Kategoriler
Tasarım Teknoloji

Evimizi nasıl akıllı ev haline getirdik?

Bugün evimizi nasıl akıllı hale getirdiğimizi anlatacağım. Üstelik bunu pratik örneklerle de göstereceğim ama önce biraz teorik bilgi vermek istiyorum. 

Nesnelerin interneti diye bir kavram duydunuz mu hiç? Internet of Things (ya da kısaca IoT) de deniyor. Daha 20 yıl önce 1999’da ortaya atılan bir kavram bu. İnternetin ilk yıllarında ona sadece bilgisayarlar bağlanıyordu. Sonradan cep telefonları, tabletler gibi başka cihazlar da ortaya çıkmaya başladı ve bunlar da internete bağlandı. Günümüzde internete bağlanan cihazların sayısı ve çeşitliliği o kadar arttı ki artık onları görünce şaşırır hale geldik. 

Mesela şöyle bir şeyin internete bağlanabileceği hiç aklınıza gelir miydi? Daha bunu tarif ederken bile zorlanıyoruz. “Şöyle bir şey” diyoruz. İşte “şeylerin, nesnelerin interneti” kavramı buradan geliyor. Bu nesnelerin en önemli özelliği tekil bir anahtara sahip olması ve internet altyapısıyla çalışabilmesi. Yani bunların hepsinin birer ismi var ve birbirleriyle haberleşebiliyorlar. Bu çok basit gibi görünen konu o kadar önemli ki toplumumuzu, ekonomimizi ve yaşam şeklimizi dönüştürme potansiyeline sahip. 

Bunun en çarpıcı örneği “akıllı ev” konsepti. Bundan 10 yıl önce akıllı evlerden söz ederken, Jetgillerin yaşadığına benzer evler hayal ediyorduk. Sıradan insanların hiçbir zaman içinde yaşayamayacağı son derece ulaşılmaz hayaller. Oysa son yıllarda internet için üretilen bu tür cihazların sayısı ve çeşitliliği artmaya başladı. Daha erişilebilir hale geldi. Artık akıllı bir evin yapılmasını beklemek yerine içinde oturduğunuz evi akıllandırabiliyorsunuz.

İşte biz de evimizde bunu yapmaya başladık. Ben de sizlere böyle bir başlangıç yapmak için hangi nesneleri ne şekilde kullanabileceğinizi örneklerle göstermek istiyorum. Bu videoda kullanacağım IoT parçaları videonun sponsoru Samsung tarafından bana gönderildi ama bir kısmını ben zaten kullanıyordum. Akıllı ev konseptinin en güzel tarafı bunu bir anda yapmak zorunda olmayışınız. Zaman içerisinde elinizdeki nesnelere yenilerini ekleyerek evde daha fazla otomasyon sağlayabilirsiniz.

Biz kendimizi akıllı varlıklar olarak tanımlıyoruz. Neden? Çünkü bir beynimiz var. Akıllı ev için de ilk şart bu. Evin bir beyninin olması gerekiyor. SmartThings Hub bu görevi yerine getiriyor. Tüm organlar yani tüm akıllı cihazlar buna bağlanacak. Evimizdeki prizlerden ışıklara kadar pek çok şeyi önce buna bağlıyoruz. Hem Samsung cihazlarıyla hem de farklı marka cihazlarla uyumlu olarak çalışabiliyor. Bunu önce elektriğe sonra da internete bağlıyoruz. Tavsiyem evinizin merkezi bir konumunda olması. Ben internet modemimin de bulunduğu oturma odasına yerleştirdim. Bu beyni kontrol edebilmek için bir mobil uygulama kullanıyoruz. Android ya da IOS cep telefonumuza “SmartThings” uygulamasını indiriyoruz. Akıllı evimizin kontrol merkezi bu uygulama olacak. Uygulamayı açıp “SmartThings Hub”ı bağladıktan sonra evin odalarını tanımlıyoruz. Mutfak, oturma odası, yemek odası, ev ofis (benim odam) ve bodrum katını da ekledik. Böylece akıllı evimizin temellerini atmış olduk. Dediğim gibi artık her ev akıllı hale getirilebilir. Bizim yaşadığımız ev oldukça eski, neredeyse 100 yıl önce yapılmış. Ama internetiniz ve elektriğiniz olduğu müddetçe pek çok şeyi kontrol edebilirsiniz.

