Kategoriler
Gelecek Teknoloji

Elon Musk’ın son girişimi Neuralink 2020’de insan beynine çip takacak 

Sizlere iki film sahnesi izletmek istiyorum. İkisinde de insan beynine nasıl kablo bağlandığını göreceksiniz. Birincisi hemen herkesin bildiği bir filmden: 1999 yapımı Matrix’ten geliyor.

Oldukça acı verici bir deneyime benziyor. Şimdi ikinci göstereceğim sahne çok daha yeni bir tarihte 2019 Temmuz ayında çekildiği için daha acısız bir deneyimi bize gösteriyor. Bir tane kalın kablo yerine beyne birden çok ince kablo bağlanıyor. Evet bu ikinci sahneyi hangi filmden aldığımı merak ediyorsunuz değil mi? Aslına bakarsanız bir filmden değil bir sunumdan aldım bu sahneyi. Neuralink şirketinin geliştirdiği bir robotun gerçek görüntülerini izledik. Dikiş makinesi gibi çalışan bu robot kablo dikiyor. O kabloların bir ucu insan beynine diğer ucu da bir bilgisayara bağlanacak. Yani bir beyin-bilgisayar-bağlantısı yapılacak: BBB. Şaka gibi geliyor kulağa. Ya da bu ancak bilim-kurgu filmlerinde olabilir diye düşünüyorsunuz önce. Ama dedim ya bu sahneyi bir sunumdan aldım diye. Sunumu yapan kişi Elon Musk. Mars’a gidecek roketler ve kendi kendine gidebilen elektrikli otomobillerden sonra insan beynine de el atmadan duramamış. Az önce gösterdiğim teknolojiyi geliştiren Neuralink şirketi o ve arkadaşları tarafından 2016’da gizlice (hadi gizlice demeyelim de sessiz sedasız) kuruldu. Çünkü kamuoyu bunu ancak 2017 Mart’ında öğrendi. O zamana kadar çeşitli üniversitelerden dünyanın en ünlü sinir bilim uzmanlarını işe almışlardı bile. 90 kişinin 3 yıllık çalışmalarının sonucu, geçtiğimiz 16 Temmuz’da yapılan bir sunumla tüm dünyaya açıklandı. 

Teknik olarak bir “beyin-bilgisayar arayüzü” üzerinde çalışıyorlar. Ne demek bu? Önce beynimizin nasıl çalıştığını anlayalım. Kanalımı takip edenler hatırlayacaktır, geçen yıl dört bölümlük bir yaz okulu serisi yapıp beynimizi ve onun nasıl öğrendiğini anlatmıştım. Beynin iç yapısını ağaçların köklerine benzetmiştim. Ağaçlar beyin hücrelerimizi yani nöronları temsil ediyor. Kafamızda yüz milyar ağaçtan oluşan bir orman var diyebiliriz ve bu ağaçların kökleri birbirlerine dokunarak iletişim kuruyor. İki beyin hücresi bir sinaps bağlantısı kurarak birbirine kimyasal sinyaller gönderiyor. İşte tam bu sırada çevresinde küçük bir elektrik alanı oluşturuyor. Bu alana incecik bir kablo -bir elektrod- koyarsanız o sinyalleri yakalayabiliyorsunuz. Yani beyin hücresinin ürettiği bilgiyi kaydedebiliyorsunuz. Peki ya bunu kaydetmekle kalmayıp kullanabilirsek ne olur? Mesela bir bilgisayarı beynimizle kullanabilir miyiz? 

Zaten beynimizle kullanıyoruz. Ama şu anda beynimizle bilgisayarlar arasında arayüzler var. Mesela kursörü oynatmak için fareyi kullanmak ya da düşüncelerimizi yazmak için bir klavyenin tuşlarına basmak zorundayız. Bu da çok yavaş bir bağlantı şekli. Beyin hücrelerimizde oluşan düşünceleri yine beynimizi kullanarak kontrol ettiğimiz kolumuza ve oradan da parmaklarımıza aktarıyoruz. Her kelimeyi ve her harfi tek tek klavyede tuşlayarak bilgisayar ortamına gönderiyoruz. Bu da büyük bir zaman ve enerji kaybına yol açıyor. Neuralink bu düşünceler daha beynimizdeyken onları minik kablolarla yakalayıp çok hızlı bir şekilde bilgisayara bağlamayı sağlayacak bir cihaz üzerinde çalışıyor. 

Bu sistemin dört temel parçası var: dikici bir robot, kablolar, elektronik çipler ve algoritmalar. Beyne sokulan kablolar çok ince. Saç telinin onda biri kadar. Ucu neredeyse beyin hücrelerimiz kadar küçük. Robotlar üzerindeki özel mikroskoplar yardımıyla bu kabloları 24 mikron genişlikteki bir iğneyle beyne dikiyor. Bu iş çok hassas. Çünkü damarlara denk gelirse travmaya yol açabilir. Herkesin beyni birbirinden farklı. Üstelik beynimiz yerinde sabit değil. Nefes alışımız ve kalp atışlarımız bile hedeflenen hücrelerin pozisyonunu değiştirebiliyor. O yüzden kablo dikimi sırasındaki aralıklarda bilgisayar en doğru noktayı hesaplıyor. Bu hızla bile 1 saatin altında binlerce kabloyu beyne yerleştirebiliyor. Kabloların diğer ucunda küçük bir çip var. Beyinden kablolarla toplanan bilgi bu çiplerle kablosuz olarak aktarılabiliyor. Neyseki saçlarımızın arasından sarkacak kablolar olmayacak 🙂 Çiplerdeki bilgiler bluetooth bağlantısıyla cep telefonunuzdaki bir uygulamaya gönderilecek. 

Bunun ilk versiyonu fareler üzerinde denenmiş. Gördüğünüz çipe 3072 elektrod takılabiliyor. Diğer ucuna USB-C kablo takabiliyorsunuz. Neuralink bu sistemi 2020 yılında insanlar üzerinde denemeye başlamak istiyor. Bunun için yeni ve çok daha küçük bir çip geliştirmişler. Parmak ucunuza sığabilecek olan bu çiplerden beyninize 4 ila 10 taneye kadar yerleştirilebilecek. Çiplerin kabloları derinin altından kulağınızın arkasındaki bir cihaza bağlanacak. Bu cihazda pil ve bluetooth anteni var. Tüm bunlar sayesinde beyniniz bir cep telefonu uygulamasına bağlanacak. Başlangıçta telefonunuzu yönetmek, yazı yazmak ya da bilgisayar kursörünü hareket ettirmek için sadece beyninizi kullanabileceksiniz. 

Bu sunumu izledikten sonra o kadar şaşırdım ki hemen bir video hazırlamak yerine önce işin doğruluğunu araştırmak ve bilimsel anlamda ne kadar gerçekçi olduğunu anlamak istedim. Neurolink bu anlattıklarımı daha teknik bir şekilde açıklayan 12 sayfalık bir belge (whitepaper) yayımladı. Önce o belgeyi okudum. Bu konuda çalışma yapan diğer nörobilim uzmanlarının sosyal medya paylaşımlarını ve yorumlarını takip ettim. Hatta kendi aralarında bunu değerlendirdikleri bir toplantıya online olarak katıldım. Edindiğim izlenim olarak şunu söyleyebilirim ki gerçekten şu ana kadar bu alanda yapılan en etkileyici çalışmaya imza atmışlar

Şu ana kadar diyorum çünkü 2000’li yılların başından beri bu konuda çeşitli denemeler yapılmış. 2004 yılında felç olmuş bir hastanın beynine 96 elektrodlu bir çip yerleştirilmiş. Bu görüntülerde hastanın Pong oynadığını görüyorsunuz. Ama klavye ya da fare kullanmadan. Sadece beyniyle… 

Facebook düşünceleri yazıya dönüştüren bir uygulama üzerinde çalıştığını duyurdu. Amaçları dakikada 100 kelimeyi yazabilmek.

