İnternet deyince genelde “bulut”lar akla gelir. Birisine e-posta göndermek için internet tabanlı “bulut bilişim hizmetleri”ni kullanırız. Ya da bir web sitemiz varsa bunu evimizdeki bilgisayarda değil de bu hizmeti veren uzak bir sunucuda barındırırız. İşte o uzaktaki sunucunun yeri bizim bulunduğumuz yer olmadığı için soyut bir kavram olan “bulut”tadır deriz. İşin ironik tarafıysa şu: bir e-posta gönderdiğimizde ya da bir web sitesine girdiğimizde diğerleriyle aramızdaki iletişim yukarılarda değil aşağılarda gerçekleşir. Şu anda izlemekte olduğunuz bu video da dahil olmak üzere 2020 yılı başı itibariyle internetteki tüm uluslararası iletişimin %99’u denizlerin altına döşenmiş 468 tane kablo hattıyla sağlanıyor. Hepsi bu! 468 tane kablo. Tabi bunların bazılarının uzunlukları sadece 131 kilometre, bazılarının uzunluklarıysa 20.000 km. Yine de o kablolardan birini kesseniz koskoca bir kıtanın interneti gidebilir.
Kategori: Teknoloji
Sizlere Omega takımının hikayesini anlatmak istiyorum. Çok da uzak olmayan bir gelecekte yaşanması muhtemel bazı olaylardan bahsedeceğim. Omega takımı yetenekli insanlardan kuruldu. Şirketin karizmatik CEO’su tarafından tek tek görüşülerek seçildi bu insanlar. Kendi alanlarının en iyisi olan araştırmacılardan, mühendislerden, yazılımcılardan oluşan idealist bir grup. Amaçları insanlığa yardım etmekti. Fakat görevleri çok tehlikeliydi. Eğer geliştirecekleri kod yanlış insanların eline geçerse çok kötü sonuçlar doğurabilirdi. Zamanında “Manhattan Projesi” için de dünyanın en zeki beyinleri böyle bir araya getirilmişti. Ama sonuçta ne oldu? Nükleer silahlar ortaya çıktı ve dünya savaşlarında neredeyse insanlık yok oluyordu. Bir kez daha böyle bir sonucun ortaya çıkmaması için bırakın diğer uluslararası şirketleri çok güçlü hükümetlerden bile gizli olarak geliştirmeleri gerekiyordu bu kodu.
Bu videonun başlığını TOGG sedan siparişimi verdim şeklinde koymak istiyordum ama henüz sipariş alınmaya başlanmadığı için sembolik olarak bunu yapmış olalım. Konumuz Türkiye’nin otomobili TOGG. Aslında konumuzun bu olacağını ben bile bilmiyordum. Normalde 2019’da izlediğim en iyi filmler konusunda konuşup ne zamandır ihmal ettiğim sanat başlığında bir içerik üretecektim. Ancak hafta içi muhtemelen çoğunuzun da sosyal medyadan takip ettiği gibi yeni bir otomobilin lansmanı duyuruları yapılmaya başlandı. Ve nihayet Cuma günü yapılan törenle bir değil iki otomobil prototipi birden tanıtıldı. Dolayısıyla ben de elimden geldiği kadar hızlı bir şekilde bu içeriği hazırlamaya çalıştım.
Bugün evimizi nasıl akıllı hale getirdiğimizi anlatacağım. Üstelik bunu pratik örneklerle de göstereceğim ama önce biraz teorik bilgi vermek istiyorum.
Nesnelerin interneti diye bir kavram duydunuz mu hiç? Internet of Things (ya da kısaca IoT) de deniyor. Daha 20 yıl önce 1999’da ortaya atılan bir kavram bu. İnternetin ilk yıllarında ona sadece bilgisayarlar bağlanıyordu. Sonradan cep telefonları, tabletler gibi başka cihazlar da ortaya çıkmaya başladı ve bunlar da internete bağlandı. Günümüzde internete bağlanan cihazların sayısı ve çeşitliliği o kadar arttı ki artık onları görünce şaşırır hale geldik.
Neden 8K video yaptın? Biz 720p bile izleyemiyoruz! Son yayınladığım 3 bölümlük video serisiyle ilgili gerek videonun altındaki yorumlardan ve gerekse sosyal medyadan en çok aldığım tepki bu ve benzerleri oldu. Ben yavaş yavaş haftasonu Pazar günü yayınlayacağım “Zinciri Kırma” videosunu hazırlamaya çalışırken bir yandan da bu yorumlar ardı arkası kesilmeden gelmeye devam etti. O yüzden ben de bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim. Araya böyle bir videoyu hiç aklımda, planlarımda yokken yapıp koyuyorum şimdi. Bazı kısımlarda teknik açıklamalara gireceğim, bu kısımlar video içerik üreticisi olmaya çalışan arkadaşların ilgisini çekebilir ama bence bunun dışında konunun herkesi ilgilendiren sosyolojik bir boyutu var, ona da değineceğim.
2000’li yıllarda uzaya roket gönderme konusunda en heyecan verici isim bugüne kadar SpaceX oldu. Çünkü geçen yüzyılda ancak çok büyük devletlerin ya da uluslararası organizasyonların başarabildiği bir işi ilk kez özel bir şirket de başarmıştı. Üstüne üstlük uzaya gönderdiği roketleri son derece yenilikçi yöntemlerle geri getirip, tekrar tekrar kullanarak maliyetleri düşürmüştü. Kısa sürede onun açtığı bu yoldan başka özel şirketler de yürümeye başladı. Bu şirketlerin hepsi de çok büyük ve güçlü şirketler.