Yıllardır internette, internetin kendisiyle ilgili bir teoriden bahsediliyor: Dead Internet Theory – Ölü İnternet Teorisi. Bu teoriye göre adı üstünde internet öldü. İnternet diye girdiğimiz yerde gördüğümüz etkileşimlerin büyük bir kısmı artık insanlar tarafından yapılmıyor. Algoritmaları manipüle etmek için birbirine yorum yapan botlar tarafından gerçekleştiriliyor. Elbette biz insanlar da varız ama azınlıktayız. Özellikle sosyal medyadaki postların, gönderilerin büyük çoğunluğu bot.
Kategori: Teknoloji
Yarım asır sonra insanlık yeniden Ay’a gitmeye hazırlanıyor. Bu yüzyıldaki ilk insanlı Ay uçuşunun hazırlıkları artık son aşamasına yaklaştı. Artemis II roketi Florida’daki NASA Kennedy Uzay Merkezi’nde bulunan Araç Montaj Binası’ndan Fırlatma Kompleksi 39B’ye taşındı.
Bu kısım bana çok ironik geliyor, çünkü Dünya’nın en hızlı aracı yolculuğunun bu ilk kısmında saatte 1 km hızla gidiyor. Depodan rampaya 6 km’lik mesafeyi, 12 saatte geçebildi. Aynı roket fırlatıldıktan sonra 10 günde Ay’a gidip gelecek. Roketin tepesindeki Orion kapsülüyse, dört kişilik mürettebatını Dünya’ya geri getirmek üzere atmosfere daldığında saatte 40.000 km hıza ulaşacak. O yüzden ironik diyorum saatte 1 km ile başladığı yolculuk saatte 40.000 km ile bitecek.
“LLM duvara mı çarptı?” sorusunu duyunca aklıma bir otoyol sahnesi geliyor. Uzun, dümdüz bir yol. Yıllarca hep aynı şeyi yaptık: Daha çok veri, daha büyük model, daha fazla GPU. Gazı kökledik, hızlandık, hızlandık, hızlandık. Şimdi ise önümüzde sisli bir ufuk var. Kimine göre yolda bir viraj, kimine göre beton bir duvar, kimine göre de yeni bir otoyola bağlanan bir kavşak.
Sisin ardında ne olduğunu bilmiyoruz ama geçen hafta meydana gelen ilginç bir gelişmeyi gayet net görüyoruz. Geçen hafta dünyanın en değerli şirketlerinden biri, yapay zekâ çiplerinin tartışmasız kralı Nvidia, tarihinin en yüksek gelirini açıkladı. Tek bir çeyrekte 57 milyar dolar. Yanlış duymadınız. Ayda neredeyse 20 milyar dolar kazanan bir şirkete dönüştü.
Görev Zamanı: T+00:47:23 | SSO Yörünge Yüksekliği: 610 km
Kontrol panelimin ekranında yeni modülün telemetrisi beliriyor. SpaceX Starship’in kargo bölümünden ayrılalı kırk yedi dakika oldu. İşte şimdi işimiz başlıyor.
“Starcloud Merkez, burası DC-5, Compute-17 modülü görüş alanında. Yaklaşma vektörleri nominal.”
Dışarı bakıyorum – tabii “dışarı” derken Cupola modülünün 360 derecelik camından. Yeni modül güneşte parlıyor: 14 metre uzunluğunda, 100 tonluk bir kutu. İçinde 300 rack Nvidia GB200 NVL72 var – 40 megawatt işlem gücü. Tek bir modül, dünyadaki ortalama bir hiperscale veri merkezinin yarısı kadar güçlü.
“Elektriği o kadar ucuz hale getireceğiz ki, sadece zenginler mum yakacak.” – Edison, 1880, New York Herald Gazetesi’ndeki röportajdan.
Tam o sırada Fransa’da çamaşırlarını “Lavoir”de yıkayan kadınlar.
—-
Sizi bilmem ama ben çocukluğumda Jetsons izleyerek büyüdüm. Orada Rosie diye bir robot vardı. Alüminyum gövdeli, bataryayla çalışan, “tra-la-la-la” diye şarkı söyleyen robot bir hizmetçi. Onun sahibi Jane Jetson’ın tek derdi güzellik salonuna gitmek ya da dedikodu yapmak için vakit ayırmaktı, çünkü ev işleri çok yorucuydu. Sonra Deus Ex Machina! Rosie geldi. Ev işlerini o üstlendi. Yemek yaptı, temizlik yaptı, Elroy ile top oynadı. Altın kalpli bir makine, bizim de gönüllerimizde yer etti.
“Bu gördüğünüz görüntülerin hiçbiri gerçek değil” diye başlayan bu kaçıncı video olacak bilmiyorum ama bu kez sadece ben değil, siz de aynı şeyi söyleyeceksiniz. Üstelik bu kez gerçek olmayan görüntüler sizin kendi görüntüleriniz olacak, ve bunu bilerek, isteyerek, hatta severek siz yapacaksınız!
30 Eylül 2025. OpenAI, Sora 2’yi dünyaya saldı. Başlangıçta kısıtlı bir kitleye. Video ve ses üretiminde fiziksel olarak daha doğru, gerçekçi ve kontrol edilebilir bir yapay zeka modeli bu. Ancak bu kez bir de yanında Instagram ve TikTok benzeri bir sosyal medya uygulaması da çıkardı. İçinde “Cameo” özelliği var. Ses efektleri var. Ağızla senkronize olabilen diyaloglar var.