Bu verdiğim örnekler beyin-bilgisayar bağlantısı konusundaydı. Washington Üniversitesi’nde beyinden-beyne bağlantı üzerinde çalışılıyor. Yaptıkları çok ilginç bir deney var. Üç kişi üç ayrı odaya yerleştiriliyor. Bunlara tetris benzeri bir oyun oynatılıyor. Üç kişiden ikisi “gönderici” olarak adlandırılıyor. Üçüncü kişi bir “alıcı.” Alıcının ekranında oyunun alt kısmı görünmüyor. Göndericilerin ekranındaysa tüm oyun açık ve görülebilir durumda. Tetris oyununda biliyorsunuz gelen parçaları döndürmek ya da döndürmemek gibi kararlar vermek zorundasınız. Bu kararı da oyunun altındaki parçaların durumuna göre verirsiniz. Şimdi göndericilerin ekranındaki parçaya bakın. Bunun döndürülmemesi gerekiyor. “Parçayı döndürmeli mi?” sorusunun iki tarafında seçenekler var. Gönderici hayır seçeneğine doğru bakıyor ve odaklanıyor. Seçeneğin üzerinde yanıp sönen ışıkların da yardımıyla beyninde buna uygun bir sinyal üretiliyor. Aynı şeyi ikinci gönderici de yapıyor. Beyinde üretilen sinyaller yakalanıyor, kodlara dönüştürülüyor ve bir uyarıcı sinyal halinde alıcının beynine gönderiliyor. Alıcı gelen sinyali değerlendirerek kendi cevabını veriyor. Böylece üç kişi farklı odalardan beyinlerini birbirine bağlayarak bir oyun oynamayı başardı. İleride bunu kablosuz yapabildiğimizi hayal etsenize. Telepati!

Beyin-bilgisayar ve beyin-beyin bağlantılarından sonra şimdi size bir beyin-makine bağlantısı örneği vereceğim. 2008 yılında bir maymunun beynine bir çip yerleştirildi ve bu kez maymun sadece bir yazılımı değil bir makineyi kontrol etmeye başladı. Sizlere dünyanın ilk cyborg’larından birini takdim edeyim. Bu görüntülerdeki robot kolu maymun kullanıyor ve kendini besliyor. Ama gördüğünüz gibi elleri sabitlenmiş durumda. Sadece beynindeki çipe gönderdiği sinyallerle bu işlemi gerçekleştiriyor. Organik bir canlıyla sentetik bir makinenin birleşimini görüyoruz. 

Neuralink’in uzun vadeli hedefi tam olarak bu. Makinelerle, onların beyni olan yapay zekayla insanları birleştirmek. Bu benim yorumum değil. Neuralink sunumunda Elon Musk aynen şöyle dedi: “Yapay zekayla birleşebilmek için etkili bir seçeneğe sahip olacağız.”

Neden böyle bir şey yapmak isteyelim ki? Çünkü yapay zekanın gelecekte insanlar için çok korkutucu bir tehdit olabileceğini düşünen pek çok insan var. Bunlardan biri de Elon Musk. Bu tehditlere karşı tedbir alabilmek için OpenAI adında kar amacı gütmeyen bir inisiyatifin kurulmasına öncülük de etti. OpenAI’ın San Fransisco’da güzel bir ofisi var ve bilin bakalım bu ofisi kiminle paylaşıyor? Neuralink şirketiyle. Neuralink genel kitleye tıbbi sorunları çözmek için geliştirilen bir teknoloji olarak tanıtılıyor ve kısa vadede gerçekten bunu hedefliyor. Ama diğer Elon Musk girişimlerinde olduğu gibi bunun da uzun vadeli bir başka hedefi daha var. Yapay zeka tehdidine karşı bir çözüm olarak insan zekasını onunla birleştirmek. Kontrolsüz bir gücü kontrol edebilmek için belki de en doğru strateji bu olabilir. Düşmanını yakın tutmak. Beyninin içinde…

Çünkü yapay zeka “bildiğimiz anlamdaki” insanlığın icat ettiği son büyük şey olabilir. Öte yandan “beyin-bilgisayar arayüzü” teknolojisi de henüz bilmediğimiz anlamda -artık cyborg mu dersiniz yoksa transhuman mı bilemiyorum ama- bu yeni tür insanlarla ilgili yapılan ilk icat olabilir. Asıl soru şu. Bugüne kadar fareler ve maymunlar üzerinde denemeler yapıldığını söylemiştik. Ya insanlar üzerinde de ileri seviyede denemeler yapıldıysa? Ya insan zekasıyla yapay zeka çoktan birleştiyse ve gördüğümüz o çipleri, çipleri saç eker gibi beyne eken robotları 3 yıl gibi çok kısa bir sürede geliştiren bu insanlar aslında o yeni insanların ilk örnekleriyse? Yok canım bu kez galiba biraz fazla ileri gittim…

“Elon Musk’ın son girişimi Neuralink 2020’de insan beynine çip takacak ” için 39 yanıt

Merhaba Barış Özcan. Ben çok büyük hedefleri olan 15 yaşında bir gencim. Hedeflerim kendim için değil, Friedrich Nietzschenin de söylediyi üstün insanlar için. Türk değilim ama Türkiyede üniversiteye girmek gibi isteğim var. Bir gün Elon Musk gibi ( hayranı değilim ) işler yapmak istiyorum ve bunlar tıp ile ilgili. Ama tıp eğitimi alarsam Robert Kiosakinin dediği gibi fakir olurum ve düşüncelerimi gerçekleşdiremem. Çok zor seçim. Yardım ederseniz sevinirim.

Dostum merhaba, aslinda yapmak istedigin seyler Tip ile ilgili degil, Biyomedikal Mühendisligi ile ilgili. Dolayisiyla bu alani arastirmani tavsiye edebilirim.

Beni teknolojik alanda inovasyon olarak heyecanlandıran, aynı zamanda bir açıdan korkutan bir proje. Bu çiplerin sadece fareyi oynatmaktan daha çok şey yapacağını biliyorsunuz. Zihnimize konulan alıcılarla birlikte vericilerinde olacağını düşünüyorum. Bi nevi hem zihnimiz okunabilecek, hem de düşüncelerimize yön verilecek. Bir düşünsenize bu çiplerden birinin hacklenip uzaktan kontrol edilebildiğini… Zaten yıllardır verilerimiz şirketler tarafından işleniyor, bizi bizden daha iyi tanıyorlar. Mahremiyetin kalmadığı şu günlerde ben birde gidip zihnimi bir çipe teslim etmezdim. Elon Musk’ı seviyorum ama kendisi beni şu aralar korkutuyor 😀

Merhaba videolarınızı severek takip ediyorum ve çok başarılı buluyorum emeğinize sağlık. Ancak bu konu hakkında biraz araştırma yaptığımda geçmiş yıllarda beyne yerleştirilen çiplerin farklı, ilginç sonuçlar ortaya çıkardığı görülmüş. The Journal of Neuroscience’ta ve Frontiers in Behavioral Neuroscience’de yayınlanan bazı makalelerde beynine çip yerleştirilen insanların; çip yerleştirilmeden ve çip yerleştirildikten sonraki hayatlarında bazı alışkanlıklarının ve yaşam fonksiyonlarının değiştiğine dair örnekler verilmiş. Benim sorum ise insan beynini ne kadar biliyoruz? Yerleştirilecek olan çiplerin wireless olması bazı etik davranışlar sergilemeyen insanların istenmeyen durumlara sebep olmasına neden olabilir mi? Elbetteki her yeni şeyin olumlu ve olumsuz yönleri olacaktır. Bu olumsuz yönlerin hayatımızı derinden etkileyecek olmamasını umuyorum.

