Kategoriler
Bilim Verimlilik

Mutluluğun formülü: D+O+S+E

Bir dakikalığına hayatınıza bir virgül koyup şunu düşünmenizi istiyorum. Mutlu olmak için ne yapmak gerekiyor? 

  1. İyi bir okula gitmek mi? 
  2. O okuldan iyi dereceyle mezun olmak mı? 
  3. İyi bir işe girmek mi? 
  4. Çok sevdiğin biriyle evlenmek mi? 
  5. Yukarıdakilerin hepsi mi?

Konuyu yine bir soru ve onun şıkları şekline indirgeyebildiğimize göre biraz bilimsel düşünmeye çalışalım şimdi de. Mutluluğun edebiyatını yaptık, felsefesini okuduk, hatta resmini bile gördük. Şimdi de bilimini anlamaya çalışalım. 

Çünkü mutlu olmak için ne yapmak gerektiği sorusunun cevap şıklarına nedense hep dış dünyayla ilgili şeyler koyulur. Bunların hangisini seçerseniz seçin size kısa vadeli bir mutluluk sağlar. Her bir şık sizi en fazla bir kaç hafta mutlu eder. Uzun vadeli mutluluk dış dünyanız tarafından değil, iç dünyanız tarafından belirlenir. Beyninizin dünyayı nasıl algıladığıyla ilgilidir. Sürekli olarak mutlu olabilmekse mümkün değildir.

Gördüğünüz gibi bulduğumuz şey şu, gerçekliğin bizi şekillendirmesine gerek yok, beyninizin dünyaya bakışınızı belirleyen lensler gerçekliğinizi şekillendiriyor. Ve eğer lensleri değiştirebilirsek, mutluluğunuzu değiştirmekle kalmayıp aynı zamanda her bir eğitimsel ve ticari sonucu da değiştirebiliriz. 

Bu konuşan kişi dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olarak kabul edilen Harvard’a girmiş ve girdiğinde elbette çok mutlu olmuş. Etrafındaki tüm arkadaşları da tıpkı onun gibi mutluymuş. Neden olmasınlar ki? Herkesin arzu ettiği bir eğitimi alma şansını yakalamışlar. Fakat sonra fark etmiş ki öğrenciler ilk iki hafta geçtikten sonra eskisi kadar mutlu değiller. Beyinleri orada olmanın ayrıcalığına, prestijine ya da felsefesine odaklanamıyor. Beyinleri rekabete, iş yüküne, mücadeleye, strese ve dolayısıyla şikayetlere odaklanıyor. 

Bunu çok küçük bir ölçekte hepimiz hemen her gün yaşıyoruz aslında. Müzik dinlerken mesela. Müzik dinlemek neden zevklidir biliyor musunuz? Beyniniz sürekli bir sonraki notayı tahmin etmeye çalışır ve yaptığı her doğru tahmin onun dopamin salgılamasına sebep olur. Eğer dinlediğimiz müzik beynimize hiç tanıdık gelmiyorsa o da hiç doğru tahmin yapamaz ve sıkılır. Klasik müzik ya da caz gibi sofistike türlerin popüler olamaması biraz da bununla ilgili galiba. Öte yandan skalanın öbür ucunda müziğin çok tanıdık gelmesi var. Bir sonraki notayı zahmetsizce tahmin edebildiğiniz türdeki müzikler. Beyniniz bundan da mutluluk duymaz. Aynı parçayı defalarca dinlemek de benzer bir etki yaratabilir. İlk dinlemelerde zevk verirken tekrar sayısı artınca beyin bundan sıkılmaya başlar. Dopamin salgılanması için ideal nokta bu ikisinin arasında, orta noktadır. 

Mutlulukla ilgili bu basit saptamayı hayatın her alanında bulabilirsiniz. Bir şeye sahip olmak, ulaşmak değildir sadece mutluluk veren. Ona ulaşabilme hayali ve ihtimalidir aynı zamanda. 

Mutlu Beyin kitabında insana mutluluk veren dört kimyasaldan söz edilir. Vücudun salgıladığı bu kimyasalları ben kitaptaki sıralamayla değil de baş harflerine göre akılda tutması kolay başka bir sırayla göstermek istiyorum. 

İlki Dopamin. Beynimiz sürekli ödül peşinde. Bir çeşit ödül avcısı da diyebiliriz onun için. Instagram’a koyduğunuz bir resme gelecek basit bir beğeniyi ödül olarak kabul ediyor. Dinlediğiniz müzikte bir sonraki notayı bilmek bile dopamin salgılamasına yetiyor. Bunlar bizim için sosyal ödüller. Hayatta kalmak için beynin ödül olarak belirlediği çok daha temel bir şey var: Yemek. 

Bu konuda maymunlar üzerinde çok çarpıcı bir deney yapılmış. Yine Mutlu Beyin kitabından bu kez aynen aktarıyorum.  

Deneyde hayvanlar bir görevi yerine getirmek ve sonunda ıspanakla ödüllendirilmek üzere eğitildi. Birkaç gün sonra ıspanak yerine meyve suyuyla ödüllendirildiler. Bu beklenenden çok daha büyük bir ödüldü ve maymunların dopamini arttı. 

Biraz garip bir benzetme olacak belki ama normal bir üniversiteye girmeyi beklerken Harvard’ı kazandığını öğrenen bir öğrenci gibi düşünün… bu maymunları… Bakın şimdi ne olacak… 

Fakat meyve suyu ödül olarak verilmeye devam ederken tuhaf bir şey oldu. Maymunların dopamini birkaç gün içinde düşüşe geçti. Beyin o tatlı, sulu ödüle tepki vermemeye başladı. 

Harvard’ı kazanan öğrencilerin iki hafta sonra mutluluğunun azalması gibi bir şey bu. Çünkü o öğrenciler de bu maymunlar da artık ulaştıkları yeri artık çantada keklik görüyorlar. 

Başka bir deyişle onu artık çantada keklik olarak görüyorlardı. Dopamin ödüller hakkında yeni bilgiler depolamak üzere gelişmişti. Yeni bir bilgi olmadığına göre dopamine gerek yoktu. 

Dinleye dinleye eskittiğiniz bir müzik parçasını notası notasına öğrenmek gibi. Yeni bir bilgi olmayınca beyin bundan sıkılıyor. Daha da ilginci deney burada bitmiyor. Eskiden ıspanağı bulunca mutlu olan maymunlar bakın deneyin sonunda ne hale geliyor.

Deneyin sonu üzücü oldu. Deneyi yapanlar ıspanağa geri döndü. Maymunlar sinirlendi. Çığlık attılar ve ıspanakları araştırmacılara fırlattılar. Maymunlar meyve suyu beklemeyi öğrenmişti. Bu onları mutlu etmiyordu. Kaybetmek onları kızdırıyordu. 

Bizde bir laf vardır: Attan inip eşeğe binmek. Bu maymunlar resmen attan inip eşeğe binmişler. Tabi beğenmeyecekler. Başlangıçta onları mutlu eden aynı ıspanak sonunda bırakın mutlu etmeyi kızdırıyor. Üzüyor. Mutsuz ediyor. Konuşabilseler şikayet edecekler, Harvard’a giren öğrenciler gibi. 

Peki ne değişti? Beynin dış dünyayı algılayış biçimi. Yoksa ıspanak aynı ıspanak. 

Bizi mutlu eden kimyasallar sadece dopaminden ibaret değil. Oksitosin, Serotonin ve Endorfin de var. 

Dopaminin ödül aradığını söylemiştik.
Oksitosin sosyal ilişkiler inşa eder.
Serotonin diğerlerinden saygı görmek ister.
Endorfin fiziksel acıyı görmezden gelir.

Çünkü

Dopamin aradığını bulmanın keyfini verir.
Oksitosin sosyal bağların konforudur.
Serotonin sosyal önemin güvenidir.
Endorfin acıyı örten coşkudur.

Beynin salgıladığı bu mutlu kimyasallarla ilgili ayrıntılı bilgiyi Mutlu Beyin kitabından okuyabilir ya da dinleyebilirsiniz. Ben bu videonun sponsoru da olan Storytel’den dinledim ve kendini geliştirmek isteyen herkese de tavsiye ederim. Binlerce sesli kitaptan oluşan bir kütüphaneyi cebinizde taşıyıp telefonunuzdan dinlemek gerçekten de çok büyük bir kolaylık. Eğer denemek isterseniz ya da sadece bu kitabı dinlemek isterseniz aşağıda vereceğim linke tıklayıp ilk 14 gün boyunca ücretsiz olarak bunu yapabilirsiniz.

Mutlu olmak için bu dört hormonun salgılanması gerektiğini öğrendik de bunları nasıl kontrol edeceğiz? Asıl soru burada. Beynimizin bir düğmesi yok ki basınca dopamin ya da oksitosin salgılasın. Zaten o yüzden yok. Olsaydı habire o düğmeye basardık. Oysa bu hayatta sürekli mutlu olabilmek mümkün değil. Hayatın inişleri de var, çıkışları da. Bazen ıspanak yiyoruz bazen de meyve suyu içiyoruz. Bütün mesele meyve suyundan sonra önümüze ıspanak gelince de mutlu olmak… demiyorum. Dedim ya her zaman mutlu olamayabiliriz. Ama en azından strese girmemek, öfkelenmemek, şikayet etmemek. 

Şanslıyız çünkü bunu yapabilmek için maymunlarda olmayan bir özelliğimiz var. Yazı yazabiliyoruz. Ne alakası var diye düşünebilirsiniz. Az önce size tanıttığım Harvard’a girmiş olan bir öğrenci vardı ya. Hani arkadaşlarının mutluluk seviyesinin iki hafta içerisinde düştüğünü gözlemlemişti. İşte o diyor ki:

Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var. Art arda 21 gün boyunca yapılan iki dakikalık bir süre içinde beyninizin gerçekten daha iyimser ve daha başarılı bir şekilde çalışmasını sağlayabiliyoruz. 

İki dakikalık sürede ne yaptırıyorlar biliyor musunuz? Kişilere minnettar oldukları şeyleri yazdırıyorlar. Benim sizlere her yıl anlattığım zinciri kırma yönteminde olduğu gibi bu kişinin önerisini her gün tekrarladıklarında beyinlerinde dünyayı negatif yerine pozitif bir şekilde görmelerini sağlayan bir yöntem geliştiğini saptamışlar. 

Ben bu öneriyi biraz daha değiştirip sizden her gün dört kısa cümle yazmanızı isteyeceğim. Her mutluluk hormonunun hatrına bir tane. Buna “mutluluk için her gün bir DOSE” da diyebiliriz. Çünkü emin olun geçen 24 saat boyunca başınıza gelen bir pozitif olayı kayda geçirmek beyninizin onu tekrar yaşamasını sağlıyor. Bu tür bir alıştırmayı her gün yaptığınızda beyninizde yeni ve kalıcı yollar inşa ediliyor. 

İki dakika bile sürmeyecek bu egzersizde en küçük şeyleri bile yazabilirsiniz. Tertemiz bir bardak su içtim. Arkadaşıma sadece dostum olduğu için teşekkür ettim. Ne demişler olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. İşte o sıhhatli nefesim var. En önemlisi de Temel Reis’in bile yemeye can attığı o müthiş sebzeyi yedim 🙂

İyi bir okula gitmek, o okuldan iyi dereceyle mezun olmak, iyi bir işe girmek, çok sevdiğin biriyle evlenmek ve bu listeye ekleyebileceğiniz gelecekteki tüm hedefler elbette önemli ve onlara ulaşınca mutlu olacağınız kesin, kısa süreli de olsa. O zamana kadar sahip olduklarınızla ve yaşadıklarınızla ilgili yazacağınız dört pozitif şey “mutluluk için bir DOSE” almanıza bugün de yeter. Ve emin olun bugünkü mutluluğunuz da en az gelecektekiler kadar önemli. 

“Mutluluğun formülü: D+O+S+E” için 12 yanıt

Çalan şarkının orijinali Cyndi Lauper – Time After Time
ama yanılmıyorsam bu videodaki koro versiyonu, biraz araştırdım ve şu koro olabileceğini düşünüyorum;

Grand Rapids Women’s Chorus – Time After Time

Barış bey, severek izlediğim bir videonuz daha. Teşekkürler. Ancak kullandığınız müziklerin kaynaklarını sitenizde bulamıyorum. Telif hakkından dolayı lisanslı müzik kullandığınızı biliyorum. Ben de lisanslı müzik dinlerim. Ancak hiç olmazsa şarkıcının ve şarkının ismini yazarsanız memnun oluruz.

sevgili Baris merhaba.. Youtube’da bos bos gezinirken birden bir cevher gibi ciktin karsima. Seni buldum. Cok degerli isler cikartmissin. Ben izlemekten yoruldum, ama sen cekmekten yorulmamissin. Emegine, düsüncene saglik. Ben Utrecht Universitesinde doktora sonrasi arastirmacisi olarak iklim degisikliginin deniz seviyesine etkilerini arastiriyorum. Bulgularimizi etkin bir sekilde yayimlamak bizler icin cok önemli. Fikrine ihtiyacim var. Bi ara vaktin olursa Skypedan sohbet edelim derim. Uygun oldugun zamani bana bildirirsen sevinirim. Email adresim: [email protected]

Sevgiler, iyi calismalar

Star Karabil

Bu gün “Mutluluğun formülü D+O+S+E” videonu izledikten sonra kendime küçük bir defter yaptım. Kapağını beni mutlu eden şeylerle süsledim ve o benim DOSE defterim oldu. Umarım zinciri kırmadan bu defteri doldurabilirim. Şimdiden daha mutlu hissediyorum. Çok teşekkür ederim.

Yorumunuz denetim için bekliyor.
Otofaji ve beslenme hakkında bilgi verirseniz güzel olur. Cağımızın hastalığı obezite ve yarattığı hastalıklar. Önemli bir konu

Merhaba Barış, “Ayakkabı bağcığı neden kendiliğinden çözülür?” videosunun metnini yayınlayabilir misin? Ayrıca lütfen video açıklamalarına eskisi gibi detaylar ve yardımcı bağlantılar koymaya devam et.

Bu mutluluk hormonlarının bizim üzerimizde etkili olabilmesi için sokak ve barınak hayvanlarının her zaman tok – mutlu olması gerekiyor Barış bey, yazınız çok güzel bunu tartışamayız ama hayvanlar bizim kırmızı çizgimiz olduğundan belirtmek istedik. Ayrıca sizi ekip olarak severek takip ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir