Kategoriler
Bilim

Kazayla dahi olan adam

Bugün sizi bir dahiyle tanıştıracağım. Bir matematik dahisi. Evrenin tamamen matematiksel şekillerden, geometriden oluştuğunu düşünüyor. “Sayılar teorisi” üzerine çalışmalar yapıyor. Aynı zamanda bir mobilyacı. Kendi mobilya mağazasında kanepe, koltuk, yatak filan satıyor. İlginç bir denklem değil mi? Ne işi var bir dahinin mobilyacı dükkanında? Onun dönüşümlerle dolu hikayesini öğrendiğinizde daha da çok şaşıracaksınız. Çünkü bu kişi doğuştan değil sonradan, yanlışlıkla, kazayla deha olmuş.

  1. DÖNÜŞÜM

Jason Padgett, 90’lı yıllarda bugünkünden tamamen farklı bir kişilikteymiş. Okulda son derece başarısızmış. Kopya çekermiş. Ödevlerini arkadaşlarına yaptırırmış. Yine de sınıfta kalırmış. Bırakın matematiği, hiçbir derste, hatta resim dersinde bile ödevlerini yapmazmış. Kendi deyimiyle sürekli kızların peşinde koşan, o yüzden de en çok saçlarının şekliyle ilgilenen, vücut yapmaya çalışan hormon dolu bir ergen genç hayal edin. Haftanın her gecesi partileyen, o bar senin bu bar benim gezen, gününü gün eden çılgın bir tip. 

Yine böyle çılgın gecelerden birinde bir karaoke bara gitmiş. Barda öyle sıradışı bir şey olmamış. Şarkılar, şiirler… “Çapkınım hovardayım, Yirmidört ayardayım, Her gece bir bardayım, Hayda hayda di hayda.” şeklinde karaoke havaları 🙂

Ama bar çıkışında arkasından sinsi sinsi iki kişi yaklaşmış ve biri kafasına çok sert bir yumruk indirmiş. Beyaz bir ışık gördüğünü hatırlıyor Jason. Onu görmesiyle anında yere kapaklanmış. Kafasına yumruklar, yüzüne tekmeler filan inmeye devam ederken bunu kendisine yapanları görememiş bile. Sonra onu bulanlar tarafından hemen hastaneye kaldırılmış. 

  1. DÖNÜŞÜM

Hastaneden taburcu olup da evine dönünce her şey değişmiş. Yaşadığı bu travmatik olaydan ötürü kendisinde obsesif kompulsif bozukluklar başlamış. Sürekli ellerini yıkama, sonra havlunun temiz olmadığını düşünüp yeniden yıkama, sonra musluğun da temiz olmadığını düşündüğü için yeniden yıkama gibi takıntılar. Depresyon yaşadığı için evinden çıkamaz hale gelmiş. Hatta güneş girmesin diye pencerelere kat kat perde çekip çivilemiş. 3 gün uyuyup uyandıktan sonra yine uyumak istiyormuş. Böylesine acı dolu bir dönemden geçmiş.

  1. DÖNÜŞÜM

Yaşadığı bu karanlık dönemde bir başka şey daha ortaya çıkmaya başlamış. Artık dünyayı daha önce hiç görmediği bir şekilde algılıyormuş. Musluğu açıp da akan suya baktığında sadece suyu değil, yüzlerce çizgiyi de görüyormuş. Birbiriyle çakışan ya da teğet geçen çizgiler. Fraktal geometri.

“Her şey çok tuhaf görünüyordu” diye hatırlıyor

  • Hareket eden bir şey gördüğümde onu garip donuk kareler, bağımsız sabit resimler ve onları birbirine bağlayan çizgiler şeklinde görüyordum. 

Aslında bir film izlerken gerçekten de birbirinden bağımsız sabit resimler görürüz. Fakat insan beyni 1 saniye içerisinde 12’den fazla resmi gördüğünde bunları birbirine bağlıymış ve aslında donuk değil de hareket halindeymiş gibi algılar. O yüzden filmlerde her saniye bunun iki katı yani 24 tane fotoğraf gösterilir ve yine o yüzden film endüstrisi kendini aynı zamanda “motion pictures – hareketli resimler” üreticisi olarak da tanımlar. 

İşte Jason uğradığı saldırı sonucu yaşadığı beyin sarsıntısının ardından bu resimleri hareketli olarak değil de donuk olarak da görebilmeye başladığını söylüyor. Üstelik sadece filmlerde değil gerçek dünyada… 

Aylarca evinde kapalı kaldıktan sonra dışarı çıkıp da etrafına baktığında her yerde geometrik şekiller görmeye başlamış. Nereye baksa daha önce hiç görmediği şekillerle karşılaşıyormuş. Güneş, bulutlar, yağmur, suya düşen damlalar ve onların etrafında oluşan halkalar. Bunun matematikle bir şekilde ilişkili olduğunu hissettiğini söylüyor. Özellikle de pi sayısıyla. 

  1. DÖNÜŞÜM

Artık dünyayı farklı bir şekilde algılayan Jason, gördüklerini çizimlere yansıtmaya başlamış. Bu çizimlerin neredeyse iyileştirici bir tarafı olduğunu anlatıyor. Çünkü onları yaparken tüm dertlerinden, takıntılarından uzaklaşıp sadece görmeye ve çizmeye odaklanıyormuş. Bir yandan da “acaba delirmeye mi başladım?” diye düşünüyormuş. 

Pek de haksız sayılmaz. Baktığı her yerde pi sayısını görmeye başlayan biriyle ilgili bir film bile vardı değil mi? 

Yaptığı araştırmalar sonucunda kendisinde “sinestezi” olabileceğini bulmuş ve konunun uzmanlarına ulaşmış. Sinestezi insan duyularının birbirine karışması demek.

  • Bir resmi duymak. Ya da sesleri görmek!

Evet, böyle insanlar var. Hatta bir tanesi ünlü bir oyuncu. “Karayip Korsanları” ve “Shine” gibi filmlerden hatırlayacağınız aktör Geoffrey Rush’ta böyle bir durum var. Kelimeleri renklerle ilişkilendiriyor. Örneğin ona göre Pazartesi uçuk mavi renkte. 

Fakat Jason’un durumu bunun da ötesinde çok özel bir durum. O yüzden bilim insanları tarafından incelenmeye başlıyor. fMRI cihazı içindeyken ona matematiksel formüller gösterdiklerinde, beyninin belli bölümleri harekete geçiyor. O sırada geometrik şekiller gördüğünü söylüyor. Sahte formüller gösterdiklerindeyse hiçbir şey olmuyor. Unutmayın kendisi matematik konusunda ortalamanın altında biriydi, uğradığı saldırının öncesinde. Uzmanlar bu saldırı sırasında aldığı darbelerin beynin kortikal dokusunu etkilediğini ve normalde uykuda olan matematiksel bir potansiyeli açığa çıkardığını düşünüyor. 

Yani yanlışlıkla dahi oluyor. 

Buna “sonradan edinilmiş savant sendromu” adı veriliyor. Çok nadir bir durum. Şimdiye kadar sadece 20 civarında vaka tıbbi çalışmalarda kayda geçirilmiş. Dünyada 40 civarında kişinin bu durumda olduğu tahmin ediliyor. Bunlardan iki tanesini podcast yayınlarımda anlattım. Biri şimşek çarpınca müzik dehasına dönüşen Tony Cicoria. Diğeri tarihten bir isim. At arabasından düşünce fotoğraf dehasına dönüşen Eadweard Muybridge. Daha sonra o meşhur at fotoğraflarını çekiyor. 1 saniyede 12 fotoğraf makinesiyle, hareketli bir görüntüyü saniyede 12 kez donduruyor. Onun bu buluşu film kameralarının icadına yol açıyor. Muhtemelen o da yaşadığı kaza sonrasında hareketleri donuk donuk görmeye başlayan biri. Tıpkı bu videoda anlattığım Jason gibi…

  1. DÖNÜŞÜM

Kazayla dahiye dönüşen Jason, tanıştığı bir fizikçinin teşvikiyle okula geri dönüyor. O yaştan sonra yeniden üniversiteye başlıyor. Daha ilk gün öğretmen tahtaya bir denklem yazıp sonra da bunun grafiğini çiziyor. İşte o zaman bir uyanış daha yaşıyor. 

O travmatik deneyim sonrasında elde ettiği yetenekle, nereye baksa gördüğü o geometrik desenlerle, okulda tahtaya çizilen formüllerin aslında aynı şeyler olduğunu fark ediyor. O güne kadar doğru düzgün bir eğitim almadığı için kullanamadığı matematik terimlerini öğreniyor. 

“Bu şekilde sadece okula dönmedim aynı zamanda hayata da döndüm” diyor. “Çünkü kafamda gördüğüm, kalemimle çizdiğim şekilleri başkalarına anlatabilmenin bir yolunu buldum.” 

  1. DÖNÜŞÜM

Okulla beraber yeniden döndüğü hayatı o günden beri oldukça iyi bir yöne doğru ilerlemeye başlamış. Jason kendisinin durumunda olan diğer kişilere yardım etmeye çalışmış. Yeniden gitmeye başladığı okulun kafeteryasında onu çok iyi anlayan biriyle tanışmış. Evlenmişler. 

“Onlar ermiş muradına…” diye bitiresi geliyor insanın masal gibi olan bu olayları. Ama bitirmeden önce “biz çıkalım kerevetine” de dememiz gerekiyor. Masallarımızın sonunda boşu boşuna bu deyim kullanılmaz. Başka insanların mutluluğuna ortak olmak yetmez, bir de bu mutluluktan kendimize düşen payı almak manasına gelir bu deyim.

Acaba diyorum, bizim kortikal dokumuzun bir yerlerinde uyumakta olan bu tür bir yetenek var mıdır? Yoksa Jason’ın zaten doğuştan çok özel bir beyni vardı da kazaya kadar bu özel yetenekler uykuda mıydı? 

Onu inceleyen doktorlardan biri şöyle diyor: “Eğer o özel bir beyne sahip olsaydı ve sonra bir sakatlık geçirseydi, bu çok büyük bir tesadüf olurdu. Büyük olasılıkla herkesin beyninde uykuda olan bir şeyler var.” 

  • İnsan beyni fabrikada yüklenmiş çeşitli yazılımlarla gelir. Çoğumuzun bu yazılımlara erişimi yoktur.

Bunu söyleyen kişi Dr. Darold Treffert. Ama asıl mesele şu diye ekliyor kendisi:

  • Birisi kafa hasarı almadan ya da merkezi sinir sistemine ilişkin bir olayla karşılaşmadan uyumakta olan bu potansiyele nasıl dokunabilir?

Bir başka deyişle masalların sonunda gökten üç elma düşer ya. Bunlar bizim kafamıza düşmeden nasıl akıllanırız? Isaac Newton olabilmek için illa kafamıza elma mı düşmesi gerekiyor? Jason gibi bir dahiye dönüşebilmek için bar çıkışı saldırıya mı uğramalıyız? Evrenin her yerinde matematiğin dilini görebilmenin daha kolay bir yolu yok mu? 

Jason’un bu akıllara durgunluk verici hikayesini araştırırken bir yandan da kafamda bu sorular dönüp duruyordu. Sonra internetin bir köşesinde çok ilginç bir bilgiyle karşılaştım. Bana göre o kadar ilginç bir ayrıntı ki, bunu Jason’un hayatındaki yeni bir dönüşüm olarak yorumluyorum.

  1. DÖNÜŞÜM

Sizi yeni biriyle tanıştırayım: Brady Simmons. O da Jason gibi ergenlik döneminde epeyce problemli bir hayat yaşıyormuş. 20’li yaşlarında uyuşturucu ve alkol bağımlılığıyla mücadele ediyormuş. Tıpkı Jason gibi o da her gece bir bardaymış. Hatta yine Jason gibi bir gece o da bir karaoke barına gitmiş. Onun gittiği yerde de aynı şarkılar, şiirler… “Bu Gece barda, Gönlüm hovarda, Çalsın sazlar oynasın kızlar, Hayda hayda gül hayda.” Gecenin ilerleyen saatlerinde, içmiş başı dumanlı bir halde bu tığ gibi delikanlı, yanındaki arkadaşı külhanlıyla bar çıkışında birini takip etmeye başlamışlar. Sinsi sinsi arkasından yaklaşmışlar ve kafasına yumruğu geçirmişler. Evet, o gece Jason’a saldıran kişilerden biri bu kişi. Karaoke barda söyledikleri şarkı dışında her şey gerçek. 

Fakat yıllar içerisinde bu uyuşturucu ve alkol bağımlısı kişi de değişmiş. O gece yaptıkları zorbalık, şiddet dolu saldırı, onun beynindeki bir noktayı değil de vicdanındaki bir noktayı uyandırmış. 

“Arkadaşlarımla dışarı çıkıp çok içerdim ve birçoğunun içerken kötü ve aptalca şeyler yaptığını görürdüm” diyor. “Ayrıca testosterondan tamamen bunaldığımı da hatırlıyorum. O yaşta birçok erkek sadece sert ve güçlü olmak ister. O yüzden ona buna saldırmadan duramıyorduk.”

Yanlış anlaşılmasın bu itirafları yakalandığı için filan yapmıyor. Zaten o olay sonrasında da yakalanmamış. Dedim ya yıllar boyunca vicdanını yaralamış bu yaptıkları. Değişmeye karar vermiş. Kar amacı gütmeyen bir dernekte başkalarına yardım etmeye başlamış. Fakat yine de bir türlü tatmin olamıyormuş. Ve en sonunda Jason’a kendi isteğiyle ulaşıp, onunla yüzleşmiş ve ondan özür dilemiş. 

Peki Jason neler düşünmüş dersiniz o sırada? Kendi kafasına vuran bu kişi ve yaptıkları hakkında? Yine geometrik şekiller görmeye başladığını söylüyor. “Sanırım affetmenin de geometrik bir şekli var” diyor. “Ben o şekli görmeye başladım.”

“Uzay-zamanı belirten çizgiler vardır ya. Zamanı o çizgilerin yüzey alanı gibi düşünebilirsiniz. Vakit geçtikçe acıyı daha geniş bir yüzeye yayarsınız. Zamanın yaraları iyileştirdiğini söylemelerinin bir nedeni de bu sanırım.”

“Kazayla dahi olan adam” için 6 yanıt

”İnsan beyni fabrikada yüklenmiş çeşitli yazılımlarla gelir. Çoğumuzun bu yazılımlara erişimi yoktur.”

”Birisi kafa hasarı almadan ya da merkezi sinir sistemine ilişkin bir olayla karşılaşmadan uyumakta olan bu potansiyele nasıl dokunabilir? ”

”Jason gibi bir dahiye dönüşebilmek için bar çıkışı saldırıya mı uğramalıyız? ”

Yazınızı birkaç sefer okuyup videonuzu izleyince bende çok merak ettim bu soruların cevabını. Evet, bu yazılımlarımıza nasıl erişebiliriz, potansiyelimizi nasıl açığa çıkartabiliriz. Barış abimin 2021’de ZİNCİRİ KIRMA içeriği aklıma geldi.O videoda hatırlarsanız hedeflediğimiz şeyi hergün bir önceki günden sadece %1 daha iyi yapsak dahi yılın sonunda 37 kat daha iyi oluyorduk ve bu gelişimimiz logaritmik bir eğri oluşturuyordu çünkü doğada, doğal hayatta hiçbirşey dümdüz, lineer değildir ama insan böyle bir yanılgıya düşer demişti. Kim bilir belki Jason bizim Zinciri Kırma metodunu uygulamamızı gözlemlese aynı şekilde gelişimimizi belirten Logaritmik uzanan çizgilerimizide gördüğünü anlatırdı ( İki ayrı fikir çekirdeğini birleştirebildim sanırım Barış abim 😀 )

“Uzay-zamanı belirten çizgiler vardır ya. Zamanı o çizgilerin yüzey alanı gibi düşünebilirsiniz. Vakit geçtikçe acıyı daha geniş bir yüzeye yayarsınız. Zamanın yaraları iyileştirdiğini söylemelerinin bir nedeni de bu sanırım.”

Hergün önümüze tertemiz, bembeyaz bir sayfa konuluyor. O sayfayı istediğimiz gibi doldurabiliriz, önemli olan hayat oyununda kendi hamlesini yapıp sıra bize geldiğinde kendi hamlemizi pas geçmememiz gerektiği. Gelişim sürecimizi ve yaşadığımız zor zamanları zamana yayalım böylece vakit geçtikçe yaralarımız daha geniş bir alana yayılıp iyileşecek ve gelişim sürecindeki zorluklarımız yine zamana yaydığımız için daha aşılabilir olacaktır.

Bunları yazmak istedim, Teşekkürler Barış abim 🙂

Merhaba Barış Bey:
Enfes bir paylaşım…Orta seviyede bir insanım sizi takip ettikçe harekete geçmek isteyen biriyim…Bu aralar rezonans kanunu anlamaya çalışıyorum.Bu noktada video yaptınız mı bilmiyorum.Rica etsem yalın anlatımınızla bir anlatsanız ve kafama oturtsam su meseleyi…😉Başarınızın devamını dilerim…

Moderatörler biliyorum bunu önce siz görüyorsunuz ama şu 10:14 – 10:57 arkadaki bestenin kime ait olduğunu mail adresime gönderin bari. Sabahtan beri bulamadım. Çıldırmama ramak kaldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.