Konunun bu yönünü Tuhaf Dergisi’nin Ağustos sayısı için kaleme aldım. Kısa bir alıntıyı dergi yayımlanmadan buradan paylaşayım: “İnsan ve makine birleşimi sibernetik organizmalara dönüşme yolundaki önemli kilometre taşlarından biri daha döşenirken beraberinde etik tartışmaları da getirecek elbette. Mesela yapılan deneylerde bilgisayarlara yüksek hızlarda beyinlerini bağlayan insanlarda bir kişilik değişimi olabilir mi? İyi ya da kötü yönde? Yapay zekayla birleşmiş bir beyni kullanan kişinin eylemlerinin sorumluluğu kime ait olacak? Makineye mi, insana mı? Beyinlerden toplanan veriler dijital ortamlara kolaylıkla ve hızla aktarılırsa bu bilgilerin güvenliği sağlanabilecek mi? Kişisel mahremiyetin sınırları düşüncelerimize hatta rüyalarımıza kadar daralacak mı?”

Bilgisayara bağlanan beyinlerde mutlaka kişilik değişimi olacağını düşünüyorum. Sonuçta insan gözlemlediğim şeylerle daha değişebilen bir canlı, her gün yaşadığımız olaylar bizi biz yapan değişimleri gerçekleştiriyor. Ancak bu bağlantıya kullanılan cihazların yaptığı eylemlerin sorumluluğu noktası beni çok korkutuyor. Çünkü bu tarz teknolojiler ‘savunma’ sanayinin oyuncağı haline gelirse körelmiş insan vicdanı geri dönülemez yıkımlar neden olabilir. Keşke bu teknolojiler sadece insanlık yararına kullanılsa…

gercekten verdiğiniz haberler sayesinde bilime olan sadakatim arttı ben cabir boztaş ben lise öğrencisiyim verdiğiniz programlar sayesinde derslerim uçtu tabiri caizse

Merhabalar Barış Bey. Aklıma takılan bir kısımda bana yardımcı olabileceğinizi düşünüyorum. AI’ın günümüzde insanlığa karşı bir potansiyel tehdit olabileceği düşüncesi yaygın sizin de söylediğiniz gibi. Ben bu fikre çekimser yaklaşmakla birlikte, AI’ın tehdit olabilmesi için bir bilinç kazanması gerektiğini düşünüyorum. İnsanı günümüzde üstün canlı konumundaymış gibi hissettiren şey insanın bilinci, tecrübeleri ve olaylara karşı mantığın yanı sıra duyguları ile de tepki verebilmesi. Neuralink’in uzun vadeli misyonu, AI’a insanlığın bu özelliklerini de katarak, onu daha da fazla güçlendirmez mi? Kısa vadeli simbiyotik yaşam, uzun vadede korkulan sona varıp mutualizmin bir parçası olmaz mı?

Barış abi videolarında kullandığın tüm bilgileri video örneklerini felan yazarsan daha güzel olur bence.
Elon musk videosundaki The future is now şarkısından önce çalan soundtrack nedir acaba

Geçen yıllarda çıkan Marie Lu’nun kitabı olan Warcross ve Wildcard’da da aynı konu neuralink vardı. Kitaplara bakmanızı tavsiye ederim.

Neuralinke girmek için hangi bölümü okumalıyız. Çok kararsızım gelecekte ne yapacağım konusunda ama böyle işleri yapmak istiyorum en azından bulunmak.

Merhaba Barış Bey;

Öncelikle elinize sağlık yine güzel bir video içeriği ve makale olmuş. Konu ile ilgili olduğunu düşündüğüm bir akademik ve ticari çalışma ise David Eagleman ve doktora öğrencisi SCOTT Novicth tarafından gerceklestirdikleri bir çalışma ilginizi çekeceğini düşündüğüm için buradan sizinle paylaşmak istiyorum.

Neurosensory
https://youtu.be/4c1lqFXHvqI
http://scottnovich.com/cv/

Merhaba Barış Bey ben yıllardır bilimsel projelerin içerisinde bulunup yarışmalara katılan bir lise öğrencisiyim ve benim gibi yarışma ve fuarlara katılmış alanında başarılı arkadaşlarımla bir proje yarışması bilim fuarı düzenleme amacı taşımaktayız bu yarışma için size danışıp düşüncelerinizi almak amacıyla sizinle görüşmek istemekteyiz

Merhaba Barış Bey ben yıllardır bilimsel projelerin içerisinde bulunup yarışmalara katılan bir lise öğrencisiyim ve benim gibi yarışma ve fuarlara katılan ve alanında uzman arkadaşlarımla birlikte bir proje yarışması bilim fuarı düzenleme amacı taşımaktayız bu yarışma için size danışıp düşüncelerinizi almak için sizinle görüşmek istemekteyiz

Video için ayrı, son bölümde çalan şarkı için ayrı teşekkür ederim Barış abi. Eline sağlık.

merhabalar ben sizi severek izliyorum en sevdiğim seriniz – videolariniz kitap önerdiklerinızdı her zaman tüm kitapları okudum yakın zamanda bitirdiğim bir ömür nasıl yaşanır kitabından sonraya bir kitap arayışına geçtim ve hala bir kitap bulamadım daha fazla kitap öneri videosu çeker misin ister liste halinde ister tek tek seni seviyorum başarılarının devamını dilerim…

insan beyniden bilgisayarı yonetebiliyorsak peki bilgisayardan insan beynine bişey aktarabilir veya kontrol edebilirmiyiz ki

Barış abi video konusuna benzer şekilde Altered Carbon adlı dizide vücuda yine böyle çipler yerleştiriliyor aklıma gelmişken söyleyeyim dedim 😁

Ben Utkucan Çebiş bir gençlik derneği olan Sivil Yaşam Derneği’nin yönetim kurulundayım. Hayranınız olmam dışında sizi 21 Eylül Dünya Temizlik gününe davet etmek istiyorum 🙂 Size bir mail attık ama muhtemelen görememişsinizdir buradan da yazmak istedim 🙂 Let’s Do It Türkiye olarak sizinle görüşmek, hareketi anlatmak isteriz. Sosyal medya hesaplarımızın hepsi: letsdoitturkey

Merhaba Barış abi acaba bir videonda da Maladaptive Daydreaminge yer verir misin?Bu konuda türkçe kaynak çok az. Uzun zamandır bundan muzdaribim ve hayatımı fazlasıyla etkisi altına almaya başladı.

barış abi samsung un 7 ağustos da ki canlı yayınını yine yayınlıyacak mısın canlı olarak türkçeye çevirerek

Her geliştirilen teknolojinin insanlığa yararlı ve zararlı durumu vardır. Sadece ne kadar yararlı veya zararlı olduğu söz konusudur. Cep telefonlarının yaygınlaşmasındaki yarar iletişimimizi kolaylaştırması olarak görülebilir fakat getirdiği zararlar da elbette telefon bağımlılığı, dolandırıcılıkların artması vs. gibi sıralanabilir

Ben bu teknolojiyi White Rabbit Project’in bir bölümünü izledikten sonra düşünmüştüm. O bölümde kablolar aracılığıyla birbirine bağlanan 2 insan restoranda yemek yerken biri diğerini kontrol edebiliyordu. Tabi kısa süreli komutlar olması dolayısıyla çok fazla istediğini yapamıyordu sadece anlık kasılmalar ile yapılabiliyordu.(anlık kol hareketleri vs. gibi) Ondan sonra aklıma gelen “acaba bir insan cep telefonu olarak kullanılabilir mi?” sorusu oldu.