Önce en basit elektrik kontrolüyle başlayalım. Bu priz akıllı bir priz. Yani onun açıp/kapama fonksiyonunu kontrol edebiliyorsunuz. Dolayısıyla elektriğe bağlı bir su ısıtıcısı ya da kahve makinesini de bir lambaderi de kontrol edebilirsiniz. Ütünüzü buna bağlarsanız evden çıktıktan sonra “acaba fişi çekmiş miydim?” sorusuna gerek kalmaz. Çünkü cep telefonunuzdan bunu hem görebilir hem de kontrol edebilirsiniz. Biz bunu kahve makinesine bağlayalım şimdi. SmartThings uygulamasına cihazı ekledikten sonra artık onu kontrol edebilir hale geliyoruz. Bu şekilde manuel olarak düğmeye basıp elektriği açıp/kapayilmemiz de mümkün. Amacımız sabahları kahve yapmak olduğu için bunun elle değil otomatik olarak yapılması daha mantıklı olacak. Uygulamadaki “Otomasyonlar” bölümünden bir koşul ekliyoruz. Otomasyonu etkinleştirecek olan koşul belirli bir zaman olacak. Her gün şu saatte bu priz çalışmaya başlasın diyebilirim. Sadece hafta sonları belirli bir saatte çalışsın diyebilirim. Haftanın şu günleri belirli bir saatte çalışmaya başlayıp yine belirli bir saatte dursun diyebilirim. Hatta eğer bu prize bağlı bir ışık varsa güneş battıktan sonra çalışmaya başlasın ve güneş doğarken kapansın da diyebilirim. Gördüğünüz gibi aslında yaptığımız şey akıllı evimizin beynini programlamak. Ben akıllı prizi kahve makinesini akıllandırmak için kullanacağımdan belirli bir zamanda belirli bir süre çalışması yeterli. Her sabah 5:55’de açılsın ve 6:37’de kapansın. Sabahları 42 dakika boyunca sıcak kahve olması bizim için yeterli 🙂

Akıllı prize bir lambaderi, bir ışık kaynağını bağlarsanız onu da kontrol edebilir. Ama ben bunun için akıllı ampuller kullanıyorum. Normal ampullerden görünüş olarak hiç farklı olmayan bu tür ampuller de SmartThings Hub cihazına bağlanıp yine aynı uygulamadan kontrol edilebiliyor. Her şeyden önce uzaktan ampulleri açıp kapatabilmek, parlaklığını azaltıp/arttırabilmek ya da rengini değiştirebilmek mümkün. Çeşitli otomasyonlar da yapılabilir. Az önce söylediğim gibi. Mesela gün battıktan sonra ışıkları aç. Saat 10:00’dan sonra ışıkları kıs ve 11:00’de otomatik olarak kapat diye programlayabilirsiniz. Evdeki bazı ampullerde buna benzer şeyleri kullanıyoruz ama diyelim ki benim çok daha farklı bir ihtiyacım var. Evin kapısından girince ışıkların otomatik olarak açılmasını istiyorum. Burada artık zamana bir programlama yapamayız. Kapının açılıp/kapanma işleminin evin beynine bir sinyal göndermesi lazım. Vücudumuzda beynimiz bu tür sinyalleri nasıl yakalıyor? Duyu organlarıyla. İşte akıllı evin de duyu organları var ve buna sensör adı veriliyor. 

Videonun başında gösterdiğim “şöyle bir şey” aslında çok amaçlı bir sensör. Manyetik, sıcaklık ve titreşim sensörü. Bunu evinizde koyduğunuz yerde bir titreşim olursa, sıcaklık değişirse ya da bu manyetiklerde bir değişiklik olursa evin beynine “SmartThings”e bir sinyal gönderiyor. Dolayısıyla bunu kapıya yapıştırırsak, açıldığında oluşacak sinyalle kapının olduğu odadaki ışıkların yanmasını sağlayabiliriz. Eğer istersek belli bir süre sonra ışıkların kendiliğinden kapanmasını da programlayabiliriz. Aynı mantıkla evdeki dolapların kapısı açıldığında içindeki ışıkların yanması sağlanabilir. Olabilecek en ilginç ve kullanışlı programlama biçimlerinden biri de şu. Bunu bir pencereye takın. Akıllı prizi de bir vantilatöre bağlayın. Pencereye taktığınız çok amaçlı sensör sıcaklığın 25 dereceyi geçtiğini tespit edince vantilatörün bağlı olduğu akıllı prizi açsın ve vantilatör çalışmaya başlasın. Aynı sensör pencerenin açıldığını fark ederse bu kez vantilatörü durdursun. Artık pencere açıldığı için boşu boşuna çalışmasına gerek yok. Olsun, hava çok sıcak yine de çalışsın diyorsanız bunu oturduğunuz yerden cep telefonunuzla zaten kontrol edebiliyorsunuz. 

Bunlar gayet konforlu seçenekler ama akıllı ev demek sadece konforlu ve otomatik bir ev demek değil. Aynı zamanda güvenli ev de demek. Bu akıllı cihaz bir su sızıntısı sensörü. Evde değilken, tatildeyken, banyonuzda ya da mutfağınızda bir su sızıntısı olup olmadığını öğrenmek için kullanabiliyorsunuz. Bu da bir sensör olduğu için suyu algıladığında size uyarı gönderiyor. Bu uyarı bir cep telefonu bildirimi olabilir. Akıllı ışıkları açıp/kapamak gibi bir şey de olabilir. Ben bunu evin bodrumunda kullanıyorum. Çünkü çok yağmur yağdığında su basma tehlikesi var. Ama sadece bunun için kullanmıyorum. Cihaz ıslaklığın yanı sıra aynı zamanda sıcaklığı da ölçtüğü için bodrumdaki nem giderme aracının otomatik olarak çalışmasını da kontrol edebiliyorum. 

Evin güvenliği konusunda kullanabileceğiniz bir başka akıllı cihaz da hareket sensörü. Adı üzerinde odadaki hareketliliği algılıyor bu sensör. Evinizin uygun bir köşesine yerleştirerek istenmeyen misafirlerin gelmesi durumunda kullanabilirsiniz. Hatta akıllı bir sirenle entegre ederek, hareket algılandığında sirenin çalmasını da sağlayabilirsiniz. Benim bu sensörü kullanım amacım güvenlik değil otomasyonla ilişkili. Bodruma inen merdivenlere yerleştirdim. Aşağıya inerken hareketi otomatik olarak algılayıp ışığı açıyor. Hareketlilik sona erdikten 1 dakika sonra da otomatik olarak ışıkları kapatıyor. Pek çok apartmanın koridorlarında buna benzer sistemler var biliyorsunuz. İşte aynısını evinizde de yaparak özellikle hiç doğal ışık almayan koridorlarda, merdivenlerde böyle otomatik bir çözüm kullanabilirsiniz. Böylece ışıkların açık unutulması gibi bir problem olmayacağı için elektrik tasarrufu da sağlanacaktır. 

Akıllı ev uygulamalarında bir de toplu olarak kontrol edebileceğiniz işlemler tanımlanabiliyor. SmartThings uygulamasında buna “senaryo” adı verilmiş. Günlük yaşamınızda sıklıkla yaşadığınız bir senaryoyu buraya eklemek mümkün. Bizim evde hafta sonu akşamları aile filmleri zamanı var. Aynı isimli bir senaryo oluşturdum. Oturma odasındaki üç akıllı ampul ve TV tanımlı bu senaryoda. Tek bir dokunuşla TV açılıyor, üç ampulden ikisi tamamen kapanıyor ve birinin de rengi maviye dönüşerek parlaklığı azaltılıyor. Üstelik tüm bunları cep telefonumdan değil kol saatimden yönetiyorum. 

SmartThings uygulaması kendisine doğrudan bağlanabilen Galaxy Watch Active gibi akıllı saatleri de evin yönetimine dahil edebiliyor. Yani burada “nesnelerin interneti”yle “giyilebilir cihazlar” arasındaki bir entegrasyondan söz edebiliyoruz. Cep telefonumuz evin dışında belki gün boyu yanımızda olabilir ama evin içindeyken onu her zaman yanımızda taşımayabiliriz. İşte akıllı bir kol saati akıllandırmaya başladığımız evin kontrolünde bize yardımcı oluyor. 

Ben bunun için Galaxy Watch Active 2 kullanıyorum. Haftasonu aile filmleri kuşağımız başlarken az önce tanımladığım senaryoyu tek bir dokunuşla başlatıyorum. Film bittikten sonra da yine tek bir dokunuşla TV kapanıyor, ışıklar sıcak beyaz tonunda parlak bir biçimde açılıyor. 

Saatin en çok kullandığım özelliği bu değil. Akıllı öneriler yapması. Neredeyse gün boyu masa başı çalıştığım için bazen bilgisayar ekranında kendimi kaybediyorum. Tam o sırada kolumda bir kıpırdanma oluyor. Saat bana akıllıca bir öneride bulunuyor. “Uzun süredir oturuyorsun, kalk biraz egzersiz yap!” Hatta egzersizi de tarif ediyor. Mesela 5 kere “torso twist” yaptırıyor. Bu tür minik hatırlatmalarla adeta bir sanal koç gibi davranıyor. Sabah yürüyüşleri, akşamüstü bisiklet turları gibi gündelik egzersizleri zaten otomatik olarak ölçüp takip edebiliyorsunuz ama ölçmesi biraz daha zor olan bir şeyi daha yapıyor. Stres seviyenizi ölçüp bunu takip ediyor. Diyelim ki istemediğiniz, pek hoşlanmadığınız birinden telefon geldi 🙂 Ona kol saatinizden cevap verdiniz ve biraz kızgın bir şekilde telefonu kapattınız. Sakinleşmek için ne yaparsınız? Daha önceki bir videomda cevabını vermiştim. Nefes egzersizleri. 

Saatin kadran tasarımlarından biri size nefes alıp vermeyi hatırlatıyor. Nefes al, nefes ver… Nefes al, nefes ver… Kayışlarını değiştirerek saatin fiziksel tasarımını değiştirebilmek mümkün ama daha da ileri gidip üzerinize giydiğiniz kıyafetin fotoğrafını çekerseniz, onun renk paletine uygun bir saat arayüzü tasarımı da oluşturulabiliyor. 

Nesnelerin interneti ve giyilebilir teknolojiler artık hayatımızın bir parçası haline geldi. Onları adım adım, doğru bir şekilde kurgulayıp tasarlarsak hem fiziksel evimizin hem de vücut evimizin daha sağlıklı, güvenli ve akıllı olmasını sağlayabiliriz.

 

“Evimizi nasıl akıllı ev haline getirdik?” için 5 yanıt

Bir şey sormak istiyorum.Siz geçtiğimiz günlerde Tesla’nın yeni çıkarmış olduğu CyberTruck tanıtılmasını canlı yayında izleyip bizlere de sunmuştunuz fakat bugün tanıtılan TOGG’un ürettiği, devletin desteklediği otomobilin tanıtılmasını neden canlı yayında bizlere sunmadınız? Birde bu otomobil otonom sürüşe sahip,elektrik ile çalışıyor.Hadi CyberTruck’ın tasarımı ilginç vb. fakat Tesla’nın diğer otomobillerini de canlı yayında bizlere sunmuştun. Bu arabaların tasarımları da Tesla model S e benziyor..

Merhabalar Barıs Bey,
Masanızın ustundeki Lava Lambalarını nereden aldınız acaba ? Kucukken cok severdim annemler bana almamıslardı patlamasından korktukları için 🙂 Sizin kullandıklarınızın rengi cok guzelmis umarım cevap verirsiniz tesekkurler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.