhang Tonjie’nin bir demeci vardı. Bu bilim insanı dünyanın en büyük radyo teleskobu olan Sky Eye lakaplı FAST tarafından tespit edilen dar bantlı elektromanyetik sinyallerin, daha önce yakalananlardan farklı olduğunu söylüyordu ve ekibinin bunları araştırmaya devam edeceğini belirtiyordu. 

Bu raporun Çin bilim ve teknoloji bakanlığına bağlı “Science and Technology Daily”nin web sitesinden neden kaldırıldığı tam olarak belli değil. Fakat haber yayınlandıktan sonra sosyal medya sitesi Weibo’da trend olmaya başladı ve diğer medya kuruluşları tarafından da başka dillere çevrilerek aktarıldı. Dolayısıyla bilimsel verilerden çok dedikodular dolaşıyor internette. 

Rapordaki bu bilim insanı Zhang’ın ekibi sadece geçtiğimiz günlerde değil  2020’de de bu teleskobun verilerini incelerken iki dizi ilgi çekici sinyal tespit etmişler. Şimdi bunlara bir yenisi daha eklenmiş. İnceleme yaptıkları ötegezegenlerden gelen yeni bir sinyal daha…

Peki bu sinyalleri nasıl alıyorlar? Çin’in güneybatısına yerleştirilmiş dev gibi bir gözle gökyüzüne bakarak. Bu gördüğünüz nesne 500 metre çapında. Yarım kilometre! Zaten adı da “Beş yüz metre açıklıklı küresel radyo teleskop” kelimelerinin İngilizce baş harflerinden oluşturulmuş FAST kısaltması ki bu da aynı zamanda hızlı anlamına geliyor. 2020’de açılışı yapılan bu tesis dünyanın en büyük radyo teleskobu ünvanını kazandı. 

Carl Sagan’ın fikir babası olduğu “Contact – Mesaj” filminde dünya dışı uygarlıklardan gönderilmiş olabilecek mesajları dinlemek için kullanılan dev gibi bir çanak vardı ya. Yaklaşık yarım yüzyıl boyunca Porto Riko’daki 300 metrelik Arecibo Teleskobu en güçlü radyo teleskop olarak hizmet vermişti. Ancak maalesef geçtiğimiz yıllarda meydana gelen trajik bir kazada onarılması çok güç hasarlar alınca emekliye ayrılmak zorunda kaldı. 

Onun yerini alan FAST adlı bu yeni teleskop çok daha büyük ve 3 kat daha hassas. Bu dev nesnenin çanak gibi göründüğüne bakmayın. Üçgen şeklindeki 4450 farklı aluminyum panelin birleştirilmesiyle oluşturulmuş. Çevreden izole ve sağlam bir zemin üzerinde bulunabilmesi için de, en yakın yerleşim merkezinden 18 km uzaklıkta ücra bir yerde yapılmış. Kireçtaşından oluşmuş doğal bir çukurun içine yerleştirilmiş. 

Burada güzel bir mühendislik örneği daha görüyoruz. Normalde uydu yayınlarını almak için çatılara yerleştirilen TV çanak antenlerini daha iyi sinyal alması için hareket ettiririz ya. Hadi 1-2 metrelik antenleri böyle oynattınız. 500 metrelik dev gibi bir çanağı nasıl hareket ettirebilirsiniz? Ettiremezsiniz. O yüzden Çinli mühendisler bilgisayarlarla koordine edilen 2225 tane motor yerleştirmişler oraya. Alüminyum çanağın üzerine oturduğu çelik ağın çeşitli yönlerde aşağı yukarı doğru esnetilmesini sağlıyor bu motorlar. Yani bir başka deyişle “çanak içinde çanak” yapmışlar. Parabol biçimli bu ikinci çanak yardımıyla, Dünya’nın dönüş hareketine rağmen gökyüzünde kendi ekseninden 40 derece uzaktaki hedeflere bile doğrudan odaklanabiliyor bu teleskop.

Peki neyi inceliyor? Önemli bazı bilimsel görevleri var. Mesela Samanyolu Galaksisi’ndeki nötr hidrojen gazını yüksek bir çözünürlükte haritalamaya çalışıyor. Diğer radyo teleskopları gibi pulsarları gözlemliyor. Daha test aşamasındayken 100’den fazla pulsar keşfetti bile. Görevleri arasında bir de yıldızlararası uzaydaki molekülleri tespit etmek var. Son olarak SETI misyonuna sahip. Yani dünya dışı zekayı araştırıyor. 

Bunun için de “tekrar eden hızlı radyo patlaması” şeklinde tercüme edebileceğimiz “Fast radio burst” kısaca FRB sinyallerine bakıyor. Bunlar kaynağında çok güçlü olan ama bize ulaştığında çok çok zayıflayan ve sıra dışı diyebileceğimiz türde sinyaller. O kadar zayıf ki Dünya’ya ulaşan sinyalin gücü, Ay’daki bir cep telefonundan 1000 kat daha az. Öyle olunca da sinyallerin birbirine karışma ihtimali, parazit yapma durumları oluşabiliyor. 

Nitekim Çin’deki FAST teleskobunun çevresindeki 5 km çapında bir alan “radio silence” bölgesi olarak ilan edilmiş. Yani tesisin 5 km yakınına cep telefonu, bilgisayar gibi elektronik cihazların getirilmesi yasak. Böyle bir kısıtlamanın yapılması çok da mantıklı. Çünkü geçmişte bu teleskobun yakaladığına benzer sinyalleri başka teleskoplar da yakalamıştı. Örneğin 1998’de Avustralya’daki 64 metre çaplı Parkes radyo teleskobu birkaç milisaniyelik sinyaller yakaladı. Bunlar FRB sinyallerine benziyordu ve 2010 yılına kadar belli dönemlerde tekrar yakalandı. Fakat sonradan bunlara “Peryton” adı verildi. Mitolojik bir yaratığın adı. Sinyallere böyle bir isim verilmesi çok zekice. Çünkü kanatlı bir geyik olarak tasvir edilen mitolojik Peryton’ların gölgesi insana benzermiş. İşte bu sinyaller de insan ya da akıllı canlılar tarafından gönderilmiş gibi gözükse de öyle değilmiş. Yani en azından kaynağı dünya dışı değilmiş. Sonradan anlamışlar ki bu sinyaller tesis yakınlarında kapağı açık bırakılan bir mikrodalga fırından etkilenmiş. Evet bilim insanlarının, her zaman zihinlerindeki şüphe kapılarını açık bırakması gerekiyor. 

Zaten silinen o rapordaki demeci veren Çinli bilim insanı da tespit ettikleri sinyallerin parazitten etkilenmiş olabileceği ihtimalini atlamamış. Ama bir şekilde o rapor devlet yetkililerince, belki de ele güne rezil olmayalım kaygısıyla resmi web sitesinden alelacele kaldırılmış. 

Bu arada Çinli yetkililer FAST teleskobunda bilimsel çalışma yapmak isteyen Batılıları oraya davet etmişti. Bu projede çalışan bilim insanlarını ve yaptığı çalışmaları bilen Kaliforniya Üniversitesi’nden SETI araştırmacısı Dan Werthimer, FAST sinyallerinin gelişmiş bir medeniyetten gelmediğini ifade ediyor: “Bu sinyaller radyo parazitinden kaynaklanıyor; ET’den değil, Dünyalılardan gelen radyo kirliliği sebebiyle oluşuyor. Kullandığımız teknik terim “RFI” radyo frekansı paraziti. RFI, cep telefonlarından, TV vericilerinden, radarlardan, uydulardan gelebilir” diye açıklıyor.

Dünyanın dört bir tarafındaki SETI araştırmacıları tarafından şimdiye kadar tespit edilen bu ve benzeri tüm sinyaller, başka bir uygarlık değil, kendi uygarlığımız tarafından yapılan şeylerin yine dönüp dolaşıp bizi etkilemesi sonucu ortaya çıktı. Gezegenimizin yüzeyinden SETI gözlemleri yapmak giderek zorlaşıyor. Giderek daha fazla verici ve uydu üretildiği için radyo kirliliği daha da kötüleşiyor. Bazı radyo bantlarının SETI için kullanılması artık imkansız hale geldi. Belki de bundan sonra yapılması gereken şey artık bu işleri Dünya’da sürdürmek yerine, Ay’ın bizden uzak tarafına “karanlık yüzüne” bir çukur açıp oraya anten yerleştirmek. Zaten benzer bir sebeple WEBB teleskobunu, Hubble’dan farklı olarak Dünya’dan 1,5 milyon kilometre uzağa göndermek zorunda kaldık. Bu arada NASA ondan gelecek ilk resmi görüntüleri 12 Temmuz’da bir canlı yayında kamuoyuyla paylaşacağını duyurdu, ben de o canlı yayını sizlere aktaracağım, dolayısıyla abone olmadıysanız olun, hatırlatıcılarınızı açın ve beklemede kalın.

Ezop’un meşhur bir masalı vardır, mutlaka dinlemişsinizdir. Perry indeksine göre 210 numaralı masal: Yalancı Çoban. Hani şu koyunlarını otlatırken canı sıkılan ve eğlenmek için köye doğru koşup “yardım edin, kurt koyunları yiyor” diye herkesi gaelyana getirip trolleyen bir çobanın hikayesini anlatıyor. Bir değil, iki değil, üç beş kez böyle “yanlış alarm” verince ne oluyordu o masalda? Köylüler artık alarmlara karşı duyarsız kalıyordu. İşte bende bu tür haberleri görünce buna benzeyen bir korku oluşuyor. Yanlış anlaşılmasın, bilim insanlarını değil, haberleri kulaktan kulağa aktarırken abartanları yalancı çobana banzetiyorum. Bir gün gerçekten dünya dışı bir medeniyetten gönderilen bir sinyal yakalandığında buna hazır olup olmayacağımızı sorguluyorum.

  • “Yakın tarihimizde bir gün bu hikaye gerçek olacak.” diyor Leonard David.

Gerçek olduğunda böyle bir haberi nasıl karşılayacağımızı düşünmemiz gerekiyor. Şu anda Ay’a tekrar gitmek, Mars’a insan göndermek gibi hedefler peşinde başlayan uzay yarışının bir başka benzeri Dünya dışı akıllı yaşam formlarını keşfetmek için de başlamış durumda. Gittikçe gelişen ve büyüyen teknolojik araçları kullanan Çin gibi, Avustralya gibi, ABD gibi bu uzay yarışçılarının önümüzdeki yıllarda bu konuda çok kayda değer önemli şeyleri bulabileceğini söylüyor pek çok kişi. Bu sırada parazitler de oluşacak. Yanlış alarmlar çalacak. Ama büyük bir olasılıkla önümüzdeki 10 yıl içerisinde “evrende yalnız mıyız?” sorusunun cevabını bulacağız. Ya da bu soruyu “acaba ne kadar kalabalığız?” şeklinde değiştireceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.