Bildiğiniz üzere cep telefonları sim kartımız aracılığıyla uyduya bağlıdır. istediğimiz her yerden, zaman kısıtlılığı olmaksızın istediğimiz bir bilgiyi edinebilip ya da başkalarıyla iletişim kurabiliyoruz. Bu algoritmadan esinlenerek beynimize yada kafamızın herhangi bir yerine bir çip takıp aynı teknolojiyi kullanarak cep telefonlarımızda yaptığımız işlemleri yapabilme olanağımız bir sonraki teknolojik eşik olarak tarihimize geçecek diye düşündüm.

Düşünsenize, gece saat 2 de çıktınız nöbetçi eczane nerede acaba diye düşünüyorsunuz saniyelik bir sorgulamayla size düşünce olarak cevap geliyor. Ya da İstanbul’un fethinin siyasal sonuçları olarak düşünüyorsunuz, hemen cevaplar aklınıza geliyor… Ya da 688*12305 çarpım sonucu kaç? Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu bilgi hızına eriştiğimizde iş tecrübesi, iş eğitimi, bilgiye dayalı mesleklerin vs. hiç bir önemi kalmayacak ve eğitim/öğretimin yeniden revize edilmesi gerekecek.

Diğer bir özelliği de insanlar arası iletişimi sağlaması. Sizin de dediğiniz gibi bir bakıma telepati. Düşünce yoluyla dünyanın herhangi bir yerindeki biriyle düşüncelerimizle iletişime geçebileceğiz üstelik dil farketmeksizin. Düşünsenize Çin’li biriyle konuşup anlaşabildiğinizi…

Tabi bunlar yararlı yönleri, zararlı yönleri ise zaten filmlerde konu ediliyor, onlar hakkında yazmak istemiyorum bile.

Bu proje sanırım elektriğin icadı gibi tarihimize geçecek ve bu yenilik ile bilim ve teknoloji hızla gelişmeye devam edeceği görüşündeyim.

Aman barış abi keşke bilimsel videoları bırakıp kendi ülkenin geleceğinin kalacağı gençleri düşünürek de videolar yapsanız tabi bilimsel çalışmalar bunlarla ilgili bilgilendirmeler önemli ama hepimiz belirli zekaya sahip insanlarınız ortalama 50 60 senelik hayatımın çöp olmasını istemiyorum hangi bölümü okuyacağıma karar veremiyorum sıcak baktıklarımsa mf bölümünde bununla alakalı bir yazı bir video bir bilgilendirme gelse fena olmaz sanki yoksa fayda sağlayabilecek kafam ben ve bir çok insan bu dünyaya dopdolu gelip bomboş gidecek ve bir nesil daha kaybedicez

Ben sanal gerçeklik videonuzla ilgili soru sormak istiyordum. Bu gönderiniz altına yazıyorum.
Sanal gerçekliğin oyun dışında eğitim için uygulamaları var mı Barış bey? Laboratuvar imkanı olmayan okullarda (köy okulları gibi) bu tarz sanal gözlüklerle çocuklar dersleri laboratuvar ortamında işlese çok güzel olurdu. Hatta tıp gibi uygulamalı eğitimler yine bu şekilde öğretilse çok daha faydalı olur diye düşünüyorum. Bu tarz eğitim uygulamaları var mı acaba?

Barış Abi 10 Ağustos’ta Merkür en büyük batı uzanımı konumuna geliyor. 9 Ağustos’ta ise Jüpiter ile Ay yakınlaşıcak. Bize bununla ilgili bilgi verir misin?

Barış Abi 10 Ağustos’ta Merkür en büyük batı uzanımı konumuna geliyor. 9 Ağustos’ta ise Jüpiter ile Ay yakınlaşıcak. Bize bununla ilgili video çeker misin?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir