Geçenlerde bir sunum hazırlıyordum ve çok özel bir görsele ihtiyacım oldu. Bir yunus görseline. Ama okyanusta değil uzayda, Satürn gezegeni yakınlarında. Dolayısıyla astronot giysili bir yunus olması gerekiyor. Tabi arama motoruna “Satürn’de astronot giysili bir yunus” yazıp aradığınızda hiçbir şey bulamıyorsunuz. İngilizce arama yapsanız bile pek bir şey çıkmıyor. O zaman ne yapabiliriz? Bilgisayardan bizim için böyle bir resim yapmasını rica edebiliriz.
Kategori: Teknoloji
Bugüne kadar gördüğüm en heyecan verici yeşil enerji projelerinden birini paylaşmak istiyorum sizlerle. Yeşil enerji deyince aklımıza genellikle yukarılar gelir öyle değil mi? Güneş ya da rüzgar enerjisi. Sonuçta doğal ve sürekli var olan kaynaklar bunlar. Bahsedeceğim enerji kaynağı da doğal ve sürekli ama yukarıda değil tam altımızda. Toprağın derinliklerinde. Yakın bir gelecekte dünyanın çekirdeğinden yayılan enerjiyi kullanmaya başlayabiliriz.
Dünyanın çekirdeğinin sıcak olduğunu biliyoruz. Ama öyle böyle değil, çok sıcak. Güneşin bizim gördüğümüz fotosfer adı verilen yüzeyinin sıcaklığı 5500°C. Dünyanın çekirdeğinin de yaklaşık bu sıcaklıkta olduğu zannediliyordu ancak yapılan son tahminlere göre 7000 derecelere ulaşabileceği bulundu. Yani Dünya’nın içinde Ay’ın yarıçapının %70’i büyüklüğünde demirden bir küre var ve bu küre Güneş’in yüzeyinden daha sıcak.
Çeyrek asırdan uzun bir süredir aktif olarak teknoloji dünyasının içindeyim ama bu süre içerisinde hiçbir kelimenin “Metaverse” kadar hızlı yayıldığına tanık olmadım. “Öte evren” anlamına gelen bu kelime aslında gerçek evrene bu yönüyle benziyor. Çünkü gerçek evrenin de Big Bang’den sonra bir balon gibi hızla genişlemeye başladığı düşünülüyor. Peki “metaverse” bir balon mu? Eğer öyleyse bu balona ilk ve en güçlü nefeslerden birini vermiş kişi olarak karışık duygular içerisindeyim. Nerede bu metaverse? Kelimenin hayatımıza yoğun bir şekilde girmesinden 6 ay sonra bugün itibariyle konuya kendi bakış açımı sizlerle paylaşmak isterim.
16 Şubat Güncellemesi: Ay’a çarpacak olan parça Space X’e değil Çin’e ait bir roketin parçasıymış. Arizona Üniversitesi’nden bir öğrenci grubu, 4 Mart’ta Ay’a ulaşma rotasında olduğu varsayılan SpaceX Falcon 9 roket booster’ının aslında 2014’te fırlatılan bir Çin roketi olduğunu doğruladı. Çarpışma zamanı ve koordinatları değişmedi. Videonun başlığını buna göre güncelledim.
Yeni yıla girerken, yani Dünya Güneş’in etrafındaki bir turunu daha tamamlarken geç saatlere kadar oturduk, eğlendik; şarkılar şiirler filan derken saatler 12:00’yi gösterdiğinde birbirimize sarıldık, bu mutlu anı hep beraber kutladık. O saate kadar ayakta kalabilmemizi sağlayan şey elbette enerjimizdi. İçimizdeki yaşam enerjisinden bahsetmiyorum. Evlerimizdeki ampulleri aydınlatan elektrik enerjisinden söz ediyorum. Sadece 100 yıl önce böyle bir imkanın olmadığına inanmak çok güç. Olmadığı için de insanlar güneş batınca yatıp, doğunca kalkıyorlarmış. Ama şimdi enerjimiz -minik güneşlerimiz- var ve onları kullanarak geç saatlere kadar oturabiliyoruz.
24 Aralık 2021, büyük bir ihtimalle, evrenin değiştiği gün olarak tarihe geçecek! Çünkü dünyanın en büyük ve en gelişmiş teleskobu uzaya gönderiliyor. Hubble teleskobundan 100 kat daha güçlü olan James Webb Uzay Teleskobu, bugüne kadar hiç göremediğimiz şeyleri görmemizi sağlayacak. Milyarlarca yıl önce evrenin doğduğu ilk zamanları gözlemleyecek. Bir çeşit zaman makinesi gibi çalışarak galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin nasıl oluştuğu konusunda şu ana kadar hiç bilmediğimiz şeyleri öğrenmemizi sağlayacak.