Daha birkaç ay önce 27 Mart 2020’de dünya yörüngesinde dolaşan uzay teleskobu NEOWISE yeni bir kuyruklu yıldızı keşfetti: C/2020 F3. Teknik ismi biraz karışık olduğu için kısaca onu keşfeden teleskobun adıyla da anılıyor. NEOWISE kuyruklu yıldızı 3 Temmuz’da Güneş’in etrafından döndü ve şu anda saniyede yaklaşık 72500 km hızla Dünya’ya doğru yaklaşıyor. 23 Temmuz’da gezegenimize hiçbir zarar vermeden bize en yakın olduğu noktadan -103 milyon km ötemizden- geçip gidecek ve bir daha 6766 yıl sonra tekrar uğrayacak.
“Yüzlerce gemi ve uçağı arkalarında bir iz bırakmadan yok eden dünyanın bu özel diliminde ne var?” (Argosy Dergisi, Şubat 1964, Vincent Gaddis)
Bermuda Şeytan Üçgeni diye bir şey duydunuz mu? Atlantik Okyanusu’nda çok sayıda geminin ve uçağın gizemli bir şekilde kaybolduğu iddia edilen bir bölge var.
İlk olarak Kristof Kolomb’un günlüklerinde yazdığı söyleniyor. Kaptanın seyir defterinde pusulaların şaşırdığı ve gökyüzünde uçan ışıklar görüldüğü not edilmiş.
Eğer sesin yoksa… ÇIĞLIK AT!
Eğer bacakların yoksa… KOŞ!
Eğer umudun yoksa… İCAT ET!
Geçenlerde arşivimi düzenlerken “eşim fotoğraf çekerken” çektiğim bu fotoğrafı buldum. Onun neyi görüntülemeye çalıştığını hatırlamıyorum. Muhtemelen dünyanın o zamanlar bu en büyük oteli olan 6852 odalı MGM Grand’in karşısındaki sahte özgürlük heykelini karesine sığdırmaya çabalıyordu. Ama o bunu yapmaya çalışırken benim 15 sene önce neden bu tuhaf kompozisyonlu fotoğrafı çektiğimi gayet iyi hatırlıyorum. Arkadaki KA yazısını görüyor musunuz?
Hafızamız olmasaydı ne olurdu hiç düşündünüz mü? Hiçbir şeyi tanıyamazdık, bilemezdik. Dolayısıyla sevemezdik. Hafızamızın tümünü değil, bir kısmını kaybetsek bile…
Böyle bir film vardı. Neydi adı? Hatırlayabilecek miyim bakalım… 50 First Dates! Drew Barrymore’un canlandırdığı Lucy adlı bir karakter vardı o filmde. Lucy, bir trafik kazası geçirip ciddi şekilde kafasından yaralanmıştı. Kısa süreli hafızasını kaybetmişti.
- Yani hiçbir şey hatırlayamıyor mu?
Uzun süreli hafızası olduğu gibi duruyor. Beyninin farklı bir kısmı yaralandı. Tüm hayatını, kazadan önceki geceye kadar hatırlıyor. Sadece yeni bilgileri saklayamıyor.
Bu gezegendeki 16770. günüm. Doğduğumdan beri 174 cm uzunluğa ve 63 kg ağırlığa ulaştım. Ekonomik olarak değerim $1839.
Evet. Bir tartışmada bana “sen kaç paralık adamsın?” diye sorsalar verebileceğim cevap bu: $1839.
Bunu vücudumdaki kimyasal elementlerin miktarına bakarak hesapladım. Yarısından fazlası Oksijen. Bildiğiniz, havadan soluduğumuz Oksijen. Yani aynı zamanda boş bir adamım. Sahip olduğum 38.5 kg Oksijeni satabilseydim, $116 ederdi. Ondan çok daha az olsa da vücudumdaki 6.5 kg’lık Hidrojeni satabilseydim oksijenden daha çok para kazanırdım: $755. Hidrojen yakıt olarak kullanıldığı için daha değerli. Normalde 60 çeşit element var vücudumuzda ama bunlardan 7 tanesi %99’umuzu oluşturuyor. Geriye kalan %1’in içinde neler var, neler…
Ellerimi kontrol ettim. Parmaklarımı saydım. Olması gerektiği kadardılar. Ama ben bir rüyada olduğumu biliyordum. Karşımdaki tabloya baktım. Yerde küçük bir beşik vardı. Yoksa sepet mi o? Sağdaki kişinin duruşunu hiç unutamıyorum. Eski bir kule gibi dikiliyor toprağın üstünde. Ellerine baktım. Ve işte o zaman anladım. Kesinlikle bir rüyadaydım.
Çok güzel bir rüya görürken hiç bitmesin istediğiniz oldu mu? Eğer olduysa rüya gördüğünüzün farkına varmışsınız demektir. Buna “lüsid rüya” adı veriliyor. Lüsid “berrak” demek. Rüya görürken rüya gördüğünün farkında olmak. İnsanların yarısı hayatında en az bir kez, her 5 kişiden biri ayda bir kez böyle bir deneyim yaşıyor. Bazıları biraz egzersizle herkesin rüyalarını kontrol edebileceğini iddia ediyor. Sizin başınıza hiç böyle bir şey geldi mi?